İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/259 E. 2024/698 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/259
- Karar No
- 2024/698
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/259 Esas KARAR NO : 2024/698 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/04/2016 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı banka ile ... Dış Tic. A.Ş. Arasında 18/02/2014 tarih 175.000,00-TL sözleşme tutarlı, 235.000-TL kefalet limitli, 20/06/2008 tarih 200.000-TL kefalet limitli, 28/09/2011 tarih 100.000-TL kefalet limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalı/borçlu sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı, imzalanan sözleşmeler ile dava dışı borçlu şirkete krediler tesis edildiği, dava dışı borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine borçlulara ... 27. Noterliği'nden ... tarih ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek borcun ödenmesi ihtar edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı ile takibin durduğu, davalı/borçlu vekili itiraz dilekçesinde, dosya borcunun tamamına itiraz ettiği, itirazın mesnetsiz olduğu, takibe ihtarnamede yer alan ve ihtarnameden sonra yapılan ödemelerin düşülmesinden sonra hesaplanan alacak tutarları üzerinden geçildiği, itirazın takibi durdurmak amacıyla yapıldığı, davaya konu borç için takip tarihinden sonra dava tarihinden önce nakdi alacak için 27.945,95-TL gayri nakdi alacağa konu çeklerden 38.390,00-TL iade ettiği ve harca esas değer 160.097,30-TL sine düştüğü, davalı/borçlunun itirazı haksız olup, haksız itirazın iptali için mahkemeye başvurma zorunluluğu doğduğu, açıklanan nedenlerle, haksız ve dayanaksız itirazın iptaline, davalı/borçlunun %20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. S A V U N M A / Davalılar vekili cevap dilekçesi özetle; Takibe konu borca itiraz edildiği, davacı tarafından gönderilen gerek ihtarnamede gerekse ödeme emrinde belirtilen tutarlar üzerinden mutabık kalınmadığı gibi davacı bankaya bu tutarda bir borcu bulunmadığı, taraflar arasında her ne kadar kredi sözleşmesi mevcut ise de davacı ile toplam borç tutarında mutabakata varılamadığı, bu husus davacıya gönderilen ihtarnamelerde de belirtildiği, borcu kabul etmek anlamına gelmemesi kaydıyla icra takibinde borcun 94.333,25-TL için %30,24 oranında, gayri nakdi alacaklar için %48 oranında gecikme faizi talep edileceği yönünde mutabakat bulunmadığı, müvekkil ... ve ... bakımından 6098 sayılı BK. 583 ve 584 maddeler gereğince hukuka uygun kefaletleri ve kefalet ilişkisi bulunmadığından davanın bu yönüyle reddi gerektiği, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla, açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E / Mahkememizce ... esas ve ...karar sayılı 19/12/2018 tarihli kararı ile, "Mahkememizce alınan 25/01/2017 tarihli bilirkişi raporu özetle; Takip tarihi itibariyle davacı banka nakit alacağı, 93.345,28-TL asıl alacak, 1.898,02-TL işlemiş faiz, 94,90-TL % 5 BSMV olmak üzere toplam 95.338,20-TL olarak hesaplandığı, banu karşılık davacı banka 93.345,28-TL asıl alacak, 940,92-TL faiz ve 47,05-TL % 5 BSMV olmak üzere 94.333,25-TL toplam nakdi alacak talebinde bulunduğu ve talebiyle bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle çek depo talebi olan 132.100,00-TL bedelin yerinde olduğu, takip tarihindne sonra, ancak dava tarihinden önce olmak üzere gerek nakit alacak, gerekse depo talebinde bulunulan banka alacaklarına tahsilat ve çek alındığı, takip sonrası, dava tarihi öncesi yapılan 27.945,95-TL nakit tahsilatların takipteki asıl alacaktan mahsubu ile dava tarihi itibariyle asıl alacak, davacı bankanın işbu dava ile talep ettiği 66.387,30-TL olarak tespit edildiği, dava tarihi itibariyle banka alacağı, kısmi tahsilatların asıl alacaktan mahsubu ve tahsilat tarihleri esas alınarak hesaplanan işlemiş faiz ve ferileri ile irlikte dava tarihi itibariyle nakdi alacak toplamı, 66.387,30-TL asıl alacak(takip-dava arası 27.945,95-TL tahsilatlardan sonra bakiye), 4.856,73-TL takip sonrası işlemiş faiz %30,24 (01/02/2016-16/04/2016 arası), 242,84-TL %5 BSMV (takip sonrası faizin BSMV'si), olmak üzere toplam 71.486,86-TL olarak hesaplandığı, gayri nakdi çeklerden kaynaklanan depo talebinin ise halen bankaya iade edilmeyen 8 adet çek yaprağı için(8 adet çek x 290-TL=) 10,320-TL bedel olarak telebinin yerinde olduğu, dava tarihinden sonraki gelişmeler; kredi kartından kaynaklanan nakdi alacağına dava tarihinden sonra olmak üzere toplamda 12.966,77-TL nakit tahsilat yaptığı, dava tarihinden sonra yapılan nakit tahsilatın ilgili İcra Müdürlüğü tarafından takip dosya borcuna mahsubu gerektiği, davalı/borçluların 10/01/2016 tarihinde temerrüde düştüğü ve temerrüt tarihinden itibaren kredi kartı nakdi asıl alacağa %30.24 ve her üç ayda bir TCMB tarafından ilan edilen değişen oranlarda temerrüt faiz uygulanabileceği, çek tazmini halinde tazmin tarihlerinden itibaren %48 temerrüt faiz talep edilebileceği, davacının dava tarihi itibariyle hesaplanan nakit ve gayri nakit alacaklarının davalıların kefalet limitleri içinde kaldığı, tarafların diğer taleplerinin mahkemenin takdiri içinde kaldığı bildirilerek rapor sunulmuştur. Davalı...ve ... kredi sözleşmesinde kefil olarak yazılan yazıların kendilerine ait olmadığı savunmasında bulunmaların üzerine yazı incelemesi için mahkememizce 27.04.2018 tarihinde bilirkişi ara kararı kurulup bu karar 12.05.2018 tarihinde davacıya tebliğ olunmuş ancak verilen kesin mehil içinde gerekli olan delil avansının yatırılmadığı tespit olunmakla bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2012 gün ve ... E., ... K. sayılı ilamında da bu ilkeler benimsenmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas No : ..., Karar No : ... sayılı ilamında " 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nun 583. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." görüşüne yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No : ..., Karar No : ... sayılı ilamında da "Davalı takip ve dava konusu genel kredi sözleşmeleri altındaki imzaları inkar etmiştir. İmza inkar edildiğine göre somut olayda imzaların davalı kefile ait olduğunu iddia eden davacı iddiasını ispatla yükümlüdür. Başka bir anlatımla ispat yükü davacıdadır. Bu durumda öncelikle sözleşmeler altındaki imzaların davalıya ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptanması gerekmektedir. Mahkemece davalının sözleşme tarihine yakın tarihli öncesi imza asılları ilgili yerlerden araştırılıp toplanarak huzurda alınan imzalar ile birlikte bilirkişi incelemesi yaptırılarak kefalet imzalarının davalıya ait olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönde inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir." içtihadına yer verilmiştir. Dosyada takibe dayanak sözleşmeler incelendiğinde 20.06.2008, 28.05.2011 ve 18.02.2014 tarihlerinde imzalandığı görülmekle 18.02.2014 tarihli sözleşme bakımından kefaletin 6098 sayılı kanun uyarınca diğer sözleşmelerin ise mülga 818 sayılı kanun uyarınca sıhhat bakımından değerlendirilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No : ..., Karar No: ...sayılı ilamı) 818 sayılı Borçlar Kanunu md. 484'de "Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır." düzenlemesi bulunmaktaydı. Her ne kadar bu iki sözleşmede limit miktarı belli olmasa da 12.04.1944 tarih ve 14/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararına göre sözleşmede kefalet limiti bulunmasa bile sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın anlaşılabildiği hallerde kefaletin geçerli olduğunun iddia edilmesi mümkün ise de davalı kefiller tarafından yalnızca limit ile ilgili değil yazılı şekle riayet ile ilgili tüm yazıların inkar olunduğu bu cihetle de ispat yükü davacıya ait olduğununda tüm sözleşmeler için davacının yazıların davalılara ait olduğunu ispat edemediği kanaatine varılarak kefil davalılar bakımından ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada mevcut alanında uzman bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde davacının davaya konu hukuki ilişki sebebiyle dava tarihi itibariyle nakdi alacak toplamı, 66.387,30-TL asıl alacak(takip-dava arası 27.945,95-TL tahsilatlardan sonra bakiye), 4.856,73-TL takip sonrası işlemiş faiz %30,24 (01/02/2016-16/04/2016 arası), 242,84-TL %5 BSMV (takip sonrası faizin BSMV'si), olmak üzere toplam 71.486,86-TL olarak hesaplandığı, gayri nakdi çeklerden kaynaklanan depo talebinin ise halen bankaya iade edilmeyen 8 adet çek yaprağı için(8 adet çek x 290-TL=) 10,320-TL bedel olarak tespiti, davalının hesap durumu, yapılmış bir ödeme var ise bunun banka kayıtlarına geçmesinin gerekliliği dikkate alınarak ( Misal; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Esas No: ..., Karar No: ... sayılı ilamı) ve taraflarca belirlenen faiz doğrultusunda davacının davasının 2004 sayılı İİK md. 67 gereğince "genel hükümler dairesinde" ispat edildiği, kanaatine varılarak davanın davalı şirket bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacak likit olup davalının takibe itirazı haksız bulunduğundan 2004 sayılı İİK md. 67/2 gereğince davacı yararına icra-inkar tazminatına karar verilmiştir. İcra-inkar tazminatı ile ilgili olarak; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas No : ... ve Karar No : ...sayılı kararında "2004 sayılı İİK’nun 67. maddesinin 2. fıkrasında; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:...S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay Daire’leri ve Hukuk Genel Kurulu'nun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Borçlu, ne kadar borçlu olduğunu yada olmadığını her zaman kendi elinde olan delil ve bilgilerle bilme ve araştırma olanağına sahip olmayabilir. Borçlu, açıkça belli olmasa bile ne kadar borçlu olduğunu objektif kriterlere göre tespit edebiliyor veya edebilecek durumda yada tespit edebilmek için gerekli olan unsurlara ve bilgilere sahipse, alacak likit ve muayyen sayılır. Takibe konu alacağın yargılama faaliyetine ihtiyacı olup olmadığı takip talepnamesinde belirtilen rakamlarla, yargılama sonunda ortaya çıkan rakamların farklı ve takip talepnamesinden daha az olmasından da anlaşılabilir. İtirazın iptali davasına konu olan alacağın gerçek miktarının hesaplanması bilirkişi incelemesini gerektiriyorsa, takibe konu olan alacağın miktarı belli olmaktan çıkmıştır." görüşüne yer verilmiştir. Her ne kadar dosyamızda bilirkişi incelemesi yapılmış ise de takipteki miktar ile çıkan miktarın kısmen aynı olması, uyuşmazlığın alacağın miktarı ile ilgili değil var olup olmadığı noktasında toplandığından incelemenin alacağın var olup olmadığı hususunda mahkememizce yaptırılmış olması, davalının banka kayıtlarından borç miktarı tetkik edip tespit etme imkanı bulunması sebepleriyle alacağın likit olduğu kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle, 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile, 2-Davalılar ...ve ... bakımından ispat olunmayan davanın REDDİNE, 3-Diğer davalı ...A.