İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/266 E. 2025/432 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/266
Karar No
2025/432
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/266 KARAR NO : 2025/432 DAVA : Genel Kurul Kararlarının İptali-Yönetim Kurulu Kararının Butlanının Tespiti DAVA TARİHİ : 15/04/2021 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket genel kurul kararının iptali ve yönetim kurulu kararının butlanının tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, davalı şirketin kuruluş aşamasında 5.000,00-TL itibari değeri olan 5000 adet В grubu imtiyazlı payın sahibi olduğunu, davalı şirketin esas sermayesinin 50.000,00-TL değerinde olup, şirket paylarının tamamının nama yazılı paylardan oluşmakta olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin payının temsil ettiği sermaye miktarının, davalı şirket esas sermayesinin %10’una tekabül ettiğini, ...'un ise müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ve pay sahibi olduğunu, ayrıca davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, davalı şirketin, 17/10/2017 tarihinde tescil edilerek kurulduğunu ve 30/12/2020 tarihinde usulüne uygun olarak ilk olağan genel kurul toplantısının tertip edildiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkili şirkete davalı şirketin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında bilgi ve belge paylaşmaksızın 30/12/2020 tarihli 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, müvekkili şirketi temsilen ...'nin toplantıya katıldığını, ... tarafından toplantının, faaliyet ve bağlılık raporlarının ve bilançonun incelenmesi için 1 ay sonraya ertelenmesi talebinde bulunulduğunu ve toplantı başkanı tarafından talebin kabul edildiğini, ayrıca gündemdeki diğer maddelerin görüşülmesi önerisinin de ortakların onayına sunulduğunu ve oy birliğiyle kabul edildiğini, esasen anonim şirketlerde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları, yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi ve konsolide finansal tabloların bu kapsamda sayıldığını, ancak 31/12/2020 tarihli genel kurul toplantısından sonra müvekkili şirkete, incelenmek üzere davalı şirketin 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait faaliyet raporları ve kurumlar vergisi beyannamesinin sunulduğunu, oysa ki finansal tablolardan olan davalı şirketin denetleme raporları ile konsolide finansal tabloların da müvekkili şirkete teslim edilmesinin gerektiğini, bunun pay sahiplerine dürüst hesap verme ilkesi gözetilerek verilen bilgi anlamına gelmediğini, zira sunulan mali tabloların yalnızca muhasebesel kayıt gibi yüzeysel bilgi içermekte olduğunu ve davalı şirketin harcamalarının nereye yapıldığına dair açık bilgiler içermediğini, akabinde 31/12/2020 tarihinde ertelenen dava konusu genel kurul toplantısının 01/02/2021 tarihinde yapıldığını, müvekkili şirketin gerçek anlamda davalı şirketin finansal bilgi ve belgelerine erişim sağlayamadığından 01/02/2021 tarihli toplantısının tekrar geri bırakılması talebinde bulunulduğunu, ancak genel kurulun ikinci kez ertelenmesi koşulları oluştuğu halde, talepleri reddedilerek toplantıya devam edildiğini, akabinde tablolardaki bilgilerin açık olmaması nedeniyle müvekkili şirket tarafından azınlık paydaşa bilgi verilmemesi öne sürülerek finansal tabloların görüşülmesi talebinde bulunulduğunu, ancak toplantı başkanının, 30/12/2020 tarihli genel kurulda her türlü bilginin talep üzerine paylaşılacağını ifade etmesine rağmen süresinde talep edilmediği beyan edilerek oylamaya sunulduğunu ve finansal tabloların müzakeresine geçildiğini, müvekkili şirket tarafından söz konusu kararlara muhalefet ettiğine dair genel kurul toplantı tutanağına şerh geçirildiğini, 01/02/2021 tarihli genel kurul toplantısında davalı şirketin, 5.000 olumsuz oya karşılık 45.000 oyla tasfiye sürecine girdiğini ve tasfiye memurluğuna ...'nın seçildiğini, davalı şirketin, tasfiye sürecinde olduğunu ve müvekkili şirketin rüçhan hakkını kullanamayacağını bildiği halde sermaye arttırımı yoluna gitmek istediğini ve müvekkili şirketin imtiyazlı pay oranını azaltıp haklarını kullanmasını kısıtladığını, bunun iyi niyetle bağdaşmadığını, genel kurul kararına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla ertelenmesi gereken toplantının hukuka aykırı olarak gerçekleştirildiğini ve o toplantıda sermaye arttırımı kararı alındığını, bu nedenle o toplantıda alınan kararların da hukuka aykırı olduğunu, ayrıca В grubu imtiyazlı pay sahiplerinin imtiyazı, bu sermaye artırımının gerçekleşmesiyle aleyhe bir duruma uğrayacağından, müvekkili şirketteki imtiyazlı pay sahipleri özel kurullarının yüzde altmış çoğunlukla toplanıp toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla karar almaları gerektiğini, aksi halde genel kurul toplantısında alınan kararın uygulanamayacağını, ancak davalı şirket yönetim kurulunca müvekkili şirketin dahil olduğu В grubu imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplanması adına çağrı yapılmadığını, somut olayda sermaye arttırımının, müvekkili şirketin imtiyazlı paylarının eritilmesi amacıyla yapıldığının açık olduğunu, öte yandan davalı şirketin tasfiye kararı da aldığını, bunun nedeninin tasfiye neticesinde müvekkili şirketin daha az tasfiye payı almasını sağlamak olduğunu, В grubu ... toplanamadığından dava konusu 01/02/2021 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kuruluna verilen sermaye artırım kararı alma yetkisi ile sermaye artırım kararının alındığı eldeki davaya konu 24/02/2021 tarihli yönetim kurulu kararı onaylanamadığından hükümsüz olduğunu, huzurdaki davada belirtilen sebeplerden dolayı müvekkili şirketin rüçhan hakkını kullanmadığını, В grubu imtiyazlı pay sahipliği sıfatı devam etse de davalı şirketteki sahip olduğu pay miktarının azaltıldığını, sermaye artırımı neticesinde çıkarılan yeni nama yazılı payların itibari değerinin değişmediğini, sadece esas sermayeye konu pay adedinin arttırıldığını, bu durum karşısında müvekkili şirketin sermayenin %10’una tekabül eden 5.000 adet payının adeta eritildiğini, müvekkili şirketin de kendisine zorla dayatılan sermaye artırımı kararını kabul etmeyerek rüçhan hakkını kullanmadığından, çıkarılan yeni payları iktisap edemediğini ve sermayenin %10’una tekabül eden pay oranını kaybettiğini, mevcut durumda yeni pay iktisap etmediğinden azlık pay sahibi sıfatını da haiz olmadığını, dolayısıyla Kanun’un azlık pay sahiplerine tanıdığı hakları kullanamayacağını, geçersiz sermaye arttırım kararına istinaden, pay sahiplerinin rüçhan haklarının kullandırılmasına ilişkin yapılan 25/02/2021 tarihli yönetim kurulu kararının butlanla sakat olduğunu belirterek, tüm bu nedenlerle davalı şirketin... tarihli olağan genel kurul toplantısında ve ... tarihli ... karar numaralı yönetim kurulunda alınan tüm kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmesini, 01/02/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ve ... tarihli ... karar numaralı yönetim kurulu kararının butlanının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının istemlerinin, ne genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmasına ilişkin TTK'nın 449. maddesi hükmünün; ne de ihtiyati tedbire ilişkin HMK'nın 389. maddesi hükmünün koşullarını taşımakta olduğunu, alınan kararla davacının hiçbir pay sahipliği hakkı ihlal edilmediğinden, üstelik kararların uygulanması, müstaceliyet koşulunu gerektiren bir yön barındırmadığından, söz konusu kararların geri bırakılmasına ilişkin şartların somut olayda mevcut olmadığını, ilk olarak, davacının, huzurdaki esas istemini, yani genel kurul kararlarının iptalini sağlamak için TTK'nın 445. maddesi hükmünde öngörülen dava şartını yerine getirmediğini, kararlara muhalefet şerhleri düşmediğini, davacının asli isteminin dava şartının reddi nedeniyle reddedilecek iken, kararın geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafa herhangi bir maddi külfet bindirilmeden artırım kararı alındığını, 30/12/2020 tarihli genel kurul toplantısının tutanağında, davacı tarafından ertelemenin neden istendiği, söz gelimi finansal tablolarda, yıllık faaliyet raporunda ve diğer evraklarda ne tür aksaklıklar bulunduğuna dair hiçbir yorum yer almamakta olduğunu, davacı tarafın, ilk genel kurul toplantısında, finansal tablolarla ilgili olarak ileri sürülen erteleme isteminde herhangi bir gerekçe ileri sürmediğini, davacının ilk olarak ikinci genel kurul toplantısında bir gerekçeye yer verdiğini, bir pay sahibinin, finansal tablolarla ilgili gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesini talep ederken somut bir sebep ileri sürmediği takdirde artık ikinci bir kez erteleme isteminde bulunma hakkını yitirmekte olduğunu, uygulamada azlık paysahibi bir kez erteleme isteminde bulunduğunda toplantının derhal ertelenmekte olduğunu, hatta uygulamada yerleşik olan anlayış doğrultusunda, azlık pay sahibinin böyle bir istemde bulunması halinde, bu hakkın dürüstlük kuralına uygun bir biçimde kullanılıp kullanılmadığı sorgulanmadan toplantının ertelenmekte olduğunu, oysa genel kurul tutanağı incelendiğinde, davacının ilk genel kurul toplantısında hiçbir somut erteleme sebebini telaffuz etmediği ve tutanağa geçirtmediği dikkate alındığında, artık erteleme üzerine yapılan genel kurul toplantısında ikinci bir kez erteleme talep edilemeyeceğini, davacı tarafın sonraki genel kurulunda ileri sürdüğü erteleme gerekçesinin de eksik ve dayanaksız olduğunu, davalı şirketin genel kurula sunulan bilançosunun, kanuna ve muhasebe standartlarına uygunluk arz etmekte olduğunu, genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, davacı tarafın, dava konusu genel kurul kararlarına ilişkin olarak, tutanağa muhalefet şerhi ekletme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının her bir kararın alınmasında tutanağa derç ettiği beyanların, eleştirel düşüncelerden ibaret olduğunu, muhalefet şerhinin tutanağa geçirtilmesi ile olumsuz oy kullanmanın farklı anlamlara sahip olduğunu ve iptal davası açmayı düşünen pay sahibinin isminin olumsuz oy kullananlar arasında bulunmasının yeterli olmayıp, söz konusu pay sahibinin ayrıca iptal davası açabileceği yönündeki düşüncesini tutanağa geçirtmesinin gerekmekte olduğunu ve ayrıca kararlara muhalefet edildiğinin açık olması gerekliliğinin bulunduğunu, davacının iptal davası açma hakkına sahip olması durumunda dahi, alınan kararların hiçbirinin maddi hukuk açısından aykırılık arz etmemekte olduğunu, somut olayda davalı şirkette hem tasfiye kararı alınmasının hem de sermaye artırımı yoluna gidilmesinin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığını, bu işlemlerin ilk bakışta birbiriyle çelişki içinde gözükse de sermaye artırımının, çoğunluk pay sahibinin alacağının sermayeye dönüştürülmesi ve dış kaynaktan şirkete yapılacak katkıyla tasfiyenin mümkün kılınması için yapıldığını ve doğrudan doğruya davalı şirketin menfaatinin gereği olduğunu, bu hususta davacının imtiyaz haklarının hiçbir şekilde etkilenmemekte olduğunu, artırılan kısmın 2.860.735,00-TL’lik kısmının iç kaynaklardan olduğunu, davacıya hiçbir külfet yüklememekte olduğunu, dış kaynak olarak artırılan 317.859,00-TL’lik kısmın ise, tasfiyenin gerçekleştirilmesini mümkün kılmak üzere gerçekleştirildiğini, tüm pay sahiplerine de uyuşmazlık konusu yönetim kurulu kararıyla rüçhan hakkı tanındığını, davacı tarafın, rüçhan hakkını kullanıp kullanmamakta serbest olduğunu, üstelik artırılan iç kaynaktan dolayı, alacak hakkı bulunan pay sahibinin alacağının sermayeye dönüştürülmesi sonucunda davacının pay oranının azalmasının, esasen davalı şirket tasfiye edilmekte olduğundan, davacının haklarını haleldar etmemekte olduğunu, zira bu alacağın sermayeye dönüştürülmemesi durumunda, tasfiyede önce bu alacağın çoğunluk pay sahibine ödeneceğini ve davacının da aralarında bulunduğu tüm pay sahiplerine tasfiye bakiyesi olarak ödenecek tek bir kuruşun şirket kasasında kalmayacağını, hatta davalı şirketin belki de iflas tasfiyesine tabi tutulmasının gerekeceğini, ortada yönetim kurulu kararının butlanını gerektirecek bir sebebin bulunmadığını belirterek, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın, dava şartı yokluğundan reddine, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davalı şirketin 01/02/2021 tarihinde yapılan 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ve ...tarihli ve ... karar sayılı yönetim kurulu kararının butlanının tespiti istemine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce davacı ve davalı şirketlerin ticaret sicili kayıtları, davalı şirket ana sözleşmesi, 30/12/2020 tarihli 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantı tutanağı,...tarihli ve ...karar sayılı yönetim kurulu kararı, hazirun listeleri, yönetim kurulu karar defteri, faaliyet raporları, dekontlar, ticari defter ve kayıtlar, 27/10/2022 tarihli bağımsız denetim raporu vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir ve ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, muhasebe-finans öğretim üyesi ve YMM, muhasebe-finans öğretim üyesi, YMM ve bağımsız denetçi ve ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, mali müşavir, mali hukuk ve muhasebe yatırım analiz uzmanı öğretim üyesi ve ticaret hukuku öğretim üyelerinden oluşan heyetten rapor; akabinde bu heyete jeoloji ve elektrik mühendisleri dahil edilmek suretiyle rapor temin edilmiştir. Mali müşavir... ile ticaret hukuku öğretim üyesi ...'ten oluşan bilirkişi heyeti tarafından mahkememiz dosyasına sunulan 08/06/2022 tarihli rapor ile; davalı şirketin, sermaye artırımı öncesi davacı şirketten 1.481.308,23-TL ve 187.920,00-USD alacaklı olduğu ve sermaye artırımında bu alacağının bir kısmını kullandığını bildirmekte olduğu, davacının elinde bulunan B grubu paylar yönünden, bu grup payların esasen davacı tarafa yönetim kurulunda bir üye bulundurma hakkı sağladığı, bu itibarla mahkememizce TTK'nın 454. maddesinin 1. fıkrası hükmünde yer alan esasların tatbikini başkaca bir sebeple engellediği ve bu sebeple genel kurul kararının iptalinin şekli yönden veya muhteva yönünden gerekli olacağı sonucuna varılmayacak ise, bu durumda salt yönetim kurulunda üye bulundurma imtiyazı ile sınırlı bir değerlendirme bakımından, bu istem kalemi açısından genel kurulun iptalini gerektirir bir hal olmadığı sonucuna varılabileceği, genel kurul toplantısının, TTK'nın 437 ve 420. maddeleri göz önünde bulundurulduğunda 2. kez ertelenmesi için yeter sebep olmadığı, dolayısıyla davacının bu isteminin kabul koşullarının oluşmadığı, şirketin tasfiyesine karar verildikten sonra, somut olaydaki gibi bir sermaye artırımı kararının, sermaye artırımının hizmet edeceği hedefler gözetildiğinde, bunun çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu ve yasanın özüyle uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafça mahkememiz dosyasına sunulan ... Şirketi tarafından düzenlenen 27/10/2022 tarihli uzman görüşü raporu ile; sermaye artırım kararının alındığı tarih itibariyle davacı şirketin, davalı şirkete olan borçlarını ödemesinin mümkün olmadığı, mevcut finansallar dikkate alındığında, tasfiye sonunda ortaklara dağıtılabilir herhangi bir nakdi değer olmayacağı, davalı şirketin gerek tasfiye öncesinde dağıtılabilir bir kârının olmamasının, gerekse de tasfiye sonrasında mevzuat hükümleri kapsamında ortaklara dağıtılabilir bir nakdi değeri olmayacağı öngörüldüğünden, yapılan sermaye artırımının diğer ortaklar nezdinde nakdi anlamda bir hak kaybı yaratmayacağı, gerek şirketin kurumlar vergisi öder pozisyonda olmaması ve gerekse de tasfiye sonunda indirime esas tutarın bulunmayacağı öngörüldüğünden, nakdi olarak yapılan sermaye artırımına ilişkin vergi indiriminin, kurumlar vergisi açısından nakdi bir etkisi olmadığı ve