İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/61 E. 2025/249 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/61
- Karar No
- 2025/249
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/61 Esas KARAR NO : 2025/249 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/01/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, uluslararası taşıma lojistik faaliyeti ile iştigal ettiğini, bu kapsamda davalıya ait ürünlerin uluslararası taşınması ilişkin taşıma/lojistik işlemlerinin müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, söz konusu ürünleri taşıdığını, faturaların kesildiğini, fakat borçlu şirketin borcunu ödemediğini, işbu alacağın tahsili için ... 9. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyası ile borçlu aleyhine17.889,84-USD tutarında takip başlatıldığını, borçlunun takip başlatıldığı gün bir kısım borcunu müvekkil firmaya ödediğini, bakiye 14.200,00-USD borcu kaldığını, borçlunun borca itirazının akabinde taraflar arasında borcun ödenmesi amacı ile 05.10.2023 tarihinde protokol imzalandığını ve borcun ödenmesi hususunda uzlaşma sağlandığını, bu protokole rağmen ödemelerin yapılmadığını, davalının protokol hükümlerine uymaması nedeni ile .. 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Diş. Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, arz olunan sebeplerle davalının. ... 9. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, kısmi ödeme dikkate alınarak takibin 14.200-USD üzerinden devamına, davalının 4020'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafından başlatılan icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, cari hesap ekstresinin ve faturaların tek başına delil teşkil edemeyeceğini, cari ekstrede verilen hizmete ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığını, müvekkiline tebliğ edilen herhangi bir cari fatura olmadığını, taraflar arasında cari sözleşme de bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine, davacı aleyhine 9020'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf davalıya ait ürünlerin uluslararası taşıması için taşıma/lojistik işlemlerini davacı şirketine yaptığını davalı şirketin taşıyıcı olduğu emtialar ile ilgili alt taşıyıcı olarak davacı tarafından taşındığını davacının davalıya fatura kestiğini fakat davalı tarafın borcunu ödememesi sebebi ile davacının ... 9.İcra Müd. ... esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine 17.889,84-USD tutarında takip başlattığını borçlu davalı tarafın takibin başlatıldığı gün borcunun bir kısmını ödediğini ve 14.200,00-USD borç kaldığını belirterek davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 14.200,00-USD üzerinden devamını talep etmiştir. ... 9.İcra Müd. ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...Şirketi Borçulunun... Şirketi olduğu alacak kaleminin 17.889,84-USD'lik cari hesap ve fatura alacağı olduğu anlaşılmıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Davalı taraf ise davanın reddini talep etmiştir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı tarafa hizmet verdiğini ve hizmet karşılığında hizmet bedelini alamadığını ispatlamak durumundadır. Davacının yapmış olduğu icra takibinde haklı olup olmadığı ve davalıdan alacağının olup olmadığı hususunda dosya bilirkişiye gönderilmiş bilirkişi dosyaya sunmuş oldukları raporda davalı tarafın süresinde sunmaması sebebi ile defterlerin incelenemediği davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede ise davacının Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olduğu, ibraz edilen defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı görülmüştür. Davacı Alacağı Yönünden: Davaya konu olan fatura ve cari hesap incelemeye konu edilen faturaların davacının defter ve kayıtlarında yer aldığı, davacı şirketin 25.08.2023 takip tarihi itibariyle 14.739,84 USD cari hesaba bağlı bakiye asıl alacağının kaldığı, ancak davacının 14.200,00 USD alacak talebinde bulunduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği davacı alacağının 14.200,00 USD olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Davalı tarafın rapora itirazlarının değerlendirilebilmesi için dosya bilirkişiye gönderilmiş bilirkişi dosyaya sunmuş olduğu ek rapor da Mahkemenin verdiği yetki çerçevesinde davalı şirketin defter ve belgeleri incelenmiş olup, davalı tarafından ibraz edilen 2023 yılına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden davalı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Hesap yönünden yapılan incelemeye göre ise davalının kendi defter kayıtlarında