İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/664 E. 2024/686 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/664
Karar No
2024/686
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/664 Esas KARAR NO:2024/686 DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) DAVA TARİHİ:10/12/2018 KARAR TARİHİ:19/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında---- ilişkin olarak,----- akdedilmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm edimlerin eksiksiz olarak yerine getirilmiş, ödemelerin yapılmış olduğunu müvekkilinin anılan taşınmazı, projenin inşa aşamasından önce, yine davalılar tarafından hazırlanan görseli görerek almaya karar vermiş olduğunu, bu görsellerde, müvekkilinin satın aldığı taşınmazın önünde demir konstrüksiyon üzerine yapılmış bir gölgelik, pergole vs. bir alan görülmemekte olduğunu ya da oldukça küçük çaplı bir yapı görülmekte olduğunu, ancak daha sonra müvekkiline gösterilen görselin aksine, müvekkilinin satın aldığı taşınmazın önünde çadır için direkter kurulmuş olup, müvekkilinin tüm deniz manzarasının tamamen kapatılmış olduğunu, müvekkilinin deniz manzarası sebebiyle, şerefiyesi daha yüksek olan bu taşınmazı daha yüksek bedel ödeyerek satın almış olduğunu, ancak davalılarca sözleşmeye ve satım alım vaadine aykırı olarak yapılan yapılarla anılan taşınmazın deniz sahili perspektifini kaybetmiş ve taşınmazın değer kaybetmesine yol açmış olduğunu belirterek, öncelikle, davaya konu taşınmazın sözleşme şartlarına uygun ernşsali ile değiştirilmesine, bu talepleri uygun görülmediği takdirde, davaya konu taşınmazın bugünkü değerinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, bu talepleri de uygun görülmediği takdirde, taşınmazda oluşan değer kaybının ve geç teslimden kaynaklanan kira kaybının, temerrüt faizinden itibaren işleyecek yargılama masrafları, vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarıyla arz ve talep etmektedir. SAVUNMA:Davalı---------cevap dilekçesinde özetle; davayı açabilmek için gerekli sıfatın, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye ait olduğunu, o halde dava konusu şey üzerinde kim hak sahibi ise------- davayı açabileceğini, davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, zira davacının taşınmazdaki tüm hak ve borçlarını, dava dışı --------- devretmiş olduğunu, davacının taşınmazda herhangi bir hak ve alacağının kalmamış olduğunu, alıcıyla imzalanan sözleşmeden diğer davalı / yüklenicinin sorumlu olup, bu nedenle de müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacı alıcının henüz sözleşmenin imzası safhasında, sözleşmeden kaynaklanan tüm zararlar da dahil olmak üzere her türlü tazminat taleplerinden yüklenicinin sorumlu olduğunu bilmekte ve bu durumu kabul etmekte olduğunu, hal böyle iken, davacının huzurdaki dava ile müvekkili şirkete husumet yöneltmesinin, en başta taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine aykırı olup, bu nedenle davanın müvekkili şirket yönünden öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini belirterek, davanın husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini saygılarıyla arz ve talep etmektedir.Davalılar --------- tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu projede, taşınmaz sahibi olan davacı şirketin, müvekkilleri ile ------- akdetmiş olup, müvekkillerinin bu sözleşme çerçevesinde davacıya satın almış olduğu taşınmazı teslim etmiş olduklarını, davacı şirketin, taşınmazın geç teslim edilmiş olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, meydana gelmiş olan darbe girişimi sebebiyle, 6 ay kadar inşaat sektörünün durmuş olup, bu durumun önceden öngörülemez olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin ---- tarihinde imzalanmış olup, müvekkillerini zor duruma sokan--------- kaldırılmış olduğunu, bu süre zarfında müvekkili şirketin herhangi bir teslim mükellefiyeti olmadığının açık olduğunu, ilaveten taraflar arasında akdedilen sözleşmede; satın alınan gayrlmenkulün geç tesliminden dolayı kira kaybı ödeneceğine dair herhangi bir hüküm ve cezai şart bulunmadığını, taraflarca akdedilen satış vaadi sözleşmesinde; sözleşme konusu taşınmazın konumu ile ilgili herhangi bir taahhüt bulunmadığını, davacının mevcut durumuyla taşınmazı kabul edip teslim almış olduğunu, satış aşamasında davacı tarafa deniz manzarası vaadinde bulunulmamış olduğunu, ayrıca müvekkilleri tarafından davacı tarafa; reklam, katalog ve broşürlerde yer alan detay ve donanımların yalnızca tanıtım ve görsel amaçlı olduğunu, her türlü çizim, fotoğraf ve projelerin inşa edilecek yapı için yalnızca bir tasarımdan ibaret olduğunun bildirilmiş olduğunu, bu durumun sözleşmenin 19. Maddesi ile de tespit edilmiş olduğunu, ilaveten davacının bahsettiği brandanın deniz manzarasını tamamen kapamadığını, ileriye doğru deniz manzarasının oldukça açık olduğunu, “Söz konusu brandaların; projede yer alan ------- girişinin üstünü kapatan çatı mahiyetinde olduğunu belirterek haksız davanın reddine dava masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarıyla arz ve talep etmektedir.Dava, davacının, davalılarca yapılan gelir paylaşımı esasına dayalı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılan projeden satın alınan konutun zamanında teslim edilmediği ve deniz manzarasının kapatıldığı ileri sürülerek, konutun değer kaybına uğradığı iddiasıyla açılan dava olup uyuşmazlık davacının aktif husumetinin bulunup bulunmadığı, konutun geç teslim edilip edilmediği, kira kaybının olup olmadığı, davacıya sözleşmede deniz manzarası vaadininin bulunup bulunmadığı ve deniz manzarasının kapatılıp kapatılmadığı ve konutun değer kaybına uğrayıp uğramadığı hususularında toplanmıştır.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.Dosyadaki tüm iddia ve itirazlarının değerlendirileceği şekilde dosyanın 2 inşaat mühendisi ve 2 hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile hazırlanan 05/02/2021 tarihli raporda özetle; Davacınırı bu davada taraf sıfatının (aktif husumetinin) bulunmadığı; davalı/---------- bu davada taraf sıfatının (pasif husumetinin) bulunduğu; bir an için davacının bu davada taraf sıfatının bulunduğu farz edildiği takdirde; davacının davalılardan, KDV Dahil 179.951,87 TL'lik bedel indirimi tutarının tahsilini talebe hak kazanacağı; bütün davalıların davacının bu alacağından müteselsilen sorumlu alacakları (TTK. md.7); bu indirim tutarının, sözleşmenin akdedildiği 28.11.2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili gerekeceği; bir an içinde davacının bu davada taraf sıfatının bulunduğu farz edildiği takdirde; davacının gecikme yüzünden uğramış olduğu 12 ay, 6 günlük kira geliri mahrumiyeti zararı olan 36.694,00 TL'nin tazminini davalı----- edebileceği, davalı/----- ise talep edemeyeceği, her aya ilişkin kira geliri alacağının, söz konusu kira bedeli alacağının tahakkuk ettiği ayı takip eden ayın (bir sonraki ayın) 5'inci gününden (temerrüt tarihinden) itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili gerekeceği belirtilmiştir.Taraf vekillerine rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi suretiyle ek rapor hazırlanması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile hazırlanan 26.11.2021 tarihli raporda özetle; Sözleşmenin devri, feri nitelikteki hakların da devri sonucunu doğurduğundan sözleşme ilişkisinde doğan somut olayda gecikmeden doğan tazminat alacağının da devrin kapsamında olduğu, inceleme günü dava konusu dairede yapmış olunan incelemede; daireden deniz tarafına doğru bakıldığında, bulunduğu kat itibariyle dairenin hemen brandaların üst kotu üzerinde kaldığından, öncelikle brandaların göründüğü ancak oldukça geniş bir görüş alanına sahip olan daireden, brandaların ötesinden deniz manzarasının görülebildiğinin görüldüğü, deniz manzarasının tamamen kapatılmamış olması, ancak brandaların yapının ön cephesini