yapılan sermaye artırımı sonrası bertaraf edilen örtülü sermayenin kurumlar vergisi açısından nakdi bir etkisi olmadığı, sermaye artırımının hiç yapılmamış olması varsayımında ise; şirketin tasfiye sonunda kurumlar vergisi öder pozisyonda olacağı, söz konusu kurumlar vergisi ödemesi için şirketin tasfiye sonunda yeterli nakit varlığa sahip olmayacağı, bahsi geçen kurumlar vergisi ödemesinden, şirketin kanuni temsilcilerinin müteselsilen sorumlu olmaya devam edeceği, bu yönüyle sermaye artırımının finansal açıdan şirketin menfaatine sonuçlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Muhasebe-finans öğretim üyesi ve ..., muhasebe-finans öğretim üyesi, YMM ve bağımsız denetçi ...ve ticaret hukuku öğretim üyesi ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 03/01/2024 havale tarihli rapor ile; dava konusu genel kurul toplantısına 2017, 2018 ve 2019 faaliyet dönemleri itibariyle sunulduğu görülen temel finansal tabloların(bilanço ve gelir tabloları), ...düzenlemelerinde yer verilen standart biçim ve kapsama uygun olarak sunulduğu, diğer bir ifadeyle söz konusu temel finansal tabloların, hesap sınıfları, hesap grupları ve ana(defterikebir) hesapları bazında olmak üzere yansıttıkları ayrıntıların, ilgili yasal düzenlemelerdeki standart yapıya uygun bulundukları, ayrıca genel kurul toplantısının ertelendiği ilk toplantıda, TTK md. 420/2 düzenlemesi çerçevesinde toplantının ikinci kez ertelenmesi talebine dayanak oluşturacak şekilde finansal tablolarla ilgili itiraz konularının açıklıkla belirtildiğine ve tutanağa geçirildiğine ilişkin verilere rastlanmadığı gözetilerek, davacı tarafın dava konusu 01.02.2021 tarihli genel kurul toplantısında 2017, 2018 ve 2019 yılı finansal tabloların görüşülmesinin azınlık sıfatıyla tekrar ertelenmesinin koşullarının oluşmadığı, sermaye artırımına dair 5 nolu karar yönünden, genel kurul toplantı tutanağındaki karar metni ile esas sözleşme tadil tasarısındaki ve yönetim kurulu kararındaki karar metinlerinin, nakit artırılan 317.859,00-TL sermaye yönünden çelişkili/farklı olması ve toplantı tutanağındaki karar metnine itibar edilmesi durumunda davacı pay sahibinin rüçhan hakkının TTK'nın 461. maddesinin 2. fıkrasında izin verilen haklı sebepleri aşar şekilde sınırlandırılmasının emredici kanun hükümlerine aykırı olabileceği, davacı pay sahibi şirketin genel kurul toplantısına temsilen katıldığı, karşı oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa geçirttiği tespit edildiğinden, genel kurul kararlarının iptali için aranan şekli koşulları sağladığı, şirketin sermaye artırımına esas alınan 2019-2020 yılları yıl sonu bilançolarında bir aktif kalemi olarak yer alan yapılmakta olan yatırımların, ... Şirketinin alacağından daha değerli olması halinde, sermaye artırımının davacı pay sahibinin muhtemel tasfiye alacağını olumsuz etkileyeceği gözetilerek sermaye artırımı kararının dürüstlük kurallarına aykırı olabileceği, dava konusu 01.02.2021 tarihli genel kurul kararları ile ... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararı yönünden, taraflarınca başkaca yokluk, butlan veya iptal sebebi tespit edilmediği, 5 numaralı sermaye artırımı kararının butlanına, iptaline karar verilip verilmeyeceğinin tamamen mahkememizin takdirinde olduğu tespit edilmiştir. Mali müşavir ..., mali hukuk ve muhasebe yatırım analiz uzmanı öğretim üyesi ... ve ticaret hukuku öğretim üyesi D...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememize sunulan 14/10/2024 tarihli rapor ile; somut uyuşmazlık bakımından yapılan incelemelerde, genel kurulun toplantı usulüne uygun şekilde davet edildiği, gündeme bağlılık ilkesine riayet edildiği ve toplantının belirtilen gün ve saatte, ilandakine uygun şekilde toplandığı ve genel kurulun gerçekleştirildiği, dava konusu genel kurulun birinci kez ertelenmesinden sonra TTK'nın 420. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince ikinci kez erteleme talep edildiği, ne var ki finansal tablolarla ilgili itiraz konularının açıkça belirtilmediği, mevcut(paylaşılan) tablolar yönünden ise muhasip üyenin de aksi yönde bir görüş bildirmediği, bu yönüyle 01/02/2021 tarihli ertelenen genel kurulun ikinci kez ertelenmesinin şartlarının oluşmadığı, sermaye artırımına ilişkin kararın incelenmesinde, artırımın 317.859,00-TL olan nakit kısmının, davacının rüçhan haklarını emredici hükümlere aykırı şekilde sınırlandırabileceği, bu durumun TTK'nın 461. maddesinin 2. fıkrası hükmüne aykırı olarak değerlendirilebileceği, ayrıca imtiyazlı pay sahipleri tarafından talep edilmesine rağmen TTK'nın 454. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince özel kurul toplantısı da yapılmadığı ve bu durumun TTK'nın 454. maddesi hükmüne aykırı olarak değerlendirilebileceği, muhasip üye tarafından yapılan incelemelerde, yapılmakta olan yatırımlar hesabında raporlanan yatırımın büyük kısmının giderlerden oluşmasına karşın varlık değerinin rayicinin ne olduğunun belli olmadığı kanısına varıldığı, sermaye artırımının davacı pay sahibinin muhtemel tasfiye alacağını olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle de sermaye artırımı kararının dürüstlük kurallarına aykırı olabileceği, dava konusu 30/12/2020 tarihinde gerçekleştirilen ve TTK'nın 420. maddesi hükmü gereğince ertelenerek 01/02/2021 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul kararları ile...tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararı yönünden, 5 numaralı sermaye artırımı kararının TTK'nın 461 ve 454. maddeleri düzenlemelerinde yer alan emredici hükümlere aykırılık sebebiyle butlanına karar verilebileceği, ancak mahkememizin takdirleri doğrultusuna sermaye arttırım kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline de karar verilebileceği, bu hususta takdirin münhasıran sayın mahkememize ait olduğu, tespit edilmiştir. Mali müşavir ..., mali hukuk ve muhasebe yatırım analiz uzmanı öğretim üyesi ..., ticaret hukuku öğretim üyesi ..., jeoloji mühendisi... ve elektrik mühendisi ...'ndan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememize sunulan 14/05/2025 tarihli rapor ile; 30.12.2020 tarihli genel kurul toplantısında TTK'nın 420. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yapılan bir aylık erteleme sonrasında, 01.02.2021 tarihli genel kurul toplantısında TTK'nın 420. maddesinin 2. fıkrası kapsamında ikinci kez erteleme talebinin ileri sürüldüğü, ne var ki bu talebe dayanak oluşturacak şekilde finansal tablolarla ilgili tutanağa geçirilmiş somut ve açık itirazların bulunmadığı, ayrıca sunulan tablolar yönünden muhasip üye tarafından aksi yönde bir değerlendirme yapılmadığı dikkate alınarak, ikinci kez erteleme talebine ilişkin yasal şartların oluşmadığı kanaatlerinin kök rapordaki şekliyle aynen muhafaza edilmekte olduğu, davalı şirketin muhasebe kayıtlarında yer alan yapılmakta olan yatırımlar hesabına ilişkin toplam 1.063.908,23-TL tutarındaki harcamanın, ön fizibilite ve danışmanlık hizmetleri ile sınırlı olduğu, ancak jeotermal kaynağa ilişkin arama veya işletme ruhsatı, sondaj verisi veya sıcak su üretimine dair teknik bulgu ve belge bulunmadığının, teknik bilirkişilerin tespitleriyle de sabit hale geldiği, bu doğrultuda söz konusu yatırım harcamalarının jeotermal enerji açısından henüz somut bir ekonomik varlık niteliği taşımadığı ve sermaye artırımına esas alınan bu kalemlerin tasfiyeye konu edilebilecek nitelikte maddi duran varlık özelliği göstermediği, bu çerçevede, kök raporda yer verilen mali ve muhasebesel tespitlerde herhangi bir değişikliği gerektirecek yeni bir unsur ortaya çıkmadığından, rapor kapsamındaki önceki kanaatlerinin aynen geçerliliğini koruduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun bâtıl kararlar başlıklı 391. maddesi; "(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun toplantının ertelenmesi başlıklı 