davacının tanzim ettiği faturaların kayıtlı olduğu, takip talebine konu olan faturaların yevmiye defterinde kaydının olduğu, 25.08.2023 icra takip tarihi itibariyle davalının 28.986,50 USD cari hesaba bağlı borcunun bulunduğu, 01.10.2023 tarihi itibariyle yapılan davalı ödemeleri nedeniyle işbu borcun 13.704,38 USD'ye düştüğü tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından kök rapora itiraz dilekçesinde, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı ve davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadı imişse de tarafıma ibraz edilen defter ve kayıtlarda taraflar arasındaki ticari ilişkin varlığının görüldüğü, bu ticari ilişkiye göre davalının, takip tarihi itibariyle 28.986,50 USD borcunun bulunduğu, icra takibinden sonra 01.10.2023 tarihinde yapılan ödemeler sonucu bu borcun 13.704,38 USD'ye düştüğü tespit edilmiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde sonuç olarak kök raporda varılan kanaatte herhangi cihetine gidilmemiştir. Şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Her ne kadar bilirkişi ek raporunda davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının 13.704,38-USD alacaklı olduğu anlaşılmış ise de bilirkişi ek raporunun 3.sayfasında 28.986,50-USD'lik tutardan ... tarih ... yevmiye nolu 255-USD'lik iade faturasının düşülmesi neticesinde bakiyenin 28.731,54-USD olması gerekirken 28.231,54-USD olarak yazıldığı anlaşılmış olup rapor sonucunda bulunan 13.704,38-USD'ye 499,96-USD'nin eklenmesinde davacının alacağının 14.204,34-USD olduğu tespit edilmiş davacı taraf dava dilekçesinde 14.200,00USD üzerinden devamını istediğinden taleple bağlılık ilkesi gereğince 14.200,00-USD üzerinden hüküm kurulmuştur. HMK mad. 222/3 gereğince diğer tarafın kanunda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Yine fatura alan kişinin sekiz gün içinde itiraz etmemesi halinde, fatura içeriğini kabul etmiş sayılması (TTK mad. 21/2) kanuni bir karinedir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, karine temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır (HMK m. 190/2). Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Başka bir ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Faturayı alan muhatabın süresi içinde itirazda bulunmamış olması, fatura içeriğinde yer alan malın alıcıya teslim edildiğini göstermez. Ancak davalı yan yalnızca borcun olmadığı iddiasında bulunmuştur. Somut olayda davalı sözleşme kapsamında hizmet almadığını değil, hizmet karşılığı fatura bedellerinin ödendiği ve davacı alacaklıya borcu kalmadığı yönünde takip dosyasına itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, fatura bedellerinin ödendiği hususunda ispat yükü davalı taraftadır. Bu kapsamda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı tarafın defterleri ile davalı tarafın defterlerinin incelenmesi neticesinde davacının davalıdan 14.200-USD alacaklı olduğu anlaşıldığından davacının ticari defterleri HMK 222 kapsamında kendi lehine kesin delil niteliği taşımaktadır ve bu sebeple davacı taraf üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmiş ve davalı tarafın defterleri üzerinde yapılan incelemede de davalının davacıya 14.200,00-USD borcu olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar verilmiş taraflar arasındaki alacak likit olduğundan yargıtay içtihatları gereğince icra takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 77.418,40-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 14.200,00 Dolar asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 14.200,00 takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının dolar ile açılmış bir vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz uygulanmasına, asıl alacağın icra takip tarihindeki kuru üzerinden (27,26X2.840,00)77.418,40 TL %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 29.375,95-TL harçtan peşin alınan 4.904,30-TL harcın mahsubu ile icra takibi açılırken alınan peşin harç olan 2.468,39-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.003,26-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan427,60-TL başvurma harcının 4.904,30-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan toplam 1.500,00-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 4.120,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 68.797,04-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL bedelinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 8-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.16/04/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır