İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/50 E. 2021/223 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/50
Karar No
2021/223
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/50 Esas KARAR NO : 2021/223 MAHKEMEMİZİN...ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/12/2001 KARAR TARİHİ : 25/02/2021 MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN İZMİR...ATM'NİN ...ESAS ... KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 22/10/2007 KARAR TARİHİ : 27/11/2008 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İzmir ... İş Mahkemesi' ne verdiği 27/12/2001 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili bankanın kredi müşterisi... Tekstil Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti' ye kullandırılan kredilerin teklifi, açılışı ve kullandırılması ile ilgili banka müfettişlerince yapılan teftiş sonucu düzenlenen soruşturma raporuna göre davalıların mevzuata aykırı ve usulsüz işlemleri nedeni ile müvekkili bankaya zarara soktuklarının tespit edildiğini, davalılar tarafından firma ile kredi ilişkisine girildiği 16/04/1996 tarihinde firmanın 41 adet ve toplam 1.858.326.873-TL tutarında karşılıksız çekinin mevcut olduğunun, firmanın güvenilir bir yapıya sahip olmadığının bilinmesine rağmen firmaya 3 milyar TL SKA kredisi kullandırıldığı, daha sonra ise kredilerin vadesinde tahsil edilmeyerek yeni açılan krediler ile tasfiye edildiği, 17/06/1996 tarihinden itibaren de 3 milyar TL' lik onaylı limiti aşan depasmanlı kullanımlara yer verildiği, kredi de depasman olmamasına rağmen kredi limitinin yükseltilmesi için genel müdürlüğe teklifte bulunulduğu ve kredi onaylanmadan kredi kullandırılarak depasman miktarının yükseltildiği, 16/04/1997 tarihli istihbarat raporunun firma ile kredi ilişkisinin devamı hususunda firmanın finansal yapısı ve ticari itibarı konularında olumlu veriler içermemesine rağmen bu hususun da dikkate alınmadığı, kredinin teminatı olarak alınan ipoteklerin taşınmaz değerinin kat ve kat üstünde olması nedeni ile krediye teminat olma vasfı bulunmadığı, yeterli teminat alınmadan yapılan limit artışları nedeni ile kredilerin tahsilinin imkansız hale getirildiğinin saptandığını, olumsuz istihbarat raporuna rağmen kredi ilişkisinin limit artırılarak sürdürülmesi, kredi kullandırmaya devam edilmesi gibi mevzuata ve bankacılık teamüllerine aykırı işlemleri nedeni ile müvekkili bankayı zarara soktuklarını, kredi borçlusu firma hakkında yasal takip işlemleri yapıldığını ancak borçlu firmaya ait tespit edilen tüm mal varlığının satılmış olmasına rağmen müvekkili bankanın alacağının tahsil edilemediğini belirtmiş, usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeni ile banka zararına yol açan davalılardan fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 24/12/2001 tarihi itibariyle 318.590.191.301-TL' nin % 182 faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, İzmir... İş Mahkemesi' ne verdiği 04/02/2002 tarihli dilekçesinde; A.Ş.' ler de yöneticilerin hukuki sorumluluklarını gerektiren hallerin TTK' nun 342 - 380 - 336. Maddelerinde düzenlendiğini, davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gereken mutlak ticari dava olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, dava şartının bulunmadığını, müvekkili hakkında açılacak davanın dava şartının genel kurulda bu konuda karar verilmiş olması ve açılacak davanın denetçiler tarafından açılması olduğunu, müvekkilinin ve yönetim kurulunun genel kurul tarafından ibra edildiğini, müvekkilinin bulunduğu makamın görev ve sorumluluğu içerisinde konu ile ilgili bankalar kanunun hükümleri ve banka mevzuatı doğrultusunda kendisine intikal ettirilen bilgi ve belgeleri değerlendirerek konuyu yönetim kuruluna sunduğunu ve verilen karar doğrultusunda hareket ederek bankanın menfaatlerini göz önünde bulundurarak gerekli işlemlerin yapılmasını sağladığını, bu sebeple dava dilekçesinde yer alan mevzuata aykırı ve usulsüz işlemler nedeni ile bankayı zarara soktukları tespit edilmiştir iddiasını kabul etmediklerini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir... İş Mahkemesince davalılardan ...' in bankanın eski genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığının hizmet akdinden doğan bir hak uyuşmazlığı olmayıp, TTK' ve bankalar kanunundan doğan yönetim kurulu üyesinin hukuki sorumluluk davası olduğu, bu tür davaların iş mahkemesinde görülemeyeceği, TTK' nun 342. Mad. göz önünde tutulduğunda müdürler ve diğer çalışanlar hakkındaki davalarında aradaki bağlantı nedeni ile ticaret mahkemesinde birleştirilip görülmesinin mümkün olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, dosya mahkememize devir olunmuştur. Mahkememizce 13/10/2006 tarihli ara kararının 1 nolu bendi gereğince davalı ...., ... ...,...,...,...,...,' un hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalıştıkları anlaşıldığından, bu davalılar hakkında açılan davanın tefrikine ayrı bir esasa kaydına ve bu davalılar hakkında mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğuna karar verilmiş ara karar doğrultusunda davalı ... ..., ... ,... hakkındaki dava tefrik edilerek yargılamaya diğer davalı ... yönünden devam olunmuştur. Davacı ... vekili İzmir... Atm' nin... E. Sayılı dosyasına verdiği 22/10/2007 tarihli dava dilekçesinde; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumununun 09/07/2001 ve 381 sayılı kararı ile mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14.Maddesinin 3. Fıkrasına istinaden ...Bankası ...'ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimi ve denetiminin fona devredildiğini, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumunun 11/09/2002 tarih ve 806 sayılı kararı ile bankanın ... AŞ'ye devrinin uygun görülmekle müvekkili ... ile... AŞ arasında 21/10/2012 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmesinin imzalandığını, TTK 336. Maddesinde yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluklarının düzenlendiğini, 342. Maddede de idare meclisi azalarının ehil olmayan müdürler tayin etmeleri veya onların şirket için zararlı olan iş ve muamelelerine karşı müsamaha göstermeleri halinde sorumluluklarının 336. Maddesine tabi olduğunun belirtildiğini, bu haller sebebiyle TTK'nun ön gördüğü sorumluluğun üyelerin ortaklığa verdikleri zararları tüm mal varlıkları ile sınırsız biçimde ödemelerinin gerektiğini, doktrin ve uygulamada yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, bu itibarla yönetim kurulu üyeleri aleyhinde kusur karinesinin mevcut bulunduğunun ittifakla kabul edildiğini, TTK'nun 359. Maddesinin şirket mürakıplarının sorumluluklarını ve özellikle özen yükümlülüğünü düzenlediğini, TTK'nun ön gördüğü sorumluluğun mürakıplarında idare meclisi üyeleri gibi ortaklığa verdikleri zararı tüm mal varlıkları ile ve sınırsız biçimde müteselsilen ödemeleri gerektiğini, davacının 5411 sayılı yasanın 133. Maddesi kapsamında kendisine tanınan yetkiyi süresi içinde kullanarak ilgili genel kurul kararı doğrultusunda banka zararının tazmini için eldeki davayı açtığını, ...Bankası ...'ın kredi müşterisi... Tekstil Ürünleri San Tic Ltd .Şti'ye kullandırılan kredilerin teklifi, açılışı ve kullandırılması ile ilgili banka müfettişlerince yapılan teftiş sonucu düzenlenen davalıların mevzuata aykırı ve usulsüz işlemleri nedeni ile bankayı zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, davalıların yapmış olduğu usulsüz işlemlerin 27/05/1999 tarih 1 nolu teftiş raporunda belirtildiği, davalıların firma ile kredi ilişkisine girildiği 16/04/1996 tarih itibariyle firmanın 41 adet ve toplam 1.858.326.873 TL tutarında karşılıksız çekinin mevcut olduğunun yani firmanın güvenilir bir yapıya sahip olmadığının bilinmesine rağmen firmaya 3.000.000.000 TL senet karşılığı avans kredisi kullandırıldığı daha sonra kredilerin vadesinde tahsil edilmeyerek yeni açılan krediler ile tahsil edildiği, 17/06/1996 tarihinden itibaren de 3.000.000.000 TL lik onaylı limiti aşan kullandırımlara yer verildiği, kredide depasman olmasına rağmen kredi limitinin yükseltilmesi için genel müdürlüğe teklifte bulunulduğu ve kredi onaylanmadan kredi kullandırılarak depasman miktarının yükseltildiği, 16/04/1997 tarihli istihbarat raporunun firma ile kredi ilişkisinin devamı hususunda firmanın finansal yapısı ve ticari itibarı konularında olumlu veriler içermemesine rağmen bu hususun dikkate alınmadığı, kredinin teminat olarak alınan ipoteklerin taşınmaz değerinin kat ve kat üzerinde olması nedeniyle krediye teminat olma vasfı bulunmadığı, yeterli teminat alınmadan yapılan kredi artışları nedeniyle kredilerin tahsilinin imkansız hale geldiğinin saptandığını, kredi borçlu firma hakkında yürütülen yasal takip sürecinde banka alacağının tahsil edilemediğini, soruşturma raporunda sorumlulukları doğduğu tespit edilen şahıslardan ..., ..., ..., ..., ..., ...ü ve ... hakkında mali mesuliyet davası açıldığını ve davanın halen İzmir... ATM'nin... sayılı dosyası ile derdest olduğunu, 11/07/2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davalılar hakkında mali mesuliyet davası açılması yolunda karar alındığını belirtmiş, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 318.590,00 YTL'lik zarar ile zararın meydana geldiği tarih olan 24/12/2001 tarihinden itibaren işleyen %182 işleyen temerrüt faizi olan 3.417.491,00 YTL ile birlikte toplam 3.736.081,00 YTL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %182 temerrüt faizili ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...İzmir... ATM'nin... sayılı dosyasına verdiği 13/11/2007 tarihli cevap dilekçesinde; görev yaptığı dönem içinde 3182 sayılı Bankalar Kanununun yürürlükte olduğunu, görevden ayrıldıktan yıllar sonra çıkan kanunlara tabi olmasının hukuka, hukuk öğretisine ve Avrupa İnsan Haklarına aykırı olduğunu, ibralar devam ettiği ve zamanaşımı yönünden davanın reddini talep ettiğini, davanın daha önce görevli memurlar için açılmış iken 5-6 yıl sonra yönetim kurulunu içine aldığını, müfettiş raporunun bağlayıcı olmadığını belirtmiş, davanın öncelikle zamanaşımı ve ibraların devam ettiği itibar edilerek reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili İzmir... ATM'nin... sayılı dosyasına verdiği 13/11/2007 tarihli cevap dilekçesinde; davacı bankanın 11/07/2002 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda müvekkilinin de aralarında bulunduğu eski yönetim kurulu üyelerinin 1997-1998-1999 yılları için genel kurullarında verilen ibra kararlarının hükümsüz sayılması ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, dava açılabilmesi için geçerli bir genel kurul kararının olması gerektiğini, müvekkilinin görev yaptığı dönemlere ilişkin ibra edildiğini, ibraların yasal kesinliğe kavuştuğunu, söz konusu ibra kararının ortadan kaldırılması ve hükümsüz sayılmasının imkansız olduğunu, ibralar ile ilgili genel kurul kararları aleyhine TTK 381. Maddesine dayalı 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde iptal davası açılmadığını, TTK 380. Maddesi gereğince kesinleşen ibranın ortadan kaldırılamayacağını, genel kurulun bir paydaşın iştiraki ile yapılmasından dolayı yoklukla malul olduğunu, müvekkilinin Mart 1999 yılında ortaklıktan ayrıldığını, davanın açıldığı 22/10/2007 tarihi itibariyle TTK 309/4. Maddesinde değinilen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, dosya içeriğindeki teftiş raporunda da açıkça belirtilen kredi prosedüründe birinci aşamada dava konusu ek krediyi olumlu bulan Tarişbank 'ın talep eden istemi ile teklifi kredi istihbarat müdürlüğünce değerlendirmeye aldığını, ikinci aşamada bankanın yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü tarafından anılan teklifin yönetim kuruluna sunulduğunu ancak bu sunumda özellikle daha bazı teminatların sağlanarak öncelikle kredi borçlusu olan kişinin mevcut riskini tasfiye edilmesi kaydı ile sağlanacak kredinin uygunluğuna ait şerh düşüldüğünü, üçüncü aşamada kendisine sunulan ek kredi teklifini aynı kayıt ve koşullarla kabul eden yönetim kuruluna ait kararın genel müdür tarafından bankanın krediler müdürlüğüne iletildiğini, dördüncü aşamada bu aşamaya kadar gelen prosedürü tamamlamak üzere bankanın krediler müdürünü kredi teklifinde bulunan şubeye değinilen koşullara uymak kaydı ile kullanılacak kredinin çerçevesini çizerek kullanılması konusunda gereken talimatı ilettiğini belirtmiş, davanın öncelikle zamanaşımı ve dava şartlarının mevcut olmadığı gibi usul açısından gerekirse sonrasında esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... İzmir... ATM'nin ... sayılı dosyasına verdiği 13/11/2007 tarihli cevap dilekçesinde; 28/08/1996 ile 14/01/1999 tarihleri arasında ...yönetim kurulu üyeliği yaptığını, 5411 sayılı yasa çıktığında yönetim kurulu üyesi olmadığını, 4389 sayılı Bankalar Kanununda zamanaşımının 2 yıl olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, aynı konuda İzmir... ATM'nin ... sayılı dosyasında dava açıldığını, derdestlik söz konusu olduğunu, BDDK tarafından 11/07/2002 tarihinde yapıldığı bildirilen genel kurulda... Tekstil Ürünleri San Tic Ltd Şti'ne kulandırılan kredilerden dolayı ibraların kaldırılması hakkında bir hüküm bulunmadığını, davacı tarafından ibraların kaldırılması için herhangi bir dava açılmadığını, ibranın iptal edilmediğini, yönetim kurulunda genel müdürlüğün verdiği bilgiler doğrultusunda işlemler yapıldığını, karşılıksız çek senetler ve deplasmanlar hakkında en ufak bir bilgisi bulunmadığını, diğer kredilerde olduğu gibi bu firmanın da kredilendirmesinin de banka menfaatleri göz önünde bulundurularak işlem yapıldığını, talep edilen %182 temerrüd faizinin yüksek ve kanunsuz olduğunu, davacının elinde aciz vesikası mevcut olmadığını, davacı tarafça mürakıplar hakkında dava açılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nun 336. Maddesinin yönetim kurulunun şahsi sorumluluğunda vazifelerin kasten veya ihmal neticesi yapılmaması halinde sorumluluk yüklediğini, kendisinin kasten veya ihmal ile yapmadığı bir vazifenin iddia edilmediği gibi ispatta edilemediğini, kredi limitinin yükselmesi için yapılan işlem ve muamelelerden şube müdürlüğünün sorumlu olduğunu, yönetim kurulunun bu konuda bir kararı bulunmadığını, murakıpların her toplantıya katıldıkları gibi 3 ayda bir yönetim kurulu kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu konusunda BDDK 'ya raporlar verdiğini, bu raporlarda da bir aykırılık tespit edilmediğini, bu nedenle hukuki sorumluluğa murakıpların katılacağının kesin olduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili İzmir.. ATM'nin... sayılı dosyasına verdiği 15/11/2007 tarihli cevap dilekçesinde, davacı ... 'nin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, Tarişbank 'a el konulmadan önce yönetim kurulu üyelerinin bankanın genel kurulunda tamamen ibra edildiğini, ibra işleminin kesinlik kazandığını, davacı tarafça ortaya çıkarılan zararın ne şekilde çıktığı hususunda ayrıntı bulunmadığını ayrıca talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu, müvekkilinin sorumlu olabilmesi için verilen kredilerde imzasının olması gerektiğini ancak bu hususta bir belge ve kayıt bulunmadığını, zarara esas alınan raporun kurum içi işleyiş açısından ele alındığını, bu rapor dikkate alınmaksızın müvekkilinin ve diğer davalıların da verildiği ve onaylandığı iddia edilen kredilerin açılışı ve yönetime sunuluşu ile ilgili olarak tüm karar defteri ve olur görüşü içeren ekiplerin sunduğu kredibilite ilgili dökümanlarının toplanarak değerlendirme yapılması gerektiğini bizzat raporda da açıklandığı üzere bir kısım alt kademede çalışan insanların üst yönetimi yanlış yönlendirme iddiası olabileceği gibi bazı müdür ve elemanların hatalı işlemlerinden dolayı kredi tahsisi ile ilgili bilgilerin yanlış yönetime sunulmasının söz konusu olabileceğini, müvekkilinin döneminin gerektirdiği ve bankacılık faaliyeti açısından alınabilecek tüm tedbirleri almak suretiyle gerekli teminat ve kendilerine gelen dosyaları en ince ayrıntısına kadar incelemek suretiyle kredi tahsis işlemlerini yürüttüğünü, işlemlerde gerekli özeni gösterdiğini, rapordan anlaşıldığı kadarıyla kredi tahsil işlemlerinin doğru olmakla beraber bazı vesaik alma gibi alt kademenin yaptığı ve yönetimi bağlamayan denetimi de yönetim kurulunca yapılması fiilen ve hukuken mümkün olmayan bazı hatalı işlemler ve tahsislerden bahsedildiğini, müvekkilinin alt kademede çalışan kişilerin tüm işlemlerini sürekli kontrol ve takip etmesinin imkansız olduğunu, herhangi bir şekilde kasten veya ihmal ile müvekkiline yüklenen görevin yapılmaması gibi bir durumun olmadığını belirtmiş, öncelikle ibranın geçerli olup olmadığının tartışılıp geçerli ibranamenin olmadığından, zamanaşımı sebebiyle ve aktif husumet ehliyeti ve dava şartı yokluğundan uygulanan ve talep edilen faiz miktarının fahiş ve haksız olduğundan müvekkilinin sorumluluğunu gerektirecek bir imza ve onayının olmaması ve ayrıca müvekkilinin sorumluluğunu gerektirecek bir ihmal veya kastın bulunmamasından dolayı davanın usul ve esas açısından reddine karar verilmesini talep etmiş , davalı ... adına çıkarılan davetiyenin bila tebliğ iade edildiği belirlenmiştir. İzmir... ATM'ce 27/11/2018 tarihinde söz konusu dosya ile Mahkememizin... sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan bahisle dosyanın dosyamızla birleştirilmesine karar verilmiş, dosya Mahkememize devredilerek yargılamaya dosyamız üzerinden devam olunmuştur. Mahkememizce dava ve birleşen davanın davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından reddine dair verilen karar Yargıtay ... Hukuk Dairesi' nin 04/11/2014 Tarih ...K. sayılı ilamı ile " Asıl ve birleşen davada mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 20/02/2006 tarihli kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ...Varlık Yönetimi A.Ş'ye temlik edildiği, Fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, uyuşmazlık, temliknamenin kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, kural olarak alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, ...'nin temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır. Esasen, davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle bozularak gelmiş usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu' nun 09/07/2001 tarih ve 381 nolu kararının incelemesinde; ...Bankası TAŞ'ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı yasanın 14/3 maddesine istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği belirlenmiştir. Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu vekili tarafından sunulan 506 sayılı Tasarruf Mevduatı Fon Kurul kararının incelemesinde;... Tekstil Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti' ye kullandırılan kredilere ilişkin olarak düzenlenen 27/05/1999 tarih ve 1 sayılı teftiş raporuna istinaden ... hakkında 318.590,19-YTL üzerinden açılan mali sorumluluk davasının 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 133. maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak sürdürülmesine karar verildiği belirlenmiştir. Bozma ilamından önce davacı ticari defterleri ile dosya üzerinde üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, talimat mahkemesince alınan 30/12/2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ; davalı yönetim kurulu üyelerinin... Tekstil Ürünleri san Tic. Ltd Şti lehine kredi tahsisinde bulunurken teklifin değerlendirilmesi ve teminatların oluşturulmasında gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri, tahsis edilen kredilerin kullandırıldığı ve kısa süre sonra firmanın durumu bozulduğu için riskin tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin bu hesaba aktarılan kredi riskinden ve döviz kredisi taahhütlerinin yerine getirilmemesinden dolayı uygulanacak müeyyidelerden müşterek ve müteselsil olarak sorumlu bulundukları, bankanın riskin tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı tarih itibariyle kredi borçlusu firmadan 53.507.330.662 TL kredi alacağı bulunduğu, bu miktara tahsil edilinceye kadar TCBM avans faiz oranı uygulanabileceği, buna göre dava tarihi itibariyle bankanın alacak miktarının 196.978.245.396 TL olduğu, davacının %182 temerrüt faizi talebinin yerinde olmadığı, kredi borçlularından dava tarihine kadar yapılan tahsilatların hesaplamada dikkate alındığı, davacı bankanın kredi borçlusu ... Tekstil Ürünleri san Tic. Ltd Şti ile kefilleri ... ve ... hakkında 400.000 DEM meblağlı bonoya istinaden açtığı icra takibinde yıllık %10 faiz talebinde bulunduğu, Devlet Bankalarının bononun vade tarihinde DEM cinsi 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz oranının % 6,50 olduğunun tespit edildiği, bu hükme göre alacağa vade tarihinden itibaren yıllık % 6,50 faiz oranı uygulanabileceği, bankanın yıllık %10 faiz talebinin yerinde olmadığı, eski yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasından hem maddi hem de şekli şartların gerçekleşmiş olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Bozma ilamından önce davalılardan...' in 14/07/2010 tarihinde, davalı ...' ın da 13/09/2010 tarihinde vefat ettiği belirlenmiş, mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı tarafça 15/10/2012 tarihinde ıslah dilekçesi sunulmuş, ıslah dilekçesinde ilk dava tutarı olan 318.555.15 TL banka alacağına müeyyide uygulanması nedeniyle müddeabihin 261.829,02 TL arttırılarak 580.394,17 TL olarak ıslah edildiği ve ıslahı istenilen temerrüt faizi ve ferileri de ilave edilmiş toplam 580.384,17 TL zararın zarara konu alacaklardan 27.392.93 TL sine 27/12/2001 dava tarihinden itibaren %182 ve ayrıca müeyyide uygulanması sebebiyle banka tarafından ödenmek zorunda kalınan 19.553,20 TL sine 18/06/2012 tarihinden itibaren %120 temerrüt faizi üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen talebinin talep edildiği belirlenmiştir. Islah dilekçesi 16/10/2012 tarihli celsede duruşmaya katılan davalı ... vekili Av. ... ... ve davalı ... ve ...vekili Av....e elden tebliğ edilmiş, ıslah dilekçesi... mirasçılarından ...'e 14/11/2012, ... 'e 14/11/2012, ...'a 14/11/2012 tarihinde ...mirasçılarından ...'a 20/11/2012 tarihinde, ...'a 15/11/2012 tarihinde, ...a 21/03/2013 tarihinde ve ...'e 10/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı ... ve ...vekilinin 28/12/2012 tarihli celsede de belirtildiği üzere ıslah dilekçesine karşı beyan dilekçesi sunduğu ancak söz konusu dilekçe dosya içerisinde bulunamadığı , davacı ... vekili tarafından sunulan 20/12/2012 tarihli dilekçede davalı ... vekilinin 10/12/2012 tarihli dilekçesinden bahsedilerek davalının zamanaşımı ve Anayasaya aykırılık iddialarının kabul edilmediğinin belirtildiği belirlenmiştir. ...mirasçıları ... ve ... ıslah dilekçesinden sonra Mahkememize sundukları 22/11/2012 tarihli dilekçelerinde ıslah talebinin zamanaşımına uğradığını, esas yönünden de talebin yerinde olmadığını belirtmiş, davanın ve ıslah talebinin reddine karar verilmesini talep etmişler, diğer davalılar ıslah dilekçesine karşı herhangi bir beyan dilekçesi sunmamışlardır. Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda yapılan temlikin ivazlı olup olmadığı, ivazlı ise bunun miktarının belirlenmesine yönelik olarak ... 2. Tahsilat Dairesi ile ...'ye yazı yazılmış alınan 29/07/2016 tarihli ... 2. Tahsilat Daire yazı cevabında her bir kredi dosyası bazında ivaz bedeli belirlenmemiş olmakla birlikte peşin tutarın toplam ana para tutarına olan oranı esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ... Tekstil Ürünleri San Tic. Ltd Şti 'nin ...Bankası TAŞ Tarişbank'dan kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacağa tekabül eden ivaz bedelinin 3.796,92 USD tutarında olduğu ...AŞ tarafından temlik tarihinden sonra bu alacağa mahsuben yapılmış tahsilat bulunmadığı belirtilmiş, 10/08/2016 tarihli ...Varlık Yönetimi AŞ cevabında şirketin 23/09/2005 tarihli Hasılat Paylaşımlı Alacak Vaadi Satış Sözleşmesi kapsamında imzalanan kredi alacağa sözleşmeleri ile ... Tekstil Ürünleri San Tic. Ltd Şti , ...Bankası ... ...Alsancak Şubesinden kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan nakit riski için oransal olarak 5.006,64 TL peşin bedel ödendiği, borçlulardan temlik sözleşmesi sonrasında tahsil edilmiş herhangi bir bedel bulunmadığı belirtilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda gelen yazı cevapları da değerlendirilerek birleşen dosya ve ana dava dosyası yönünden ıslah talebi de değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesi için İstanbul ATM'ye talimat yazılmış, alınan 23/11/2017 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda ; davalı yönetim kurulu üyelerinin... Tekstil Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. lehine kredi tahsisinde bulunurken teklifin değerlendirilmesi ve teminatların oluşturulmasında gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri, tahsis edilen kredilerin kullandırıldığı ve kısa süre sonra firmanın durumu bozulduğu için riskin tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin bu hesaba aktarılan kredi riskinden ve döviz kredisi taahhütlerinin yerine getirilmemesinden dolayı uygulanacak müeyyidelerden müşterek ve müteselsil olarak sorumlu bulundukları, bankanın riskin tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı tarih itibariyle kredi borçlusu firmadan 53.507.330.662 TL kredi alacağı bulunduğu, bu miktara tahsil edilinceye kadar TCBM avans faiz oranı uygulanabileceği, buna göre dava tarihi itibariyle bankanın alacak miktarının 196.978.245.396 TL olduğu, davacının %182 temerrüt faizi talebinin yerinde olmadığı, kredi borçlularından dava tarihine kadar yapılan tahsilatların hesaplamada dikkate alındığı, davacı bankanın kredi borçlusu ... Tekstil Ürünleri san Tic. Ltd Şti ile kefilleri ... ve ... hakkında 400.000 DEM meblağlı bonoya istinaden açtığı icra takibinde yıllık %10 faiz talebinde bulunduğu, Devlet Bankalarının bononun vade tarihinde DEM cinsi 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz oranının %6,50 olduğunun tespit edildiği, bu hükme göre alacağa vade tarihinden itibaren yıllık %6,50 faiz oranı uygulanabileceği, bankanın yıllık %10 faiz talebinin yerinde olmadığı, eski yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasından hem maddi hem de şekli şartların gerçekleşmiş olduğu 5411 sayılı kanunun geçici 16. Maddesindeki " zamanaşımı ve " ibaresinin Anayasa Mahkemesi tarafından 04/06/2014 tarih ve 2014/85 Esas 2014/103 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, kararın 12/09/2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği bu gelişmeler karşısında 1. ve 2. davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı takdirinin Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Rapora taraflarca itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda ek rapor alınması için İstanbul ATM 'ye bir kez daha talimat yazılmış, alınan 28/11/2018 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; davacı tarafın itirazları çerçevesinde yapılan incelemede dava tarihi itibariyle asıl alacak bakiyesinin 27.392,93 TL, işlemiş faiz bakiyesinin 277.181,41 TL, BSMV 'nin 13.859,07 TL, masrafın 121,74 TL olmak üzere toplam 318.555,15 TL olduğu, davacı vekilinin ayrıca 15/10/2012 tarihli ıslah dilekçesinde de belirtilen zarar tutarının da dikkate alınmadığını belirttiği, 1997 yılında döviz kazandırıcı faaliyet kapsamında yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle ve banka tarafından dava tarihinden sonra ödendiği anlaşılan 19.553,20 TL tutarındaki ceza bedelinin de zarar olarak tahsilinin talep edildiği, bilirkişi kurulunca yapılan inceleme ve tespitlerin dava tarihi itibariyle yapıldığı söz konusu alacak talebi ile ilgili olarak davacı kurum tarafından eldeki dava kapsamında alacak talebinde bulunulabileceğinin mahkemece benimsenmesi seçeneğinde söz konusu alacaktan kaynaklanan tutarın 18/06/2012 tarihi itibariyle 19.553,22 TL asıl alacak, 230.738,86 TL işlemiş faiz, 11.536,94 TL BSMV olmak üzere toplam 261.829,02 TL olduğu, zamanaşımına yönelik itirazların takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalı itirazları konusunda önceki raporda yer alan tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik söz konusu olmadığı, değerlendirmelerin takdirinin Mahkemeye ait olduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. ... mirasçılarının tümünün Burhaniye SHM'nin... Karar sayılı ve 05/12/2012 tarihinde kesinleşmiş ilamı ile mirası reddettiği anlaşıldığından HMK'nun 612. Maddesi gereğince mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi ve tasfiye memuru ataması işlemleri yapılarak sonucu hakkında Mahkememize bilgi verilmesine yönelik olarak Burhaniye SHM'ye yazı yazılmış, alınan yazı cevabında Burhaniye SHM'nin...Tereke Esas ... Karar sayılı 11/12/2018 tarihli 25/01/2019 tarihinde kesinleşmiş ilamı ile...'in terekesinin TBK 612. Maddesi gereğince iflas hükümlerine göre tasfiyesine, tereke tasfiye memuru olarak Burhaniye İcra Dairesi Yazı İşleri Müdürü ...'