İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/25 E. 2023/845 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/25
Karar No
2023/845
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/25 Esas KARAR NO : 2023/845 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 21/09/2018 KARAR TARİHİ : 07/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Ltd. Şti. ile davalı ... arasında imzalanan ... 3. Noterliği'nin ... sözleşme numaralı ... tarih ... yevmiye numaralı finansal kiralama sözleşmesi gereğince müvekkil şirket sözleşme gereği kiralanan makinelerin kiralannı ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı şirketin ise taksitlerin tamamının ödenmesi halinde sözleşme konusu makinelerin mülkiyetini ... Ltd.Şti.ye geçirmeyi taahhüt ettiğini, Müvekkilinin bu sözleşmeye kefil olduğunu, ... Ltd.Şti. sözleşme gereğince ödemesi gereken taksitlerin yarısına yakın kısmını ödediğini, bu taksitler ödendikten sonra da ... Ltd.Şti. temerrüde düştüğünü ve makinelerin davalı tarafından teslim alındığını, Teslim tarihi itibariyle 3 yaşında yani yeni olan makinelerin 2. El rayiç bedeli sözleşmeden kaynaklanan bakiye borç miktarını fazlasıyla karşılayacak nitelikte olduğunu, davalının malı daha sonra düşük fiyatla sattığı iddiasıyla müvekkilinin ... 9. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından takip etmesi ve haksız davalarla taciz etmesi sebebiyle işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyan ederek davalarının kabulü ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 9. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası, kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan bir takip olup takibin dayanağı davalının kefil olarak imzalamış olduğu bonolar olduğunu, davacının, dava dışı finansal kiracının imzalamış olduğu finansal kiralama sözleşmesindeki bir takım hususlara değinerek borçlu olmadığını iddia etmiş ise de takibin dayanağı kambiyo senedi olduğundan ve kambiyo senetleri asıl borç ilişkisinden bağımsız bir borç ilişkisi doğurduğundan menfi tespit istemine ilişkin gerekçelerin takip dayanağı kambiyo senetleri ile sınırlı olması gerektiğini, Davacı vekilinin, kambiyo senetlerinden doğan defi ve itirazlar yerine temel ilişkiye giderek dava dışı kiracıya ilişkin defi ve itirazları ileri sürmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı vekilinin, dava dışı ... şirketine ait bir takım defileri ileri sürdüğünü, Her ne kadar, davacının dava dışı finansal kiracı Marafil şirketine ait defileri hukuken ileri süremeyecek ise de dava dilekçesinde bu konuda bir takım iddialarda bulunduğundan bu iddialara cevap vermek zarureti doğduğunu, bunların hiç birisinde finansal kiralama konusu malın kiracıdan alındıktan sonra satışının hangi kriterler kullanılarak yapılacağı belirtilmediğini beyan ederek eksik harcın tamamlattırılmasını, davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, finansal kiralama sözleşmesi, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası, ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası, ... 13. İcra Dairesinin ... talimat sayılı dosyası, ... 3. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı 10614 sözleşme örneği ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Mahkememizin 2018/889 esas 2019/492 karar tarihli dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2019/2139 esas 2019/2871 karar 30/12/2019 tarihli ilamıyla " Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davacı taraf, davalının senetlere dayalı icra takibi başlattığını, finansal kiralama konusu malın davalı tarafından dava dışı finansal kiracıdan alındığını ve üçüncü kişiye satıldığını, ancak satış bedelini bilemediklerini iddia etmiş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava konusunun değerinin açık ve net bir şekilde bildirilmediği, harca esas değerin de bir haftalık süre içerisinde belirtilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı taraf finansal kiralama konusu malın kaça satıldığını bilemedikleri için bu şekilde dava açtıklarını beyan etmiş, davalı taraf ise yargılama süresince finansal kiralama konusu malların üçüncü kişilere ne miktara satıldığı hususunda olumlu, olumsuz bir beyanda bulunmamıştır. Davacı taraf da dava değerini 250.000,00 TL olarak belirtmiş ve bu miktar üzerinden harcını yatırmıştır. Davalı tarafın başlattığı icra takibi kambiyo senetlerine özgü takiptir. Ayrıca davacı taraf, davalının kiralama konusu malların ne kadara satıldığı konusunda beyanda bulunması halinde dava konusu miktarı netleştireceklerini beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece davalı tarafa finansal kiralama konusu malların ne kadara satıldığı hususunun açıklattırılarak davacı tarafa bundan sonra dava konusu miktarı beyan etmesi ve buna göre harç yatırması için kesin süre verilmesi gerekirken bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." bahisle kaldırılmıştır. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; finansal kiralama sözleşmesi konusu makinelerin satım tarihindeki değerlerinin tespiti ile satışına konu 3. kişiye yapılan satış bedelinin piyasa rayicine uygun olup olmadığı hususlarında hazırlanan 19/07/2022 tarihli bilirkişi raporusun sonuç kısmında, davalı şirket ile dava dışı ... Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında ... 3. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numarası ile tasdikli ... söz. no.lu Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, Sözleşmenin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı le davacı ... tarafından imzalamış olduğu, sözleşmenin 43.maddesi ile, Kiracının ödemekle yükümlü olduğu kita ve temerrüt faizi için müşterek borçlu müteselsil kefilin sorumlu olacağının belitlenmiş olduğu, davalı ... A.Ş. tarafından 16.07.2014 tatihinde davacı hakkında ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... F. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğu, rapor içerisinde açıklandığı üzere; kiracı şirketten iade alınan malların üçüncü kişilere satış tatihi itibariyle halen davalı şirkete 634.315,20 USD TI. Kira borcu bulunduğu ve bu tutara 170.709,31 USD Temerrüt Faizi hesaplandığı, davacı ... 'in Kira ve temerrüt faizi borcundan sorumlu olduğu bildirilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; finansal kiralama sözleşmesi konusu makinelerin satım tarihindeki değerlerinin tespiti ile satışına konu 3. kişiye yapılan satış bedelinin piyasa rayicine uygun olup olmadığı hususlarında hazırlanan 11/12/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında, davalı ...Ş tarafından satış tarihi ve satılan malın özellikleri aşağıda belirtilen menkuller satıldığı, satış tarihi 30 Nisan 2015’de (dolar kuru 2.65 TL) 3 Adet 2011 Model ... Tipli, İplik Büküm Makinesi 1 Adet 2011 Model ... marka 2011 Model ...Tipli, İplik Sarım Makinesinin satış bedelinin KDV hariç 21.500,00 TL’ye, 8 Adet 2011 Model ... marka 2011 Model ...Tipli, 120 İplik Büküm Makinesinin satış bedeli KDV hariç 52.000,00 TL’ye, 1 Adet 2011 Model ... marka ...Makinesinin 2 Adet 2011 model ... Marka ...Tipli Bobinden Bobine Aktarma Makinesinin 2 Adet 2011 model ... Marka ...Tipli, İplik Büküm Makinesinin satış bedeli KDV hariç 66.500.00 TL’ye olmak üzere toplam satış değeri 140.000,00-TL olduğu, davalı ...Ş. mahkemenize sunmuş olduğu 26/09/2022 tarihli dilekçesinde “Makinaların sökümü, nakliyesi ve depolaması çok yüksek miktarlar teşkil ettiğinden makinalar sökülmeksizin yerinde satışına gidilmiştir. Bu çerçevede yapılan teklifler de söküm, nakliye ve depolama giderleri göz önüne alınarak yapılmıştır.” ifadesini kullandığı, bu kapsamda “yerinde satışına gidilmiştir” ibaresi ile tarafımızca anlaşılan davalı tarafça satışa kadar ilave bir depolama bedelinin ödenmediği yönünde olduğu, yine davalı ...Ş.'nin 26/09/2022 tarihli dilekçesinde “Bunlara ilaveten sökülmüş ve parçalara ayrılmış makinanın satış fiyatı, yerinde kurulu vaziyette durana ve bir bütünlük arzeden makinaya göre daha düşük olacaktır.” ifadesini kullandığı, bu hususa ilişkin; satışı gerçekleşen makinaların çok sayıda alt sistemden oluşan, çok parçalı, büyük boyutlu makinalar olması sebebiyle sıfır ya da ikinci el piyasadan hangisinden olursa olsun temini durumunda “yerinde kurulu vaziyette durana ve bir bütünlük arzeden makinaya göre daha düşük olacaktır” ibaresinde belirtildiği üzere bir bütünlük arz edecek şekilde ya da kurulu olarak alınamayacağı, satış esnasında kurulu ya da bütünlük arz etse de nakliye esnasında söküm işlemi gerçekleşmek zorunda olduğu, bir bütün halinde nakliyenin makinaların boyutları, yükleme ve indirme esnasında görebilecekleri zarar ve bütün halinde boyutları nedeniyle taşıma araçları kapasitesinin üzerinde olması nedeniyle demonte nakliyesi kaçınılmaz olduğu, demonte nakliye bahsi geçen türde makinalar için ikinci el fiyatı azaltan bir husus değil, zaruri bir yöntem olduğu, ikinci el makine satışlarında nakliye büyük çoğunlukla alıcıya ait olmakla birlikte, satış fiyatına satıcı tarafından fiyatı belirlerken nakliye eklenmesi nakliyenin nereye yapılacağının