İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/825 E. 2025/57 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/825
- Karar No
- 2025/57
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/825 Esas KARAR NO: 2025/57 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 21/11/2023 KARAR TARİHİ: 23/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket davalı aleyhine, faturalardan ve Trafik Cezalarından kaynaklanan güncel Borç miktarı sebebiyle,-------dosyasıyla İcra Takibi başlatmış, davalı borçlunun başlatılan icra takibine müvekkile borcu olmadığından bahisle itiraz etmiş olduğunu, müvekkili ile Davalı Şirket arasında, Araç Kiralama üzerine açık hesap şeklinde bir ticari ilişki başlatılmış, faturalara dayalı olarak yapılan bu ticaret sebebiyle kesilen tüm faturalar davalı yanca teslim alınmış ve herhangi bir itirazda bulunulmamış olduğunu, şirket Ticari Defter Kayıtları incelendiğinde, davalı borçlunun borcunu ödemediği ve ifanın eksiksiz, kusursuz yapıldığının açıkça ortaya çıkacağını, davalının Faize ilişkin itirazlarını da kabul etmediklerini, taraflar tacir olup, yapılan ticari işlemler nedeniyle talep edilen faizin de ticari faiz olduğunu, davalının borca ve faiz itirazlarının sadece süreci uzatmak ve ödeme yükümlülüğünü ötelemek amacıyla yapıldığını, taraflar arasında yapılan arabuluculuk sürecinden de anlaşma sağlanamamış olduğunu belirterek, davanın kabulü ile; Davalının ----- sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi ibraz etmedikleri anlaşılmıştır. Mahkememizce ---- sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhinde 99.530,57 TL toplam alacak bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça --- Tarihinde itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Yine mahkememizce uyuşmazlığa ilişkin defter incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişiden alınan raporda özetle; davalı şirketin, bilirkişi incelemesinde hazır bulunmayarak ve/veya herhangi bir mazeret ve yerinde inceleme talebinde bulunmayarak ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine ibraz etmediğini, davacı firmanın usul ve yasaya uygun uygun tutulmuş ticari defter kayıtları muvacehesinde, davacı firmanın davalı şirketten takip tarihi itibarıyla 131.455,57 TL, Dava Tarihi itibarıyla 144.137,57 TL asıl alacağı bulunduğu, dolayısıyla, davacı yanca davanın dayandığı takipte talep edilen 98.970,57 TL asıl alacak talebinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı firmanın 560,00 TL işlemiş faiz Talebine yönelik takdirin mahkeme takdirinde bulunduğunu belirtir raporunu sunduğu anlaşılmıştır. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar tacir olduğundan her iki tarafın dava konusu talebi kapsayacak şekilde ilişkin tüm yasal ticari defterleri ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişisi tarafından defterlerin inceleme yapılmasına karar verildiği, inceleme gün ve saatinde davalı tarafların hazır bulunmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş, buna ilişkin mali müşavir bilirkişi raporu dosya içerisine sunulmuştur. 31/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacı firmaya ait defterlerin açılış-kapanış onaylarının yapılmış olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtları itibarıyla davalı şirketten takip tarihi itibarıyla 131.455,57 TL, dava tarihi itibarıyla 144.137,57 TL ASIL ALACAĞI bulunduğu, tespit edilmiştir. Davalı tarafa ise ticari defterlerini sunması için ihtaratlı kesin süre verilmiş olup inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini ibraz etmediği ve mazeret sunmadığı anlaşılmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun ve davacının talep ettiği alacağının varlığını ispatladığı mahkememizce kabul edilmiştir. İşlemiş faiz yönünden yapılan değerlendirmede ise asıl alacağa faiz yürütülebilmesi için borçlunun TBK'nın 117.(BK'nın 101.) maddesi uyarınca temerrüde düşürülmesinin gerekli olduğu, somut uyuşmazlıkta ise izah edilen şekilde borçlunun takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir kanıt ibraz edilmediği anlaşılmış olup davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜNE Davalının ---------- sayılı doyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile takibin 98.970,57 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Alacak likit olmakla hükmedilen miktarın % 20'si oranında 19.794,11 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Karar harcı olan 6.760,67 TL'nin peşin harç olarak alınan 1.202,08 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 5.558,59 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 1.471,93 TL harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı tarafından dava nedeniyle yapılan 4.591,25 TL yargılama giderinin kabul oranı üzerinden hesaplanan 4.565,41 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri masrafı bulunmadığından ret edilen miktar yönünden değerlendirilme yapılmasına yer olmadığına, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul miktarı dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı vekille temsil edilmediğinden ret oranı nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına, Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde ---------- konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne, karşı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2025