ın atanmasına karar verildiği belirlenmiş, tereke tasfiye memuruna tebligat yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Birleşen İzmir ... ATM'nin... Esas sayılı dosyasında davalı ...'e dava dilekçesinin tebliğ edilmediği belirlendiğinden ... vekili Av. ...a Mahkememizin 26/09/2019 tarihli celsesinde birleşen dosyanın dava dilekçesi elden tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından birleşen dosya ile ilgili herhangi bir cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir. 19/12/2019 tarihli celsede dava dilekçesinde bahsi geçen 11/07/2002 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve eklerinin dosya içerisinde mevcut olmadığı ayrıca birleşen dosya yönünden fon kurulu kararının bulunmadığı belirlenmiş, davacı vekiline genel kurul toplantı tutanağı ile fon kurulu kararını ibraz etmek üzere süre verilmiş, davacı vekili Mahkememize verdiği 04/03/2020 tarihli dilekçesinde 11/07/2002 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve ekleri ile 04/10/2017 tarihli 2007/492 sayılı fon kurulu kararı ile 19/10/2006 tarihli 506 sayılı fon kurulu kararını ibraz ettiğini 19/10/2006 tarihli 506 sayılı Fon Kurulu Kararında... Tekstil Ürünleri Ltd Şti 'ye kullandırılan kredilere ilişkin düzenlenen 27/05/1999 ve 1 sayılı teftiş raporuna istinaden ... hakkında 318.590,19 YTL üzerinden açılan mali sorumluluk davalarının 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 133. Maddesinde yer alan yetkiye dayanarak sürdürülmesine karar verildiği, 04/10/2007 tarih 2007/492 sayılı Fon Kurulu Kararında da... Tekstil Ürünleri Ltd Şti 'ye kullandırılan krediler nedeniyle ... Bankası... 'ın zarara uğramasında sorumluluğunun bulunduğu tespit edilen banka eski yönetim kurulu üyeleri ...Tozkoporan, ...,..., ... ve ...hakkında 02/10/2007 tarihi itibariyle toplam 3.713.841.00 YTL üzerinden dava açılacağı güne kadar işleyecek temerrüt faizi ile birlikte mali sorumluluk davası açılmasına karar verildiğinin belirtildiği belirlenmiştir. 28/12/2012 tarihli celsede... ve ...vekilinin dilekçe sunduğunun belirtildiği, söz konusu dilekçenin yapılan aramada dosya içerisinde bulunmadığı belirlenerek davalı ... ve ...vekiline dilekçenin akıbetini araştırıp Mahkemeye bildirmek üzere 24/09/2020 tarihli celsede 2 haftalık süre verilmiş, davalı ... ve ...vekili Mahkememize verdiği 08/10/2020 tarihli dilekçesinde; bozma öncesi 28/12/2012 tarihli celsede ıslah dilekçesine karşı beyanlarını içerir dilekçenin bir örneğinin ekte sunulduğunu belirtmiş, söz konusu dilekçenin tarihinin 06/10/2020 olduğu ve dilekçede zamanaşımı definin ileri sürüldüğü belirlenmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda ; davacı tarafça, davalı ... ' in genel müdür olarak görev yaptığı dönemde yapmış olduğu usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle banka zararına yol açtığı gerekçesiyle banka zararının tahsili için davalı hakkında dava açıldığı, davacı tarafça davalılar ... , ... ,... , ... ve ...' ın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemde yapmış olduğu usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle banka zararına yol açtığı gerekçesiyle banka zararının tahsili için söz konusu davalılar hakkında da İzmir ... ATM nin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı , her iki dosyanın aradaki fiili ve hukuki irtibat sebebiyle birleştirilerek yargılamaya Mahkememiz dosyası üzerinden devam edildiği , Uyuşmazlığın; Bankacılık Mevzuatı ve bu Mevzuat' daki yollamalar doğrultusunda 6762 sayılı TTK' nin anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyeleri ve müdürlerin sorumluluğuna ilişkin 336 vd. 340 ve 342. maddenin yollaması ile 309. maddesine tabi olduğu, Kredilerin açıldığı dönemde yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu' nun 86. II maddesinde; “ Türk Ticaret Kanunu' nun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır. ” düzenlemesi ile TTK hükümlerine atıf yapıldığı, Kural olarak; yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak 6762 sayılı TTK’ nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, Türk Ticaret Kanunu' nun yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul ettiği, TTK’ nin 338. maddesinde; yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olduklarının düzenlendiği, Davalılardan ... ' ın 1997-1999 , ...' ün 30/03/1995 - 12.01.2009,...'in 29/08/1996-27/01/1999, ...'in 18/07/1996 - 12/01/1999, ...'ın 18/07/1996 - 02/03/1999 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi, davalı ... ' in 06.08.1997-08.06.1999 tarihleri arasında genel müdür oldukları , ... Genel Müdürlüğü İstihbarat Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 16/04/1997 tarihli istihbarat raporunda... Tekstil Ürünleri San ve Tic Ltd Şti'nin önemli miktarda taahhüt aksaklığının bulunduğu, işinde başarı derecesinin düşük olduğu ve moralitesinin orta olarak değerlendirildiği tespitlerine yer verildiği, krediler Müdürlüğü tarafından yönetim kuruluna sunulan müzekkerede yer alan analiz tablosunda firmanın 1996 yılı cirosunun önceki yıl cirosu ile aynı düzeyde gerçekleştiği hatta o tarihteki enflasyon oranları dikkate alındığında firmanın cirosunun reel olarak gerilemiş olduğu, cari ve likidite oranlarının olması gereken oranların çok altında kaldığı, dolayısıyla firmanın borç ödeme kabiliyetinin zayıf olduğu, işletme sermayesinin 1994-1995 ve 1996 yılında negatif olup işletme sermayesi ihtiyacının devam ettiğinin belirtildiği, şubenin kredi teklifi ekinde sunduğu kredi teklif formunda firmanın ihracatında 1994 yılına göre önemli miktarda düşüş olduğunun belirtildiği, şubenin genel müdürlüğe yazdığı kredi teklifinde firmanın çok acil 5.500.000.000 TL ödeme yapması gerektiği, bu paranın bankaca temin edilmemesi halinde firmanın işlerinin durma noktasına geleceği, firmanın durumunun kredi arttırımına müsait görünmese de tekliflerinin firmayı dönemsel olarak rahatlatmak ve teminatları güçlendirmek amacı taşıdığının belirtildiği, firmanın teklif tarihi itibariyle çok ciddi nakit sıkışıklığı içinde bulunduğu bu durum karşısında firmanın kredisinin yükseltilmemesi gerekirken davacı banka yönetim kurulunun 02/10/1997 tarih 038 sayılı toplantısında mevcut teminatların devam etmesi şirket ortakları ... ve ...'ın kefaletinin alınması, ekspertiz değerleri toplamı 10.450.000.000 TL olan İzmir Göztepe ve Buca'daki meskenler üzerine 30.000.000.000 TL ek ipotek alınması, İzmir Karşıyaka ve Aydın Kuşadası'nda bulunan ve... Banka 1. Derece toplam 22.000.000.000 TL ipotekli olan gayrimenkuller üzerine 2. Derece ipotek tesis edilmesi, şirket ortağı ...'in 7.963.000.000 TL lik riskinin tasfiye edilmesi kaydı ile... Tekstil Ürünleri San Tic Ltd Şti'nin umumi limitinin 15.000.000.000 TL'den 400.000 DEM 'e yükseltilmesine karar verildiği, gayrimenkullerin ekspertiz değerinin... bank ipoteklerini dahi karşılamadığı, davalıların teminatların oluşturulmasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği, firmanın kredi limitinin ilave teminat limiti taşımayan ipotekler ve ödeme gücü zayıf ortakların kefaleti ile yükseltildiği, istihbarat raporunda firmanın mali durumu ve moralitesinin kredilendirme için uygun olmadığına dair yapılan tespitler ve şubenin firmanın durumunun çok sıkışık olduğunu yansıtan beyanları dikkate alındığında üstelik ilave teminat niteliği taşımayan ipotekler ve ödeme gücü zayıf ortakların kefaleti karşısında kredi limitinin yükseltilmesinin uygun olmadığı, kredi teklifinin değerlendirilmesi ve teminatların oluşturulmasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmeyerek tahsis ettikleri krediler dolayısıyla bankanın zarara uğramasına neden olan davalıların ... Teks... San Tic Ltd Şt'ne tahsis edilen kredilerin kullandırılması sonucu doğan kredi riskinden ve döviz kredisi taahhütlerine yerine getirilmemesinden dolayı uygulanacak müeyyidelerden müştereken ve müteselsilen sorumlu bulundukları ve tüm davalılar yönünden sorumluluğunun maddi şartlarının gerçekleştiği, Sorumluluk davasının açılabilmesi için; 6762 sayılı TTK' nin 341. Maddesi gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ayrıca 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ve müdürler hakkında banka genel kurulu tarafından açık veya bilançonun tasdiki suretiyle zımni ibra kararı alınmamış olması gerektiği, Tarişbank ... ye devredilene kadar genel kurulda davalılar hakkında sorumluluk davası açılması yönünde bir karar alınmadığı ancak bankanın fona devrinden sonra 11/07/2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davalılar hakkında verilen ibra kararının iptaline ve davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, Yargılamanın devamı esnasında 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu' nun 133. maddesinde: “ Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından dava açılabilir. Fon bankalarının hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali hâlinde banka tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava ve takiplere Fon tarafından kanunî halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fona ait olur. Bu bankaların başka bir bankaya devredilmesi ya da başka bir banka ile birleşmesi, hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi ya da tasfiyelerine karar verilmesi hâlinde, bu işlemlerin tamamlanmasını takip eden beş yıl içinde bankanın sorumlulukları tespit edilen yönetim kurulu eski üyeleri ve eski denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın Fon adına tazmini istemi ile Fon tarafından dava açılabilir. Dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer ... ” düzenlemesinin bulunduğu, yine aynı Yasa' nın Geçici 16. Maddesinde “ Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir. ” düzenlemesinin bulunduğu, 5411 sayılı Yasa hükümlerinin geçmişe etkili olduğunun öngörülmesi sebebiyle davacı ... tarafından ibraz edilen 19/10/2006 tarih ve 506 sayılı davaya halef sıfatıyla devam kararı ile 04/10/2007 tarih ... sayılı Fon Kurulu Kararının 5411 sayılı Yasa' nın 133. maddesi hükümleri gözönüne alınarak sorumluluk davasının açılması açısından yeterli sayılmasının gerektiği, 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesine göre ibranın geçerli olabilmesi için; davaya konu kredi ile bilgilerin genel kurula sunulan şirket bilançolarında yer alması gerektiği, ibranın sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içereceği, açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konulardaki ibranın yok sayılmasının gerektiği, bütün bu hususların genel kurulda ortaya konulup görüşüldükten sonra yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdikleri zarar açıkça saptanıldığı halde genel kurulca sorumluluk davası açılmasına yer olmadığına ve ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabileceği, olayda bu anlamda bir ibranın olmadığı, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleşmiş olduğu, 6762 sayılı TTK' nin 309. maddesinde; “ Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu' na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur. ” düzenlemesinin bulunduğu, Dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun dava açmaya karar vermeye yetkili genel müdürlüğe arz edilmediği, banka yönetiminin ...' ye devredilince 11/07/2002 tarihinde yapılan genel kurulda sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bu husus göz önüne alındığında asıl dava dosyası yönünden 6762 sayılı TTK' nin 309. Maddesinde belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği göz önüne alınarak son olarak kredi limitinin yükseltilmesinin onaylanmasına yönelik 02/12/1997 tarihli 038 sayılı yönetim kurulu kararı tarihi olarak kabulünün gerektiği ,söz konusu tarih ile asıl