İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/756 E. 2021/2 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/756
Karar No
2021/2
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/756 Esas KARAR NO : 2021/2 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/12/2020 KARAR TARİHİ : 04/01/2021 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/10/2014 tarihinde...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı...'in sevk ve idaresindeki elektrikli bisikletin çarpışması sonucunda elektrikli bisikletin arka kısmında yolcu olarak bulunan ...nın vefat ettiğini, ... plakalı aracın müvekkili nezdinde zmss poliçesi ile sigortalı olduğunu, ölenin hak sahipleri tarafından İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile müvekkili ile davalıya karşı tazminat davası açıldığını, mahkemece tazminat davasının kabul edildiğini, mahkeme ilamının icra takibine konu edildiğini, müvekkili tarafından dosya borcunun tamamının ödendiğini, müvekkili tarafından yapılan ödemenin sorumlu olduğu hususlardan fazla olduğunu, davalının sorumlu olduğu tutarı iç ilişki kapsamında müvekkiline ödemesi gerektiğini belirterek 12.831,54 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. DAVA: Dava, trafik kazası neticesinde zarar görenlere davacı sigorta tarafından yapılan ödemenin, ödemeye esas ilamda müteselsil ve müşterek sorumlu olarak gösterilen davalıdan kusur ve sorumluğu oranında rücuen tazmini istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Sigorta rücu davalarının TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanması nedeniyle TTK'nın uygulanmasından bahisle, aynı yasanın 4. maddesi uyarınca bu tür davaların Ticaret Mahkemesinin görev alanında olduğu düşünülebilir ise de, davanın TTK 1472. maddeden kaynaklanmış olması, halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre, davada Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerek doktrinde gerekse de uygulamada çekişmesiz bir şekilde kabul edilmektedir. Bir başka deyişle, sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki dava, ticari dava niteliğinde ise davaya Ticaret Mahkemesinde bakılacak, böyle değilse yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir dava da Ticaret Mahkemesi görevli olmayacaktır. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 3. maddesinin ilk fıkrasında ise, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; 05/10/2014 tarihinde ...n sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı...daresindeki elektrikli bisikletin çarpışması sonucunda elektrikli bisikletin arka kısmında yolcu olarak bulunan ...nın vefat ettiği, müteveffa ...nın desteğinden yoksun kalan..., ..., ... ve ... tarafından İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile... plakalı aracın sürücüsü ..., işleteni ..., zmms sigortacısı ... Sigorta A.Ş ile kazaya karışan elektrikli bisikletin sürücüsü İ... aleyhinde maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, mahkemece 01/03/2018 tarih ve... sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 28.038,46 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, davacı sigorta tarafından ilamda belirtilen maddi tazminatın faiz ve diğer ferileri ile birlikte İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası kapsamında ödendiği, davacı sigortanın iş bu dava kapsamında müteselsil borçlular adına yapmış olduğu ödemenin davalının kusur ve sorumluğu oranında payına düşen kısmının davalıdan rücuen tahsilini talep ettiği, davacı ve davalı arasındaki dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasında sigorta ilişkisinin bulunmadığı, davaya konu alacağın haksız fiilenden kaynaklandığı ve müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkideki genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği, bu nedenle somut uyuşmazlıkta mutlak ve nispi ticari davadan bahsedilemeyeceği, aksi düşünülse bile davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınması gerektiği, somut olaya bakıldığında; davacının sigortalısı olan dava dışı ... gerçek kişi olup davalı ile aralarındaki hukuki ilişkinin de haksız fiilden doğduğu, bu durum karşısında, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILDI), Dair tarafların yokluklarında verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.04/01/2021 Katip... E-İMZA Hakim ... E-İMZA

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/756, K. 2021/2, T. 04.01.2021, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-756-e-2021-2-k-1ec7893202e9