İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/851 E. 2018/255 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/851
- Karar No
- 2018/255
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/851 Esas KARAR NO : 2018/255 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2017 KARAR TARİHİ : 20/03/2018 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği 24/07/2017 tarihli dava dilekçesinde ; Davacının üzerine ipotek kaydı konulan taşınmazın maliki , davalı bankanın ipotek alacaklısı...Alüminyum Plastik Mobilya İnş. Tic. Şti. nin ise davalı bankadan kredi çeken borçlu şirket olduğunu, Haziran 2017 tarihinde davacıya İzmir ... İcra Müdürlüğünün...sayılı dosyasından örnek 6 no'lu ödeme emri geldiğini, davacının taşınmazı üzerinde ipotek olduğunu ve taşınmazının icra vasıtasıyla satılacağını öğrendiğini, davacının taşınmazı üzerine ipotek konulduğu tarihte...Alüminyum Plastik Mob. İnş. Tic. Ltd. Şti. isminde bir pen firmasında ön muhasebe bölümünde çalıştığını, şirket sahibinin ... olduğunu, şirket müdürü ...in devamlı davacı ve diğer çalışanları üzerinden bankalarla iş yaptığını, davacı ve diğer çalışanları adına borç senedi düzenleyip bu senetleri bankaya verdiğini, senetlerin vadesi geldiğinde senet tutarını ödeyip senetleri bankadan geri aldığını, ayrıca şirket çalışanlarını borçlu gösterdiği senetleri piyasaya vererek karşılığında şirket için malzeme aldığını ve bankadan kredi çekmek için kullandığını, yine şirketin yapmış olduğu iş karşılığı borçlu müteahhitlerden ev aldığını bu evleri ise şirket adına fatura kesmemek ve şirket borçlarından dolayı davacı adına aldığını, davacıyı tapuya çağırdığında davacının hiçbir işleme karışmadan yalnızca imza attığını, şirket sahibi...n daha sonra bu evleri davacı adına sattığını, bu şekilde Gaziemir ve Buca Tapu müdürlüklerinde davacı adına alım - satım yapılmış 4/5 adet kayıt bulunduğunu, 30/12/2014 tarihinde şirket sahibi ...'ın davacıya arayarak şirketin borçlusu müteahhitten alacağına karşılık taşınmaz alım yapılacağını, bu taşınmazın maliki olarak her zamanki gibi davacının gözükeceğini, bu alım için ...tan kredi kullanacağını ve bankanın vermiş olduğu kredi karşılığında taşınmazı ipotek edeceğini söylediğini, bunun üzerine davacı , davalı banka temsilcisi ...ve şirket sahibi ...'ın Buca Tapu Müdürlüğünde buluştuğunu, davacının davalı banka yetkilisi ve şirket yetkilisi...'ın aceleci tavırları ve biran önce oradan ayrılmak istemeleri telaşı karşılığında ipotek belgelerini okumadan imzaladığını, bu belgelerin kendisi adına alınan taşınmaz alım belgeleri olduğunu sandığını, davalı banka yetkilisi ve şirket sahibi ...'ın hiçbir şekilde davacıyı imzalamış olduğu belgenin evinin ipotek altına alındığını gösteren ipotek akit belgesi olduğu , şirketin kredi borcunu ödeyememesi halinde oturduğu taşınmazın icradan banka tarafından satılacağını söylemediklerini, bu konuda sessiz kalarak hile ile davacıyı evini ipotek ettirerek iradesini fesada uğrattıklarını, ayrıca dilekçe ekinde belirtilen ve İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına davalı banka tarafından sunulan ipotek belgelerinde davacının imzasının bulunmadığını, yalnızca tapu müdürlüğündeki ipotek belgesinde imzası bulunduğunu, bu durumun bile ipotek belgeleri hazırlanırken bu belgelerin davacının bilgisi dışında hazırlandığının yalnızca tapudaki işlem sırasında davacının işleme dahil edildiğinin ve davacının bu gelişmeleri anlamasına yeterince imkan verilmediğinin göstergesi olduğunu ayrıca davacının maaşlı çalışmış olduğu şirketin çekmiş olduğu kredi borcu için taşınmazını ipotek ettirmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 20/04/1998 tarih 4764 esas 5349 karar sayılı kararında " Hile genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten bir kanı uyanıdırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma veya devamı sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma , hilede yanıltma söz konusudur. BK'nun madde 28/1 maddesinde açıklandığı gibi taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatması ile sözleşme yapmaya yöneltmiş ise hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması da hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması defi veya dava yoluyla kullanılabilir" şeklinde karar verildiğini belirtmiş , İİK 72. Madde gereğince davacının kendisinin aldatılarak hile ile kendisi ile