kapaması sebebiyle, dairede %15 değer düşüklüğünün takdir edildiğini,söz konusu takdir hakkının, taşınmazın kullanımına ilişkin niteliklerinde bir eksiklik bulunmaması, buna karşın alıcının, toplum tarafından da haklı bulunacak “deniz manzaralı daire” yönündeki beklentisinin ve bu beklentiden kaynaklanan değer farkının takdirine yönelik olup, raporda da belirtildiği üzere, bir değersel takdir niteliğinde olduğunu, emsal nitelikli taşınmazlar arasında deniz manzarası bulunan taşınmazların bulunmayanlara göre değerinde ortaya çıkan genel farklılığın dikkate alınarak değerlendirme yapıldığını, taşınmazların güncel değerlerinin, 2017 yılına göre çok daha yüksek kaldığı, özellikle 2021 yılında,---------- genelinde kiralarda fahiş artış olduğu (endekslerin çok üzerinde), günümüzde 9.000 TL olan kira bedeli, 2017 yılında -artışı rayiçlere göre düşük kalan endeksler ile bile hesaplandığında- 3.500 TL civarında çıktığını, 2021 yılındaki kiralardaki fahiş artış da dikkate alındığında, takdir edilen 3.000 TL “nin kadri marufunda olduğu, davalı tarafça ilanlarda gösterilen görseller ile teslim edilen daire arasında önemli nitelikte fark olduğu, bu haliyle davalı tarafın alt katlarda deniz manzarasını kapatacak nitelikte yapıya görsellerde yer vermediği, bunu bilahare gerçekleştirdiği, bu hususun kasıtlı eylem olarak nitelendirildiği ve ağır kusur olarak kabul edildiği, kök raporda da belirtildiği gibi, ayıptan kastedilenin dairenin, sirenin (projenin) onaylı projesine, teknik şartnamesin vs aykırı olması olmadığı kaldı ki böyle bir aykırılığın zaten tespit edilmediğini, ayıptan kastın, davalılar tarafından davacıya satılmış olan dairenin denizi tam olarak görecek şekilde deniz manzaralı(önü açık ful deniz manzaralı)olmadığı,görüntü kirliliği oluşturan bir takım çelik konstrüksiyon ile kubbeli çadırların üzerinden ve yanından denizi gördüğü, bu nedenle de satım konusu dairenin ayıplı olarak teslim edildiği ve ayıplı olarak teslim edilmesinde davalıların ağır kusurlu(ağır ihmalli)olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Mahkememizin ----- Esas sayılı dosyasında mahkememizce; davacının davalılar ile 28.11.2014 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesini akdettikten sonra ------- tarihli sözleşme ile, sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ve haklarını dava dışı ------- devrettiği, davacı bu sözleşmeyle taşınmaz satım vaadi sözleşmesini devrettiğinden, TBK'nın 205. maddesi gereği sözleşmenin devri gerçekleştiği, sözleşmeden kaynaklanan bütün hak ve borçları devrederek sözleşmenin tarafı olmaktan çıktığı, sözleşmenin devri, feri nitelikteki hakların da devri sonucunu doğurduğundan,gecikmeden doğan tazminat alacağının da devir kapsamında bulunduğu gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, ----- Karar sayılı ilamı ile; eldeki davada her ne kadar davacı sözleşmenin devrine ilişkin 04.12.2018 tarihli sözleşme ile sözleşmeden doğan hak ve borçlarını ------ devretmiş ise de, yargılama sırasında düzenlenen 20.12.2018 tarihli alacağın devri sözleşmesiyle, taşınmazın gereği gibi teslim edilmemesinden, vaadedilen nitelikleri taşımamasından ve kira kaybından doğan hak ve alacakları -------- tekrar devralmış olup, bu sözleşmenin HMK'nın 125/2 maddesi kapsamında dava konusunun devri niteliğinde olduğu, bu sözleşme ile davacı şirketin işbu davada taraf sıfatını kazanmış olduğu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, ancak TBK'nın 228/2 maddesinde yer alan "satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir" şeklindeki hükmün de dikkate alınarak ,mahkemece yargılamaya devamla uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmış ve dava dosyası mahkememizin iş bu esasına kaydedilmiştir. Dava, ticari satıma konu taşınmazın ayıplı ve geç teslim edildiği iddiasına dayalı olarak taşınmazın benzeriyle değiştirilmesi, sözleşmeden dönme, mümkün olmaması halinde değer kaybı