dosya dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK nun 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve asıl dava yönünden davanın zamanaşımına uğramadığı , Birleşen dosya yönünden ise 11/07/2002 tarihinde yapılan genel kurulda sorumluluk davası açılmasına yönelik karar tarihi ile birleşen dosyanın açıldığı tarih arasında 6762 sayılı TTK' nin 309. Maddesinde belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zaman aşımı süresinin ve zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcı olarak kabul edilen 02/12/1997 tarihli 038 sayılı yönetim kurulu karar tarihi ile birleşen dosyanın dava tarihi olan 6762 sayılı TTK nun 309. Maddede belirtilen 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu ve birleşen dava dosyasının zaman aşımına uğradığı , birleşen dosya davalılarından ... dışındaki davalıların yasal süreleri içerisinde zaman aşımı defini ileri sürdükleri , birleşen davanın davalılar ... , ..., ...mirasçıları ve... miras şirketi yönünden zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği , Davacının ıslah talebi yönünden ıslah dilekçesindeki talebin dava ve birleşen davada başlangıçta dava konusu edilmeyen 1997 yılında döviz kazandırıcı faaliyet kapsamında yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle banka tarafından ödenen bedelin tahsiline yönelik bir talep olduğu , başlangıçta dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu hale getirilmesine yasal olarak imkan bulunmadığı , bu hususun Yargıtay Genel Kurulu ' nun...Karar sayılı ilamında da belirtildiği bu husus göz önüne alındığında asıl dava dosyası ve birleşen dava dosyası kapsamında ıslah talebi değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasının gerektiği , Sorumluluk davasına konu banka zararının 30/12/2010 tarihli bilirkişi kurulu ana raporunda belirtilen 18/02/1998 kat tarihi itibariyle belirlenen ana para tutarı olan 53.507,33 TL olduğu , ana dosya davalısı ... ile birleşen dosya davalısı ... ' in bu zararın tamamından sorumlu oldukları, davalıların haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattıkları, davalıların sorumluluklarının haksız fiile dayalı olması sebebiyle haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği , davalıların davacı bankanın genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olup taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği , haksız eylem tarihinin hesap kat ihtar tarihi olan 18/02/1998 tarihi olup söz konusu tarihten itibaren hesaplanan avans faizi ile birlikte ana dava dosya tarihi itibariyle zarar miktarının 196.978,25 TL olduğu , davacı tarafça yapılan alacağın temliki dolayısıyla 5.006,64 TL lik tahsilat yapıldığı , yapılan tahsilat miktarı açısından davanın konusunun kalmadığı ve söz konusu miktarın zarar miktar toplamından mahsubunun gerektiği bu mahsubun yapılması sonucu talep edilebilecek zarar miktarının 191.971,61 TL olduğu incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış asıl davanın davalı ... yönünden birleşen davanın da davalı ... yönünden kısmen kabulüne , birleşen davanın davalılar ... , ..., ...mirasçıları ve... miras şirketi yönünden zaman aşımı sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; MAHKEMEMİZİN ... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 191.971,61 TL nin 53.507,30 TL lik bölümüne dava tarihi olan 24/12/2001 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... ' den Mahkememiz dosyası ile birleşen İzmir ... ATM ... Esas ,...Karar sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-13.113,58-TLharcın davalı ... tarafından tamamlanmasına, 3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ' den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ' e verilmesine, 5-Davacı tarafından davalı ... ve ... yönünden yapılan 44 davetiye bedeli 450,25-TL , bilirkişi inceleme ücreti 6.751,00 TL olmak üzere toplam 7.201,25-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 4.339,00-TL ' lik bölümünün davalılar ... ve ... ' den alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümü ile diğer davalılar yönünden yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN İZMİR...ATM'NİN ...KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; 1- Davanın davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile 191.971,61 TL nin 53.507,30 TL lik bölümüne 24/12/2001 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... ' den Mahkememiz dosyası ile birleşen İzmir ... ATM... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla alınarak davacıya verilmesine , 2-Davanın davalılar ... , ..., ...mirasçıları ve... miras şirketi yönünden zaman aşımı sebebiyle REDDİNE, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-13.113,58-TL harcın davalı ... tarafından tamamlanmasına, 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalı ... 'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalılar ... , ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 4.080,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... , ... ve ... ' e verilmesine, 5-Davacı tarafından davalı ... yönünden yapılan 3 davetiye bedeli 12,50-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 1,00 TL ' lik bölümünün davalı ... ' den alınarak davacıya verilmesine, kalan bölüm ile diğer davalılar yönünden yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dair tebliğden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... , davalı ... vekili Av. ..., davalı ... ve ...vekili Av.... ile davalı asiller ... ve ... 'ın yüzüne karşı diğerlerinin yokluğunda açıkça okunup anlatıldı. 25/02/2021 Başkan ... E imza Üye ... E imza Üye ... E imza Katip ... E imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/50, K. 2021/223, T. 25.02.2021, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-50-e-2021-223-k-12a327ab02a8