ipotek sözleşmesi imzalanması sebebiyle davacı adına kayıtlı İzmir ili, Buca ilçesi ,... Mah... parsel de bulunan taşınmaz üzerindeki ipotek kaydının iptali ile davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine , yargılama sürecinde taşınmazın satılması halinde davanın istirdat davası olarak devam edilerek davalının taşınmazın satışından tahsil etmiş olduğu paranın davalıdan istirdatına ve İİK madde 40/2 maddesi gereğince icranın eski halinin iadesine, icra takibinin davacının daha fazla mağdur olmaması için yargılama sonuna kadarın tedbiren durdurulmasına, dosyada tahsilat olması halinde tahsil edilen paraların davalıya ödenmemesine, davalının icra takibini haksız ve kötü niyetli olarak yürütmesi sebebiyle alacak miktarının % 20 'si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili mahkememize verdiği 23/08/2017 tarihli cevap dilekçesinde : Bankanın... Mah. Şubesi ile dava dışı ...Al.Plas. Mob. Doğr. Teks. San ve Tic. Ltd. Şti ve kefilleri..., ... arasında 03/04/2013 tarih 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine İzmir ...erliğinin 12/01/2017 tarih ve... yevmiye no'lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamede tanınan süre zarfında ödeme olmayınca İzmir ...cra Müdürlüğünü...sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı, kefiller hakkında da İzmir.... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davaya konu taşınmazın dava dışı 3. kişi olan ....Ltd.Şti' nin müvekkili bankadan kullandığı kredinin teminatında olan ve davacı adına kayıtlı İzmir ili , Buca ilçesi,... mah,... parselde bulunan 1 no'lu bağımsız bölüm olduğunu, taşınmaz üzerinde... Ltd. Şti 'nin bankadan kullanacağı krediler için 1. Derecede 400.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davacının kredi sözleşmesini borçlu yada kefil sıfatıyla imzalamadığını, borçtan şahsen sorumlu olmadığını, ipotek işleminin Buca Tapu Müdürlüğü tarafından yapılması sebebiyle müvekkilli bankaya husumet yöneltilmeyeceğini, davacının ipoteği verirken dolandırıldığını, ipotek verdiğini bilmediğini iddia ettiğini, işlemin tapu dairesinde devletin resmi memurunun katılımı ile yapılması karşısında dolandırıcılık varsa bunun tapu dairesi tarafından yapılmış olabileceğini davanın Buca Tapu Sicil Müdürlüğüne ihbarının gerektiğini, ayrıca yine kredi müşterisi ve yetkililerinde davaya dahil edilmesi gerektiğini, davanın TBK 31. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, süre yönünden reddinin gerektiğini, davaya konu taşınmazın 19/08/2013 tarihinde davacı adına tescil edildiğini, 30/12/2014 tarihinde de üzerinde ipotek tesis edildiğini, davacının tapuda yapılan işlemin daha önce maliki olduğu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipotek işlemi olduğunu bildiğini, davacının eşinin ipotek tesis için gereken muvafakatı da imzaladığını, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olup bu iddiaların muhatabının müvekkili olmadığını, ayrıca 2014 yılında gerçekleşen bir işlem için 2017 yılında haberdar olunmuşcasına dava açılmasının davacının niyetini göstermesi açısından dikkat çekici olduğunu, takip dosyasından ibraz edilen ipotek evrakının tapu memuru huzurunda tüm taraflarca okunarak bizzat imzalandığını, davacının vekilinin olmadığını ve okuma yazmasının mevcut olduğunu, ipoteğin geçersizliğinin söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının en zayıf ispat vasıtası olan ve isimleri bildirilmeyen 5 adet tanık beyanı ile bu davasını ispatlamasının mümkün olmadığını, zira bildirilen yazılı delillerin resmi merciler önünde gerçekleşmiş hukuken geçerli işlemler olduğunu, bu hali ile de hile iddiasının ispatının olanaksız olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının ileri sürdüğü hususların icra takip hukukuna dayandığını, davanın ise genel mahkemelerde açılmış menfi tespit davası olduğunu, davacının borçlu şirket ile finansal ilişkilerinin niteliğinin davanın konusu olmadığını, davacının davaya konu ettiği dolandırıcılık iddiası ile ilgili yapılmış bir Savcılık şikayetinden bahsetmediğini, davacının tedbir taleplerinin mesnetsiz olduğunu belirtmiş, davanın tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne ve... Aliminyum ile imza yetkilileri...'a ihbarına, tedbir talebinin reddine , davanın süre ve usulü itirazlar yönünden reddine, ilk itirazlar dışında davanın esas yönünden de reddine , % 20 kötü niyet tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklının ..., borçlunu...Al. Plas. Mob,. Doğ. Teks. San ve Tic. Ltd. Şti, ipotekli taşınmaz malikinin ..., borç miktarının 178.669,92 TL, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olup 12/05/2017 tarihi itibariyle başlatıldığı ve halen derdest olduğu belirlenmiştir. Davacı vekili 16/01/2018 tarihli celsede ipotek senedindeki imzayı kabul etmediklerini imza incelemesi yaptırılması istediklerini beyan etmiş, 06/02/2018 tarihli celsede ise önceki celse imza inkarında bulunmuş iseler de iddianın hile iddiası olduğunu, hile iddiasının her türlü delille kanıtlanabilecek bir iddia olduğunu ,belgenin resmi bir belge olmasının hile iddiası karşısında bir önemi bulunmadığını, imza inkarı konusunda yeniden değerlendirme yapmak istediklerini ve gerekirse HMK 208/4 maddesi gereğince dava açacaklarını ve bunun için kendilerine süre verilmesini talep etmiştir. Davacı vekiline talebi doğrultusunda HMK 208/4 maddesi uyarınca işlem yapmak üzere iki haftalık süre verilmiş davacı vekili 20/03/2018 tarihli celsede müvekkili ile konuyu değerlendirdiklerini ve HMK 208/4 maddesi doğrultusunda dava açmamaya karar verdiklerini , davanın hile iddiasına dayalı tapu iptali davası olduğunu, delillerin toplanmasını tanıkların dinlenilmesini talep ettiklerini beyan etmiş bu beyanını imzası ile tasdik etmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacı tarafça davacı adına kayıtlı İzmir ili, Buca ilçesi,... Mah.... parsel 1 bağımsız bölüm no'lu taşınmaz üzerinde hile ile ipotek konulduğundan bahisle taşınmaz üzerindeki ipotek kaydının iptali ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açıldığı, dava konusu taşınmaz üzerinde Buca Tapu Sicil Müdürlüğünün 30/12/2014 tarih ... yevmiye no'lu resmi senedi ile dava dışı ...Ltd.Şti 'nin borçlulara karşılık olarak 400.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, ipotek belgesinde davacı ... Şimşek'in resmi senedi okuduğuna ilişkin kendi el yazısı ile "okudum" ibaresinin ve imzasının bulunduğu, ayrıca ipotek senedinde resmi senedin tamamının resmi memur tarafından okunduğunun ve okutulduğunun da belirtildiği, söz konusu belirtmenin davacının imzasının hemen üstündeki paragrafta yer aldığı , davacı tarafça 16/01/2018 tarihli celsede ileri sürülen yazı ve imza inkarı iddiasının 06/02/2018 tarihli celsede geri alındığı sonuç olarak davacı tarafça ipotek senedi ile ilgili yazı ve imza inkarı iddiasının ileri sürülmediği , davacı tarafça imzaladığı belgenin kendisi tarafından okunmadığı , bu belgenin kendisi adına alınan taşınmaz alım belgelerini olduğunu sandığı, davalı banka yetkilisi ile şirket sahibinin imzalamış olduğu belgenin evinin ipotek altına alındığını gösteren ipotek akit belgesi olduğunu söylemedikleri, bu konuda sessiz kalarak hile ile davacının iradesini fesada uğrattıklarının iddia edildiği ancak bir kimsenin resmi memur önünde imzasının onanması için belge düzenlendiği sırada bu belgeyi okumamış olmasının hile sayılamayacağı , hilenin yararına irade açıklamasında bulunan kişinin yahut 3. kişinin eylemi olması gerektiği, düzenlenen bir belgeyi okumama durumunun hile olarak sayılabilmesi için davalının veya 3. bir kişinin bu okumamayı sağlayıcı bir davranışının olmasının gerektiği, davalı banka yetkilisi ile şirket yetkilisinin belgenin içeriğinden bahsetmeyerek sessiz kalmalarının okumamayı sağlayıcı bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, davacının davalı banka yetkilisi ile dava dışı şirket yetkilisinin aceleci tavırları ve telaşı karşısında belgeyi okumadan imzaladığını iddia ettiği, söz konusu iddianın da hile olarak değerlendirilemeyeceği, ortada güvene dayalı olarak belgenin okunmadan imza edilmiş olması durumunun söz konusu olabileceği bu durumun da hile olarak kabul edilemeyeceği, incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış ve davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE , 2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 3.015,36 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE , 3-Davali taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 16.670,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine , 4-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına , Dair, tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'ın yüzene karşı açıkça okunup anlatıldı. . 20/03/2018 Katip ... E imza Hakim ... eimza