İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/294 E. 2025/604 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/294
- Karar No
- 2025/604
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/294 KARAR NO : 2025/604 DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 26/04/2024 KARAR TARİHİ : 02/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı şirketin 2022 yılında 2 ortaklı olarak kurulduğu ve kuruluşa ilişkin ana sözleşmenin ----- gazetesinde 20 Mayıs 2022 tarihinde yayınlandığı, şirketin kurulduğu tarihten bu yana faaliyet konusunu gerçekleştiremediği hiçbir surette faaliyette bulunmadığından kâr da elde edemediği, zararın devamlı artış gösterdiği ve borca batık hale geldiği, şirketin müdür sıfatı ile 9650 hissesine haiz olan diğer Ortağın vefat ettiği ve tek mirasçısı olan oğlunun da davalı şirketin hissedarı olmak İstemediğini, Limited şirketlerde tasfiyenin kural olarak genel kurulun karar alması ile gündeme gelebileceğini, bunun mümkün olmaması halinde ise TTK'nın 436/2 maddesi uyarınca ortaklardan birinin haklı sebepleri ileri sürmek suretiyle tasfiye davası açabileceğini düzenlediğini somut olayda davalı şirketin kanunen gerekli organlarının mevcut olmaması ve diğer ortak olan ----- isimli kişinin 2023 yılında vefat etmesi sebebiyle genel kurulun toplanamadığından şirketin haklı nedenle fesih için yapılacak tek yol kaldığından davanın bu gerekçeyle ikame edildiğini, davalı şirketinin kurulduğu tarihten bu yana gayri faal durumda olup herhangi bir ticari faaliyetin bulunmadığını bilançonun ve gelir tablolarının incelendiğinde açıkça görüleceğini kar elde etmeksizin zarar eden de bünyesinde bordrolu çalışanı dahi bulunmayan davalı şirket bakımından faaliyette bulunmasının bir fayda sağlamadığı, TTK'nın 636/3 maddesi gereğince haklı nedenle fesih kararı vermesi gerektiğini davacı vekili ayrıca dava dilekçesinde, Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin birtakım kararlarını örnek göstermek suretiyle şirketin fesih ve tasfiyesine uyan sebeplerin mevcut duruma da uyduğunu, örnek olarak gösterdiğini, Şirketin haklı nedenle feshine sebebiyet verebilecek bazı durumların şirketin devamlılık arz edecek şekilde zarar etmesi, dağıtılan kâr payının sürekli azalması, hiç olmaması, genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağırılmış olması gibi sınırlı sayıda olmayacak şekilde örneklendirilebildiği, sonuç itibariyle uygulama ve doktrini ile benimsenmiş görüşlerden anlaşıldığı üzere, haklı sebep kavramının ortak sıfatına haiz olan kişinin fesih talebini haklı kılacak ve şirketin devamı faydasız kılacak ölçüde belirgin ve tereddütsüz sebeplerden oluşması dolayısıyla hiçbir faaliyette bulunmayan ticaret sicilinde ismi dışında varlığı olmayan şirketin her iki ortağının da (varis de dahil) Türkiye'de yaşamaması, yabancı uyruklu olması ve diğer ortağın vefat etmiş olması ile oluşan durumlarının gerek Yargıtay kararları ve gerekse öğretideki haklı sebeplerin mevcut olduğundan şiddeti şirketin hakkını nedenle fesinin gerektiği, şirketin devamlılık ilkesinin somut olayları uygulanamayacağı davalı şirketin bu aşamadan sonra faaliyetin amacını kuruluş amacını gerçekleştirebilmesi mümkün olmadığı ve bu durumun şirket bilançosu ve vesaire her türlü kayıtlardan açıkça anlaşılır olması sebepleriyle TTK'nın 636/2-3 hükümleri uyarınca şirketin hakkı nedenle fesinin gerektiğini talep ve dava ettiği görülmüştür.Davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili verdiği cevap dilekçesinde; Davacının iş bu davada husumeti yalnızca yasal hasım olan Müvekkili müdürlüğe yönelttiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru ------ yöneltilmesi gerektiğini, davanın, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkin olduğunu, şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması gerektiğini, somut olayda, tasfiye memuruna husumet yöneltilmediğini, bu itibarla; ilk derece mahkemesince, davacıya şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye memuruna karşı da dava açması için süre verilmesi gerektiğini,, dava açılması halinde işbu dosyası ile birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmaksızın hüküm tesisi ve buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." Ticaret Sicili Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevlidir. (6762 Sayılı TTK m.224 ve 6102 sayılı TTK m.285) Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir. (6762 Sayılı TTK m.445 ve 6102 sayılı TTK.m.541) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir. Sayın Mahkeme’nin davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacaktır. TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır. Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiştir (TTK m. 553). Olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamaktadır. mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur. TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir. Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona ermektedir. "...dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi 'Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü haiz olup, mahkemece, şirket ihyasına karar verilmesinin yanısıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli,------ sayılı ilâmı. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; sayın mahkemenizce atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şartt olduğu, (TTK m. 536/4). 4. Müvekkil davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağı, müvekkili Sicili Müdürlüğünün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığı, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağı, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal Hasım" konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği,," ...ihya (ek tasfiye) davasında husumet, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmiş ise de, yargılama giderlerinin yasal hasım niteliğindeki ticaret sicil müdürlüğüne yükletilmesi doğru değildir." Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 07.04.2013 tarihli, ----sayılı ilâmı. "...her ne kadar husumet Ticaret Sicili Müdürlüğüne yöneltilmeli ise de, ortaya çıkacak yargılama giderleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne yüklenemez. Çünkü Ticaret Sicili Müdürlüğü sadece yasal hasım konumundadır ve davanın açılmasına da sebep olmamıştır." ---- Yüksek Yargıtay ------ Hukuk Dairesi’nin 07.01.2020 tarih, -----04.04.2016 tarih, ------ 09.02.2015 tarih----- , 29.01.2007 tarih, ------gibi çok sayıda ilamı ve yerleşik uygulama da bu yönde olduğu,. ----- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesi, -----T. 22.10.2020. Aynı yönde bkz. "Davalı ticaret sicil memurluğunun yasal hasım olduğu, tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen karar yerinde olup davacı vekilinin her iki davalıya karşı davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, davalı ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hüküm edilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay ------. Hukuk Dairesinin ---- Esas ------ Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.(----- Bölge Adliye Mahkemesi------ Hukuk Dairesinin, ------ ilâmı). Denilmek suretiyle yukarıda izah edilen nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Bilirkişi raporunda özetle : Davalı, haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istenen davalı şirketin ticari defter incelemesi ile yapılan somut tespitler ile nihai takdir tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davalı ------ ŞİRKETİ'nin 20.05.2022 tarihinde tescil/ilanının yapıldığı, kuruluş tarihinden itibaren herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı, 2022 ve 2023 yıllarına ait gelir tablolarında satış hi ir olduğu, her iki yıl da yalnızca genel yönetim giderlerine dayalı faaliyet zarar oluştuğu, 2022 yılında 62.985,25 TL, 2023 yılında ise 96.873,27 TL tutarında zarar ettiği, bu zararların etkisiyle 2022 yılı sonunda -62.985,26 TL borca batık olan olan ---- tutarının, 2023 yılı sonunda -159.858,53 TL'ye yükselerek şirketin borca batık durumunun sürekli arttığı, Şirketin 9650 oranındaki diğer ortağı ------ isimli kişinin şirket kurulduktan yaklaşık 4 ay sonra 2022ylül ayında vefat ettikten sonra bu kişinin yerine geçen yasal mirasçının şirkette ortaklık talebinin bulunmadığı, bu durumun şirketin kanuni temsil ve organ yapısında fiili bir kilitlenmeye yol açmasının yanında ------ Ticaret Odası kayıtları üzerinden yapılan sorgulamalarda şirketin halen faaliyet göstermediği ve “askı” durumunda olduğunun görüldüğü, tüm bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde; şirketin kuruluş amacına uygun şekilde faaliyette bulunmasının ve yeniden aktif hale gelmesinin objektif koşullar altında mümkün görünmediği, bu nedenle şirketin varlığını sürdürmesinin gerek ticari gerekse mali açıdan makul bir beklenti teşkil etmediği, dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesinin 2. ve 3. fıkraları kapsamında haklı nedenle feshine sebebiyet verebilecek somut sebeplerin mevcut olduğu kanaatine varılmış olduğu, tüm değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu kanaat ve görüş bildirdikleri görülmüştür.