İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/665 E. 2024/949 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/665
- Karar No
- 2024/949
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/665 KARAR NO : 2024/949 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 20/09/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı müvekkili şirketin, davalı/borçlu aleyhine----- İcra Müdürlüğü -----. sayılı dosyaları ile hasar ödemesi sebebi ile rücu alacağına yönelik olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun yapılan icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkili---- tarafından "------- poliçe numarası ile dava dışı sigortalıya ait araç kasko sigortası ile sigortalandığını, davalıya ait kaza yeri terk -----plaka sayılı ---- kamyonet, ---- sokaktan ----- istikametine seyir halindeyken kendi aracının sağ tarafıyla gidiş istikametine göre yolun sağ tarafında no ----- karşısında park halinde olan----- plaka sayılı otomobilin sağ arka kısımlarına çarpıp, daha sonra aynı sırada park halinde olan ---- plaka sayılı otomobilin sağ ön kısımlarına çarpıp kaçması sonucu üç araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda davalıya ait ---- plaka sayılı kamyonet sürücüsü 2918 sayılı KTK 47/1-d maddesini ihlal ederek kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin açılan takipte "Taraf Sıfatı" mevcut olmadığını, takibe konu araç uzun dönem kiralama sözleşmesi ile kiralandığını, bahsi geçen kazanın da bu süre içerisinde meydana geldiğini, müvekkilinin KTK Madde 3 ve 85' e göre işleten sıfatı ve dolayısıyla tazmin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davaya konu trafik kazasının 01/10/2022 tarihinde, hasar ödemesi ise 25/10/2022 tarihinde gerçekleştiği, sigorta şirketi tarafından ----- plakalı araç için 9.842,18 TL hasar bedeli ödenmesi konusundaki rücuya dayalı alacaklar zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öğrenilen günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağını, müvekkiline ait aracın davaya konu kazaya karışmadığını, müvekkiline ait aracın çarptığına dair hiçbir görüntü bulunmadığını, Polis memurlarınca tanzim edilen kaza tespit tutanağında görüleceği üzere 155 ihbarı üzerine olay yerine intikal edilerek tutanak tanzim edildiği ve yalnızca ihbarı yapan şahsın beyanlarının esas alındığını, kazanın teminat dışı olmadığı, müvekkiline ait araç sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığından yapılan ödeme nedeniyle müvekkiline rücu edilemeyeceğini, trafik ekiplerince düzenlenen kaza tespit tutanağında, ---- plakalı araç sürücüsüne KTK 47/1-d maddesi kuralını ihlal ettiğinden bahisle asli kusur yüklenmiş ise de, kazanın oluşuna göre ----plakalı araç sürücüleri %100 kusurlu olup kusur dağılımının hatalı olduğunu, her iki araç bakımından hatalı ve park edilmemesi gereken yerde araçlar park edilmiş olup trafiğin güvenliğini tehlikeye düşürecek durum oluşturmadığını, buna göre ----- plakalı araç sürücüleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Madde 61 – Taşıt yolu üzerinde; a) Duraklamanın yasaklandığı yerlerde, b) Park etmenin trafik işaretleri ile yasaklandığı yerlerde, c) Geçiş yolları önünde veya üzerinde, park etmek yasaktır” hükümlerini ihlal etmesi nedeni ile trafik kazasının oluşumunda % 100 oranında kusurlu olduğunu beyanla; müvekkili şirketin uzun dönem araç kiralama sözleşmesine istinaden işleten sıfatı sona erdiğinden dolayı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, haksız ve dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, davanın kötü niyetli olduğu izahtan vareste olduğundan davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin halefiyet ilkesi gereği rücu için başlatılan icra takibine yapılan itiraz nedeni ile itirazın iptali ile icra inkar tazminine yönelik olarak açılan İtirazın İptali davasıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.Diğer taraftan TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamazlar.TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve -----. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 t. ve----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve ---- Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir."Somut olayda uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatı davalıdan rücuan tahsili isteminden ibarettir. Dava dışı sigortalı -----gerçek kişi olduğu, tacir sıfatının bulunmadığı, aracının hususi vasıflı olduğu, davalı tüzel kişilik olsa da eldeki davanın haksız fiile dayalı olduğu, davacı sigorta şirketinin sigortalısına halef olarak eldeki davayı açtığı, bu durumda sigortalı hangi mahkemede dava açacak ise sigortanın da o mahkemede dava açması gerektiği, davacının tacir vasfının bulunmadığı, haksız fiile dayalı rücu talebinin değerlendirilmesinde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsiz olup davaya bakmanın mümkün olmadığı, görevin dava şartlarından olduğu ve HMK nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, görevli Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ---- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.