İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/504 E. 2025/883 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/504
Karar No
2025/883
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/504 KARAR NO : 2025/883 DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 12/06/2025 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ------ sayılı dosyası ile müvekkilleri ile temsil kayyımı talep edilen ------- arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi, sözleşmenin iptali, elatmanın önlenmesi (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) dair davası görülmekte olduğunu, Müvekkillerinin davacı sıfatı ile taraf olduğu ----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ------. sayılı dosyasında, davalı olarak yer alan -----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ----. sayılı dosyasının 13.05.2025 tarihli ve ------ numaralı celsesinde verilen -----nolu ara kararı gereğince temsil kayyımı tayin edilmesi için tarafımıza yetki ve süre verilmesine karar verildiğini, ------Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ----- sayılı dava dosyasında temsil etmek ve dava dosyasını takip etmek konularıyla sınırlı olmak üzere, --------temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı taraf davaya cevap vermemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; davalı şirkete temsil kayyımı atanması talebidir.TTK’de kayyuma ilişkin hükümler sınırlı sayıda yer almıştır. Bununla birlikte, TTK’nin 1. maddesinde “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.” denilmiştir. Böylece, Yasa Koyucu, TTK’da kayyum atanmasına dair ayrı hükümlere yer vermeyi gerek görmemiş, mükerrerlik ile karmaşa oluşturmamak için, genel bir yollama ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri ticaret şirketlerine, dolayısıyla bir ticaret şirketi türü olan limited şirketlere de uygulanmasına imkan tanımıştır.4721 sayılı TMK’nin 403'üncü maddesinde, kayyum, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı açıkça belirtilmiştir. Kayyumluk, TMK’da; temsil kayyumluğu, yönetim kayyumluğu ve iradi (isteğe bağı) kayyumluk olmak üzere üç başlık altında toplanmıştır. TMK’nun 426. maddesine göre; vesayet makamı, yani sulh hukuk mahkemesi, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyumu atar: a)Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, b) Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, c) Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa. Maddede belirtilen ilk iki halle, Yasa Koyucu, küçük veya kısıtlıların menfaatlerinin korunması ve yasal temsilcinin haksız kazanç elde etmesini engellemek istemiştir. Bu nedenle, üçüncü hal olarak belirtilen yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunmasının limited şirketlere daha uygun düştüğünü söylemek mümkündür. TMK’nin yönetim kayyumluğunu düzenleyen 427. maddesine göre ise, vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hallerde bir yönetim kayyumu atar: 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, 2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa, 3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa, 4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, 5.Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa, Limited şirketlerde yasal olarak bulunması zorunlu olan organlar, genel kurul ve yönetim organıdır. TTK’nin 623. maddesi ise limited şirketin yönetiminin ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenlemesini şart koşmuştur. Bu itibarla, şirket sözleşmesinde yapılacak düzenleme ile şirketin yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa ya da tüm ortaklara veyahut ortak olmayan üçüncü kişilere verilebilecektir. TTK, ayrıca, en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunmasını zorunlu kılmıştır. TTK’nin 616. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile de “müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları” genel kurulun devredilemez yetkileri arasına dahil edilmiştir. TTK, müdürlerin birden fazla olmaları durumunda ise onların bir kurul olduğu belirterek anonim şirketteki yönetim kuruluna özgü bir işleyiş kuralını hükme bağlamıştır. Buna göre, şirketin birden fazla müdürü bulunduğu takdirde, bunlardan biri, şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından “müdürler kurulu başkanı” olarak atanır (TTK, m.624/f.1).Bu açıdan bakıldığında, TMK’nin m.427/4’de belirtilen “gerekli organlardan yoksun kalma” hali, limited şirketin zorunlu organlarından yoksun kalmasını vurgular. Bu hale örnek olarak, genel kurulun uzun zamandan beri toplantıya çağrılamaması, genel kurulun müdürleri seçememesi, müdürler kurulunun toplanması için gerekli yeter sayıların sağlanamaması gösterilebilir. Ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyum tayinini gerektirmez. Her ne kadar TMK’nin 426. ve 427. maddelerinde, kayyumun, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi tarafından atanacağı belirtilmişse de, kayyum atanmasına ilişkin dava, şirketi ilgilendirdiği için mutlak ticari dava sayılır. Bu nedenle, kayyum atanmasına ilişkin dava, asliye ticaret mahkemelerinde açılır. Görevli mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu nedenle görevli mahkemenin Mahkememiz olduğu hususunda kuşku yoktur.Kayyum atanması davasında husumet mutlaka şirkete karşı da yönetilmelidir. Bir şirkete kayyum atanmasının yegane yolu, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halidir. Bu kural 4721 sayılı TMK' nın 427/1-4. maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre ,bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyumu atanmak zorundadır. TMK'nın 427/4. maddede düzenlenen organlardan yoksunluk, şirketin zorunlu organlardan yoksun kalmasını vurgular. Şirketlere kayyum atanması istisnai bir çözümdür ve şirketi organsız kalması nedeniyle sona ermekten kurtaran geçici bir çaredir. Bu yüzden kayyum tayini davalarında asıl amacın şirketin devamlılığının sağlamak olduğunun gözden uzak tutulması gerekir. Kayyumun, organın yerini alarak şirketi sürekli şekilde yönetmesine ve temsil etmesine yol açılmamalıdır. Ayrıca kayyum atanması gereken hallerde kayyumun görevi, yetkileri, süresi ve ücreti ayrıntılı olarak belirlenmelidir. (----- BAM ----- HD----- Asliye Hukuk Mahkemesinin ------. sayılı dosyasında davalı hakkında açılan dava nedeniyle temsil kayyımı atanması talep edilmiş olup davalı şirkete yargılama boyunca temsil kayyımı atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KABULÜ İLE, ----- Sicil Müdürlüğünün ------sicil numaralı ------- Ve Ticaret Şirketinin yetkililerin görevlerinin son bulması nedeniyle ------ AHM'nin ----- Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere temsil kayyımı olarak mali müşavir ------ATANMASINA, 2-Karar kesinleşinceye kadar aylık kendisine 5.000,00 TL kayyımlık ücreti takdirine, 3-Karar harcı başlangıçta peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacılar tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, vekalet harcı, tebligat ve müzekkere gideri olarak yapılan toplam 647,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,İlişkin olarak davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/504, K. 2025/883, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-504-e-2025-883-k-1dbf26b3dbbf