İlgili belge ve bilgiler celp edilerek dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ----- ortağı bulunduğu ------Şirketi' nin fesih ve tasfiyesi şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. ------ ticaret sicil numarasına kayıtlıMüvekkil ----- ortağı bulunduğu ------ Şirketi'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; ortakların ve yetkililerinin -----, olduğu ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ------ sicil numarasında kayıtlı ------Şirketi 'nin haklı sebeple TTK 530, 529/3, 531 maddeleri gereğince fesih ve tasfiyesinin talep edildiği görülmektedir. Mahkememizce şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi raporu ....tarihinde dosyaya sunulmuş, rapor dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür. 6102 sayılı TTK.nun 636/2.maddesi, "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa ortaklardan veya şirket alacaklarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi müdürleri dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için belirli bir süre belirler. Buna rağmen düzeltilmezse şirketin feshine karar verir."şeklinde düzenlemeyi içermektedir.6102 sayılı TTK.nun 636/3.maddesi, "1-Haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.Mahkeme istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine veya davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilen diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenlemeyi içermektedir. Dosya kapsamına göre davalı -----ŞİRKETİ'nin 20.05.2022 tarihinde tescil/ilanının yapıldığı, kuruluş tarihinden itibaren herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı, 2022 ve 2023 yıllarına ait gelir tablolarında satış hasılatının sıfır olduğu, her iki yılda da yalnızca genel yönetim giderlerine dayalı faaliyet zarar oluştuğu, 2022 yılında 62.985,25 TL, 2023 yılında ise 96.873,27 TL tutarında zarar ettiği, bu zararların etkisiyle 2022 yılı sonunda -62.985,26 TL borca batık olan olan - tutarının, 2023 yılı sonunda -159.858,53 TL'ye yükselerek şirketin borca batık durumunun sürekli arttığı, Şirketin %50 oranındaki diğer ortağı ------isimli kişinin şirket kurulduktan yaklaşık 4 ay sonra 2022 Eylül ayında vefat ettikten sonra bu kişinin yerine geçen yasal mirasçının şirkette ortaklık talebinin bulunmadığı, bu durumun şirketin kanuni temsil ve organ yapısında fiili bir kilitlenmeye yol açmasının yanında ----- Ticaret Odası kayıtları üzerinden yapılan sorgulamalarda şirketin halen faaliyet göstermediği ve “askı” durumunda olduğunun görüldüğü, tüm bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde; şirketin kuruluş amacına uygun şekilde faaliyette bulunmasının ve yeniden aktif hale gelmesinin objektif koşullar altında mümkün görünmediği, bu nedenle şirketin varlığını sürdürmesinin gerek ticari gerekse mali açıdan makul bir beklenti teşkil etmediği, dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesinin 2. ve 3. fıkraları kapsamında haklı nedenle feshine sebebiyet verebilecek somut sebeplerin mevcut olduğu kanaatine varılmış olmakla davanın oy çokluğuyla kabulüne dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının, davalı aleyhine açtığı haklı sebeple şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin davanın KABULÜ İLE; a----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün---- sicil numarasında kayıtlı ---- Şirketi 'nin haklı sebeple TTK 530, 529/3, 531 maddeleri gereğince FESİH VE TASFİYESİNE, b-Tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için ------(TCK NO:------) 'nun tasfiye memuru olarak ATANMASINA, c-Tasfiye memuru için aylık 5.000,00- TL ücret taktiri ile davacı tarafından beş aylık 25.000,00- TL tasfiye ücreti avansının karar kesinleştikten sonra 2 hafta içerisinde Mahkememiz veznesine DEPO EDİLMESİNE, d-Tasfiye memurunun görevinin işbu ücretin depo edilmesinden sonra başladığının ilgili tasfiye memuruna BİLDİRİLMESİNE, e- Malvarlığının yeterli olması halinde, davacı tarafından peşin depo edilen ücretlerin ve masrafların tasfiye hesabından tasfiye sırasında davacıya ÖDENMESİNE, 2- Karar tarihinde alınması gereken 615,40 TL karar ilam harcının peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile 187,80 TL 'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 5-Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda olduğundan bu davalı aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy ÇOKLUĞU ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. KARŞI OY Dava; TTK'nın 636/3 maddesine dayalı davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiye istemine ilişkindir. Davacı tarafından; ortağı bulunduğu davalı şirket'in kurulduğu tarihten bu yana faaliyet konusunu gerçekleştiremediği ve gayrifaal olduğu, kâr elde edemediği ve borca batık hale geldiği, şirketin %50 hissesini haiz olan diğer ortağının 2023 yılında vefat ettiğini ve şirket hissedarı olmak istemediği, davacı ve vefat eden diğer ortağın mirasçısının Türkçe bilmedikleri ve yabancı ülke vatandaşı olduklarını, Türkiye'de yaşamadıklarını ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep edilmiştir.6102 sayılı TTK MADDE 636-" (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır." düzenlemesi mevcuttur. Limited şirketin haklı sebeple feshi 6102 sayılı TTK 636. Maddesinde düzenlenmiş olup, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak mahkemeden şirketin feshini talep edebilir. Mahkeme, şirketin feshi yerine, davacı ortağın çıkarılmasına veya başkaca duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme karar verebilir. Gerek mülga ve gerekse yürürlükte olan TTK'da yer alan düzenlemede haklı sebep kavramı açıklanmamış olup, kavram öğreti ve yargı kararları ile geliştirilmiştir. Yargı içtihatlarında şirket yönetimi ve hesaplarındaki usulsüzlük, şirket ortağının şirket işleyişinde üzerine düşen esaslı görevlerindeki ihmali, şirket sermaye ve malvarlığının kötüye kullanması, şirket amacını gerçekleştirmesine imkân kalmaması, organların çalışamaz hale gelmesi, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık veya önemli husumet bulunması gibi sebepler haklı sebep olarak kabul edilmiştir. Limited şirketin feshine hükmedilebilmesi için, şirketin devamını sağlayan unsurların ortadan kalkması, davacı ortak tarafından ileri sürülen sebeplerin şirketin devamı konusundaki menfaati aşması ve özellikle ileri sürülen subjektif sebepler yönünden davacının haklı olması ve talebin dürüstlük kurulları uyarınca dinlenebilir olması gerekir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında, davalı şirketin 20/05/2022 tarihinde % 50 hisse ile iki ortaklı olarak kurulduğu, şirket ana sözleşmesinin 7. Maddesi ile davacının şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu, iddiaya göre diğer ortağın vefat ettiği, Mahkememizce alınan bilirkişi raporuyla şirketin kuruluş tarihinden itibaren herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığının, genel yönetim giderlerine dayalı faaliyet zararı oluştuğunun ve şirketin borca batık durumunun sürekli arttığının belirtildiği, davacının şirket ortağı olarak her ne kadar huzurdaki dava yönünden dava ehliyeti bulunmakta ise de aynı zamanda şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili müdürü olduğu dikkate alındığında bilirkişi raporu ile tespiti yapılan ve feshe dayanak olguların meydana gelmesinde şirketin yönetim ve idaresini tek başına elinde bulunduran davacı müdürün sorumluluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmediği, müdürün yönetimdeki kusuru sebebiyle şirketin zarara uğraması ihtimalinde kimse kendi kusuruna dayalı olarak hak iddia edemeyeceğinden ileri sürülen sebeplerin davacı yönünden haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda TTK 636/3. Madde gereği Mahkemece alternatif çözümler yönünden de talebin değerlendirilmesi gerektiği gibi %50 hisse sahibi ortağın vefat ettiğinin beyan edilmesi karşısında davalı şirketin sicil kayıtlarına da yansımadığı anlaşılan fiili ortaklık yapısı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilemeyeceği sonuç ve kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluk görüşüne katılmıyorum.