İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/200 E. 2025/734 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/200
- Karar No
- 2025/734
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/200 KARAR NO : 2025/734 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/09/2021 KARAR TARİHİ : 08/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı ------ şirketinde 16.04.2015-30.09.2018 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığı, söz konusu tarihler arasında işe giriş ve çıkışlardan sorumlu olduğu, şirketin iki adet iç yönergesinde ikinci derecede imza yetkilisi olduğunun ilan edildiği, davalının davacı şirket nezdindeki personellerin işten çıkarma prosedürlerinde yanlış ve/veya gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak şirketin haksız yere tazminatlar ödemesine neden olduğu, dava dışı eski çalışan ------ iş akdinin haklı nedenle feshedimesine rağmen gerçeğe aykırı olarak ----- istifa kodu ile işten çıkartıldığı, ----İş Mahkemesi'nde ---- Esas ve-------.Sayılı dosyası ile iş davası açarak kazandığı, söz konusu ilamı ----- İcra Dairesi'nin -------.Sayılı dosyası ile icraya koyduğu, müvekkilinin icra tehdidi altında 24.336,00 TL ödemek durumunda kaldığı iddia edilmiş olup neticede davalıdan 24.336,00 TL maddi tazminat 12.000 TL manevi tazminat ve 5.000,00 TL kötü niyet tazminatı olarak toplam 41.336,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının talebine konu borç, sözleşmesel sorumluluğa yahut iş/hizmet ilişkisine dayanmadığından, huzurdaki işbu davanın genel görevli olan asliye hukuk mahkemelerinde görüldüğü, Eğer davacı tarafından, davalı müvekkilin yönetim kurulu üyesiymiş gibi sorumluluğuna başvurulmuş olması söz konusu ise, TTK'ya göre yapılan değerlendirme sonucunda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, hizmet akdinden doğan bir hak uyuşmazlığı niteliğinde olmayan eldeki davanın İş Mahkemelerinde görülemeyeceği görüldüğü, müvekkilin çalışmadığı dönem olan 2019, 2020, 2021 yılındaki işe iade kararının gereğini yerine getirmediği ve 2021 yılında açılan icra takibine kusur atfedilerek tazminat talebinde bulunulduğu, ancak müvekkilin 2018'den sonra davacı şirket nezdinde çalışmıyor olması, dava dışı ------- çalışan bir personel olması, işe giriş-çıkış ve işe iade süreçlerinde davalı müvekkilin herhangi bir müdahalesinin olmaması, işten çıkışının hatalı olması ve icra takibine dair gelişmelerin müvekkilin çalışmadığı 2019, 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleşmiş olması da illiyet bağının yokluğunu açıkça ortaya koyulduğunu beyan ederek açılan davanın reddini talep etmiştir. İşbu dava dosyasının 15/03/2023 tarihinde ------İş Mahkemesi'nde açılarak ------ esas sıra numarasına kayıt edildiği ve iş bu mahkemenin 22/09/2021 tarihli kararı ile yine -----. İş Mahkemesi'nin----- esas sayılı dosyası ile birleştirildiği ve mahkemenin 13/03/2023 tarihli duruşma ara kararı ile iş bu dosyanın tefrikine karar verilerek ------ esas sıra numarasına kayıt edildiği ve 15/03/2023 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememize tevzi edildiği ve ----- esas numarasına kayıt edilmiş mahkememizin ----- esas,----- karar sayılı ve 03/04/2024 tarihli kararı ile mahkememiz ile -------. İş Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından mahkememizce verilen karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği taktirde HMK'nın 22/2 maddesi gereğince görevli mahkemenin belirlenmesi için DOSYANIN ----- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ------. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, karar verilmiş olup, ----- BAM -----. Hukuk Dairesi'nin -----esas, ------- karar ve 27/01/2025 tarihli ilamı ile yargı yeri olarak mahkememiz belirlenmiş ve iş bu dosya numarasını almıştır. Mahkememizce davalı ile yapılan hizmet sözleşmeleri, SGK kayıtları, davacı şirket iç yönergesi, şirket ana sözleşmesi dosyaya getirtilerek incelenmiş, ----- İş Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiş, davanın niteliği gereği davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği dikkate alınarak; tarafların tüm iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle, TTK'nun 83-85.maddeleri ile HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı şirketin uyuşmazlıkla ilgili yıllara ilişkin tüm yasal ticari defter kayıtları ile tüm dosya kapsamı üzerinde Mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir ve bir nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyeti eşliğinde 16/06/2025 günü saat 14.00'da bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ancak davacı tarafça bilirkişi ücretleri süresinde yatırılmadığından ve inceleme gün ve saatinde hazır olunmadığından inceleme yapılamadığına dair tutanak tutulmuştur. Dava, davalının davacı şirkette genel müdür olarak