İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/704 E. 2020/730 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/704
- Karar No
- 2020/730
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/704 Esas KARAR NO : 2020/730 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 29/12/2016 KARAR TARİHİ : 10/12/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/09/2015 tarihinde Bayraklı...Bulvarı üzerinde davalıların murisi...'nın yaya olarak seyir halindeyken müvekkili şirkete... numaralı kasko poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın çarpmasına maruz kaldığını, kaza meydana geldikten sonra oluşan hasara ilişkin sigorta eksperince gerekli incelemelerin yapıldığını, aracın onarımı için orjinal parça tedarik eden... Motorlu Araçlar San. Tic. Ltd. Şti firmasına toplamda 5.224,00 TL'nin 25/11/2016 tarihinde, işçilikler için de sigortalı...'nın banka hesabına 3.491,00 TL'nin 18/01/2016 tarihinde ödendiğini, poliçede 230,00 TL muafiyet kaydı olmakla yapılan ödemeden 230,00 TL muafiyet kaydı gereğinin düşüm yapılarak 3.491,00 TL olarak ödeme yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde muris yayanın tam kusurlu olduğunu, İzmir ... ASliye Ceza Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda kusur oranının benzer şekilde tespit edildiğini, aynı zamanda davalı mirasçıların müvekkili şirket aleyhine İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında açtığı tazminat davası olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.536,00 TL tazminatın davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekillerinin murisi...'nın geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdiğini, davalılarca İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasıyla davacı aleyhine zorunlu mali mesuliyet sigortasının karşılamadığı miktar açısından maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davanın derdest olduğunu, her iki dava arasında sıkı bir bağlantı bulunduğunu, müvekillerinin murisi...'nın 30/09/2017 tarihinde dava dışı...'nın sevk ve idaresindeki...plakalı aracın asli kusur derecesine yakın dikkatsiz ve özensiz kusurlu hareketi neticesinde hayatını kaybettiğini, dava dışı...'nın İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında 30 km/hız sınırı varken yüksek hızla gitmesinden dolayı 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair karar verildiğini, davacının dava dışı müteveffanın kusurlu hareketleriyle kazaya sebep olmuş iddiasıyla kaza ve meydana gelen hasarlardan sorumlu tutarak dava dışı müteveffanın tam kusurlu olduğuna ilişkin durum yaratılmaya çalışıldığını, ancak gerçekleşen rizikonun sigorta teminatı kapsamında bulunduğunun ortada olduğunu, Yargıtay kararları ışığında eldeki davaya ilişkin gerekli bilirkişi incelemesinin yapılarak rapor tanzim edilmesi ve raporun neticesinde tarafların kusur oranlarına göre rücuen tazminat miktarlarına karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, trafik kazası neticesinde sigortalı araçta oluşan hasar bedelinin halefiyet yoluyla davalılardan rücuen tazmini istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Sigorta rücu davalarının TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanması nedeniyle TTK'nın uygulanmasından bahisle, aynı yasanın 4. maddesi uyarınca bu tür davaların Ticaret Mahkemesinin görev alanında olduğu düşünülebilir ise de, davanın TTK 1472. maddeden kaynaklanmış olması, halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre, davada Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerek doktrinde gerekse de uygulamada çekişmesiz bir şekilde kabul edilmektedir. Bir başka deyişle, sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki dava, ticari dava niteliğinde ise davaya Ticaret Mahkemesinde bakılacak, böyle değilse yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir dava da Ticaret Mahkemesi görevli olmayacaktır. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 3. maddesinin ilk fıkrasında ise, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Aynı düzey ve aynı sıfattaki mahkemelerden anlaşılması gereken; her iki davanın da görüldüğü mahkemenin, asliye hukuk mahkemesi veya sulh hukuk mahkemesi yahut iş mahkemesi yahut aile mahkemesi olmasıdır. Aynı düzey ve sıfatta olmayan mahkemeler arasında bu şekilde davaların birleştirilmesi söz konusu olmayacaktır.(Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, 14. Bası, s.636). Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketinin kasko sigortalısı olan... plakalı aracın, davalıların murisi olan...'ya yaya olarak seyir halinde iken çarpması neticesinde sigortalı araçta hasar meydana geldiği, bu hasarın davacı sigorta şirketi tarafından tazmin edildiği, davalılar murisinin kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, müteveffanın kusuru sebebiyle davalılarca bu zararın tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar aleyhinde halefiyete dayalı rücu istemli olarak iş bu alacak davasının İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesini... esas sayılı dosyasında ikame edildiği, müteveffa...'nın eş ve çocuğu olan davalılarca da mahkememizin... esas sayılı dava dosyasında kazaya sebebiyet veren... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni ile aracın zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet poliçesini düzenleyen sigorta şirketlerine karşı maddi ve manevi tazminat istemi ile dava ikame edildiği, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/06/2017 tarih ve... karar sayılı ilamı ile dosyanın mahkememizin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, yargılamanın bu dosya üzerinden yürütüldüğü, ancak 6100 sayılı HMK'ya göre aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği, mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemesi aynı düzeyde yer almakta ise de aynı sıfata sahip olmadığı, bu nedenle genel mahkeme sıfatındaki Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dosyasının ihtisas mahkemesi olarak görev yapan mahkememiz dosyası ile birleştirilmesinin yasal olarak olanaklı olmadığı, bu nedenle mahkememizce 09/12/2020 tarihli celsede birleştirilen İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/06/2017 tarih ve... karar sayılı dosyasının mahkememizin... esas sayılı dava dosyasından tefriki ile ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar verildiği, birleşen iş bu dava konusu uyuşmazlıkta davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınması gerektiği, somut olaya bakıldığında; davacının sigortalısı olan dava dışı... gerçek kişi olup davalı ile aralarındaki hukuki ilişkinin de haksız fiilden doğduğu, bu durum karşısında, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (bkz.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/05/2016 tarih, 2014/15-1024 esas, 2016/630 karar, Yargıtay 17. H.D'nin 17/06/2019 tarih, 2016/11564 esas, 2019/7614 karar sayılı ilamları) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILDI), Dair tarafların yokluklarında verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/12/2020 Katip ... E-İMZA Hakim... E-İMZA