İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/467 E. 2024/596 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/467
- Karar No
- 2024/596
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/467 KARAR NO : 2024/596 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 07/07/2023 KARAR TARİHİ : 09/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; dava konusu ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ---- sicil numarasında kayıtlı -----, dava dışı diğer ortak ----- ile dava dışı diğer ortak ---- tarafından 2012 yılında kurulduğu, davalı şirketin sermayesi 10.000,00 TL olup davacı 2.500,00 TL paya, dava dışı diğer ortak ---- 2.500,00 TL paya ve dava dışı diğer ortak ----- 5.000,00 TL paya sahip olarak davalı şirket kurulmuş olduğunu, davacı ... diğer şirket ortakları 13/03/2013 tarihinde aldıkları karar ile şirket ortaklarından -----, 2.500,00 TL'lik hissesini davacıya devrederek ortaklıktan ayrıldığını bu devir sonrasında davalı şirketin biri davacı, diğeri dava dışı ---- olacak şekilde iki tane eşit paya sahip ortağı kalmış olduğunu, her ne kadar davalı şirket, lokanta ve restoran işletmek adına kurulmuş olsa da kurulduğu tarihten bu yana hiçbir şekilde faaliyet göstermediğini, davalı şirketin faal olmadığını gösterir ----- Vergi Dairesi'nin yoklama tespit tutanaklarını ekte sunduklarını, davalı şirketin herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığından vergi kaydı terkin edilmiş ve ----- Ticaret Odasındaki kaydı askıya alındığını, gerekmesi halinde bu hususların sorulması için ----- Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, gayrifaal olan bu davalı şirkette 2013 yılından bu yana hiçbir şekilde genel kurul toplantısı da yapılmamış olduğunu, dolayısıyla uzun süreden beri davalı şirketin kanunen gerekli organları mevcut olmadığını ve 2013 yılından beri genel kurul toplanmadığını, bu haliyle davalı şirketin herhangi bir ticari varlığı bulunmayan, vergi kaydı silinmiş, ticaret sicil kaydı askıya alınmış gayrifaal ve ölü bir şirket olduğunu, davacı, dava dışı diğer ortağına Genel Kurul toplantısı yapmayı ve bu ölü şirketi ortak kararla feshetmeyi teklif etmişse de diğer ortak kişisel anlaşmazlıklarından dolayı davacının bu teklifini kabul etmemiş ve ölü olan bu şirketi feshetmeye yanaşmadığını, davalı şirket, gayrifaal bir şirket olmasına ve gelir elde etmemesine rağmen halen vergi yükümlülüğü devam etmekte ve davalı şirket aleyhine vergi borçları doğduğunu,diğer ortak bu vergi borçlarını ödemediği için davacı ödemek zorunda kaldığını, bu ödemelere dair dekontları dilekçeleri ekinde sunduklarını, gelir getirmeyen ve ölü olan bu şirketin vergi borçlarını ödemek zorunda kalan davacının bu ağır ve haksız külfet altında ezilmekte ve mağdur olduğunu, bu nedenle davacının, davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmekte hukuki yararı bulunmakta olduğunu, davanın kabulü ile, davacının ortağı olduğu ----Şirketinin kurulduğundan bu yana herhangi bir faaliyeti bulunmadığı, iki ortak arasındaki ilişkinin bitmiş olduğu, şirketin Genel Kurul Toplantılarının 2013 yılından beri hiç yapılmadığı dolayısıyla uzun süreden beri davalı şirketin kanunen gerekli organlarının mevcut olmaması ve genel kurul toplantılarının yapılmaması sebebiyle TTK md. 636/2 gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiye edilmesine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalıya usulüne uygun olarak tensip zaptı ve dava dilekçesi tebliğ edilmiş olup davaya cevap dilekçesi de sunmadığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava haklı nedenle şirketin feshi istemine ilişkindir. Davacı yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü şirketin feshini talep etmiştir.Davacının feshini talep ettiği şirketin aynı zamanda yetkilisi olması, keza yetkisinin de 06.12.2022 tarihinde bitmiş olması nedeni ile oluşan menfaat çatışmasını gidermek ve organsız durumda oloan şirketin temsilini sağlamak amacı ile şirkete temsil kayyımı atanması hususunda davacı yana süre verilmiş ----. Asliye ticaret mahkemesinin --- dosyasında davalı şirketi iş bu davada temsil etmek üzere temsil kayyımı atanmıştır. Mahkememizce temsil kayyımına dava dilekçesi ve ekleri ile duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam olunmuştur.Davacı tanığı duruşmada davalı şirketin mali müşavirliğini yaptığını, şirketin 2012 yılında kurulduğunu, tahminen 1-1,5 yıl faaliyet gösterdiğini, 1 yıl kadar da boş beyanname verdiklerini, sonrasında adresinde bulunmaması ve ticari faaliyeti olmadığından bahisle vergi dairesi tarafından terke sokulduğunu,firmanın ticari faaliyet yürütmediğini belirtmiştir. Davacı yanca ticari defter ve dayanaklarının nerede olduğu bilinmediğinden bahisle ibraz edilmemiştir. Mahkememizce şirketin ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi ve sgk kayıtları celp edilmiş, ve bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmiştir. Bilirkişi raporunda; "...davalı şirketin ticari sunulmadığından yapılamadığı, davalı şirketin yoklama tutanaklarında görüldüğü üzere kayıtlı olan adresinde bulunmadığı adresinde ----- İnşaat isimli başka bir şirketin faaliyet gösterdiği, şirketin sigortalı çalışanı olmadığı ve şirketin mali tabloları incelendiğinde ticari faaliyetine ilişkin kayıt olmadığı görülmüş olduğundan şirketin feshine karar verilebileceği...." belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda detaylı izah edildiği üzere davalı firma adresinde bulunmamakta olup herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamaktadır. Vergi dairesi kayıtlarından da görüldüğü üzere davalı şirketin 2015,2016,2017 ve 2018 yılı ve sonrasında hiç bir satış faturası kesmediği, hiç bir ticari faaliyeti olmadığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 636/3. Maddesi her ortağın haklı sebeplerin varlığında şirketin feshini talep edebileceğini, mahkemenin istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceğini belirtmiştir. Maddenin gerekçesi şu şekildedir: Üçüncü fıkra: Şirketin kişisel niteliği gözönünde tutularak ve 639 uncu maddenin birinci fıkrası da dikkate alınarak her ortağa haklı sebeplerle şirketin feshini isteme hakkı tanınmıştır. ---- öntasarısında da yer alan bu hak ortağın çoğunluğa karşı konumunu kuvvetlendirecektir. Ortağa tanınan bu hak anonim şirketlerdeki 531 inci maddede yer alan hükme paralel olarak düzenlenmiş ve yargıca şirketin yararına geniş müdahale hakkı tanınmıştır.TTK m.531 uyarınca haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. TTK m.531 çerçevesinde azınlığın açacağı fesih davasında ancak “haklı sebebin” veya “haklı sebeplerin” bulunması durumunda mahkeme tarafından feshe karar verilebilecektir. Dolayısıyla anonim ortaklığın bu maddede düzenlenmiş olan özel fesih nedeni “haklı sebep''tir. Esasen maddenin uygulanması bakımından tespiti gereken en önemli husus da, anonim ortaklığın feshini gerektirecek derecede öneme sahip sebep veya sebeplerin neler olabileceğidir. TTK m.531'de anonim ortaklık bakımından fesih gerekçesi olabilecek “haklı sebep” konusunda herhangi bir tanım veya örnek gösterilmemiştir.TBK m.629/III uyarınca haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya İyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır.TTK m.219 uyarınca yönetim işleri şirket sözleşmesiyle bir ortağa verilmiş ise, onun yönetim hak ve görevi diğer ortaklar tarafından sınırlandırılamayacağı gibi kendisi görevden de alınamaz. Ancak, haklı sebeplerin varlığında, ortaklardan birinin istemi üzerine, mahkeme kararı ile yönetim hak ve görevi sınırlandırılabilir veya geri alınabilir. Görevin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi hâller, haklı sebep sayılır. TTK m.245/1 uyarınca haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle; a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebeplerdendir.Haklı sebep, ortaklık işlerinden doğmuş olabileceği gibi, ortaklık ilişkisi dışında kişisel ilişkiden de doğmuş olabilir. Önemli olan husus; böyle bir olayın ortaya çıkması durumunda ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez bir hal almasıdır. Şirketten çıkacak ortağın haklı sebebin meydana gelmesinde kusurlu olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Davacı pay sahiplerinden şirketin devamı objektif olarak beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir. Ayrıca haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan diğer menfaat sahiplerinin (şirket, diğer pay sahipleri, çalışanlar) haklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin haleldar edilmemesi kaydı ile ve son çare (ultima ratio) olarak kabul edilebilir. Doktrinde anonim ortaklığın feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak:- Şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle, mali sıkıntı içinde bulunması, - Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması, - Mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması, - Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması. Bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır. Yargıtay şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu görüşündedir.Konuya ilişkin karar örnekleri şu şekildedir: "...Şirketin uzun yıllar ciddi bir faaliyeti olmamışsa, fesih için yasal haklı nedenler oluşmuştur...” Yargıtay ---- HD-----“...şirketin faaliyete geçemeyip atıl durumda kaldığı, şirket giderlerini ortaklardan aldığı borçlarla kapatmaya çalıştığı, bu borçlara ilişkin icra takiplerine uğradığı ...o halde...feshi için kanuni haklı nedenlerin oluştuğu kabul edilmelidir...” Yargıtay ---- HD----Yargıtay kararları çerçevesinde, anonim şirketin haklı nedenle feshi için ileri sürülen sebepler birkaç başlık altında toplanabilir: - Şirketin kötü yönetilmesi, - Genel kurul toplahtılarmın yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler, - Şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması, -Paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması, -Uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması, -Ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması olarak sayılabilir.Somut olay bazında değerlendirme yapıldığında davalı şirketin çok uzun yıllardır hiçbir ticari faaliyetinin olmadığı görülmektedir. Nitekim gelen vergi dairesi kayıtları ve tanık beyanları da bunu doğrulamaktadır. SGK kayıtlarından da hiçbir çalışanı olmadığı, adresinde de faaliyet göstermediği görülmektedir. Sadece resmi kayıtlar nezdinde evrak üzerinde bir şirketin varlığı söz konusudur. Esas olan şirketin yaşatılması olmakla bilindiği üzere şirketler kar elde etmek amacı ile kurulur. Uzun yıllar boyunca bu amacın gerçekleşmemesi hali mutlak bir fesih halidir. Ortaklar arasındaki bağ kopmuş olup yaklaşık 2 yıldır şirketin aynı zamanda organsız olduğu, genel kurul toplantılarının icra edilmediği, kar elde edilmediği için kar payı da dağıtılmadığı görülmektedir. Tüm dosya kapsamı denetime el verişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı şirketin feshine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış şirketin ortağı ve son yetkilisi olan davacı tasfiye memuru olarak atanmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; DAVANIN KABULÜNE; 1-6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca davanın kabulü ile ---- Ticaret sicil müdürlüğünün (-----) sicil numarasında kayıtlı ------ ŞİRKETİ 'nin FESİH ve TASFİYESİNE, 2-Davalı şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirketin son yetkilisi ve ortağı olan ... TC kimlik numaralı davacı ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, 3-Tasfiye memurunun şirket ortağı ve son yetkilisi olması nedeni ile kendisine ücret takdirine yer olmadığına, 4-Kararın kesinleşmesinden sonra, 6102 sayılı TTK'nın 283. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, 5-Kararın kesinleşmesinden sonra, 6102 sayılı TTK'nın 283. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, 6-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL nin mahsubu ile bakiye 147,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı yanca yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL nispi harç olmak üzere toplam 359,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 652,75 TL tebligat ve müzekkere masrafı olarak toplam 5.652,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 10-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı şirket temsil kayyımının yokluğunda, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.