Ş. Bakımından dava tarihi itibariye iade olunmayan 8 adet çek için 10.320,00 TL çek depo bedeli talebi bakımın Kabulüne, talip sonrası dava öncesi yapılan ödeme ve iadelerde dava açmakta hukuki yarar olmadığından gayri nakdi alacak kalemi 83.390,00 TL bakımından davanın REDDİNE, ... 31. İcra Müd. ... sayılı takibin 66.387.30 TL asıl nakdi alacak, 10.320,00 TL gayri nakdi alacak ve faiz üzerinden devamına, işlemiş faiz ve vergi davaya konu edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına, dava sırasında yapılan ödemelerin İCRA DAİRESİNCE MAHSUBUNA, 4-Kabul edilen alacağın (76.707,30 TL) %20'ı tutarında icra inkar tazminatı olan 15.341,46 TL takdirine, takdir olunan bu icra inkar tazminatının davalı ...A.Ş. den alınarak davacıya VERİLMESİNE, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf talebi bulunması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ...esas ve ...karar sayılı 04/03/2021 tarihli kararı ile, "Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere; davalılar ... ve ... imzalara itiraz etmeyip, davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin kefiller kısmında yer alan yazıların kendilerine ait olmadığını savundukları dikkate alınarak, 18/02/2014 tarihli kredi sözleşmesinde kefiller kısmındaki yazıların adı geçen davalılara ait olup olmadığının tespiti için gerekli araştırma yapılıp, yazı incelemesine esas olmak üzere yazı örneklerinin toplanılıp, mahkeme huzurunda davalıların tatbike medar yazı örnekleri de alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi gerekirken, itiraz edilmeyen imzalara yönelik imza incelemesi için delil toplanılması yönünde ara kararlar oluşturulması, mevcut hali ile davalıların mahkeme huzurunda imza örnekleri de alınmaksızın dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kesin süre verilmesine dair ara kararın da, yatırılması gereken delil avansının miktarının net olarak tespit edilip belirtilmemesi ve hangi delile dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağının da açıkça gösterilmemesi nedeniyle usule uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık kuralı ve HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi gözetilerek, öncelikle davacı vekiline, nakti alacağın dayanağı olan Kurumsal Ticari Kredi Kartı'nın hangi kredi sözleşmesine binaen tahsis edildiği, gayri nakti çek kredisinin hangi genel kredi sözleşmesi veya sözleşmeleri uyarınca kullandırıldığı, hangi genel kredi sözleşmesinden hangi miktarda alacak talep edildiği açıklattırılarak, alınacak beyana göre ve gerekirse davalılar ... ve ...'in, davaya dayanak 18/02/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin "kefiller" kısmındaki yazıların kendilerine ait olmadığı yönündeki savunmalarına göre, yukarıda belirtildiği şekilde yazı incelemesi için gerekli deliller toplanılıp, mahkeme huzurunda davalıların tatbike medar yazı örnekleri de alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ayrıca yukarıda yazılı mevzuat hükümlerine göre de değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. ... tarih ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7251 Kanun No'lu 22/07/2020 kabul tarihli Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 35. mad. uyarınca; "6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle mahkememizce verilen karar kaldırılmış ve yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir. Mahkememiz İstinaf Mahkemesi kararı ile bağlı olduğundan İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda araştırmalar yapılmış, ilgili kurumlara müzekkereler yazılmış, yazılara yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosya kapsamına rapor sunan bankacı bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Grafoloji uzmanı Bilirkişi ...'dan alınan 01/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ...A.Ş. ... Şubesi ile "... A.Ş." isimli şirket yetkilileri arasında imzalanmış olan, 18/04/2014 tarihinde "175.000,00 TL" meblağ için düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesi aslının, 21. Sayfası üst ve alt tarafındaki "müteselsil kefil" hanelerinin "kefil adı soyadı/unvanı" bölümlerinde yazılı "..." ve "..." ibareli isim yazılarının ve yine 21. Sayfası alt tarafındaki "müteselsil kefil" hanesi "kefil beyanı" bölümünde yazılı "Yukardaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu kabul ederim" ibareli el yazılarının ... isimli şahsın dava dosyası içerisinde mevcut mukayeseye esas ri razılarına kıyasla aralarında uygunluk ve benzerliklerin bulunduğunun belirlenmiş olması sebebiyle ... isimli şahsın eli mahsulü olduğu yönünde, 19. Sayfasında "XI- Yürürlülük" başlıklı bölümün sonundaki çerçeve içerisinde yazılı olan "sözleşmenin bir suretini teslim aldım." ibareli el yazılarının, 21. Sayfası üst ve alt tarafındaki "müteselsil kefil" hanelerinin "kefalet tutarı" bölümlerinde yazılı "235.00,00 TL" ibareli el yazılarının ve, yine 21. Sayfası üst tarafındaki "müteselsil kefil" hanesi "kefil beyanı" bölümünde yazılı "yukardaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu beyan ederim" ibareli el yazılarını, ... isimli şahsın dava dosyası içerisinde mevcut mukayeseye esas yazılarına kıyasla aralarında uygunluk ve benzerliklerin bulunduğunun belirlenmiş olması sebebiyle ... isimli şahsın eli mahsulü olduğu yönünde, yukarıdaki - (a) şıkkında ... isimli şahıs ile ve (b) şıkkında ... isimli şahıs ile aidiyetleri belirlenen el yazıları dışında kalan, sözleşme aslının 1., 20. ve 21. Sayfalarında yazılı diğer tüm el yazılarının ile, ... ve ... isimli şahısların dava dosyası içerisinde mevcut mukayeseye esas el yazılarına kıyasla aralarında farklılıkların bulunduğunu, ... ve ... isimli şahısların eli mahsulü olmadıkları yönünde kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Bankacı Bilirkişi ...'tan alınan 04/08/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Kök rapor sonuç kısmında " Davacı banka tarafından davalı asıl borçlu ...A.