İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/780 E. 2024/825 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/780
- Karar No
- 2024/825
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/780 Esas KARAR NO : 2024/825 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 31/12/2020 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı şahıs tarafından ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Es. sayılı dosya kapsamında takip başlatıldığını, yapılan takibin usule aykırı olduğu gibi davalı tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, müvekkilin böyle bir borcu bulunmadığını, davalı tarafa müvekkil tarafından verilen 75.00 TL bedelli bir bononun söz konusu olmadığını, iddia edildiği şekilde icra takibine konu yapılan sahte bononun müvekkil tarafından verilmediğini, müvekkilinin hiçbir zaman borç evrakı imzalamadığını, tarafla birebir hukuku bulunmadığını, ancak müvekkilinin ... ne başvurusu esnasında üyelik belgeleri imzalarken kendisinden alınan imza belgesinin davalı tarafından ele geçirilerek itiraz ve dava konusu dosyaya takip konusu yapıldığını, üyeliği süresince normal şekilde tüm ödemeleri yaptığını ve tapu belgesini de aldığını, her ne kadar davalı alacaklı iddiası ile alacaklı olduğu iddiası ile ve bono olduğunu ileri sürerek kambiyo takibi başlatmış ise de takibe konu belgenin bono olmayıp önceden yönetim tarafından imza belgesi örneği olarak alınmış bir belge olduğunu, ayrıca yapılan araştırmalar sonucunda davalı tarafından çok sayıda kooperatif üyesi hakkında aynı şekilde sahte evrakla icra takibi yaptığı bilgisinin edinildiğini, davalını kötü niyetli ve haksız olup sahte evrak ile borcu olmayan müvekkil hakkında yasal olmayan icra takibi başlatmış ise de yapılan takip ve ödeme emrinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ve aynı şekilde imzaları kullanarak adlarına sahte evrak üretilen çok sayıdaki kooperatif üyesinin yapmış olduğu şikayet sonucunda ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinde ...Es. Sayılı dosya kapsamında davalı Davut Başkan dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarında yargılandığını, ahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde de tespit edileceği üzere davacı ... ile davalı ...Şti arasında ne normal ne de ticari hiçbir alışveriş gerçekleşememiştir. Bu durum tarafların ve özellikle ... adlı şirketin tüm ticari defterleri ve resmi muhasebe kayıtlarının ilgili bilirkişi tarafından yapılacak inceleme sonucu ortaya çıkacaktır. Davacı müvekkil Diyanete bağlı cami imamı olup davalı şirkete karşı borçlu olmasını gerektirecek hiçbir neden bulunmadığını, tüm bu açıklamalar neticesinde davacı müvekkil hiçbir borç evrakı imzalamamış ve takibe konu şekilde de imzalı borçlanacağı herhangi bir senedi davalıya vermediğini, borcu bulunmayan müvekkilin haksız takibi bertaraf edebilmesi için menfi tespit davasını açma gerekliliği ortaya çıktığını belirterek, davaya konu ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibine konu belgenin sahte ve taşıma imza ile türetilmiş bir belge olması ve davacı müvekkilinin davalı şirkete hiçbir borcunun bulunmaması sebebiyle davalı aleyhine açtıkları menfi tespiti ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalıya yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 18. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyası, ... 30. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, dava konusu bono asılları, imza örnekleri, İTO kayıtları, ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir grafoloji bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; 10.02.2015 ödeme tarihli 75.000,00-TL bedelli bononun sonradan oluşturulup oluşmadığı hususunda hazırlanan 10.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu 2020/780 esas sayılı dosyadaki 09.03.2015 düzenleme, 09.06.2015 ödeme tarihli 75.000 TL bedelli bononun alt kenar uzunluğunun 195 mm, üst kenar uzunluğunun 192 mm, sağ kenar uzunluğunun 133 mm, sol kenar uzunluğunun 131 mm olduğu, sol kenar ve üst kenarı boyunca düzensizlikler izlendiğinden (Resim 2:kırmızı oklar) söz konusu belgenin kesilerek oluşturulduğu, "Ödeme günü: ........ İşbu emre...............kabul ederim. Düzenleme Tarihi:09.03.2015" yazısının belgenin diğer kısımları ile uyumsuz olduğu, daha küçük punto, farklı satır aralığı ve farklı yazı formatı ile oluşturulduğu saptandığından, söz konusu belgenin farklı bir belgeden dönüştürülmek sureti ile oluştuğu bildirilmiştir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845). TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas ... Karar ... Esas ... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı) Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü tahrifat ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu 10/02/2015 düzenleme, 10/05/2015 ödeme tarihli 75.000,00 TL bedelli bononun sonradan oluşturulup oluşmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 10/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu belgenin farklı bir belgeden dönüştürülmek sureti ile oluştuğu bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 10/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davalı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen bononun farklı bir belgeden dönüştürülmek sureti ile oluştuğu kanaatine varılmış ve İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas, ... Karar numaralı dosyasının incelenmesi neticesinde dosyamız davacısının ceza dava dosyasında katılan sıfatıyla yer aldığı, davamız konusu olan belgeye ilişkin sahtecilik ve dolandırıcılık inatlarına dair yargılama yapıldığı ve dosya kapsamında soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek dava konusu belgenin farklı belgelerden dönüştürülmek suretiyle oluşturulduğu kanaatiyle dosyamız davalısı olan sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, gerek ceza dava dosyasında gerekse huzurdaki dava dosyasında alınan raporlarının tamamının birbirini doğrular mahiyette olması yanında davanın açılmasına sebebiyet veren olayın 08/06/2018 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde ceza dava dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesinin işbu dava dosyasına makul sürede etki göstermeyeceği değerlendirilmekle; adil yargılanma hakkının bir şubesi olan makul sürede yargılanma hakkına halel getirmemek ve taraflar açısından hak kaybına yol açmamak amacıyla ve gerek ceza dava dosyasında gerekse huzurdaki dava dosyamızda alınan bilirkişi raporlarının bütünüyle uyum içinde olması gerekçesiyle ilgili ceza dava dosyasının bekletici mesele yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenlerle davanın kabulü ile, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden iptaline, tarafların kötü niyet tazminat talepleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden İPTALİNE, 2-Tarafların kötü niyet tazminat talepleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 5.123,25-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.674,80-TL toplam peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.448,45-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 1.280,82-TL peşin harç, 393,98-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 509,00-TL posta giderleri olmak üzere toplam 5.738,20-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 7-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.19/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*