bilinmemesi nedeniyle net bir husus olmadığı, alıcının belirlenmesinden önce çıkarılabilecek nakliye fiyatlarının farazi olmaktan öteye geçmeyeceğini, ikinci el makine fiyatlandırmalarında nakliyenin, satıcı için fiyat belirleme kriteri olmaktan çok alıcı için bütçe tespiti kriteri olduğu, bahse konu olayda; ikinci el piyasa fiyatlarından farklılık yaratabilecek hususların makinelerin arıza, bakım, eksik veya kusurlu parça durumları ile nakliyeye hazır hale getirilmesi için gerekli söküm faaliyetleri için gereken bedeller olduğu, satışı gerçekleşen makinelerde piyasa fiyatlarından farklılık arz edebilecek hususlar da değerlendirilerek bir fiyatlandırma yapıldığı, davalı tarafından sunulan “... A.ş.” ye ait ...firmasında makineleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde oluşturulan 12.09.2014 tarihli değerleme raporunda değerlemeye konu makinelerin demontaj maliyetinin rapor tarihi itibarı ile yaklaşık 40.000 TL olacağı, nakliye bedelinin ise 7.500 TL olacağı belirtilmiş olup nakliye bedelinin değerlemede esas alınmayacağı, söküm bedelinin ise davaya konu makinelerin satış tarihi olan 30 Nisan 2015 itibarı ile kur karşılığı olarak yaklaşık 50.000 TL olarak alınacağı, arıza ve bakım giderleri (işçilik ve yedek parça dahil) yerinde inceleme ile tespitli değerleme raporundan, değerleme tarihi itibarı ile döviz cinsi tutarların kur karşılıkları olarak alınacağı, satış tarihi rayiç bedelinin emsal makineler üzerinden satış tarihindeki kur karşılığı olarak alındığını, yapılan değerlemeler doğrultusunda davalının dosyaya sunduğu "spk lisanslı değerleme firması olan Denge Değerleme" raporundaki bulgular (arızalar, bakım giderleri, söküm giderleri) ışığında oluşturulduğu, rayiç bedelin bakımlı, çalışır emsal ortalaması olarak düşünülerek arıza/bakım giderleri için harcanacak bedelin, rayiç bedelden düşülmesi gerektiği, yapılan kıymetlendirmelerin KDV hariç bedelleri gösterdiği, Satış Gören Makinaların Satış Tarihi İtibarı ile Değerleme toplamının 935.127 TL Olduğu bildirilmiştir. Dava dosyasının rapor veren finansal kiralama konusunda uzman bilirkişi ile makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdii ile, menfi tespit davalarında dava tarihi itibariyle borçluluk durumunun esas alınacak olması nedeniyle ... 9. İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasındaki takip çıkış miktarından sonra faiz yürütülmek suretiyle tarafların itirazları değerlendirilmek suretiyle malların satım değerleri ve piyasa rayiçleri üzerinden alternatifli olarak TBK m. 100 hükümleri de dikkate alınarak dava tarihi olan 21/09/2018 tarihindeki borçluluk durumunun tespiti hususunda hazırlanan 26/08/2023 tarihli ek raporda, 21.09.2018 dava tarihi itibarıyla toplam borç miktarı (686.859,86 USD+118.164,65 USD+709.755,19 USD= 1.514.779,70 USD olduğu, sözleşme konusu satışı yapılan malların değerleme bedeli olarak belirlenen 935.127,00 TL tutarının USD karşılığı olan 350.970,95 USD tutarının mahsubu neticesinde ise; davalı şirket alacağı (686.859,86+170.709,31+350.970,95 =506.598,22 USD olduğu, 506.598,22 USD Kira alacağına 30.04.2015 satış tarihinden itibaren dava tarihi olan 21.09.2018 tarihine kadar (506.598,22 USD x 1240 gün x 030 / 360X) 523.484,83 USD faiz hesaplandığı, 21.09.2018 dava tarihi itibarıyla toplam borç miktarı (506.598,22 USD+4523.484,83USD= 1.030.083,05 USD olduğu bildirilmiştir. TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas 2011/607 Karar 2003/19-781 Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun 2017/19-821 E-2019/58 K sayılı kararı) Somut olayda yukarıda değinilen usul hükümleri ile içtihatlar ışığında dayanılan vakıalara göre ispat külfeti davalı alacaklı tarafta olup davalı alacaklı finansal kiralama sözleşmesine dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve alacak iddiasına ilişkin olarak düzenlenen 26/08/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile toplam alacak miktarının 1.030.083,05 USD olduğu tespit edilmiş ve davalı alacaklı tarafça alacak iddiası ispat edilmiş olmasına karşın davacı borçlu tarafça aksi ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 269,85-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 15.969,71-TL harçtan mahsubu ile artan 15.699,86-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-HMK 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.07/12/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/25, K. 2023/845, T. 07.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-25-e-2023-845-k-366a75edb71f