Ş lehine diğer davalı borçluların müşterek borçlu müteselsil kefaleti ile kullandırılan ve Takip tarihi itibariyle Kredi kartından kaynaklanan nakdi alacak ile Gayri Nakdi Çek Kredisinden kaynaklanan ve bankaya iade edilmeyen her bir çek yaprağı için bankanın ödemekle sorumlu olduğu çek bedellerinin depo edilmesi talebine ilişkin ...E Sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, ancak, davacı banka takipten sonra, davadan once olmak üzere nakdi kredi kartı alacağına 27.945.95 TL tahsilat yaptığı beyanı ile 66.387.30 TL nakit alacak, Depo talebinde bulunulan çeklerden yapılan iadelerden sonra çek depo talebinin de 93.710 TL olmak üzere huzurdaki davayı 160.097.30 TL bedel üzerinden ikame ettiğini, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın toplam 95.338,20 TL alacaklı olduğunun hesaplandığını, ancak buna karşılık davacı bankanın icra takibinde toplam 94.333,25 TL nakdi alacak talebinde bulunduğunu ve bu talebiyle bağlı olduğunu, takip tarihi itibariyle çek depo talebi olan 132.100.00 TL bedelin yerinde olduğunu, takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce olmak üzere gerek nakit alacak, gerekse depo talebinde bulunulan banka alacaklarına tahsilat ve çek iadeleri alındığını, takip sonrası, dava tarihi öncesi yapılan 27.945.95 TL nakit tahsilatların takipteki alacaktan mahsubu ile dava tarihi itibariyle asıl alacak, davacı bankanın iş bu dava ile talep ettiği 66.387.30 TL olarak tespit edildiğini, gayri nakit çeklerden kaynaklanan depo talebinin ise halen bankaya iade edilmeyen 8 adet çek yaprağı için ( 8 adet çek x .290 TL =) 10.320 TL bedel olarak talebinin yerinde olduğunu, Dava Tarihinden Sonraki Gelişmeler dikkate alındığında, Kredi kartından kaynaklanan nakdi alacağına dava tarihinden sonra olmak üzere toplamda 12.966.77 TL nakit tahsilat yaptığını, dava tarihinden sonra yapılan nakit tahsilatın ilgili İcra Müdürlüğü tarafından takip dosya borcuna mahsubu gerektiğini, davalı/borçluların 10.01.2016 tarihinde temerrüde düştüğü ve temerrüt tarihinden itibaren kredi kartı nakdi asıl alacağa %30.24 ve her üç ayda bir TCMB tarafından ilan edilen değişen oranlarda temerrüt faiz uygulanabileceğini, çek tazmini halinde tazmin tarihlerinden itibaren %48 Temerrüt faiz talep edilebileceğini, davacının dava tarihi itibariyle hesaplanan nakit ve gayri nakit alacaklarının davalıların kefalet limitleri içinde kaldığı, …..” Şeklinde, inceleme, tespit ve değerlendirmelere ilişkin görüş ve kanaat bildirildiğini; İstinaf Mahkemesi kararının incelendiğini; Davacı ... Bankası ile ... A.Ş arasında imzalanan... tarih ve ... yevmiye nolu Devir ve Temlik Sözleşmesi ile Gayri Nakdi Alacaklar Hariç olmak üzere ... 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından nakdi alacakların temlik edildiğini; 01.01.2024 tarihli Grafolaji Uzmanı bilirkişi tarafından sunulan raporun incelendiğini; İnceleme, Tespit, Değerlendirme ve Sonuç : Taraflar arasında imzalanmış olan 3 adet Genel Kredi Sözleşmesi olduğunu, 20.06.2008 tarih 200.000.00 TL limitli ve 28.05.2011 tarihli 100.000.00 TL Limitli Genel Kredi Sözleşmelerinin, davalı/borçlulardan .... ve ... tarafından Müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, ancak İmzaların atılı olduğu yerde kefalet limiti rakam ve yazı ile yazılı olmadığını, sadece “Müşterek Borçlu Müteselsil Kefil/ler “ Başlığı altında Ad, Soyad olarak ... ve ... İsimlerinin el yasısı ile yazılıp İmza atılı olduğunun tespit edildiğini, 20.06.2008 ve 28.05.2011 Tarihli Genel Kredi Sözleşmelerini Müşterek ve Müteselsil Kefil olarak imzalayan ... ve ...’in kefaletlerin geçerli olup olmadıklarına ilişkin hukuki takdir Mahkemede olduğunu, işbu hususun 818 Sayılı Kanun hükümleri ile 6098 sayılı TBK 583 ve 584 Maddeleri yönünden ve diğer hukuki değerlendirmesinin Mahkeme takdirlerinde olduğunu, taraflar arasında imzalanan 18.02.2014 tarih 175.000.00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin davalılar ... ile ... tarafından Müşterek borçlu müteselsil Kefalet sorumluluğu ile imzalandığını, Kefalet Limiti olarak ise her bir kefil için 235.000.00 TL tutarında bir kefaletlerinin olduğu yazılı olduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin “Kefil İmza Sayfası “ olan 21 sayfada: Kefalet Türü: Müteselsil Kefalet, Kefalet Tarihi 18.02.2014, Kefalet Tutarı 235.000 TL,” Yukarıdaki şartlarla Müteselsil kefil olduğu Kabul ederim.” “İMZA şeklinde EL YAZISI ile her bir müteselsil kefil tarafından imzalı olduğu görüldüğünü, Grafoloji raporundaki tespitler kapsamında 18.02.2014 tarih 175.000.00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalılar ... ile ...'in davalı asıl borçlu şirket lehine kullandırılan kredilerden doğan borçlardan 235.000 TL'sine kadar kefalet sorumluluklarını olduğunun kabulü gerektiği hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu; Temlik veren ... Bankası A.Ş/... Şubesi tarafından davalı asıl borçlu ...Ltd Şti lehine tahsis ile Kullandırılan Kurumsal Ticari Kredi kartına ilişkin olarak hesap kesim tarihi 25.06.2015 Tarihi ila 25.02.2016 tarihi arasındaki işlem hareketlerinin yer aldığı aylık hesap özetleri üzerinde yapılan ve Kök Raporun 4.sayfasında tablo halinde verilen aylık hesap ekstrelerinde, Kart limitinin 100.000 TL olduğu ve işbu limit dahilinde ... nolu kart borcunun 25.02.2016 tarihi itibariyle 81.216.98 TL bakiyede olduğu tespit edildiğini, 28.12.2015 hesap kesim 04.01.2016 son ödeme tarihli hesap ekstre borcu olan 94136,51 TL ana para borcu üzerinden hesabın 06.01.2016 tarihi itibarıyla TAHSİL EDİLEN 791,23 TL'nin mahsubundan sonra kalan 93.345,28 TL nakit alacağın ödenmesi için asıl borçlu ve kefillere ... 27. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğin; Kök raporda da tespit edildiği üzere, davacı banka tarafından ASIL Kredi Borçlusu Şirket lehine tahsis ve kullandırılan Şirket Ticari Kredi kartından Kaynaklanan Banka akit alacağının taraflar arasında imzalanan En son 18.02.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden sonra olmak üzere Temmuz 2015- Mart 2016 tarihleri arasındaki kart harcamalarından kaynaklandığı tespiti yapıldığını, söz konusu kredi kartı ile ilgili incelenen hesap dönemi itibariyle kredi kartından oluşan borcun, taralar arasında imzalanan ve son güncel olan 18.02.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi hükümlerine göre kullandırım yapıldığının kabulü gerektiğini, yazılı ve asıl borçlu şirket kaşe ve imzalı olduğu hususu da nazara alınarak, taraflar arasında en son imza tarihli sözleşmenin 18.02.2014 tarihli olduğu ve işbu sözleşme imza tarihinden sonra kredi kartı kullanımından doğan borcun işbu son sözleşme kapsamında kullandırıldığının kabulü gerektiği değerlendirildiğini nihai takdir Mahkemenin olduğunu, bu halde kök rapordaki tespit ve hesaplamalar sonucunda, İcra takip ve dava tarihi itibariyle Kurumsal Ticari Kredi Kart kullanımından dolayı, Davalı borçluların Davacıya karşı sorumlu oldukları nakdi borç tutarı ile ilgili yapılan hesaplamalar Kök raporun sonuç kısmında özetlendiği ve taraflarca işbu hesaplamalarımızı değiştirecek her hangi bir ek somut belge ibraz edilmediği de nazara alınarak kök rapordaki tespit, hesaplama, görüş ve kanaatimin değişmediği hususu Mahkeme takdirlerinde olduğunu, Davalı/Müteselsil kefiller ... ve ... yönünden 18.02.2014 tarihli GKS’deki atılı imzalar ve GKS üzerindeki yazılar yönünden dosyaya alınan Grafolojik İnceleme bilirkişi raporuda nazara alındığında, her iki davalının 18.02.2014 tarihli GKS’ni ayrı ayrı 235.000 TL tutardaki Kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere Davacıya karşı sorumlulukları bulunduğunun kabulü gerektiğini, davacı için tespit edilen nakit alacaklarının davalı/kefillerin kefalet limitleri içinde kaldığını ve asıl borçlu ile birlikte alacaklı bankaya karşı sorumlu olduklarını, ayrıca takip tarihinden itibaren kendi temerrütlerinden de sorumlu oldukları kanaatine varıldığını, Gayri Nakdi Çek depo talebi ile ilgili olarak, Gayri nakdi Çek Kredisine ilişkin depo talep edilen çek yapraklarının 01.07.2015 tarihinde asıl borçlu şirkete basımı yapılarak teslim edildiğini, (18.02.2014 tarihli GKS uyarınca) işbu rapor tarihi itibariyle halen bankaya iade edilmeyen 2 adet çek yaprağından dolayı, asıl borçlu şirketin taraflar arasında sözleşmenin VI/5 fıkrası “Bankanın Depo Talep Hakkı” hükmü gereğince bankanın ödemekle sorumlu olduğu 2.490.00 TL’nın bankaya depo edilmesinden asıl davalı borçlunun sorumlu olduğunu, gayri nakdi çek kredisinden dolayı diğer davalı müteselsil kefillerin sorumluluğuna ilişkin olarak sözleşmede açık ve net olarak hüküm yer almadığından İşbu davalılar yönünden Emsal Yargıtay kararları da nazara alınarak depo sorumluluklarının bulunmadığı hususu Mahkemeniz takdirlerinde olduğunu, Sonuç olarak; Dava 19.04.2016 Tarihi İtibariyle Banka Alacağı: Kısmi tahsilatların nakdi alacaktan mahsubu ve tahsilat tarihleri esas alınarak hesaplana işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte dava tarihi itibariyle nakdi alacak toplamı 66.387.30 TL Asıl Alacak (Takip –Dava arası 27.945.95 TL tahsilatlardan sonra bakiye) 4.856.73 TL takip sonrası işlemiş faiz % 30.24 (01.02.2016 / 19.04.2016 arası) 242.84 TL %5 BSMV (Takip sonrası faizin BSMV’si) 71.486.86 TL olarak hesaplandığını, gayri nakit çeklerden kaynaklanan depo talebinin ise halen bankaya iade edilmeyen 8 adet çek yaprağı için ( 8 adet çek x .290 TL =) 10.320 TL bedel olarak talebinin yerinde olduğunu, ancak, işbu ek rapor tarihi itibariyle iade edilmeyen çek yaprağının 2 adet olduğu ve banka sorumluluk tutarının 2.490.00 TL olarak temlik eden bankaya depo edilmesi gerektiğini, (Davalı asıl borçlu Şirket sorumluluğu bulunduğu) Dava Tarihinden Sonraki Gelişmeler: Kredi kartından kaynaklanan nakdi alacağına dava tarihinden sonra olmak üzere toplamda 12.966.77 TL nakit tahsilat yaptığını, dava tarihinden sonra yapılan nakit tahsilatın ilgili İcra Müdürlüğü tarafından takip dosya borcuna mahsubu gerektiğini, davalı/borçluların 10.01.2016 tarihinde temerrüde düştüğü ve Temerrüt tarihinden itibaren Kredi Kartı nakdi asıl alacağa %30.24 ve her üç ayda bir TCMB tarafından ilan edilen değişen oranlarda temerrüt faiz uygulanabileceğini, davacının dava tarihi itibariyle hesaplanan nakit alacaklarının davalı/müteselsil kefillerin 235.000 TL’lık kefalet limitleri içinde kaldığını, tarafların diğer taleplerinin Mahkeme takdirleri içinde kaldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. İddia, savunma dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre; Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili ve gayri nakdi alacak depo talebi bakımından başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu ... 31. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra takip dosyası ile, 93.345,28 TL asıl alacak, 940,92 TL işlemiş faiz, 47,05 TL BSMV olmak üzere toplam 94.333,25 TL nakdi alacağın tahsili ve iade edilmemiş çekler nedeniyle 132.100,00 TL,'nin depo edilmesi için 01.02.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Davalı borçlular, icra takibine itirazlarında, borca, faize ve ferilerine, davalı kefillerin kefaletinin yasal şartları taşımadığına yönelik itirazlarda bulunmuşlardır. Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili banka ile ... Tic. A.Ş. arasında 18/02/2014 tarih 175.000,00-TL sözleşme tutarlı, 235.000-TL kefalet limitli, 20/06/2008 tarih 200.000-TL kefalet limitli, 28/09/2011 tarih 100.000-TL kefalet limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, davalı/borçlunun sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalandığını, imzalanan sözleşmeler ile şirkete krediler tesis edildiğini, kredilerin geri ödenmemesi üzerine borçlulara ihtarname keşide edilerek borcun ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, itiraz ile takibin durduğunu, takibe, ihtarnamede yer alan ve ihtarnameden sonra yapılan ödemelerin düşülmesinden sonra hesaplanan alacak tutarları üzerinden geçildiğini, davaya konu borç için takip tarihinden sonra dava tarihinden önce nakdi alacak için 27.945,95-TL, gayri nakdi alacağa konu çeklerden 38.390,00-TL iade ettiğini ve harca esas değerin 160.097,30-TL'ye düştüğünü, itirazın haksız olduğunu belirterek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafından gönderilen gerek ihtarnamede gerekse ödeme emrinde belirtilen tutarlar üzerinden mutabık kalınmadığı gibi davacı bankaya bu tutarda bir borç bulunmadığını, borcu kabul edildiği anlamına gelmemek kaydıyla, icra takibinde borcun 94.333,25-TL için %30,24 oranında, gayri nakdi alacaklar için %48 oranında gecikme faizi talep edileceği yönünde mutabakat bulunmadığını, müvekkili ... ve ... bakımından, 6098 sayılı BK. 583 ve 584 maddeler gereğince şekil şartlarına uygun bir kefaletleri bulunmadığını, geçerli bir kefalet ilişkisinden bahsedilebilmesi için kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihinin, kefil tarafından kendisine ait el yazısı ile yazılması gerektiğini, davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin kefiller kısmında yer alan yazıların müvekkilleri ... ve ...'e ait olmadığını, geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İİK'nın 67/1. Maddesine göre, itirazın iptali davaları, itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde açılacaktır. İtiraz tarihi, dava tarihi dikkate alındığında eldeki davanın 1 yıllık yasal sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dava şartlarının tam olduğu, başkaca incelenecek bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir. Mahkememizce verilen önceki karar istinaf mahkemesince kaldırılmıştır. Mahkememizce istinaf mahkemesi kararı uyarınca gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan bilirkişi raporlarının ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere dosya kapsamında karar vermeye uygun olduğu değerlendirilmiştir. Davacı vekilinden nakdi ve gayri nakdi alacakların hangi Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığını açıklaması istenmiş olup, davacı ...Bankası vekili 14.09.2021 tarihli beyan dilekçesi ile, dava ve takip konusu nakdi alacağı oluşturan kredi kartının 28.09.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığını, gayri nakdi çek sorumluluk bedellerinin ise 18.02.2014 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı belirtilmiştir. Davacı ... Bankası ile ... A.Ş arasında imzalanan ... tarih ve ... yevmiye nolu Devir ve Temlik Sözleşmesi ile Gayri Nakdi Alacaklar Hariç olmak üzere ... 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasındaki nakdi alacakların ... A.Ş'ye temlik edildiği anlaşılmıştır. Temliğin yasal şartları taşıdığı ve geçerli olduğu görülerek nakdi alacakları temlik alan ... A.Ş'de dosyamıza davacı olarak kaydedilmiştir. Davacı banka tarafından, takipten sonra, davadan önce olmak üzere nakdi kredi kartı alacağına 27.945.95 TL tahsilat yaptığı beyanı ile 66.387.30 TL nakit alacak, depo talebinde bulunulan çeklerden yapılan iadelerden sonra çek depo talebinin de 93.710 TL olmak üzere huzurdaki dava 160.097.30 TL bedel üzerinden ikame edilmiştir. Nakdi alacakların temliki sonrası, nakdi alacaklar yönünden dava ... A.Ş tarafından, gayri nakdi alacaklar yönünden ...Bankası tarafından davacı sıfatıyla takip edilmiştir. Davacı banka ile davalı şirket arasında diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefaleti ile davaya dayanak teşkil eden Genel Kredi Sözleşmeleri ..., ... ve... tarihlerinde imzalanmıştır. 20.06.2008 tarih 200.000.00 TL limitli ve 28.05.2011 tarihli 100.000.00 TL Limitli Genel Kredi Sözleşmelerinin, davalı/borçlulardan ... ve ... tarafından Müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığı, ancak imzaların atılı olduğu yerde kefalet limiti rakam ve yazı ile yazılı olmadığı, sadece “Müşterek Borçlu Müteselsil Kefil/ler “ Başlığı altında Ad, Soyad olarak ... ve ... İsimlerinin el yasısı ile yazılıp imza atılı olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 18.02.2014 tarih 175.000.00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin davalılar ... ile ... tarafından Müşterek borçlu müteselsil kefalet sorumluluğu ile imzalandığı, kefalet limiti olarak ise her bir kefil için 235.000.00 TL tutarında bir kefaletlerinin olduğu yazılı olduğu, sözleşmenin Kefil İmza Sayfasında Kefalet Türü: Müteselsil Kefalet, Kefalet Tarihi 18.02.2014, Kefalet Tutarı 235.000 TL,” Yukarıdaki şartlarla Müteselsil kefil olduğu Kabul ederim.” “İMZA şeklinde EL YAZISI ile her bir müteselsil kefil tarafından imzalı olduğu anlaşılmıştır. İstinaf Mahkemesi kararı sonrasında alınan Grafoloji Uzmanı raporuna göre, kefalet sayfasındaki kefalete ilişkin yazı ve rakamların davalı kefillerin eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu 484. Maddesi "Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır." hükmünü, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 583.maddesi ise; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmünü haizdir. 20/06/2008 tarihli ve 28/09/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde, 18/02/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ise 6098 sayılı yasanın yürürlükte olduğu dönemde imzalanmıştır. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1.maddesine göre TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Davalılar ... ve ... vekilince, belirtilen kredi sözleşmelerindeki müvekkillerine ait imzalara itiraz edilmeyerek, sözleşmelerde kefilin sorumlu olacağı azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet söz konusu ise bu hususun kefil tarafından kendisine ait el yazısı ile yazılması gerektiği, davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin kefiller kısmında yer alan yazıların müvekkilleri ... ve ...'e ait olmadığı, dolayısıyla geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığı savunulmuştur. Davacı ... Bankası vekili tarafından 14.09.2021 tarihli beyan dilekçesi ile, dava ve takip konusu nakdi alacağı oluşturan kredi kartının 28.09.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, gayri nakdi çek sorumluluk bedellerinin ise 18.02.2014 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı belirtilmiş, dosyamıza rapor ve ek rapor sunan bankacı bilirkişi ise kredi kartının da 18.02.2014 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı değerlendirmesi yapılmıştır. Dosya kapsamına alınan davalı asıl borçlu şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre davalı kefillerin asıl borçlu şirketin ortak ve yetkilisi oldukları anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ve tespitler ışığında 20/06/2008 tarihli ve 28/09/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun, 18/02/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine ise 6098 sayılı yasa uygulanacaktır. 818 sayılı Borçlar Kanun kefalete ilişkin ayrıntılı şekil şartları öngörmemiş, müteselsil kefil olarak kefilin imzasının bulunmasını yeterli görmüştür. Bu kapsamda davalı kefillerin 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde imzalanan 20/06/2008 tarihli ve 28/09/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerindeki kefaletlerin geçerli olduğu değerlendirilmiştir. 6098 sayılı yasa döneminde imzalanan 18/02/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalı kefillerin kefaletinin alınan Grafoloji bilirkişi raporuna göre yasal şartları taşıdığı, kefillerin asıl borçlu şirketin ortak ve/veya yöneticisi olmaları nedeniyle eş rızalarının aranmayacağı, bu sözleşme kapsamındaki kefaletlerininde geçerli olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenler ile hangi sözleşme kapsamında kalırsa kalsın davalı kefillerin bu yöne ilişkin savunmalarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Alınan ve karar vermeye uygun bulunan bilirkişi raporların göre; Davacı tarafın takip tarihi ve dava tarihi itibarıyla icra takibine ilişkin nakdi alacak ve depo taleplerinin yerinde olduğu, kısmi tahsilatların nakdi alacaktan mahsubu ve tahsilat tarihleri esas alınarak hesaplanan işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte dava tarihi itibariyle 66.387,30 TL asıl alacak, 4.856,73 TL takip tarihi ile dava tarihi arası işlemiş faiz, 242,84 TL BSMV olmak üzere toplam 71.486,86 TL alacak ve 66.387,30 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren yıllık % 30,24 oranında temerrüt faizi ve bu temerrüt faizine %5 BSMV talep edilebileceği, tespit edilen alacak miktarı yönüyle davalı asıl borçlu şirket ve davalı kefillerin istenebilir olmadığına, ödendiğine dair bir ispatları olmadığından, nakdi alacağa ilişkin savunma ve itirazlarının yerinde olmadığı, tespit edilen bu bedelden tüm davalıların sorumlu olduğu, davacı tarafın davasında haklı olduğu, dava tarihi sonrası yapılan ödemenin ise icra müdürlüğünce infazda değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle nakdi alacak yönünden açılan ve temlik sonrası davacı ... Şirketi tarafından takip edilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca alacak likit olduğundan ve davalılar itirazlarında haksız bulunduğundan, davacı lehine, hükmolunan 66.387,30 TL alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Dava tarihinden sonra nakdi alacak yönünden yapılan 12.966,77 TL ödemenin İcra Müdürlüğünce infazda değerlendirilmesine karar verilmiştir. Davalı kefillerin gayri nakdi alacaklardan sorumlu olduğuna dair Genel Kredi Sözleşmesinde hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, davacı bankanın gayri nakdi depo talebinin, davalı kefiller yönünden yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı bankanın icra takip tarihi ve dava tarihi itibarıyla gayri nakit çeklerden kaynaklanan depo talebinin davalı asıl borçlu şirket yönünden yerinde olduğu, ancak takip tarihinden ve dava tarihinden sonra iade edilen çekler olduğu, dosya kapsamında alınmış olunan bankacı bilirkişi ek rapor tarihi itibariyle iade edilmeyen çek yaprağının 2 adet olduğu ve banka sorumluluk tutarının 2.490.00 TL olarak davacı bankaya depo edilmesi gerektiği, iade edilen çekler yönüyle 91.220,00 TL'lik depo talebinin ise konusuz kaldığı değerlendirilmiştir. Bu nedenlerle 93.710,00 TL gayri nakdi depo talebi bakımından açılan davanın davalı kefiller ... Ve ... yönünden reddine, asıl borçlu şirket yönünden 91.220,00 TL'lik depo talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2.490.00 TL yönünden depo talebinin kabulüne karar verilmiştir. Tüm bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1))DAVACI ... BANKASI ANONİM ŞİRKETİ TARAFINDAN GAYRİ NAKDİ ALACAK DEPO TALEBİ BAKIMINDAN 93.710,00 TL ÜZERİNDEN AÇILAN DAVANIN; DAVALI KEFİLLER ... VE ... YÖNÜNDEN REDDİNE, DİĞER DAVALI ASIL BORÇLU ...A.Ş. YÖNÜNDEN KONUSUZ KALAN 91.220,00 TL KISMI YÖNÜNDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2.490,00 TL BEDEL YÖNÜYLE KABULÜ İLE; 2.490,00 TL bedelin davalı bu şirket tarafından davacı banka nezdindeki vadesiz bir hesaba DEPO EDİLMESİNE, bu bedelin nakde dönüşmesi halinde, nakde dönüşen bedelin nakde dönüşme tarihinden itibaren işleyecek yıllık %48 oranında temerrüt faizi ve bu temerrüt faizine %5 BSMV uygulanmak suretiyle davalı şirketten TAHSİLİNE, 2)DAVACI TEMLİK ALAN ... ŞİRKETİ TARAFINDAN NAKDİ ALACAK YÖNÜNDEN AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Davalı borçluların dava konusu ... 31. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının, İPTALİNE, Takip tarihi ile dava tarihi arasında yapılan 27.945,95 TL ödemenin mahsubu ile, Dava Tarihi İtibarıyla Takibin 66.387,30 TL asıl alacak, 4.856,73 TL takip tarihi ile dava tarihi arası işlemiş faiz, 242,84 TL BSMV olmak üzere toplam 71.486,86 TL alacak miktarı üzerinden ve 66.387,30 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren yıllık % 30,24 oranında temerrüt faizi ve bu temerrüt faizine %5 BSMV uygulanmak suretiyle DEVAMINA, 3)Hükmolunan 66.387,30 TL alacağın %20'si oranında hesap ve takdir edilen 13.277,46 TL icra inkar tazminatının davalı borçlulardan alınarak davacı alacaklıya VERİLMESİNE, 4)Dava tarihinden sonra nakdi alacak yönünden yapılan 12.966,77 TL ödemenin İcra Müdürlüğünce İNFAZDA DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-Nakit alacak talebiyle açılan davada alınması gerekli 4.534,92-TL karar ve ilam harcından, davacı ... Bankası Anonim Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan 1.601,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.933,02 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Davacı ... Bankası Anonim Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan 1.601,90-TL harç parasının, tüm davalılardan alınarak nakdi alacağı temlik alan ... Şirketi'ne VERİLMESİNE, Gayri nakdi alacak talebiyle açılan davada alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının davalı ... Şirketi'nden alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı ... Bankası Anonim Şirketi tarafından yapılan 29,20-TL başvurma harcı, 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 800,00-TL bilirkişi ücreti ve 685,00-TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.635,50-TL yargılama giderinin davalı ...Şirketi'nden alınarak davacı ... Anonim Şirketi'ne VERİLMESİNE, 7-Davacı (Temlik alan) ... Şirketi tarafından yapılan 8.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 648,85-TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.648,85-TL yargılama giderinin tüm davalılardan alınarak Davacı (Temlik alan) ... Şirketi'ne VERİLMESİNE, 8- Davacı (Temlik alan) ... Şirketi nakdi alacak talebiyle açmış olduğu davada kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince nakit alacak talebiyle açılan davanın kabul oranına göre belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin tüm davalılardan alınarak davacı (Temlik alan) ... Şirketi'ne VERİLMESİNE, 9-Davacı ... Bankası Anonim Şirketi gayrinakdi alacak yönünden açılan davada kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin, davalı ...Şirketi'nden alınarak davacı ... Bankası Anonim Şirketi'ne VERİLMESİNE, 10-Davalı ... ve ... gayrinakdi alacak yönünden açılan davada kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ... Şirketi'nden alınarak davalılar ... ve ...'e VERİLMESİNE, 11-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı ... Bankası, temlik alan davacı ... ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır TASHİH ŞERHİ Dava konusu icra dosyasının ... 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası olduğu, ancak gerekçeli kararın hüküm kısmı 2 nolu maddesinde ... 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası olarak sehven yanlış yazıldığı, bu durumun açık maddi yazım hatası olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 304. Maddesi uyarınca düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla; İşbu Gerekçeli Kararın "HÜKÜM" kısmının 2 nolu maddesindeki "... 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı" ibaresinin, "... 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı" şeklinde TASHİHİNE, Dair, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/11/2024 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır