İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/714 E. 2024/504 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/714
- Karar No
- 2024/504
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/714 Esas KARAR NO : 2024/504 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/11/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davalı ... ise müvekkili şirket ile arasında imzalanan 20.11.2019 tarihli "Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin müşterisi olduğunu, bu Sözleşme ile ..., müvekkili şirketteki ... numaralı hesabında yaklaşık 3 yıl boyunca kaldıraçlı alım satım işlemleri (... veya ...) gerçekleştiğini, aşağıda detaylarını açıklayacağımız üzere; 17.11.2020 tarihli, 31307 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7256 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 19. maddesi ile değişik 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. maddesi ile getirilen düzenleme neticesinde Müvekkilimiz Şirket ve diğer aracı kurumlar 01.01.2021 tarihinden itibaren ... müşterilerinin kaldıraçlı alım satım işlemlerinden doğan stopaj vergisini "vergi sorumlusu" olarak ilgili vergi dairesine ödemeye başladığını, müvekkili şirketin, yasal yükümlülüğü gereği vergi sorumlusu sıfatı ile vergi yükümlüsü olan davalının hesabında gerçekleştirdiği işlemlerden kaynaklanan stopaj vergisini; ... vergi dairesi'ne ödediğini, 2021 yılının Ekim - Kasım ve Aralık ayına (son çeyrek) ve 2022 yılının Ocak - Şubat ve Mart ayına (ilk çeyrek) ait ödemeleri gösterir belgeler dilekçeleri ekinde yer aldığını, davalı ...'nin müvekkili şirket nezdindeki ... numaralı hesabında gerçekleştirdiği 01.10.2021-31.12.2021 dönemine ilişkin kaldıraçlı alım satım işlemlerinden 59.603,73-TL tutarında stopaj vergisi doğmuştur Bununla birlikte 01.01.2021 - 31.03.2021 döneminde (-)1.017,49-TL 01.04.2021-30.06.2021 döneminde (-) 850,63-TL (Ek-7; 01.04.2021 - 30.06.2021 dönemine ilişkin Vergi Raporu) ve 01.07.2021-30.09.2021 döneminde (-) 14.276,35-TL tutarında vergisel anlamda zararı bulunduğundan 01.10.2021-31.12.2021 dönemine ilişkin kaldıraçlı alım satım işlemlerinden doğan 59.603,73-TL tutarındaki vergiden bu tutarlar mahsup edilerek davalı adına bu dönem için 43.459,26- TL tutarında stopaj vergisi diğer müşterilerle birlikte toplu olarak müvekkili şirketçe davalı adına ... Vergi Dairesi'ne ödendiğini, yine davalının 01.01.2022-31.03.2022 döneminde gerçekleştirdiği işlemler neticesinde de 13.060,33-TL tutarında stopaj vergisi doğduğunu ve bu vergi de davalı adına diğer müşterilerle birlikte toplu olarak davalı adına ... Vergi Dairesi'ne ödendiğini, bu kapsamda davalı ... adına müvekkili şirketçe toplamda 56.519,59-TL tutarında stopaj vergisi ödemesi yapılmış olmakla birlikte davalının hesabından 49.725,94-TL tutarında vergi tahsil edilebildiğini, bu kapsamda davalının müvekkili şirkete 6.793,65-TL tutarında borcu kaldığını beyan ederek davalının ... 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine yaptığı haksız itirazın şimdilik 6.793,65-TL'lik kısmının iptalini ve takibin 6.793,65-TL yönünden takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %15,75 ve değişen oranlarda kısa vadeli avanslar için uygulanan avans faizi ile devamını, davalı tarafın, davaya esas değerin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. SAVUNMA / Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Davacı yan ile imzalanan Kaldıraçlı Alım - Satım Sözleşmesine istinaden davacı yanın şirket hesabına bireysel banka hesabımdan işlemlere başlanması için gerekli olan 50.000,00 TL'ye karşılık gelen USD yatırılmış ve ilgili kaldıraçlı alım satım işlemleri gerçekleştirildiğini, yapılan yatırım işlemlerinin beklenildiği gibi sonuçlanmaması dolayısıyla zarar edildiğini ve yatırım hesabımın kapanmaması adına davacı yanda bulunan ... numaralı hesabıma belirli miktarlarda USD yatırılmış ve işlemlere devam edildiğini, ancak yapılan işlemler dolayısıyla kazanç elde edilememiş yapılan işlemlerin zararla sonuçlanması nedeniyle yatırmış olduğum ana param da gitmiş bulunduğunu, davacı yanda bulunan ... no'lu yatırım hesabımdan stopaj gelir vergisi adı altında yüklü USD bazlı kesintiler yapıldığını, kaldıraçlı işlemlerden elde edilen kazançlar 7256 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. Maddesi kapsamına alınmış ve 01/01/2021 tarihinden itibaren elde edilen ... (Kaldıraçlı Alım - Satım ) gelirlerinden %10 gelir vergisi stopaj alınması uygulanmaya başlandığını, gelinen bu aşamada davalı yan kazanç sağlamadığım işlemlerden dolayı kar edildiğini söyleyerek stopaj gelir vergisi adı altında kazanmadığım paranın vergisini almaya çalıştığını, ... numaralı davacı yanda bulunan hesabımda herhangi bir kar bulunmadığını, davacı yanın gerçekleştirmiş olduğu kesintilerin hukuka aykırı olduğunu, yukarıda detaylıca izah edildiği üzere davacı yanda bulunan ... no'lu hesaba 50.000,00 USD para yatırılmış olup gerçekleşen işlemler neticesinde oluşan zararlar sebebiyle 1.900,00 USD ana para kalmıştır. Ortada 48.100,00 USD bir zarar söz konusu iken 596.027,35 TL'lik bir kazanç elde edilmesi ne mantığa ne akla yatkın olmadığını beyan ederek davacı tarafın açmış olduğu kötü niyetli haksız davanın reddini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava, İ.İ.K.'nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Dava, taraflar arasında akdedilen sermaye piyasası işlemleri genel çerçeve sözleşmesi ve bağlı sözleşmeler çerçevesinde, davalının işlemleri sonucunda uğranıldığı iddia olunan davacı zararın tazmini amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67/1. fıkrası uyarınca iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun Tanımlar başlıklı 3/k.maddesine göre; Tüketicinin ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi ifade ettiği, Kanunun m. 3/l. bendine göre Tüketici işleminin mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi kapsayacağı, Aynı kanunun temel ilkeler başlıklı 4/5 maddesinde ise tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebileceği, bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetlerin tüketici yönünden geçersiz olacağı, Aynı Kanunun "Diğer Tüketici Sözleşmeleri" başlıklı 49/(1). maddesinde; finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, Kanunun 83/2. maddesine göre; taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, Kanunun 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 4.maddesinin "a" bendinde; finansal hizmetin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri, aynı yönetmeliğin 8.maddesinde; cayma hakkının kullanımı ve tarafların yükümlülüklerinin ilişkin düzenlendiği, aynı yönetmeliğin 13.maddesinde ise; cayma hakkının ististanalarının belirtildiği, 6102 Sayılı TTK'nın Ticari Davaların Görüleceği Mahkemeler başlıklı 5/1 maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu düzenlemeleri yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilk derece mahkemesinin kararında gerekçe yaptığı ... esas ... karar sayılı kararından sonraki tarihte verdiği ... esas 2019/82 karar sayılı ilamındaki gerekçesi taraflar arasında imzalanan "Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin konu maddesinde "ticari" amaçla yapıldığının açıkça belirtilmiş olması" dır. Dava dilekçesinde davacı davalı ile yaptığı sermeye piyasası işlemleri genel çerçeve sözleşmesi çerçevesinde yapılan alım-satım işlemleri nedeniyle zarar ettiğini iddia etmektedir. Somut olayda dosyaya celp edilen tüm sözleşmeler ve ekleri birlikte incelenmiş ve sözleşmelerin konusuna ilişkin hükümlerde, sözleşmelerin "ticari amaçlı" olduğu hususunda bir açıklık bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki akdedilen sözleşmelerin bankacılık sözleşmesi benzeri bir sözleşme niteliğinde olmakla Yargıtay uygulaması uyarınca da bankacılık sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin... Esas ... Karar sayılı içtihatı da bu doğrultudadır. Bu nedenler taraflar arasındaki sözleşmeler 6502 Sayılı Kanunun 49. maddesi kapsamında tüketici işlemi mahiyetindedir. Finansal hizmetlerin tüketici işlemi kapsamına alındığı yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılmaktadır. Eş anlatımla işin sadece finansal olması işlemin tüketici işlemi olmadığını göstermeyecektir. Doktrinde de tasarruf sahibinin bireysel yatırımcının bir aracı kurum ile çerçeve sözleşmesi imzalanması tüketici işlemi olduğu ve tüketici mahkemelerinin görevli olduğu da belirtilmektedir. ( Doç. Dr. N. Füsun Nomer Ertan; Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi - Tebliğler Tartışmalar, sayfa 24-25 ) Yatırımcının bir bankadan veya aracı kurumdan finansal hizmet alması durumunda, yatırımcının tüketici sıfatına sahip olduğunu ve tüketici mahkemesinde dava açabileceğini kabul edilmektedir. ( Bahtiyar, M., Biçer, L.: “Adi İş/Ticari İş/Tüketici İşlemi Ayrımı ve Bu Ayrımın Önemi”, Prof. Dr. Cevdet YAVUZ’a Armağan, C.1, İstanbul, 2016, sayfa 425) Uyaptan yapılan GIB sorgusunda davalının avukat olduğu tacir olmadığı tespit edilmiştir. Bu husus tüketici sıfatı ve tüketici işleminin tespitinde de önem arz etmektedir. Dava dilekçesinin ekinde sunulan Sermaye Piyasası Kurulu'nun III-39.1 sayılı yatırım kuruluşlarının kuruluş ve faaliyet esasları hakkında tebliği kapsamında genel müşteri bilgilendirme formuna göre davalı davacı Sermaye Piyasası Kurulu'nun III-39.1 sayılı tebliği çerçevesinde "Genel Müşteri" olarak sınıflandırılmaktadır. Bu aşamada yatırımcının bireysel yatırımcı olup olmadığının tespiti gerekir. Bu kapsamda ise SPK'unun yayınladığı "Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ" kapsamında değerlendirme yapılabilir. Bu kapsamda eldeki davadaki davacının işlem hacmi bireysel yatırımcı niteliğinde kaldığı anlaşılmaktadır. Zaten taraflar arasındaki sözleşmenin konu kısmında ticari amaç nitelemesi bulunmadığı gibi aksine davacının "genel müşteri" olarak kabul edildiği talebe dayalı profesyonel müşteri, profesyonel müşteri ve kurumsal müşteri olmadığı da anlaşılmaktadır. Profesyonel müşterilerin tüketici olmadığı genel müşteri olarak tanımlanan kişilerin işlem boyutu, tacir olmamaları ve yatırım sözleşmelerinin de TKHK kapsamında sayılmış olması nedeniyle sözleşmenin niteliği itibariyle tüketici olarak değerlendirilebilecektir. Davalı gerçek kişinin tacir olmayıp şahsi birikimini değerlendirmek üzere hareket ettiği, işlemlerin boyutu dikkate alındığında da davalının hukuki işlem içerisinde 6502 Sayılı TKHK'nun 49. Maddesi de dikkate alınarak tüketici konumunda olduğu görülmekle, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Yine bireysel tasarruflarını çeşitli yatırım araçları ile değerlendirmek isteyen gerçek kişilerin, "kar kazanç" elde etme amacıyla hareket ettiklerinden bahisle tüketici sayılamayacakları yönündeki bir kabulün, bireysel tasarruflarını değerlendirmek için finansal mahiyette yatırım veya yatırıma aracılık hizmeti alan bireylerin, TKHK'nun 49. hükmü ile sağlanan yasal güvenceye aykırı şekilde tüketicinin korunmasına ilişkin ilke ve düzenlemelerin kapsamı dışında tutulması sonucunu doğurmaktadır. Davalı tarafından davacıdan alınan finansal hizmetin ticari veya mesleki amaçla olmadığı zira bireysel nitelikteki tacir olmayan gerçek kişi genel müşteri sınıfındak i davalının kazanç elde etme amacının tek başına tüketici sıfatını etkilemeyecektir. Aksi durumun kabulü halinde bireysel nitelikteki banka ve aracı kurum müşterilerin tamamının vadeli mevduat hesabı işlemi veya herhangi bir finansal işlem yaptıklarında dahi ticari amaçla hareket ettiğinin kabulünü getireceği ve bu durumunda 6502 sayılı TKHK kanunun konuluş amacına yukarıda yer alan 3/k. bendine aykırı olacağı açıktır. O halde, uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Başka bir ifadeyle davalı, bu yatırım işlemlerini yaparken tüketici olarak hareket etmiş olup, 6502 sayılı TKHK’nın 3/k. bendinde tanımlandığı gibi ticari veya mesleki amaçlarla hareket ettiğini kanıtlayan bir iddia veya delil de dosyada mevcut değildir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... esas, ....karar, ... esas, 2021/721 karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... esas,... karar, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar ve ... esas, ... sayılı kararları da bu doğrultudadır. Bu açıklamalar sonucunda taraflar arasındaki ilişki 6502 sayılı Yasanın 3/(1)-k ve 49. maddeleri uyarınca yatırım sözleşmesi niteliğindedir. Davacı ise somut dosyada ticari ve meslek amaçlı hareket etmeyen bireysel yatırımcı olduğundan tüketici konumunda olup dava tarihi itibariyle bu tür davalarda Tüketici Mahkemesi görevlidir. HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır