İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/4 E. 2019/176 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/4
- Karar No
- 2019/176
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/4 KARAR NO : 2019/176 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/10/2010 KARAR TARİHİ : 05/03/2019 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, mahkememize verdiği 12/12/2013 tarihli dilekçesinde; Davalının maliki olduğu Çiğli Tapusunun...nolu parselindeki binalarda bir takım imalatların yapılmasına yönelik olarak 28/05/2004 tarihli çatı imalatı , 16/03/2004 tarihli çatı imalatı , 16/03/2005 tarihli alçı sıva imalatı , 04/05/2005 tarihli seramik.şap ve tecrit imalatı , 22/06/2005 tarihli zemin kat tadilat sözleşmesinin imza altına alındığını sözleşmelerde müvekkilinin yüklenici , davalının ise iş sahibi olduğunu , sözleşmeler gereğince işin teslim edildiğini müvekkili tarafından ödenmeyen haklar için Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını , alacağın tahsiline karar verildiğini , dosyanın karar düzeltme talebi ile Yargıtay incelemesinde olduğunu , mahkeme kararına dayalı alacağın tahsili için İzmir... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını , bu sırada müvekkili aleyhine davalı koop tarafından Çiğli Vergi Dairesine ödenen bir takım vergiler sebebi ile İzmir.. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını , takip konusu alacak ile ilgili Çiğli Vergi Dairesi Başkanlığına davalı tarafından yapılan ödemelerin hangi vergi alacakları için tahsil edildiğinin bildirilmesine yönelik yazı yazıldığını , Vergi Dairesince vergi mahremiyetinden bahsedilerek talebin red edildiğini , sözleşmelerde müvekkilinin hak edişlerinden vergi ve sigorta prim borçlarını teminata almak amacı ile kesintiler yapıldığını , borçlarının kalmaması nedeni ile teminatın taşerona iade edilmesi gerektiğini , yapılan kesintilerin müvekkiline iade edilmediğini davalı tarafça bu sebeple mükerrer talepte bulunulduğunu belirtmiş müvekkilinin İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir Davalı vekili, mahkememize verdiği 08/01/2014 tarihli cevap dilekçesinde; Davacının iddia ettiği Karşıyaka.. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasının konusu ile icra takibine konu alacak sebebinin bir birinden tamamen farklı olup davacının ileri sürdüğü iddiaların dava ile ilgisinin bulunmadığını , taraflar arasında 4 adet sözleşmenin tanzim ve imza edildiğini, müvekkilinin sözleşmelere konu edimlerini yerine getirdiğini , ancak davacı yüklenici tarafından işin tesliminde gecikildiğini , bir takım ayıplı imalatların gündeme geldiğini , sözleşmeler kapsamında alınan teminatların ödenmeyen işçilere ait SSK , İşçilik malzeme bedellerinin ödenmesine ilişkin olduğunu , söz konusu icra takibine konu damga vergisi ile ilgisinin bulunmadığını , sözleşmeler incelendiğinde sözleşmelerin " vergi ve sigortalar" başlıklı hükümleri gereğince damga vergisi ve sair harçların sorumluluğunun taşerona ait olduğunu müvekkili tarafından Çiğli Vergi Dairesine ödenen damga vergisi,vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ödemelerinin davacı şirketin yükümlülüğünde olmasına rağmen müvekkili tarafından yerine getirildiğini , bu sebeple haklı olarak icra takibine konu edildiğini belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir Mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair kurulan hüküm Yargıtay...uk Dairesi Başkanlığı ' nın ... Karar sayılı ilamıyla " Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan vergi dairesine ödenen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Yerel mahkeme kararı davacı .... Ltd. Şti. tarafından temyize cevap dilekçesi ile katılma yoluyla temyiz edilmiş ise de; davalı tarafın temyiz dilekçesinin katılma yolu ile temyiz eden davacıya 28.12.2016 günü tebliğ edildiği halde, davacı vekilince temyize cevap ve katılma yolu ile temyiz dilekçesini 12.01.2017 günü verdiği ve temyiz yoluna başvuru harcını da aynı gün yatırdığı, dolayısı ile HUMK’nın 433/II. maddesindeki 10 günlük temyiz süresinin geçirildiği anlaşıldığından, davacı .... Ltd. Şti.'nin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir. 2-Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 12.12.2013 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak asliye ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde kooperatifler “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” olarak tarif edilmiştir. Maddede kooperatifin ortaklık (şirket) olduğu belirtilmiş ise de, bu ortaklığın “ticari nitelikte bir ortaklık” olduğu yönünde bir açıklama ve belirleme yapılmamıştır. Maddedeki tariften anlaşılacağı üzere kooperatiflerde amaç, diğer ticaret şirketlerinden farklı olarak kazanç elde etmek ve bunu ortakları arasında paylaşmak olmayıp, ortakların ekonomik menfaatlerini, özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak ve gidermektir. Kooperatifler, kâr zarar amacından ziyade sosyal yönü ağır basan ortaklıklardır. Bu tanıma göre kooperatiflerin tacir kabul edilmesi ve tacir sıfatının sonuçlarıyla sorumlu tutulması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK'nın 124/1. maddesinde “kooperatifler” ticaret şirketleri arasında sayılmış ise de, aynı maddenin 2. bendinde kooperatifler “şahıs şirketleri” ve “sermaye şirketleri” arasında gösterilmemiştir. TTK'nın 124. maddesinin 1 ve 2. bentleri ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde kooperatiflerin “ticaret şirketi” olmadığı, sosyal niteliği ağır basan kendine özgü bir ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Benzer hükümler, 6762 sayılı eski TTK'da da bulunmasına rağmen (md 18, 136), Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamasında kooperatifler tacir olarak kabul edilmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı yan kooperatif olup tacir niteliği taşımadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan ve göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan; taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca resen dikkate alınması gerektiğinden; mahkemece işin esası incelenmeksizin davanın görev yönünden reddine karar verilip, talep halinde İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken, görevli mahkemenin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde işin esasının incelenip, karar verilmesi doğru olmamış, hükmün görev yönünden bozulması uygun bulunmuştur. " gerekçesiyle bozularak gelmiş usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Her ne kadar davacı tarafça, davalı kooperatif tarafından davacı aleyhine başlatılan İzmir... İcra Müd. nün ... Esas sayılı dosyası dolayısıyla borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak davalı hakkında mahkememize menfi tespit davası açılmış ise de; Davanın yasal dayanağının 6098 sayılı TBK' da düzenlenen Eser Sözleşmesi hükümleri olduğu dolayısıyla mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı ,dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile de nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapıldığı, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerektiği, davalı ... 'nin dolayısı ile davanın taraflarından birinin tacir sıfatına haiz olmadığı bu husus göz önüne alındığında davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği, Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 sayılı yasanın 2. Maddesi ile 6102 sayılı yasanın 5. Maddesinin değiştirildiği, bu değişiklik sonucu, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağının belirlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı içerisinde kalıp, mahkememizin görev alanı içerisinde olmadığı, görev hususunun kamu düzeni ile ilgili dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her safhasında ve resen nazara alınmasının ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Taraflardan birinin HMK' nın 20. maddesi uyarınca iki hafta içerisinde başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, 3-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüküm altına alınmasına," Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av... ın yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.05/03/2019 Katip ... E imza Hakim ... eimza