İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/722 E. 2024/1068 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/722
- Karar No
- 2024/1068
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/722 Esas KARAR NO : 2024/1068 DAVA : İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2022 BİRLEŞEN İZMİR 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/742 ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA; DAVA : İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2023 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Elektrik Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. MAHKEMEMİZİN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA; İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen...nolu Elektrik Tedarik Lisansı kapsamında ülke genelinde son kullanıcılara elektrik enerjisi satışı faaliyetinde bulunduğunu, davalı şirketin ... - ... - ... ve...esisat nolu 5 ayrı işletmesine indirimli elektrik enerjisi tedarik etmek üzere 05.10.2021 tarihinde 'Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma' imzalandığını, müvekkil şirket tarafından davalı tarafa sözleşmeye uygun olarak elektrik enerjisi tedarik edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafından elektrik tüketim faturalarının ödemediğini, müvekkilince söz konusu faturaların ödenmemesi üzerine Merkezi Takip Sisteminin... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, sözleşmenin, davalının sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle feshedilmiş olması nedeniyle davalı tarafa... tesisat nolu kullanım yeri için 14.02.2022 tarihli 36.718,78 TL bedelli cezai şart faturası ile...esisat nolu kullanım yeri için 14.02.2020 düzenlenme tarihli ve 20.312,38 TL tutarlı cayma bedeli faturasının tahakkuk ettirildiğini, bu faturaların ödenmemesi üzerine de 21.03.2022 tarihinde Merkezi Takip Sisteminin ...esas sayılı dosyası üzerinden 57.031,16 TL asıl alacak, 1.170,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 58.201,16 TL üzerinden takip başlatıldığını belirterek Merkezi Takip Sisteminin... sayılı dosyası ve Merkezi Takip Sisteminin ... sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazları olduğu, davacı şirket tarafından MTS'nin ...Esas sayılı dosyaları üzerinden müvekkil şirket hakkında başlattığı ilamsız icra takibinde herhangi bir fatura kaydı belirtilmeksizin 144.949,47 TL'nin müvekkilinden talep edildiğini, davacı taraf ile müvekkil şirket arasında elektrik tedariğine istinaden bir sözleşme imzalanmış ise de imzalanan sözleşmenin davacı tarafça müvekkiline ibraz edilmediğini, dilekçe ekinde sunulan sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafça sözleşmenin süresinden önce feshedildiğini, teminat mektubunun haksız yere paraya çevrildiğini ve sözleşmenin süresinden önce feshedilerek müvekkilinin mağdur edildiğini, müvekkil şirketin akaryakıt istasyonu işlettiğinden elektrik enerjisinin ticaretin devamlılığı için temel unsur olduğu göz önüne alındığında faturalarını ödememiş olmasının düşünülemeyeceğini, müvekkilinin kullanmış olduğu enerji için davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığınını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN İZMİR... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA; İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen ... Elektrik Tedarik Lisansı kapsamında ülke genelinde son kullanıcılara elektrik enerjisi satışı faaliyetinde bulunmakta olduğunu, müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında akdedilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi (İkili Anlaşma) imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak elektrik tedarik etmiş olmasına rağmen davalı taraf elektrik tüketim faturalarını ödemediğini, davalı tarafın borçların ödememesi üzerine, alacaklarımızın tahsilinin sağlamak amacıyla İzmir... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyası üzerinden davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, iş bu takibe davalı borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, belirterek İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasındaki davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin tüm ferileriyle devamına, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: görev itirazları olduğu, uyuşmazlık konusunun davacının iddasına göre ödenmeyen enerji bedeli olduğundan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülmesinin gerektiğini, davacı tarafın İzmir ... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirket hakkında başlattığı ilamsız icra takibinde herhangi bir fatura kaydı numarası belirtmeksizin toplamda 32.852,57-TL miktarının müvekkilinden talep edildiğini, ödeme emrinin tebliği üzerine, müvekkilinin alacaklı olduğun iddia edilen tarafı borcu olmaması sebebiyle itiraz ettiğini, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında elektrik tedarikine istinaden bir sözleşme imzalanmış ise de tarafımızca imzalanan sözleşme davacı tarafça ibraz edilmediğini, dilekçe ekinde sunulan sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafça taraflar arası abonelik ilişkisini ispatlayan veya şartları ortaya koyan müvekkili tarafından imzalanan sözleşme ibraz edilmediğini, sunulan sözleşmedeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, davacının haksız kazanca yönelik bu iddialarını kabul etmediklerini, davacıya kullanılmış enerjiden kaynaklı borcun bulunmadığını belirterek öncelikle görev itirazımızın kabulüne, esas yönünden haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, haksız ve kötüniyetli icra takibi yapan davacı alacaklı aleyhine İcra İflas Kanunu 67/2 maddesi kapsamında %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Asıl davada dava elektrik aboneliğinden kaynaklanan fatura ve cezai şart alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen davada dava elektrik aboneliğinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -Merkezi takip sisteminin ... esas ve Merkezi takip sisteminin ... esas sayılı dosya suretleri, -İzmir...cra Müdürlüğünün... esas sayılı dosya sureti, -Bilirkişi ...nın 14/02/2023 tarihli kök raporu, 27/04/2023 tarihli 1.ek raporu, 01/08/2024 tarihli 2.ek raporu, -İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20/03/2023 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi ...'ın 04/10/2023 tarihli raporu, -Bilirkişi ...'nın 04/04/2024 tarihli raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “cezai şart (ceza koşulu)” kavramı üzerinde durulmasında fayda vardır. Kanun koyucu mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 158-161. maddelerinde “cezai şart” kavramını kullanmış, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 179-182. maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramını tercih etmiştir. Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Akman S./Burcuoğlu H./Altop A./ Tekinay, S.S.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359). Cezai şartın, kanundaki ifadesi ile ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125/I. maddesi hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır. Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlali hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın (ceza koşulunun) diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Kocaağa, K.: Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33). Cezai şart, somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 179–182. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi:“…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir. Maddenin birinci bendinde seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir. Örneğin, satıcının sattığı malı teslim etmemesi hâlinde alıcının mal yerine 100.000TL ceza koşulu isteyebileceği kararlaştırılmışsa, alıcı ister malın teslimini, isterse ceza koşulunu isteyebilir. Görüldüğü üzere burada seçimlik bir hak söz konusu olup, alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifâ imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da ceza koşulunun ödenmesini ister. Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar: Borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, K.: s. 133-136). İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise alacaklı, açıkça vazgeçmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen cezai şart ise maddenin üçüncü bendinde hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece cezai şart ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür cezai şartta borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece cezai şartın ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir. Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlal etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlali koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir. Gerçekten, “borcumu ifa etmekten vazgeçersem 1.000TL ödeyeceğim” ifadesinde yerini bulan dönme cezasında asıl borcun ifasının teminat altına alınması suretiyle alacaklının hukukî durumunun güçlendirilmesi değil, aksine dönme cezasını ödemek ve sözleşmeden dönmek (veya sözleşmeyi feshetmek) suretiyle borçlunun durumunun iyileştirilmesi söz konusudur (Kocaağa, K.: s. 145-154). Cezai şarta ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlal durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Örneğin satıcının ayıplı mal teslim etmesi hâlinde, alacaklıya hem ayıpsız bir mal teslim edileceği hem de ceza koşulu ödeneceği kararlaştırılabilir. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya eklenen ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür (Kocaağa, K.: s.138-139). İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili TBK’nın 182. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 tarihli ve 2013/15-1140 E., 2014/905 K. ; 29.11.2017 tarihli ve 2017/3-998 E., 2017/1459 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 179/II. maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir. Anılan hükme göre borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Örneğin, bir inşaat sözleşmesinde yüklenici, işin teslim edilmesi gerektiği tarihten itibaren geciktiği her gün için iş sahibine 10.000TL ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, yüklenicinin borcunu ifada gecikmesi hâlinde, iş sahibi hem gecikilen her gün için 10.000TL ceza koşulunu hem de inşaatın bitirilmesini isteyebilir. İfaya eklenen ceza koşulu, özellikle borcun geç ifa edilmesi hâlinde uygulanır ve uygulamada en çok rastlanan ceza koşulu türüdür. Ceza koşulunun amacı da onun ifaya eklenen nitelikte olup olmadığının tespitinde önemli rol oynayabilir. Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir (Selimoğlu, Y.E.; Eser Sözleşmesi, 4. Baskı, Ankara 2017, s. 350-353). İtirazın iptali davasının koşullarını; ilamsız bir icra takibine girişilmesi, bu takip nedeniyle çıkarılan ödeme emrine 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmiş olması, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeden itirazın iptalinin talep edilmesi şeklinde sıralamak mümkündür. İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih 2004/19-410 Esas, 2004/471 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. Bu husus dava şartıdır ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerekmektedir. 2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatına, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İİK 67/2. madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231). Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;Asıl ve birleşen davada davacının, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan fatura ve cezai şart alacağına istinaden davalı aleyhinde takiplere giriştiği, takiplere itiraz üzerine davacının iş bu davayı ikame ettiği, davalı ile aralarında elektrik abonelik sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya hizmet verildiği, davalının hizmet bedellerini ödemediği, ayrıca sözleşmenin 10/3 maddesi uyarınca cezai şart alacaklarının doğduğu, takiplere yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise mahkememizin görevine itiraz ettiği, davacının sunduğu sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, temerrütün gerçekleşmediğini savunduğu, taraflar arasında mahkememizin görevli olup olmadığı, icra dairesinin yetkili olup olmadığı, taraflar arasında abonelik ilişkisi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak faturaların sözleşmeye uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu hususlarında anlaşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Tarafların tacir olduğu, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla davalının görev itirazının reddine karar verilmiştir. Asıl davaya konu Merkezi Takip Sisteminin... esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede, alacaklısının...Perakende Enerji Ticaret A.Ş, borçlusunun ... Petrol A.Ş, takip konusunun 10 adet fatura olduğu, takip çıkış miktarının 86.748,31 TL, takip tarihinin 19/03/2022 olduğu, ödeme emrinin davalı borçluya 26/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 30/03/2022 tarihli dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz ettiği görülmüştür. Merkezi Takip Sisteminin ... sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede, alacaklısının...Perakende Enerji Ticaret A.Ş, borçlusunun ... Petrol A.Ş, takip konusunun 2 adet fatura olduğu, takip çıkış miktarının 58.201,16 TL, takip tarihinin 21/03/2022 olduğu, ödeme emrinin davalı borçluya 26/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 30/03/2022 tarihli dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz ettiği görülmüştür. Birleşen davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede, alacaklısının...Perakende Enerji Ticaret A.Ş, borçlusunun ... Petrol A.Ş, takip konusunun 3 adet fatura olduğu, takip çıkış miktarının 32.852,57 TL, takip tarihinin 31/05/2022 olduğu, ödeme emrinin davalı borçluya 23/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22/08/2022 tarihli dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz ettiği görülmüştür. Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşme, takibe dayanak fatura ve sözleşme dönemi boyunca düzenlenen diğer tüketim faturalarının dosyaya kazandırıldığı ve dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiden asıl davada davacının takip ve dava konusu sözleşme nedeniyle davalıdan elektrik kullanım bedeli ve cezai şart talep şartlarının oluşup oluşmadığı, talep edebilecekse talep edebileceği miktarın ne olduğu, takip dayanağı faturaların taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun düzenlenip düzenlenmediği, davacının gecikme nedeniyle talep edebileceği faiz oran ve miktarının hesaplanması hususunda hesap yapılmak üzere dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 14/02/2023 tarihli kök raporda, davacı ile davalı arasında 5 ayrı işletmeye elektrik tedarik edilmek üzere 05.10.2021 tarihinde “Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma' imzalandığı, ikili Anlaşmaya göre 01.11.2021 tarihinden 31.10.2022 tarihine kadar 12 aylık anlaşma süresinde davalı şirkete temin edilecek aktif elektrik enerjisinin sözleşmedeki formüle göre temin edilmesi konusunda tarafların anlaştığı, davalı şirket tarafından 2022/01-2022/02 dönem tüketim faturalarının ödenmemesi üzerine davacı tedarik şirketi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, davaya konu Merkezi Takip Sisteminin ... Esas sayılı takibin konusunu oluşturan tüketim faturalarının ikili anlaşmaya uygun düzenlendiği, yapılan hesaplama neticesinde bu takipte talep edilebilecek asıl alacağın 84.445,18 TL, gecikme zammının 1.978,90 TL, gecikme zammı kdv'sinin ise 356,20 TL olmak üzere toplam 86.780,28 TL alacak hesaplandığı, davaya konu Merkezi Takip Sisteminin ... Esas sayılı dosyasının konusunun ise cayma bedeli faturalarının oluşturduğu, taraflar arasındaki “ikili Anlaşma'nın 10.11 maddesi dikkate alındığında, davalı şirketin kendisine tahakkuk ettirilen tüketim faturalarını ödememesi halinde ikili anlaşmanın feshedilmesi ve cayma bedeli uygulanmasının düzenlendiği, bu takip kapsamında cayma bedeli faturasının son ödeme tarihinden icra takip tarihine kadar taraflar arasındaki ikili anlaşma ile kararlaştırılan gecikme zammı oranları uygulandığında davalının...Esas sayılı takibe konu edilen borcunun 48.020,84 TL asıl alacak, 3.121,35 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 51.142,19 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Davacının söz konusu rapora itirazı üzerine mahkememizce 14/02/2023 tarihli kök raporda maddi hata yapıldığı dikkate alınarak dosyanın kök rapor hazırlayan elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 27/04/2023 tarihli ek raporda, davacı vekilinin itirazı yerinde olduğu, raporun dosya üzerinde inceleme bölümünde Merkezi Takip Sisteminin... Esas sayılı dosyasına konu olan cayma bedelleri asıl alacak olarak 57.031,16 TL, gecikme zammı tutarı ise 1.186,25 TL olmak üzere, bu dosya kapsamındaki toplam alacak 58.217,41 TL olarak hesaplandığı, bu tutar davacının toplam talebi olan 58.201,16 TL’dan daha fazla olduğundan, davacının talebi ile bağlı kalınması gerektiğinin belirtildiği, buna karşılık raporun sonuç bölümüne belirtilen rakamların taşınması sırasında sehven hata yapıldığı, buna göre dava konusu Merkezi Takip Sisteminin ... Esas sayılı takibi ile ilgili davalının takip tarihi itibariyle borcunun 57.031,16 TL asıl alacak, 1.186,25 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 58.217,41 TL olduğu, davacı ... Perakende Enerji Satış A..Ş. tarafından ... E sayılı dosyasındaki gecikme zammı dahil toplam talep edilen alacağın 58.201,16 TL olduğundan davacının talebi ile bağlı kalınması gerektiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda davalıya 24/05/2023 tarihli celsede ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere kesin süre verildiği, davalı vekilinin ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 04/10/2023 tarihli raporunda, davalının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalının kendi defterlerine göre davacıdan icra takip tarihi itibarıyla 76.891,83 TL alacağı bulunduğu, davalının davacıya 14.02.2022 tarihli ve 57.031,16 TL toplam tutarlı iki adet İade e-fatura düzenlediği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce 22/11/2023 tarihli celsede davacı vekiline davacının ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere kesin süre verildiği, davacı vekilinin ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 04/04/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, asıl davaya konu Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı takibine dayanak faturaların davacı defterine kayıtlı olduğu, davacı defterlerine göre bu takip yönünden davalının takip ve dava tarihi itibariyle 84.445,18 TL asıl alacak tutarında borçlu olduğu, asıl davaya konu Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı takibine dayanak faturaların davacı defterinde kayıtlı olmadığı, aynı tutarda farklı faturaların takip tarihinden sonra kayıt altına alındığı, davacının cezai şart faturaları sebebiyle defterlerine göre 57.031,16 TL asıl alacak tutarında alacaklı olduğu, yine birleşen davaya konu takibe dayanak faturaların davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin birleşen davaya konu icra takip tarihi itibariyle 31.365,62 TL asıl alacak tutarında borçlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce 18/09/2024 tarihli celse ara kararı ile birleşen davaya konu faturalar yönünden de davalı defterlerinin yeniden incelenmesine karar verildiği, ara kararın davalı vekiline tebliğ edildiği, ancak davalı tarafından kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresin bildirilmediği ve söz konusu defter ve kayıtların mahkememize sunulmadığı, bu sebeple birleşen davaya konu takip yönünden davalı defterlerinin incelenemediği anlaşılmıştır. Mahkememizce birleşen dava yönünden davacının takip ve dava konusu sözleşme nedeniyle davalıdan elektrik kullanım bedeli talep şartlarının oluşup oluşmadığı, talep edebilecekse talep edebileceği miktarın ne olduğu, takip dayanağı faturaların taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun düzenlenip düzenlenmediği, davacının gecikme nedeniyle talep edebileceği faiz oran ve miktarının hesaplanması hususunda hesap yapılmak üzere dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 01/08/2024 tarihli ikinci ek raporda, davacı ile davalı arasında davalıya ait 5 ayrı işletmeye elektrik tedarik edilmek üzere 05.10.2021 tarihinde “Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma" imzalandığı, ikili Anlaşmaya göre 01.11.2021 tarihinden 31.10.2022 tarihine kadar 12 aylık anlaşma süresinde davalı şirkete temin edilecek aktif elektrik enerjisinin sözleşmedeki formüle göre temin edilmesi konusunda anlaşıldığı, davalı şirket tarafından 2022/01-2022/02 dönem tüketim faturaları ile birleşen davaya konu edilen 2022/03 dönem faturalarının ödenmemesi üzerine davacı tedarik şirket tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, birleşen davanın ve Merkezi Takip Sisteminin ... Esas sayılı takibin konusunun ödenmeyen 2022/03 dönem faturalarının oluşturduğu, sözleşme dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının birleşen davada 31.365,62 TL asıl alacak, 1.260,13 TL gecikme zammı, 226,82 TL gecikme zammı kdv'si olmak üzere toplam 35.852,57 TL talep edebileceği, bu tutarın takipte talep edilen miktarla aynı olduğu yönünde görüş ve kanata bildirildiği görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20/03/2023 tarihli cevabı yazısının incelenmesinde, davalı şirketin 23/12/2014 tarihinde kurulduğu, şirket tarafından alınan 11/02/2019 tarihli genel kurul kararı ile ... Holding A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olarak seçilmesine ve... Holding A.Ş' ye temsilen de gerçek kişi olarak ...nın atanmasına karar verildiği, bu kişinin görevinin 27/12/2021 tarihli genel kurula kadar devam ettiği görülmüştür. Mahkememizce davacı vekiline asıl ve birleşen davaya konu sözleşme asıllarını sunmak ve davalının imza inkarına ilişkin olarak beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacının mahkememize sunmuş olduğu 20/12/2022 tarihli beyan dilekçesi ve ekinde dava konusu sözleşmelerin davalı şirkete temsilen... isimli kişi tarafından imzalandığının beyan edildiği ve buna ilişkin vekaletname örneğinin sunulduğu görülmüştür. Davacı tarafından sunulan Bakırköy... Noterliğinin 14/04/2021 tarih ... yevmiye nolu vekaletnamesinin incelenmesinde..., ... ve ... isimli kişilerin ... Petrol A.Ş ve vekil eden diğer şirketler tarafından kurum ve kuruluşlarda başvuru yapmak, sözleşme imzalamak, taahhütte bulunmak üzere vekil olarak tayin edildiği görülmüştür. Mahkememizce takip ve davaya konu sözleşmelerde imzası bulunan ...'un bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesince adı geçene meşruhatlı isticvap davetiyesinin tebliğ edildiği, adı geçenin yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya katılmadığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacının 05/10/2021 tarihli Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma uyarınca davalıdan talepte bulunduğu, davalı tarafından sözleşmedeki imzanın inkar edildiği, ancak dosyamız içerisine kazandırılan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarına göre sözleşme tarihi itibariyle davalı şirketin temsilcinin ...simli şahıs olduğu, bu kişi tarafından da ..., ... ve ... isimli kişilerin Bakırköy... Noterliğinin 14/04/2021 tarih ...yevmiye nolu vekaletnamesi ile vekil olarak tayin edildiği, mahkememizce ... adına bulunduğu mahal mahkemesine isticvap için talimat yazıldığı, adı geçenin usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya katılmadığı, bunun yasal sonucu olarak sözleşme altındaki imzanın adı geçenin eli ürünü olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle mahkememizce davalının cevap dilekçesindeki imza inkar ve savunması yönünden imza incelemesi yapılmasına gerek görülmediği mahkememizce değerlendirilmiştir. Davalı tarafından asıl davaya konu Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı dosyalarında yetki itirazı ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşmanın 16.7 maddesinde İzmir mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, tarafların tacir olduğu, taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin HMK'nun 17 vd. Maddeleri uyarınca geçerli olduğu, bu sebeple asıl davaya konu takiplerde İzmir icra dairelerinin yetkili olduğu, davalı tarafından yapılan yetki itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı ile davalı arasında elektrik abonelik sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafından davalı adına 2022 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait elektrik tüketim faturaları düzenlendiği, bu faturalardan Ocak ve Şubat aylarına ait olanların asıl davaya konu Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı takibine, Mart ayına ait faturaların ise birleşen davaya konu İzmir... İcra Dairesinin ... esas sayılı takibine konu edildiği, ayrıca davacı tarafından sözleşmenin feshedilerek davalı adına 2 adet cezai şart faturası düzenlendiği, bu faturalarında asıl davaya konu Merkezi Takip Sisteminin... esas sayılı takibine konu edildiği, mahkememizce elektrik mühendisi bilirkişiden alınan kök ve ek raporlara göre davacı tarafından düzenlenen tüketim ve cezai şart faturaları ile asıl ve birleşen davaya konu takiplerde talep edilen asıl alacak ve ferilerinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 16/2. maddesi uyarınca davacı tedarikçinin defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak olarak kabul edildiği, sözleşmenin 7/2. maddesi uyarınca davalının fatura bedelini tahakkuk tarihinden itibaren 10 gün içinde ödemekle yükümlü olduğu, sözleşmenin 7/3. maddesine göre gecikme halinde davacı tedarikçinin 6183 sayılı AATUHK'nın 51. Maddesine göre belirlenen aylık orana bir puan ilave edilmesi suretiyle bulunacak oranda gecikme faizi ve kdv talep edebileceği, davalı şirket tarafından 2022/01- 2022/02 dönem tüketim faturalarının ödenmemesi üzerine davacı tedarik şirketi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, mahkememizce yapılan defter incelemesine göre davalının sözleşme edimi olan asıl ve birleşen davaya konu tüketim faturaları ile cezai şart faturalarına ilişkin borçlarını ödemediği, davalı defterinde söz konusu faturalar kayıtlı değilse de taraflar arasındaki sözleşmenin 16/2. maddesi uyarınca davacı defterlerindeki kayıtların esas alınması gerektiği, davacının defter ve kayıtlarına göre takip konusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, davacının davalı müşteriden bu tüketim fatura bedellerini talep edebileceği, ayrıca elektrik mühendisi bilirkişi kök ve ek raporlarına göre davalının 2022/01 ve 2022/02 dönemlerine ait faturaları süresinde ödemediği, sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.11 maddesi uyarınca davacının haklı fesih sebebiyle davalıdan cezai şart talep edebileceği, elektrik mühendisi bilirkişi tarafından 14/02/2023 tarihli kök rapor ile 27/04/2023 tarihli ek raporda tespit edildiği üzere talep edilen cezai şart ve ferilerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, tacir olan taraflar arasında sözlemenin 7.3 maddesinde kararlaştırılan faiz oranına göre davacının faiz talep edebileceği, davalının borçlu olmadığına ilişkin savunmasını ispatlar herhangi bir delil sunmadığı, davalı defter ve kayıtlarının takip konusu faturalara ilişkin kayıt içermemesi(ödeme veya iade edilen faturanın iadesine ilişkin kaydın davacı defterlerinde kayıtlı olması vs.) nedeniyle ve ayrıca anılan sözleşme hükmü uyarınca delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının yapılan açıklamalar kapsamında usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının asıl ve birleşen davaya konu takiplerde icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-A)Mahkememizin ...esas sayılı dava dosyasında; A-1) Merkezi takip sisteminin ... esas sayılı takip dosyası yönünden; A-1-a)Davanın KABULÜ ile Merkezi takip sisteminin ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, A-1-b) Davacının icra inkar tazminat talebinin KABULÜ ile 86.748,31TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 17.349,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, A-2) Merkezi takip sisteminin ... esas sayılı takip dosyası yönünden; A-2-a) Davanın KABULÜ ile Merkezi takip sisteminin... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, A-2-b) Davacının icra inkar tazminat talebinin KABULÜ ile 58.201,16 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 11.640,23 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Alınması gerekli 9.901,49 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 9.820,79 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç, 5.950,00 TL bilirkişi ücreti, 826,25 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 6.937,65 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 6-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, B)Birleşen İzmir .. Asliye Ticaret Mahkemesinin...esas sayılı dava dosyasında; B-1)Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, B-2) Davacının icra inkar tazminat talebinin KABULÜ ile 32.852,57 alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 6.570,51 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Alınması gerekli 2.244,15 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.974,30 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 269,85 TL peşin harcın davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE, 6-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2024 Katip... Hakim ... E-İMZA E-İMZA