420. maddesi; "(1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır. (2) Azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun iptal sebepleri başlıklı 445. maddesi; "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun devam eden iptal davası açabilecek kişiler başlıklı 446. maddesi; "a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. şeklinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu başlıklı 454. maddesi; "Yönetim kurulu, en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırır. Aksi hâlde, her imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere, onbeş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir." hükmünü içermektedir. Aynı kanunun rüçhan hakkı başlıklı 461. maddesi; "Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep kabul olunur. Rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde, yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz. Nisaba ilişkin şart dışında bu hüküm kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu kararına da uygulanır. Yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini; yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının sebeplerini; primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da tescil ve ilan edilir." hükmünü içermektedir. Mahkememizce dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, davacı tarafa öncelikle, davalı şirketin 01/02/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların 6102 Sayılı TTK'nun 420/2. maddesi gereğince toplantının ikinci kez ertelenmesi gerekmesine rağmen ertelenmemesi nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu yönde yapılan değerlendirmede, dava konusu genel kurul toplantısına 2017, 2018, 2019 faaliyet dönemleri itibariyle sunulduğu görülen temel finansal tabloların (bilanço ve gelir tabloları) ... düzenlemelerinde yer verilen standart biçim ve kapsama uygun olarak sunulduğu, diğer bir ifadeyle söz konusu temel finansal tabloların, hesap sınıfları, hesap grupları ve ana (defterikebir) hesapları bazında olmak üzere yansıttıkları ayrıntıların, ilgili yasal düzenlemelerdeki standart yapıya uygun bulundukları, ayrıca genel kurul toplantısının ertelendiği ilk toplantıda, TTK md. 420/2 düzenlemesi çerçevesinde toplantının ikinci kez ertelenmesi talebine dayanak oluşturacak şekilde finansal tablolarla ilgili itiraz konularının açıklıkla belirtildiğine ve tutanağa geçirildiğine ilişkin verilere rastlanmadığı gözetilerek, davacı tarafın dava konusu 01/02/2021 tarihli genel kurul toplantısında 2017, 2018, 2019 yılı finansal tabloların görüşülmesinin azınlık sıfatıyla tekrar ertelenmesinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmış olup, davacı tarafın, dava konusu genel kurul toplantısının ertelenmesi gerekirken ertelenmemesi nedeniyle alınan tüm kararların iptali talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafça, genel kurul toplantısı 5 nolu maddesi ile alınan sermaye artırım kararının iptali talep edilmektedir. Genel kurul toplantısı 5 nolu maddesi ile, "Şirketin sermayesinin 50.000 TL” den 3.228.594 TL” ye artırılmasına, artırılan tutarın 2.860.735 TL” lik kısmının pay sahiplerinden ... Şirketi'nin Şirket'ten olan nakit alacağının sermayeye dönüştürülmesi yoluyla, kalan 317.859 TL'lik kısmının ise ... Şirketi tarafından nakdi olarak karşılanmasına, bu doğrultuda Şirket Esas Sözleşmesinin “Sermaye” başlıklı 6. maddesinin ekli tadil metnine uygun olarak tadil edilmesine 5.000 olumsuz oya karşılık 45.000 olumlu oyla oyçokluğuyla karar verildi." şeklinde karar alındığı görülmektedir. Davacı... A. Ş. vekilinin, dava konusu genel kurul toplantı tutanağının 5. sırasında alınan sermaye artırımı kararı ile ilgili olarak hem rüçhan hakkını kullanmak için süre talebini hem de öncelikle imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplanması gerektiği talebiyle birlikte muhalefetini tutanağı yazdırdığı, ayrıca söz konusu sermaye artırımının davacı... A. Ş.'nin 5.000 muhalif oyu ile alındığı, dolayısıyla genel kurul kararının iptali yönünden TTK.m.446/1-a gereğince aranan toplantıya katılma, karşı oy kullanma ve muhalefetini tutanağa geçirtme koşullarının sağlandığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf B grubu imtiyazlı pay sahibi olduğunu, sermaye artırımı ile payları sayı olarak eksilmese de oran olarak düşmesi sebebiyle imtiyazlarının etkilendiğini, bu sebeple sermaye artırımı kararının...'nda görüşülüp kabul edilmesi gerektiğini savunmuş ise de, açık erişimdeki 23/10/2017 tarihli 9435 sayılı TTSG'de ilan edilen ana sözleşmesine göre davacı B grubu payların esas sözleşme değişikliği, sermaye artırımı ve azınlık sıfatının korunması yönünden bir imtiyaz içermediği, ana sözleşmenin 10. maddesinde B grubu paylara tanınan YK'na bir aday gösterme hakkının ise söz konusu sermaye artırımından etkilenmeyeceği açıktır. Zira, anonim şirketin kuruluşunda veya esas sözleşme değişikliğiyle paylara tanınan YK'na üye seçme veya aday önerme imtiyazı bu kadar geniş yorumlanarak, aleyhe olan her konuda ... kararı aranacak şekilde uygulanamayacaktır. Dosya kapsamında son olarak temin edilen... tarihli rapor ve 14/05/2025 tarihli ek rapor dikkate alındığında, 2017, 2018, 2019 yıllarında davalı şirketin herhangi bir faaliyet gelirinin olmadığı, faaliyet giderlerinden kaynaklı zararının bulunduğu, şirketin borç içinde olduğu, şirket ortaklarından ... Şirketi'ne borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine aynı genel kurul toplantısının 8 nolu maddesi ile de, şirketin tasfiyesine karar verildiği görülmektedir. Genel kurul toplantısı 5 maddesi ile, şirketin sermayesinin 50.000,00-TL'den 3.228.594-TL'ye artırılmasına, artırılan tutarın 2.860.735,00-TL'lik kısmının pay sahiplerinden ... Şirketi'nin Şirket'ten olan nakit alacağının sermayeye dönüştürülmesi yoluyla, kalan 317.859,00-TL'lik kısmının ise ... Şirketi tarafından nakdi olarak karşılanmasına karar verilmiştir. Söz konusu karardan anlaşılacağı üzere, artırılan sermayenin tamamının veya bir kısmının, davacıdan alınmasına yönelik bir karar alınmış değildir. Yine şirketin tasfiyesine de karar verilmiş olması nedeniyle, şirketin, ... Şirketi'ne olan borcunun sermayeye dönüştürülmesi suretiyle karşılanması, tasfiye sonucunda diğer pay sahiplerinin ve şirketin lehine olan bir durumdur. Bu anlamda şirketin tasfiyesini gerçekleştirmek amacıyla sermaye artırımı yapılması dürüstlük ilkesine de aykırılık teşkil etmeyecektir. Bu itibara, davacı tarafın genel kurul 5 nolu sermaye artırım kararının iptali talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Olağan genel kurul toplantısı 8 nolu kararı ile şirketin tasfiyesine karar verilmiş olup, söz konusu karar davacı tarafın 5000 olumsuz oyuna karşılık, 45000 olumlu oy ile alınmış olup, toplantı ve karar yeter sayısı anlamında kararın iptalini gerektirecek bir durum bulunmadığı gibi, sermaye artırım kararının iptali talebi ile ilgili yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, bu kararın sermaye artırım kararı ile çelişen bir yönü de bulunmamakta olup, bu kararın iptali talebi de yerinde görülmemiştir. Davacı tarafın rüçhan hakkını kullanmaması, olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali şartlarının oluşmadığının Mahkememizce kabul edilmesi dikkate alınarak, 24/02/2021 tarihli 2021/3 karar numaralı yönetim kurulu kararının butlanının tespitine karar verilmesi talebinin de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30-TL'nin mahsubu ile, bakiye 556,1‬0-TL harcın davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 12.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 110,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 12.110,00-TL yargılama giderinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/06/2025 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/266, K. 2025/432, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-266-e-2025-432-k-ad558d96b60a