İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/363 E. 2023/738 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/363
Karar No
2023/738
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/363 KARAR NO : 2023/738 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 12/02/2002 KARAR TARİHİ : 05/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, Mahkememize verdiği 02/08/2002 tarihli dilekçesinde; müvekkili bankanın Denizli Şubesi kanuni takip müşterilerinden ...Mensucat San. Tic. Ltd. Şti. ve... Tekstil A.Ş. Grup firmalarına kullandırılan kredilerin açılışı, işleyişi ve teminatlandırılması aşamasında görülen usulsüz, mevzuata ve bankacılık teamüllerine aykırı işlemleri nedeni ile müvekkili bankanın büyük miktarda zarara uğramasına sebep olduklarının, banka teftiş kurulunun hazırladığı 17/12/1999 tarih ve 2 sayılı soruşturma raporu ile tespit edildiğini, eski yönetim kuruluş başkanı ve üyeleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve...' ın mali bünyedeki olumsuzlar nedeni ile kredi değerliliği yeterli olmayan üstelik kısa vadeli banka kredileri ile yatırım yapan ...Mensucat San. Tic. Ltd. Şti' ne % 50' si teminatsız olmak üzere 1.200.000-USD ...Mensucat San. Tic. Ltd. Şti.' nin ortakları tarafından satın alınan ve bu firma ile iç içe faaliyet gösteren... Tekstil A.Ş. ' ye mali bünyedeki olumsuzlara rağmen tamamı teminatsız 500.000-USD limit tahsis etmeleri, 01/08/1996 - 30/07/1997 tarihleri arasında krediler müdürü olarak görev yapan ...' in mali bünyedeki olumsuzlar nedeni ile kredi değerliliği yeterli olmayan üstelik kısa vadeli banka kredileri ile yatırım yapan ...Mensucat San. Tic. Ltd. Şti' ne % 50' si teminatsız olmak üzere 1.200.000-USD ...Mensucat San. Tic. Ltd. Şti.' nin ortakları tarafından satın alınan ve bu firma ile iç içe faaliyet gösteren... Tekstil A.Ş' ye mali bünyedeki olumsuzlara rağmen tamamı teminatsız 500.000-USD limit teklifine uygun görüş belirtilerek üst makamın onayına sunması, kredinin kontrolsüz büyümesine izin vermek suretiyle banka zararına sebep olduklarından tahsili mümkün olmayan bir kredinin tahsis edilmesi ile bankanın zararına hareket ettiklerinden dolayı doğan banka zararından kusurları oranında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından bu davanın açılmasının zorunluluğu doğduğunu belirtmiş, fazlaya ilişin haklar ve faiz talep hakları saklı tutulmak üzere 245.738.541.977-TL ana para banka zararının 03/10/1997 tarihinden itibaren % 228 faizi ile birlikte davalılardan kusurları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, Mahkememize verdiği 05/09/2002 tarihli cevap dilekçesinde; davanın müvekkilinin görev süresinin bittiği 14/03/1997 tarihine nazaran 5 yıl 4 ay 18 gün sonra açıldığından ve B.K.' nun 126. Maddesindeki 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın zaman aşımına uğradığını, davanın ayrıca TTK' nun 309/4. Maddesi gereğince de zaman aşımına uğramış olduğunu, davacının dava açma ehliyeti ve husumet tevcih etme ehliyeti bulunmadığını, müvekkilinin 1996 yılı faaliyetlerinin 1997 yılındaki genel kurulda ibra edildiğini bu sebeple müvekkili hakkında sorumluluk davası açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin dava konusu firmalar ile ilgili her hangi bir işlemde imzası ve dahili bulunmadığını, müvekkili açısından muaccel borç olmadığından ve müvekkili temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faizin söz konusu olamayacağını, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, istenebilecek meblağında bilirkişi incelemesi sonucu saptanabileceğini, müvekkilinin her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., Mahkememize verdiği 05/09/2002 tarihli cevap dilekçesinde; davanın TTK' nun 309. Maddesinde hüküm altına alınan 2 yıllık zaman aşımı süresine uyulmaksızın açıldığını, davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, davanın açılabilme şartı olan genel kurul kararının iptali istemi ile İzmir ... ATM' nin... E. sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele olarak kabulünün gerektiğini, banka yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı tüm dönemlere ilişkin olarak genel kurulda ibra edildiğini, TTK' nun 346. Maddesinin yönetim kurulu üyelerinin, müdürlerin sebebiyet verdikleri zarardan sorumlu olamayacaklarını hüküm altına alındığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının sınırını belirleyen 336. Maddenin 5. Fıkrasında ise; yönetim kurulu üyelerinin gerek yasa gerekse esas mukavele ile kendilerine yüklenmiş olan vazifelerini kasten veya ihmal sonucu yapılmaması halinin sorumluluk doğuracağını belirttiğini, sorumluluk halini gerçekleştiğini gösteren hiç bir açıklama ve ithamın dava dilekçesi ve teftiş kurulu raporunda mevcut olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., Mahkememize verdiği 10/09/2002 tarihli dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımından reddinin gerektiğini, davacıların dava açmada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın yanlış açıldığını, denetim kurulu üyeleri adına dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını, rucü edilmesi istenen dosyadaki alacaklar ile ilgili icra takiplerinin devam ettiğini, tahsilatların yapıldığını, bankanın bu alacakları aciz vesikasına bağlamadığını, bu sebeple rucu hakkının bulunmadığını, 28/08/1996 - 14/01/1999 tarihleri arasında banka yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğunu, banka kredi veya mevduat müşterileri ile direk temasta bulunmadığını, bankanın ilgili şubelerince oluşturulan ve genel müdürlükçe geliştirilen kredi dosyalarından özet olarak hazırlanarak toplantı öncesi dağıtılan dosyalar içeriği ve toplantı esnasında genel müdür veya genel müdür yardımcılarının verdiği sözlü izahatlar çerçevesinde oyunu kullandığını, yönetim kurulu olarak açık kredi vermeye yetkileri olmasına rağmen bu yetkileri kullanmadıklarını, görev yaptığı her dönemde yönetim kurulunun genel kurul tarafından ibra edilmiş olduğunu, bu sebeple hukuki ve cezai mesuliyetlerinin kalkmış olduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı..., Mahkememize verdiği 24/09/2002 tarihli dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımından reddinin gerektiğini, davacıların dava açmakta aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararlarının bulunmadığını, kendisinin 1999 yılının Ocak ayında yönetim kurulu görevinden istifa ettiğini, görev yaptığı dönemler ile ilgili genel kurullarda ibra edildiğini, geçmişteki faaliyetlerinden dolayı hukuken sorumluluğunun bulunmadığını, krediler verilirken gerek mevzuat gerekse ticari örf ve adet gereği yapılması gereken tüm işlemlerin yapıldığını, davaya konu olan kredinin yönetim kuruluna geldiğini, yetkili arkadaşlar ile gerekli bilgi ve görüş alış verişi yapıldığını, açıklanması gerekli görülen hususların açıklattırıldığını ve daha sonra yetkili arkadaşların firmaya verilecek kredi ile ilgili kendilerini ikna etmesi üzerine kredinin onaylandığını, kendilerinin her hangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, Mahkememize verdiği 16/09/2002 tarihli dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımından reddinin gerektiğini, davacıların dava açmakta aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararlarının bulunmadığını, kendisinin 1999 yılındaki genel kurulda yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, görev yaptığı dönemler ile ilgili genel kurullarda ibra edildiğini, geçmişteki faaliyetlerinden dolayı hukuken sorumluluğunun bulunmadığını, krediler verilirken gerek mevzuat gerekse ticari örf ve adet gereği yapılması gereken tüm işlemlerin yapıldığını, davaya konu olan kredinin yönetim kuruluna geldiğini, yetkili arkadaşlar ile gerekli bilgi ve görüş alış verişi yapıldığını, açıklanması gerekli görülen hususların açıklattırıldığını ve daha sonra yetkili arkadaşların firmaya verilecek kredi ile ilgili kendilerini ikna etmesi üzerine kredinin onaylandığını, kendilerinin her hangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, Mahkememize verdiği 11/11/2002 tarihli dilekçesinde: müvekkilinin 01/07/1993 - 07/07/1997 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığını, müvekkilinin 26/06/1997 tarih ve 16 sayılı yönetim kurulu uyarınca 07/07/1997 tarihi itibariyle görevinden ayrıldığını, davacılardan ...' ın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, TTK' nin 341 ve 342 maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasının ön şartının genel kurulca bu konuda bir karar verilmiş olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiğini, şirket tüzel kişiliğinin sorumluluk davası açma konusunda dava ehliyeti bulunmadığını, davanın bu sebeple aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın 11/07/2002 tarihli A.Ş. genel kurulunda alınan keyfi ve hukuka aykırı kararlara dayandığını, genel kurul kararının iptali için İzmir...ATM' nin ... E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı tarih ve dava tarihi arasında 5 yıldan fazla bir süre geçtiğini, TTK' 309 maddesine göre zaman aşımı süresinin dolduğunu ve davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi ve genel müdür sıfatı ile davacı bankanın genel kurulunca ibra edildiğini, genel kurulun ibra iradesinin aksine ve keyfi olarak sorumluluk davası açılamayacağını, yoklukla malül genel kurul kararı ile ibra kararlarının kaldırılamayacağını, genel kurul kararları ile ibra kararlarını hükümsüz saymanın TTK' nun ilgili hükümleri gereğince münhasıran ticaret mahkemelerine ait olduğunu, müvekkiline atfedilen fiil ile zarar iddiası ve zarar tutarı arasında illiyet bağı bulunmadığını belirtmiş, davanın zaman aşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Mahkememize verdiği 20/11/2002 tarihli dilekçesinde ; davanın TTK' nun 309. Maddesinde hüküm altına alınan 2 yıllık zaman aşımı süresine uyulmaksızın açıldığını, davanın reddinin gerektiğini, davanın açılabilme şartı olan genel kurul kararının iptali istemi ile İzmir... ATM' nin ...E. sayılı dosyası ile açılmış dava bulunduğunu, bu davanın bekletici mesele olarak kabulünün gerektiğini, banka yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı tüm dönemlere ve ayrılışını izleyen döneme ilişkin genel kurullarında ibra edildiğini, TTK' nun 380. Maddesinde düzenlenen ibranın feragati tazammum menfi borç ikrarı olarak kabulünün gerektiğini, bu sebeple yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası açılmayacağını, TTK' nun 346. Maddesinin yönetim kurulu üyelerinin müdürlerinin sebebiyet verdikleri zarardan sorumlu olmayacaklarını hüküm altına aldığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının kapsamını belirleyen 336. Maddenin 5. Fıkrasının ise yönetim kurulu üyelerinin gerek yasa gerekse esas mukavele ile kendilerine yüklenilmiş bulunan vazifelerinin kasten veya ihmal sonucu yapılmaması halinin sorumluluk doğuracağını belirttiği, dava dilekçesinde ve teftiş raporunda bu maddedeki sorumluluk halini gösteren açıklama ve ithamın mevcut olmadığını, ayrıca 336/son fıkrada bu bentte yazılı vazifelerden birinin idare meclisi üyelerinden birine bırakılması halinde sorumluluğun ilgili azaya yöneltilmesi gerektiğine işaret ettiğini, kendisinin hiç bir dönemde kredi komitesinde yer almadığını belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, davalılar ... ve ... cevap dilekçesi sunmamışlardır. Mahkememizce davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından reddine dair verilen 15/05/2013 tarih ... K. sayılı karar Yargıtay ... Hukuk Dairesi' nin 05/02/2015 Tarih ... K. Sayılı ilamı ile " Dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, uyuşmazlık, temliknamenin kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, kural olarak alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF'nin temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır. Esasen, davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediği " gerekçesi ile bozularak gelmiş, Usul ve Yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen 24/05/2018 tarih ... K. Sayılı karar Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin 25/12/2020 tarih... K. sayılı ilamı ile "...1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 5411 sayılı Yasa'nın 140. maddesinde TMSF’nin harçtan muafiyetinin düzenlenmiş olmasına göre, davalı ... vekilinin mahkemenin 15.10.2018 tarihli ek kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkin olup, mahkemece dava konusu olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000, zararı doğuran fiilin vuku tarihinin ise, kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olup, davanın açıldığı tarih itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından bahisle işin esası incenelerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinde ‘’Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.’’ hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcı da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihtir. Somut olayda, davalı yönetim kurulu üyelerinin zararlandırıcı eylemi, dava dışı şirketlere olumsuz istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihli kararın alınmasıdır. Bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan mahkemece aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ...yararına bozulması gerekmiştir. 3- Davacı ile davalı ...'ın temyiz itirazlarına gelince; davalı ...'un murisin davanın devamı sırasında ölmüş olup, dava dilekçesinin kendisine 26.08.2002 tarihinde tebliği üzerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve zamanaşımı def’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 havale tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ... mirasçısı ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 4- Ancak, davanın devamı esnasında tahsil edilen ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmesi doğru olmayıp, bu kısım için dava konusuz kalacağından, davadan önce yapılan ödemeler için ise bu miktar yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu kabul edilerek davanın reddi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir. 5- Ayrıca davalı, davacı bankanın yönetim kurulu üyesi olup taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının avans faizi ile sorumlu tutulması gerekirken, kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca kredi faiz oranı üzerinden hesaplanan temerrüt faiz ile sorumluluğuna karar verilmesi yerinde olmamıştır. 6- Yukarıda (2) numaralı bentte belirtilen bozma sebep ve şekline göre, davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir..." gerekçesi ile davalı... vekilinin 15.10.2018 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ..., davalı... mirasçıları ...,...,..., davalı ... ve davalı... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın işbu mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı ... mirasçısı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... mirasçısı... yararına BOZULMASINA, (6) numaralı bentte açıklanan nedenlere, davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı... ve davalı ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına " karar verilerek kısmen bozularak gelmiş, Usul ve Yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. İlk bozma ilamından önce Mahkememizce 17/11/2006 tarihli ara kararının 1 nolu bendi gereğince davalı ...' in hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı anlaşıldığından, bu davalı hakkında açılan davanın tefrikine ayrı bir esasa kaydına ve bu davalı hakkında Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğuna karar verilmiş ara karar doğrultusunda davalı ... hakkındaki dava tefrik edilerek yargılamaya diğer davalılar yönünden devam olunmuştur. İlk bozma ilamından önce davalılardan ...' in 01/03/2006 tarihinde, davalı ...' in 14/07/2010 tarihinde, davalı ...' ın da 13/09/2010 tarihinde vefat ettiği belirlenmiş, mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuş, ...r mirasçılarının mirası red ettikleri, red ile ilgili Nazilli... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında dava açıldığı belirlenmiş, dosya celp edilerek incelendiğinde davacıların ..., ... ve ..., davalının TMSF, davanın davacılar açısından mirasın hükmen reddine karar verilmesi davası olduğu, mahkemece 05/06/2014 tarihinde davanın esastan reddine karar verildiği, kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi Başkanlığının ... K. sayılı ilamı ile onandığı, davacı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulduğu, karar düzeltme talebinin Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 01/11/2016 tarih ... K. sayılı ilamı reddine karar verildiği, kararın 01/11/2016 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Denizli... İcra Müdürlüğü ' nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ...( TarişBank ) borçluların ...Mensucat San. ve Tic. Ltd. Şti ve..., borç miktarının 254.800.135.209-TL, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olduğu belirlenmiştir. Denizli ... İcra Müdürlüğü ' nün... ( yenilenmekle ... ) sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının Milli ..., borçluların... Tekstil San ve Tic. AŞ, ... ...ve ..., borç miktarının 254.800.135.209-TL olduğu belirlenmiştir. Denizli ... İcra Müdürlüğü ' nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde ; alacaklının... borçluların ... Tekstil San ve Tic. AŞ, ..., ...ve ...Mensucat San. ve Tic. Ltd. Şti, borç miktarının 70.634.083,561-TL olduğu belirlenmiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu' nun 09/07/2001 tarih ve 381 nolu kararının incelemesinde; ...ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı yasanın 14/3 maddesine istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği belirlenmiştir. Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu vekili tarafından sunulan 506 sayılı Tasarruf Mevduatı Fon Kurul kararının incelemesinde: ...Mensucat San. Tic. Ltd. Şti ve... Tekstil A.Ş' ye kullandırılan kredilere ilişkin olarak düzenlenen 17/12/1999 tarih ve 2 sayılı teftiş raporuna istinaden ...,...,..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında 245.738,54-YTL üzerinden açılan mali sorumluluk davasının 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 133. maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak sürdürülmesine karar verildiği belirlenmiştir. İlk bozma ilamından önce davacı ticari defterleri ile dosya üzerinde üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, talimat mahkemesince alınan bilirkişi kurulu raporunda; davalıların devir öncesi ... A.Ş. Denizli Şubesi' nin kredili müşterisi olan ...Mensucat San. Tic. Ltd. Şti ve... Tekstil San. ve Tic. AŞ' ne kredi değerliliği olmadığı halde gerekli özen göstermeksizin limit artırımı kararı alınması nedeniyle yönetim kurulu üyeleri ...,..., ..., ..., ..., ...,... ve ... ile krediler müdürü ...' in eylemlerinde basiretli davranmadıkları, bu nedenle sorumlu oldukları ancak davacı vekilinin banka zararı olarak talep ettiği zararın icra takiplerinin sona erip aciz vesikasına bağlanmadığı, bu nedenle hesaplanabilir kesinleşmiş bir zararın bu aşamada henüz belirlenemediği, öte yandan banka genel kurulunun geriye yönelik bir kararla 1995-1996-1997 ve 1998 yıllarına ait mevcut ibra kararlarını ortadan kaldırmasının mümkün olmayacağı, olayda zaman aşımına ilişkin olarak TTK madde 309' da öngörülen 2 ve 5 yıllık sürelerin uygulama alanı bulacağı, bu bağlamda zarara uğrayan tüzel kişi olduğundan zaman aşımının başlangıcının yasa ve tüzük hükümleri uyarınca dava açma kararı vermeye yetkili organ olan genel kurulca öğrenilmesi gerektiği görüşünde olunduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. İlk bozma ilamından önce alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşıldığından dosya üzerinde hukukçu, smmm ve bankacı bilirkişiden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile 2. kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi kurulu raporunda; davalıların TTK 336. vd, 342. ve 309. maddeleri gereği sorumluluğun maddi ve şekli şartlarının gerçekleştiği,krediyi kullandıran Denizli Şubesi elamanlarının firmaların devamlı olarak depasman yapmasına fırsat vermeleri bu hususu kredi teklif formlarında belirtmemeleri nedeniyle hatalı ve kusurlu olduğu, kusur oranının % 30 olduğu, banka genel müdürlüğü krediler müdürlüğünün istihbarat raporlarında firmanın sermaye yapısının kredi vermeye uygun olmamasına , firmaların devamlı depasman yapmalarına rağmen yeni kredi tekliflerini olumlu görüşle yönetim kuruluna getirmesi , yönetim kurulu karar vermeden kredi artırımını şubeye bildirerek taşkınlığın giderilmesini sağlamaması nedeniyle kusurlu olduğu, kusur oranının % 40 olduğu, profesyonel yönetici olan davalı genel müdürün dosyaları yeteri kadar inceleme yapmaması dikkat ve özeni göstermemesi, zamanında kredileri kat ederek takibe geçmemesi , diğer banka ve şirketlerin takibe geçmesinden çok sonra kredileri kat etmeleri nedeniyle kusurlu olduğu ve kusur payının % 20 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin genel müdürlükteki kredi dosyasını dahi incelemeyerek krediler müdürlüğünün notları ile yetinmeleri nedeniyle genel gözetim yükümlülüklerinin ihlali dolayısıyla kusurlu oldukları kusur oranının % 10 olduğu, şube elemanlarının sorumluluğunun ana para 53.325,95-TL, genel müdürlük krediler müdürlüğünün sorumluluğunun ana para 71.101,25-TL, davalı ...' ın sorumluluğunun anapara 35.551,64-TL, ...' in sorumluluğunun anapara 2.539,32-TL, ... ün sorumluluğunun anapara 2.539,32-TL, ...' in sorumluluğunun ana para 2.539,33-TL, ...' nun sorumluluğunun ana para 2.539,33-TL, ...' in sorumluluğunun ana para 2.539,32-TL,... ...' in sorumluluğunun ana para 2.539,32-TL,...' ın sorumluluğunun ana para 2.539,32-TL, toplam tüm sorumluluğun anapara 177.753,10-TL olduğu, 03/10/1997 tarihinden sonra ...Tekstil firmasından tahsil edilen 153.773,20 TL ile... A.Ş' den tahsil edilen 36.655,55-TL' nin tesis edilecek ilamın icrası sırasında dikkate alınmasının gerekeceği ancak bu sorumluluk tutarlarının sadece kendi aralarındaki rucu ilişkisinde geçerli olduğu yoksa TTK' nin 336. ve devamı gereğince zarar görene karşı sorumluluklarının zararın tamamı ölçüsünde müteselsil olduğu, davalıların zaman aşımı defilerinin Bankalar Kanunu 133. ve Geçici 16. Madde karşısında haklı olmadığı, davalıların ibra edildikleri ve ibra kararının iptal edilemeyeceği yönündeki savunmalarının da Bankalar Kanunu 133. ve Geçici 16. Madde karşısında haklı olmadığı, davalılardan % 228 temerrüt faizi talep edilemeyeceği, yalnızca 3095 sayılı Kanun' un 2.II. maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi istenebileceği davalıların faiz dışındaki sair defi ve itirazlarının da haklı olmadığı, görüş ve kanısına varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Yargıtay ilk bozma ilamı doğrultusunda yapılan temlikin ivazlı olup olmadığı, ivazlı ise bunun miktarı konusunda TMSF 1. Tahsilat Dairesi ile ...Yön. A.Ş' ye yazı yazılmış, alınan ... yazı cevabında ; TMSF tarafından yapılan 2. Alacak Satış İhalesi kapsamında imzalanan 23/09/2005 tarihli Hasılat Paylaşımlı Alacak Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında tahsili gecikmiş bir kısım kredi alacaklarından oluşan satış portföyünün şirkete devir ve temlik edildiği, sözleşmenin ivazlı olarak yapılmış olup, ivaz bedelinin toplam ana para tutarı 933.848.043,54-USD olan satış portföyüne karşılık 161.000.000-USD peşin tutara ve ayrıca şirketin yapacağı tahsilat üzerinden fona ödenecek belli oranlarda hasılat payından oluştuğu, her bir kredi dosyası bazında ivaz bedeli belirlenmiş olmakla birlikte peşin tutarın toplam ana para tutarına olan oranı esas alınarak ivaz bedeli hesaplandığı, buna göre... Tekstil San Tic. AŞ.' nin kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacağa tekabül eden ivaz bedelinin 11.162,48-USD tutarında olup ...tarafından bu dosyadan tahsilat sağlanamadığı, ...Mensucat San. Tic. AŞ' nin kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacağa tekabül eden ivaz bedelinin ise 25.357,43-USD tutarında olup ... A.Ş. tarafından bu dosyadan sağlanan tahsilatların 27/12/2015 tarihinde yapılan 15.000,00-TL, TMSF payının 6.450,00-TL, 20/09/2006 tarihinde yapılan 8.000,00-TL, 29/09/2006 tarihinde yapılan 790,78-TL, 03/06/2008 tarihinde yapılan 21.541,80-TL, TMSF payının 9.672,97-TL, 22/12/2009 tarihinde yapılan 7.670,62-TL, TMSF payının 3.298,62-TL olduğu belirtilmiş, TMSF II. Tahsilat Dairesi Başkanlığı' nın yazı cevabında da; kurum tarafından düzenlenen II. Alacak Satış İhalesi kapsamında imzalanan 23/09/2005 tarihli Hasılat Paylaşımlı Alacak Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında tahsili gecikmiş bir kısım kredi alacaklarından oluşan satış portföyünün ... ye devir ve temlik edildiği , sözleşmenin ivazlı olarak yapılmış olup ivaz bedelinin toplam ana para tutarı 933.848.043,54-TL olan satış portföyüne karşılık 161.000.000,00-USD peşin tutar ve ayrıca...' nin yapacağı tahsilat üzerinden Fona ödenecek belli oranlarda hasılat payından oluştuğu, her bir kredi dosyası bazında ivaz bedeli belirlenmemiş olmakla birlikte peşin tutarının toplam ana para tutarına olan oranı esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ... Tekstil San Tic AŞ' nin kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacağa tekabül eden ivaz bedelinin 11.162,48-USD tutarında olup bu tutarın 09/12/2005 tarihinde kuruma ödendiği, ...arafından bu dosyadan tahsilat sağlanmadığı, ...Mensucat San Tic AŞ' nin kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacağa tekabül eden ivaz bedelinin ise 25.357,43 USD tutarında olup bu tutarın 09/12/2005 tarihinde kuruma ödendiği ayrıca ... tarafından bu dosyadan sağlanan tahsilatların 27/12/2015 tarihinde yapılan 15.000,00-TL, TMSF payının 6.450,00-TL, 20/09/2006 tarihinde yapılan 8.000,00-TL, 29/09/2006 tarihinde yapılan 790,78-TL, 03/06/2008 tarihinde yapılan 21.541,80-TL, TMSF payının 9.672,97-TL, 22/12/2009 tarihinde yapılan 7.670,62-TL, TMSF payının 3.298,62-TL olduğu belirtilmiştir. İlk bozma ilamından sonra gelen yazı cevapları ve Yargıtay bozma ilamı gözetilerek ek rapor düzenlenmesi için dosya ikinci bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş, alınan 03/11/2017 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; davacının davalılardan 20/02/2006 temlik tarihi itibariyle temlik bedelinin düşülmesi sonucu ...Tekstile kullandırılan kredilerden kaynaklanan zarar yönünden 108.905,59-TL ana para, 1.195.164,28-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.304.069,87-TL, ... A.Ş' ye kullandırılan kredilerden kaynaklanan zarar yönünden 68.847,56-TL ana para, 773.232,71-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 842.080,27-TL alacaklı olduğu, bu tarihten itibaren de sözleşmeye göre bankanın kredi alacağı için isteyebileceği sözleşmesel faizin işlemeye devam edeceği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra ETK' nin 340 yollamasıyla aynı kanunun 309. Maddesi uyarınca 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, düşüncesinin akla gelebileceği ancak Anayasanın 153/5 maddesi gereğince iptal kararlarının geriye yürümeyeceği bu durumda Bankacılık Kanununun iptal edilen hükmüne uygun olarak süresinde açılmış olan davanın iptal kararından etkilenmeyeceği görüş ve kanısına varıldığı ayrıntılı ve gerekçe olarak belirtilmiştir. Yargıtay ikinci bozma ilamı doğrultusunda dava tarihi itibari ile avans faizi uygulanarak yapılan tahsilatlar düşürüldükten sonra talep edilebilecek alacak miktarının belirlenmesine yönelik olarak ek rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 22/02/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; mahkemenin ara kararında belirttiği “dava tarihi itibariyle avans faizi uygulanarak” yapılan hesaplama sonucunda; davacının davalılardan 02.08.2002 dava tarihi itibarıyla A) ...tekstile kullandırılan kredilerden doğan zarar: 108.905,59 TL anapara, 295.864,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 404.769,81 TL B) ... ... A.Ş.ine kullandırılan kredilerden doğan zarar. 55.294,19 TL anapara, 182.827,16 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 238.121,35 TL olduğu, bu tarihten itibaren de değişen AVANS faiz oranlarının uygulanacağı, görüşüne varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, davalıların genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemlerde yapmış oldukları usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle banka zararına yol açtıkları gerekçesiyle banka zararının tahsili için davalılar hakkında dava açıldığı, Uyuşmazlığın; Bankacılık Mevzuatı ve bu Mevzuat' daki yollamalar doğrultusunda 6762 sayılı TTK' nin anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyeleri ve müdürlerin sorumluluğuna ilişkin 336 vd. 340 ve 342. maddenin yollaması ile 309. maddesine tabi olduğu, Kredilerin açıldığı dönemde yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu' nun 86. II maddesinde; “ Türk Ticaret Kanunu' nun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır. ” düzenlemesi ile TTK hükümlerine atıf yapıldığı, Kural olarak; yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak 6762 sayılı TTK’ nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, Türk Ticaret Kanunu' nun yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul ettiği, TTK’ nin 338. maddesinde; yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olduklarının düzenlendiği, Davalılardan ...'in 13/01/1995 -07/04/1999, ...' ün 30/03/1995 - 12.01.2009, ...'in 29/08/1996-27/01/1999, ...'in 18/07/1996 - 12/01/1999, ...'ın 18/07/1996 - 02/03/1999, ...' in 15.04.1994 - 14.03.1997, ...' nun 18/07/1996 - 14/03/1997 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi, davalı... ın 13/01/1995 - 07/07/1997 tarihleri arasında genel müdür oldukları, Dava dışı ...Mensucat bakımından şube tarafından şirketin kredi risk bakiyelerinin olduğundan daha iyi gösterildiği, krediler müdürlüğünün şube teklifini uygun bularak onayladığı, genel müdür kredi komitesi ve yönetim kurulununda kredi tahsislerini onayladığı, şubenin depasmana girdiği uyarısından iki gün sonra kredi komitesinin taşkınlığın giderilip giderilmediğini araştırmadan kredi limitinin artırılmasına onay verdiği, 24/05/1996 tarihli istihbarat raporunda firmanın özvarlığının yetersiz olduğu, mali bünyesinin borç altında olduğu, bu durumun faaliyetlerine yansıyacağı ve yatırımlar nedeniyle kaynak ihtiyacının artacağı belirtildiği halde Denizli Şubesinin mevcut 10.000,00-TL kredi limitinin 1.200,00 USD'ye yükseltilmesi için kredi teklif formu düzenleyerek kredi artırım teklifinde bulunduğu, 12/07/1996 tarihinde firmanın kullandığı kredi tutarı 19.057,82-TL olduğu ve büyük miktarda depasman yapıldığı halde bu hususun gizlenerek mevcut riskinin 10.000,00-TL olduğunun belirtildiği, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan krediler müdürünün kredi limitinin 19.200,00-TL olduğunu şubeye bildirdiği ve limit aşımının bu surette giderildiği, olumsuz istihbarat raporlarına rağmen şube teklifinin krediler müdürlüğünce uygun bulunarak yönetim kurulunun onayına sunulduğu, yönetim kurulunun 1.200,00-USD' lik krediyi 19/09/1996 tarih ve 22 sayılı kararı ile onayladığı, kredi limitinin 10.000,00-TL' den 135.000,00-TL' ye yükseltildiği, istihbarat raporlarında şirketin varlıklarının sadece % 3' nün özkaynaklarla finanse edildiğinin belirtildiği, bu verilerin kredi teklifi sırasında kredi taşkınlığını gizlemesi nedeniyle şubenin yönetim kurulu kararı alınmadan ve taşkınlığın giderilmesini istemesine rağmen bu hususu araştırmadan kredileri yetkisinin üstünde onaylayan bankanın kredi müdürlüğünün ve yeterli inceleme yapmadan krediyi onaylanan yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davrandıklarını açıkça ortaya koyduğu, ... Tekstil şirketi bakımından firma hakkında düzenlenen 12/07/1995 tarihli istihbarat raporunda net işletme sermayesi açığının 16.139,00-TL, kısa vadeli borçlarının 19.888,00-TL, cari ve likidite oranlarının % 19 ve dönemi 1.993,00 TL zararla kapattığının belirtildiği, söz konusu verilere göre kredi kullandırılmaması gerekmesine rağmen önceki kredilerin sonucu da görülmeden yönetim kurulunun 19/09/1995 tarih ve 22 sayılı toplantısında kredi limitinin onaylandığı, 08/04/1996 tarih ve ... sayılı istihbarat raporunda firmanın borçlanma oranının % 306 ile normalin üzerinde olduğu, net sermaye işletmesi açığının 23.244,00-TL' ye ulaştığı, firmanın 1996 yılının ilk 6 aylık dönemini 3.750,00-TL zararla kapattığı belirtilmesine rağmen hiç bir tedbir alınmadığı, her iki şirkete kullandırılan kredilerde istihbarat raporları dikkate alınmadan ve aşırı borç yükü altındaki şirketlere kredi tahsil edilerek kullandırıldığı, davalı yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürün özen borcunu ihlal ederek kredi tahsis edilmemesi gereken dava dışı şirketlere kredi tahsis ettikleri, olumsuz istihbarat raporlarına rağmen yeterli teminat almadan kredi açtıkları, açılan kredilerin ödenmediği, alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı tüm davalılar yönünden sorumluluğunun maddi şartlarının gerçekleştiği, Sorumluluk davasının açılabilmesi için; 6762 sayılı TTK' nin 341. Maddesi gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ayrıca 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ve müdürler hakkında banka genel kurulu tarafından açık veya bilançonun tasdiki suretiyle zımni ibra kararı alınmamış olması gerektiği, Tarişbank TMSF ye devredilene kadar genel kurulda davalılar hakkında sorumluluk davası açılması yönünde bir karar alınmadığı ancak bankanın fona devrinden sonra 2001 yılına ilişkin genel kurul toplantısında davalılar hakkında verilen ibra kararının iptaline ve davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, Yargılamanın devamı esnasında 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu' nun 133. maddesinde: “ Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından dava açılabilir. Fon bankalarının hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali hâlinde banka tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava ve takiplere Fon tarafından kanunî halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fona ait olur. Bu bankaların başka bir bankaya devredilmesi ya da başka bir banka ile birleşmesi, hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi ya da tasfiyelerine karar verilmesi hâlinde, bu işlemlerin tamamlanmasını takip eden beş yıl içinde bankanın sorumlulukları tespit edilen yönetim kurulu eski üyeleri ve eski denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın Fon adına tazmini istemi ile Fon tarafından dava açılabilir. Dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer ... ” düzenlemesinin bulunduğu, yine aynı Yasa' nın Geçici 16. Maddesinde “ Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir. ” düzenlemesinin bulunduğu, 5411 sayılı Yasa hükümlerinin geçmişe etkili olduğunun öngörülmesi sebebiyle davacı TMSF tarafından ibraz edilen 19/10/2006 tarih ve 506 sayılı davaya halef sıfatıyla devam kararının 5411 sayılı Yasa' nın 133. maddesi hükümleri gözönüne alınarak sorumluluk davasının açılması açısından yeterli sayılmasının gerektiği, 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesine göre ibranın geçerli olabilmesi için; davaya konu kredi ile bilgilerin genel kurula sunulan şirket bilançolarında yer alması gerektiği, ibranın sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içereceği, açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konulardaki ibranın yok sayılmasının gerektiği, bütün bu hususların genel kurulda ortaya konulup görüşüldükten sonra yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdikleri zarar açıkça saptanıldığı halde genel kurulca sorumluluk davası açılmasına yer olmadığına ve ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabileceği, olayda bu anlamda bir ibranın olmadığı, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleşmiş olduğu, Davanın, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkin olduğu dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinde ‘’Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.’’ hükmünün düzenlendiği , anılan yasal düzenleme uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcı da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih olduğu , somut olayda, davalı yönetim kurulu üyelerinin zararlandırıcı eyleminin, dava dışı şirketlere olumsuz istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihli kararın alınması olduğu , bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihin 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğu ve davanın zamanaşımına uğradığı ,davalılardan ... , ... mirasçıları ..., ..., ... , ... ve davalı ... ' ün usulüne uygun olarak zaman aşımı defini yasal süresi içerisinde ileri sürdükleri, söz konusu davalılar yönünden davanın zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği , Davalı...ın miras bırakanı...n davanın devamı sırasında ölmüş olup, dava dilekçesinin davalıya 26.08.2002 tarihinde tebliği üzerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası verdiği ve zamanaşımı def’inde bulunduğu , cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 havale tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıktığı , davalı tarafça zaman aşımı defi süresinde ileri sürülmediğinden söz konusu davalı yönünden zaman aşımı def’inin reddinin gerektiği , Sorumluluk davasına konu banka zararının asıl alacak miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumlu olduğu , davalının miras bırakanının haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattığı , davalının miras bırakanının sorumluluğunun haksız fiile dayalı olması sebebiyle haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği , davalıların davacı bankanın genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olup taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafça davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu ve bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı , söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu ve davalı ... yönünden davanın konusunun kalmadığı ancak ödemelerin bir kısmı dava tarihinden sonra yapıldığından davalı ...'ın yargılama gideri ve vekalet ücretinden kısmen sorumlu tutulmasının gerektiği , Davalılar ... , ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden Mahkememizce verilen 24/05/2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış ,davalılar ... , ..., ...mirasçısı ... ve... miras şirketi yönünden Mahkememizce verilen 24/05/2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın davalılar..., ...,... ve ... mirasçıları... , ..., ... yönünden zaman aşımı sebebiyle reddine, davanın davalı ... yönünden konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ... , ..., ... mirasçısı ... ve...miras şirketi yönünden Mahkememizce verilen 24/05/2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davanın davalılar..., ... ,... ve... mirasçıları ... , ...,... yönünden zaman aşımı sebebiyle REDDİNE, 3-Davanın davalı ... yönünden konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA , 4-Alınması gerekli harç ile ilgili daha önce hüküm kurulmuş olduğundan harç ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına , Mahkememizce çıkartılan 06.09.2018 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresinin davalılar ..., ... , ..., ... mirasçıları ... ,... ve ... yönünden işlem yapılmaksızın iadesinin istenilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ... mirasçısı ... ' dan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar ..., ... , ... , ... mirasçıları ... , ... ve... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 17.900,00-TL tek maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ,... , ... mirasçıları ... , ...,... ve davalı... mirasçısı ...'a verilmesine, 7- Davacı tarafça son bozma ilamından sonra yapılan 19 davetiye bedeli 754,00 TL , bilirkişi inceleme ücreti 1.200,00 TL olmak üzere toplam 1.954,00 TL yargılama giderinin red ve kabule göre 745,00 TL lik bölümünün davalı... mirasçısı ... davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına , Dair tebliğden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av...., davalı... vekili Av. ..., bir kısım davalılar vekili Av.... ile davalı asil ...'un yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/10/2023 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip... E-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/363, K. 2023/738, T. 05.10.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-363-e-2023-738-k-ddfbca7180d5