çalıştığı dönemdeki yetki ve sorumluluğu kapsamında, şirkette çalışan personellerin işten çıkarılma prosedürlerinde yanlış veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiasıyla eski çalışana ödenen maddi tazminatın rücuen davalıdan tazmini ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirkete ait 31/07/2015 tarihli iç yönergede, davalı ikinci derece imza yetkilisi olarak tanımlanarak, “personel iş sözleşmelerinin, işe giriş ve çıkış işlemlerinin yapılması, personel bordrolarının düzenlenmesi, bunlarla ilgili resmi mercilere bildirimde bulunulması” yetkilerini tek başına kullanabileceği belirtilmiş olup, dosya kapsamından davalının, davacı şirket nezdinde 16.04.2015 ile 30.09.2018 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına alınan ----- İş Mahkemesi'nin 06/03/2020 tarih ---- Esas ve---- Karar sayılı kararında, işçi ------ tarafından iş akdinin fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle sona erdirildiği, tanık beyanlarından ve personel giriş çıkış kayıtlarından davalı işyerinde fazla mesai yaptırıldığı, ancak tüm dosya kapsamında yaptırılan fazla mesailerin karşılığı ücretlerin davacıya eksiksiz olarak ödendiğine dair herhangi bir belge sunulmadığından, davacının iş akdini eylemli olarak ve haklı nedenle feshetmesini gerektirecek şekilde bir kısım işçilik alacağı tespit edilmiş olmakla ve davacıya ait işyeri giriş çıkış kayıtlarının incelenmesinde davacının fazla mesai yaptığı anlaşılmakla ve de fazla mesai ücretlerinin ödendiğine ilişkin davalı tarafça herhangi bir belge ibraz edilmediğinden, davacının fazla mesai alacağının bulunduğu kanaatine varılmakla, davanın kabulü ile brüt 8.754,11 TL kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile, brüt 1.817,08 TL fazla mesai alacağının temerrüt tarihi olan 10/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiş, kararın icraya konulması neticesinde davacı şirket tarafından ------ İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyasına 23/03/2021 tarihinde 24.336,0 TL ödeme yapılmıştır.----- Gazetesi'nin 28.10.2016 tarih ve ----- sayılı suretine göre, davacı şirket yönetim kurulu üyelerinin -------olduğu, şirket ana sözleşmesinin 8/2. maddesine göre yönetim kurulunun düzenleyeceği bir iç yönergeye göre yönetimi kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişilere devretmeye yetkili oldukları görülmektedir. Ortak sıfatı bulunmayıp şirketle arasında hizmet akdi bulunan ve şirketi temsil etmek üzere çeşitli yetkiler verilmiş olup, uygulamada finansal müdür, ticari direktör, koordinatör, icracı müdür gibi adlandırılan yönetici vasfını haiz kişilerin görevlerini ifa ettikleri sırada şirkete, şirketin ortakları veya şirket alacaklılarına karşı zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda taraflar arasında 01.01.2015 tarihli yönetici sözleşmesi akdedilmiş olup, davacı şirketin tescil ve ilan edilen iç yönergesine göre yönetim ve temsil yetkisi devredilen davalı, organ sıfatına haiz olduğundan, yönetim kurulu üyeleri ile aynı özen ve sorumluluk rejimine tabidir. Buna göre kendisine sorumluluk davası yöneltilen davalının, zararın doğmasına sebep olan eylem tarihinde davacı şirkette yönetici vasfını haiz olması nedeniyle yönetim yetkilerini hukuka uygun kullanıp kullanmadığının TTK’nın şirketler hukuku ilkelerine ve yöneticinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle eldeki dava, hukuki niteliği itibariyle anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar. TTK 553/1 maddesi uyarınca ispat yükü zarara uğradığını iddia eden davacı taraftadır. Yargıtay ----. HD'nin -------.sayılı, 23/10/2017 tarihli kararında da belirtildiği üzere, TTK'nın 553. maddesindeki sorumluluk kusur sorumluluğu olup, salt zararın kanıtlanması sorumluluk için yeterli olmayıp, ayrıca davalının kusurlarıyla şirkete zarar vermiş olduğunun kanıtlanması gerekir. Ne var ki davacı taraf Mahkememizce verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretlerini süresinde yatırılmadığı gibi, davacı şirket defter ve kayıtlarının incelemesi için belirlenen gün ve saatte de hazır olmamış ve defterleri sunmamıştır. Bunun dışında davacı tarafın delil olarak dayandığı hususlar davalı tarafın kusuruyla davacı şirketi zarara uğrattığını kanıtlamaya yeterli ve elverişli bulunmadığından, ispatlanamayan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 90,52 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, maddi tazminat istemi yönünden, karar tarihi itibariye yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 29.336,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, manevi tazminat istemi yönünden, karar tarihi itibariye yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 12.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 680,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.