ve kira kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket ile davalılar arasında, davalı ---- ait arsa üzerinde yüklenici olan diğer davalılar tarafından inşa edilen -----bağımsız bölümün satışına dair ----- satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, aynı taraflarca düzenlenen----- sözleşme ile satış vaadi sözleşmesinin aynı şartlarla, bütün hak ve vecibeleri ile davacı tarafından dava dışı ----- devredildiği, bağımsız bölümün aynı tarihte ----- vekiline teslim edildiği, ---- tapu devrinin yapıldığı, işbu davanın ----tarihinde açıldığı, dava tarihinden sonra ---- tarihinde düzenlenen alacağın devri sözleşmesiyle ise taşınmazın gereği gibi teslim edilmemesinden, vaadedilen nitelikleri taşımamasından ve kira kaybından doğan hak ve alacakların -------- tarafından davacı şirkete devredildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf söz konusu dairenin deniz manzarası vaadi nedeniyle satın alındığını ancak sonradan inşa edilen demir konstrüksiyonlu branda ile manzaranın tamamen kapandığını, teslimin ayıplı olduğunu, ayrıca teslimin de geç olduğunu iddia etmiş davalı tarafça ise geç teslimin 15 Temmuz darbe girişimi sürecinden kaynaklandığını, kusurları bulunmadığını, deniz manzarası vaatlerinin bulunmadığını katalog ve broşürlerin tanıtım amaçlı olduğunu, brandanın manzarayı kapmadığını davalı ---- kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuşlardır. Dava dosyasına sunulmuş olan tanıtım broşürleri, katalogları vb. incelendiğinde, satımdan önce davalının nezdinde, projenin ön cephesinde yer alan bütün dairelerin “denizi tam olarak görecek şekilde deniz manzaralı --------------olduğu ve dairelerin önünde görüntü kirliliği yaratacak bir yapının oladığı yönünde izlenim ve güven uyandırmış olduğu ancak mahkememizce alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere söz konusu dairenin denizi tam olarak görecek şekilde deniz manzaralı ------------olmadığı,“ görüntü kirliliği” oluşturan bir takım çelik konstrüksiyon ile kubbeli çadırların üzerinden ve yanından denizi gördüğü, bu nedenle de satım konusu dairenin ayıplı olarak teslim edildiği ve ayıplı olarak teslim edilmesinde davalıların ağır kusurlu (ağır ihmalli) oldukları anlaşılmıştır. Ağır kusur söz konusu olduğundan ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı savunması ile davalılar sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak TBK'nın 228/2 maddesinde yer alan "satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir" şeklindeki hüküm dikkate alındığında davacı söz konusu taşınmazı dava dışı --------- devrettiğinden sadece değer kaybını talep edebilecektir. (bu nedenle taşınmazın emsali ile değiştirilmesi ve taşınmazın değerinin verilmesi talepleri reddedilmiştir.) Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre tespit edilen bu ayıp taşınmazın değerinde %15'lik bir azalmaya yol açmış, olup yapılan hesaplamaya göre 179.951,87 TL değer kaybı söz konusu olmuştur. Yine sözleşmenin 13.1 nolu maddesi hükmüne göre, bağımsız bölümün teslim tarihi sözleşme imzalama tarihinden itibaren 36 aydır. Sözleşme tarihi 28.11.2014 olduğuna göre, bağımsız bölümün teslim tarihi 28.11.2017'dir. Her ne kadar davalı tarafça teslimin gecikme sebebi olarak 15 Temmuz darbe girişimi gösterilmiş ise de dosya kapsamında 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle inşaat faaliyetlerinin durdurulduğuna dair bir veri yoktur. Bu nedenle geç teslimin davalılar---------- kusurundan kaynaklandığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla davacının gecikme süresi boyunca kira alacağından mahrum kalmış olduğu, bilirkişi raporuna göre bu döneme sözleşmedeki teslim tarihi olan 28/11/2017 tarihi ile teslim tarihi olan 4/12/2018 tarihi arasındaki 12 ay 6 günlük süre) ilişkin kira kaybının 36.694,00 TL olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce tahkikatın bitirileceği taraflara bildirilmiş ancak davacı tarafından ıslah için süre talep edilmemiştir. Hal böyle olunca dava dilekçesinde talep edilen bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davalı ----------- taraf sıfatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde; davaya konu sözleşmenin 18.12 nolu maddesinde; “ARSA MALİKİ'nin (davalı---------projenin yapımı, pazarlanması, satışı ve satış SONrasi dahil hiçbir safhasında, hiçbir ad altında ve hiçbir koşulda ..harcamada bulunmayacağı ve sözleşmenin amir düzenlemeleri ile ALICI'nın (davacının) sözleşme gereklerini yerine getirmesi halinde bağımsız bölümün tapuda devri dışında hiçbir yükümlülüğü olmadığı, ALICI'nın işbu Satış Vaadi Sözleşmesi nedeniyle doğacak tüm tazminat ve talep haklarının muhatabı olarak YÜKLENİCİYİ (davalı------------) kabul edeceği ve her türlü ayıp, kusur ve eksik imalatlar ile gecikmeden doğabilecek muhtemel zararlardan YÜKLENİCİ'nin sorumlu olduğunu ALICI'nın (davacının) peşinen kabul ettiği” hükmüne yer verilmiştir. Ne var ki davalılar söz konusu taşınmazı ayıplı olarak teslimde ağır kusurlu olduklarından, davalı---------- sorumsuzluk anlaşması içeren bu hüküm TBK.md.221'deki "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür." hükmü gereğince kesin olarak hükümsüz olup değer kaybı yönünden davalı ------- da diğer davalılarla birlikte sorumlu olduğu ancak kira kaybı yönünden ağır kusur bulunmadığında bu sorumsuzluk anlaşması geçerli olup kira kaybı yönünden davalı ------ sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; muaccel bir borcun borçlusu, ancak alacaklının ihtarıyla temerrüte düşer. Sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için bir ihtar ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüte düşürülmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça ------- yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalıya gönderildiği ancak söz konusu ihtarnamenin tebliğ evrakının dosya içerisinde bulunmadığı bu nedenle söz konusu ihtarnameye cevap olarak davalıların göndermiş olduğu 21/02/2018 tarihli ihtarname tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla değer kaybı yönünden 21/02/2018 tarihinden, kira kaybı yönünden ise dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ İLE; Davacının taşınmazın emsali ile değiştirilmesi talebinin REDDİNE, Davacının taşınmazın değerinin verilmesi talebinin REDDİNE, Davacının değer kaybı talebinin KABULÜ ile; - 2.500,00 TL değer kaybı alacağının temerrüt tarihi olan 21/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, a.)Davacının kira kaybı talebinin davalılar ---------yönünden KABULÜ ile, -2.500 TL kira kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ------ alınarak davacıya verilmesine, b.)Davacının kira kaybı talebinin --------- yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, Karar harcı olan 427,60 TL'nin dava açılırken peşin olarak yatırılan 85,39 TL'den mahsubu ile bakiye kalan ‭342,21‬ TL'nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 85,39 TL peşin harç, 35,90 TL başvuru harç masrafının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Dava nedeniyle davacı tarafından bozma öncesi ve sonrası yapılan toplam ‭4.528,5‬ TL yargılama gideri masrafının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Değer Kaybı talebi yönüyle; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 2.500,00 TL vekalet ücreti alacağının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Kira Kaybı talebi yönüyle; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 2.500,00 TL vekalet ücreti alacağının davalılar -------- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 2.500,00 TL vekalet ücreti alacağının davacıdan tahsili ile davalı -----------verilmesine, Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/09/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/664, K. 2024/686, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-664-e-2024-686-k-e58ae948126b