İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/83 E. 2023/903 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/83
- Karar No
- 2023/903
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/83 Esas KARAR NO : 2023/903 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 03/02/2021 KARAR TARİHİ : 21/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, müvekkili aleyhine 200.000,00-TL bedelli 03.06.2019 düzenleme ve 04.09.2019 vade tarihli bir adet sahte senet dayanak yapılmak suretiyle ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ödeme emri müvekkilin vekalet ilişkisi bulunmayan... tarafından takibin açıldığı gün olan 09/07/2019 tarihinde tevdi suretiyle tebliğ alındığını ve dosyanın haberi olmadan kesinleştiridiğini, müvekkilinin eşi ... iş hayatında yaşadığı mali sıkıntılarından dolayı tefecilik yaptığını öğrendiğimiz davalının yakınları olan ... ve ...'den borç almak durumunda kaldığını, müvekkil eşinin zor durumda olduğunu bildiği için davalı ... tarafından Noterliğe gitme teklifini kabul etmiş ve davalı tarafından müvekkilinin eşine verdikleri 95.000,00-TL paraya karşılık müvekkilin vekaletname imzalaması gerektiği söylendiğini, ev hanımı olanı müvekkilin üzerine kayıtlı bir tek oturdukları evi bulunduğunu, eşinin ise herhangi bir malvarlığı bulunmadığını, bu nedenle davalı ve kardeşlerinin 95.009,00 TL karşılığında bahsetmiş oldukları vekaletnameyi, müvekkil ... adına düzenlettiklerini, ... 6.Noterliği'nin... tarih ve ... yev. nolu vekaletnamenin içeriğinde, 200.000,00 TL borç kaydı ile sözde müvekkile, vekil tayin edilen ...ve ... şeklinde iki avukat isminin de geçmekte olup, müvekkilin bu kişileri kesinlikle tanımadığını ve herhangi bir vekalet ilişkisi de bulunmadığını, müvekkilinin noterde imzalatılan evrak dışında başkaca hiçbir evrak, bono vs. imzalamadığını, vekaletnamenin alındığı gün, davalı ... tarafından 03.06.2019 düzenleme tarihli bir bonoya dayalı olarak ... 13.İcra Müdürlüğu'nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilimin borçlu olarak göründüğü 03.06.2019 düzenleme tarihli senet üzerindeki imzanın kesinlikle müvekkile ait olmadığını, bonodaki imzanın müvekkili eli ürünü olmadığının Adli Tıp tarafından incelendiğinde görüleceğini, davalı ve yakınlarının müvekkilinin bilgisizliğinden ve zor durumundan faydalanarak, tamamen haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak organize bir şekilde tefecilik, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerini, işlemişlerdir. bu konuda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ...'in ... 6.Noterliği'nin ... tarih ve ... yev. nolu vekaletteki bilgileri ile müvekkilin imzasını taklit edilerek bir adet bono düzenlendiğini ve icra dosyası ile müvekkilin taşınmazı satış aşamasına getirildiğini, vekaletname ile senedin vade tarihinin aynı olmasının da bu işlemlerin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilim davalıya böyle bir senet vermediğini, davalı ile bu borca sebebiyet verecek herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, icra dosyasından da görüleceği üzere senette bulunan imza ile dava vekaletnamesinde bulunan imza arasına benzerlik bulunmadığını, müvekkil aleyhine, anılan icra takibi yapmasının hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilin, takip toplamı meblağdan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle müvekkil aleyhine yapılan takipte müvekkilin borçlu olmadığının tespitine ve takibin müvekkil açısından iptaline karar verilmesini, takip borcunun cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalırması durumunda işbu davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğin, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve kötüniyetli davalının, İİK gereğince haksız olarak talep ettiği takip meblağı olan 200.000,00.-TL'nın 96 20'sı oranında kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesi de hakkaniyet gereği olacağını belirterek yapılacak yargılama sonucunda müvekkilin ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası açısından barçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın kötüniyetli oluşu nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemesine hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının aksine davacı ...'nin müvekkilinden almış olduğu borç neticesinde, tamamen kendi hür iradelesiyle 200.000,00 TL senedi imzaladığını, 200.000,00 TL borç kaydı bulunan ... 6. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye no.lu vekaletmesinin de kendisi tarafından imzalandığını, söz konusu icra dosyasında eşi Nevzat Belge tarafından verilmiş muvafakati gösterir ... tarih ve ... yevmiye no.lu muvafakatnamenin de mevcut olduğunu, bu belgelerin bizzat kendileri tarafından imzalandığını, söz konusu vekaletnameye karşılık davacının herhangi bir inkarının dava dilekçesinde de mevcut olmadığını, kendi bilgisi dahilinde bizzat kendisi tarafından imzalanmış olduğunun davacının dava dilekçesindeki beyanlarında da geçtiğini, noterlerin, hukuki güvenliği sağlamak ve çıkabilecek uyuşmazlıklara engel olmak için hukuki işlemleri belgelendirerek veya onaylayarak bunlara resmiyet kazandırmak ve kanunlar tarafından kendilerine yüklenen diğer görevleri yerine getirmekle yetkili ve görevli kılınmış kamu hizmeti gören kişiler olduğunu, davacı tarafın vekaleti noter aracılığıyla ve tamamen kendi hür iradesiyle düzenlediğini, noter tarafından davacının onayı alınmadan böyle bir belgenin düzenlenmiş olmasının düşünülemeyeceğini, bilgisi dahilinde ve kendi hür iradesiyle düzenlemiş olduğu bir vekaletname için hileden söz etmenin mümkün olmadığını, bununla ilgili olarak 6100 sayılı HMK'nın 204/2 maddesinde: " ilgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." diyerek yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgelerin, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılacağının açıklandığını, ... 13. İcra Dairesi ... Es. sayılı dosyasının dayanak belgesi olan işbu davaya konu senette, kesinlikle davacı tarafından bizzat imzalanarak müvekkiline verildiğini, bilirkişi tarafından imza incelemesi yapıldığında bu durumun net bir şekilde ortaya çıkacağını, yapılacak olan imza incelemesi bakımından, bulunması halinde davacının başkaca dosyalarda yapmış olduğu imza itirazlarındaki imzalarınında incelenmesini talep ettiklerini, gerek söz konusu vekaletname gerekse davaya konu senedin, tamamen hukuka uygun bir şekilde davacının hür iradesiyle düzenlenmiş olmakla birlikte üzerlerindeki imzalarda bizzat davacının el ürünü olduğunu, davacının aradan bunca zaman geçtikten sonra kandırılmış olduğuna yönelik iddiaları borçtan kurtulma çabasının açık bir göstergesi olduğunu, bir algı yaratma çabası içerisinde olup bu sayede borçtan tamamen kurtulma amacı güttüğünü, yapılan tüm işlemler hukukun belirlediği sınırlar içerisinde taraflarların özgür iradeleri ile yapıldığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının, noter senedindeki, evlenme defterindeki, tapudaki imzalar veya bir davada taraf veya tanık sıfatı ile mahkeme huzurunda attığı imzaların araştırılarak, tarih bakımından davaya konu senetten önce veya yakın tarihte olanlarının işbu dosyaya istenilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 6. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye no.lu vekaletmesi, ...13. İcra Dairesi ... Es. sayılı dosyası, ... CBS ... soruşturma sayılı dosyası, davacının imza asılları, bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu raporu delil olarak değerlendirilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın grafoloji bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; 03/06/2019 düzenleme, 04/07/2019 ödeme tarihli 200.000,00 TL bedelli bonodaki davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususlarında hazırlanan 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu belgedeki imzalar ile ...'nin mevcut karşılaştırma imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; fotokopi ve çıktı belgelerde tespit edilebilen grafolojik tanı kriterleri dikkate alındığında; imzaların başlangıç hareketlerinde kısmi benzerlikler, bitiş hareketlerinde ve ara gramalarında farklılıklar görüldüğü, imza boyut ve imza kısımları arasındaki orantı ve doğrultu gibi ıslak imzalı olmayan fotokopi, çıktı gibi belgelerde saptanabilen diğer grafolojik tanı kriterleri bakımından değerlendirildiğinde inceleme konusu belgedeki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nin eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'ne sevki ile hazırlanan 08/08/2023 tarihli raporda; İnceleme konusu senette ... adına atılı borçlu imzaları ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu bildirilmiştir. ATK raporunun usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması, bono aslı üzerinde doğrudan inceleme yapılması, belge asıllarının tamamının dosyaya kazandırılmış olması sebebiyle bilirkişi raporuna karşı itirazların reddi ile dosyaya daha önce gramofoloji uzmanı bilirkişi ... tarafından sunulan bilirkişi raporunun belge fotokopileri üzerinden yapılan bir inceleme sonucu hazırlanmış olması, bono fotokopisi üzerinden yapılan incelemenin Yargıtay içtihatları ışığında hükme esas alınamayacağı ve bu bağlamda belge fotokopileri üzerinden yapılan bir inceleme ile belge asılları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan ATK raporunun muhteviyatı itibariyle çelişki arz edemeyeceği kanaatiyle tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine karar verilmiştir. TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas 2011/607 Karar 2003/19-781 Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun 2017/19-821 E-2019/58 K sayılı kararı) Somut olayda yukarıda değinilen usul hükümleri ile içtihatlar ışığında dayanılan vakıalara göre ispat külfeti davalı alacaklı tarafta olup davalı alacaklı 200.000,00-TL bedelli 03.06.2019 düzenleme ve 04.09.2019 vade tarihli senede dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve senet üzerindeki imzanın sahte olduğu iddiasına ilişkin olarak düzenlenen 08/08/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi raporu ile 200.000,00-TL bedelli 03.06.2019 düzenleme ve 04.09.2019 vade tarihli senet üzerindeki imzanın ...'nin eli ürünü olduğu olduğu tespit edilmiş ve davalı alacaklı tarafça imza inkarının haksız olduğu dolayısıyla alacak iddiası ispat edilmiş olmasına karşın davacı borçlu tarafça aksi ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalının tazminat talebinin İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 269,85-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.434,87-TL harçtan mahsubu ile artan 3.165,02-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 3.250,00-TL yargılama giderinin (Adli Tıp Kurumu fatura gideri) davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.21/12/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır