İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/404 E. 2025/202 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/404
- Karar No
- 2025/202
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/404 Esas KARAR NO : 2025/202 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/06/2023 KARAR TARİHİ : 09/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dilekçesinden özetle: Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında inşaat işi kaynaklı ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen işbu merdiven, boya işçiliği v.s gibi işlere dair müvekkili firma zaman içerisinde bir kısım faturaları davalı tarafın da bilgisi dahilinde keşide etmiş ve karşı tarafa ulaştırmış olduğunu, müvekkilinin yaptığı işler, her defasında rapor halinde müvekkili tarafınca, davalı tarafa sunulmuş ve ayrıca bizzat da davalı tarafından da kontrol edilmiş olduğunu, bu sayede müvekkilimiz, davalı tarafça da eksiksiz yapıldığı kabul edilen işleri karşılığında faturaları keşide edip karşı tarafa göndermiş olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu işlerin karşılığı ödemeleri yapılmayınca aralarındaki cari hesap iyice çoğalıp ve müvekkilinin alacakları da artmış olduğunu, karşı taraf sürekli bahaneler üreterek, bazen teslim aldığı işleri kusurlu gibi göstermeye çalışarak müvekkili tarafına ödemeye yapmamaya çalışmış olduğunu, davalı taraf bu güne kadar müvekkiline yaklaşık 5(Beş Milyon TL) hacminde iş yaptırmış fakat dava konusu edilen son ödemesini yapmamakta direndiğini, işbu sebeple yukarıda bahsi geçen faturalarla destekli cari hesap alacağının tahsili için taraflarınca ... 20. İcra Müdürlüğü -... E. Sayılı takip dosyası üzerinden 20.10.2022 Tarihli ilamsız icra takibi başlatmak zorunda kaldıklarını, Borçlu, vekili aracılığıyla yapılan itirazında, alacaklı müvekkili tarafına borçlu davalının böyle bir borcu olmadığını belirtmiş ve alacak dava şartı olan zorunlu arabuluculuk süreci başlatılmış ve son durum tutanağından da anlaşılacağı üzere arabuluculuk süreci anlaşamama ile sonuçsuz kaldığını, işbu davayı açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, davalı taraf haksız olarak ve hiç bir delil sunmaksızın icra takibine itiraz etmiştir. TTK'nun 23/2. maddesi uyarınca “Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren 8 (sekiz) gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.” Kaldı ki; faturaya konu olan iş eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlanıp teslim edilmiş olduğunu, kendisi de tacir olan davalı borçlunun teslim aldığı mallara ilişkin basiretli bir tacir olarak TIK ve BK hükümleri çerçevesinde hiçbir itirazının bulunmadığı açık olduğunu, davalının takibi haksız olarak durdurmaya yönelik itirazları da müvekkilimi zarara uğratma maksadını taşımakta olup; borçlunun kötü niyetli olarak davrandığını da açıkça göstermiş olduğunu, işbu itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu, davalı taraf söz konusu borca itiraz etmesiyle birlikte takip durdurulduğunu, müvekkili alacağına kavuşmamış ve günden güne zarar etmekte olduğunu, davalı borçlu tarafın müvekkili şirkete herhangi bir borcunun olmadığı iddiasının dayanaktan yoksun bir itiraz olduğunu, dava dosyasına sunulan ve celbi istenecek deliller, dosya üzerinde yapılacak incelemeler ile müvekkilin alacağının sabit olduğu tespit olunacağını, davalı borçlunun müvekkili şirket ile olan ticari ilişkisi, halen Müvekkil şirkete borçlu olduğunu gösterir cari hesap ekstresi ve tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelendiği takdirde, söz konusu borcun varlığının ortaya çıkacağını, netice itibari ile söz konusu itirazın kötü niyetli bir şekilde yapıldığı ortada olduğunu, davalının amacı müvekkili tarafının alacağına kavuşmasını geciktirmek ve müvekkili zor durumda bırakmakta olduğunu, haksız şekilde İcra Takibini uzatma amacı taşıyan İtirazın iptali ile haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20” sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmektedir. Ayrıca müvekkili alacaklı tarafının alacağının temini bakımından; gerek borçlu tarafa kestiği faturalar, gerek ticari defterler ile alacağının sabit olduğu ortada bulunmakla, davalı Borçlunun Yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ileride verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının İhtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş olduğu görülmektedir. Davalı Vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yazılı sözleşme gereğince davacı yüklenici sıfatına haiz olup sözleşmeden doğan edimlerini usülüne uygun olarak zamanında ve eksiksiz olarak getirmemiş olduğunu, taraflar arasında 19.11.2021 tarihinde ince inşaat işleri konulu “...Projesi Yüklenici Sözleşmesi” akdedilmiş olduğunu,davacı söz konusu şantiyede ince inşaat işlerini yapmayı üstlenmiş olup...Yüklenici Sözleşmesi kapsamında işin nasıl yapılacağı ve hak edişlerin nasıl doğacağı açık olarak düzenlenmiş olduğunu,davacı Sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini süresi içerisinde ve Sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmek zorunda olduğunu, yükümlülüklerine aykırı hareket eden davacının alacak talebinde bulunması hukuka aykırı olduğunu, sözleşme gereğince edim yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının hak ediş alacağının doğması mümkün olmadığını, her ne kadar Davacı tarafça Sözleşme kapsamınsa yapmış olduğu işlerin eksiksiz olarak gerçekleştirilmiş olduğu belirtilmiş ise de işbu durum gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça edim borcu zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiş olduğundan hak ediş alacağının bulunduğunun kabulü mümkün olmayacağını, davacı ... 18 Noterliği'nin... tarihli .. Yevmiye No'lu İhtarnamesi ile hak ediş alacağının bulunduğunu belirtmiş ise de Müvekkili Şirket tarafından ihtarname içeriği kabul edilmemiş olunduğu,keza hak ediş alacağının doğabilmesi için Sözleşme'de belirtilen gerekli işlemler yapılmadığı gibi bir çoğu da tamamlanmamış olduğunu,davacı Sözleşme gereğince edim yükümlülüğüne aykırı şekilde üstlenmiş olduğu işleri yarım bırakmak suretiyle inşaat alanını terk ederek işlerde gecikme yaşanmasına sebebiyet vermiş olduğunu, bu sebeple kendisine edim yükümlülüklerini yerine getirmek üzere işe başlaması ve iş programına uygun hareket etmesi için ... 25 Noterliği'nin ... Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile... tarihinde ihtar gönderilmiş olunduğunu,bu sebeple Davacının işleri eksiksiz olarak tamamlamış olduğu ve Müvekkil tarafından kabul edildiği iddiası gerçeği yansıtmamakla birlikte işbu cevap dilekçesi ekinde sunulu görseller davacının ince inşaat işlerinin süresi içerisinde tamamlanmayarak eksik bırakıldığı bu sebeple edim borcunun yerine getirilmemiş olduğu tespit edileceğini, davacı tarafından düzenlenen faturalara itiraz edilmemiş olması işin yapıldığı anlamına gelmeyeceğini, dava dilekçesinde işin eksiksiz olarak yapılmış olduğunu ve yapıldığı iddia olunan iş için düzenlenen faturaların Müvekkil tarafından itiraz edilmemesi sebebi ile kabul edildiği belirtilmiş ise de itiraza uğramayan fatura, iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımayamayacağını, TTK. m. 21/no.1 uyarınca, fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunması şar olduğunu, fakat borç ifa edildikten sonra düzenlenip verilmesinden hareket edildiği söylenemeyeceği için; bu hükme (TTK. m. 21/no.1) dayanılarak, itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını gösterdiği söylenemeyecektir. Denilmekte olunduğunu, TTK. m. 21/no.2'de ise; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmü gereğince kabul edilmiş sayılan içerik/” münderecat”; satılan malın veya yapılan işin adedi, türü, tutar gibi, faturaya yazılması olağan hususlar olarak kabul edilmektedir. Denilmekte olunduğunu, bu sebeple Kanun gereği itiraza uğramayan fatura; işin görüldüğünü ve borcun ifa edildiğini göstermeyecek olduğundan TMK. m. 6; HMK. 190/no.1 gereği işin yapıldığını ve borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderen davacının usulüne uygun olarak ispat etmesi gerekmektir. Denilmekte olduğunu, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiği son derece açık olup kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ve davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerekeceğini, davacının bir tacirin uyması gereken yükümlülüklerine aykırı şekilde edim yükümlülüğünü gereği gibi eksiksiz yerine getirmediği inşaat alanı terk ederek ve mağduriyetler yaşattığı son derece açık olduğunu, müvekkili tarafından kabul edilmeyen işler için hak edişi doğmadığını, davacının Müvekkili Şirket aleyhine talep ettiği kötü niyet tazminatının reddi ile müvekkili Şirket lehine ise kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş olduğu görülmektedir. GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf davalı ile arasında ticari ilişki olduğunu, davacının davalıya merdiven, boya işçiliği vs. Hizmeti verdiğini ve bunun karşısında davalı tarafa fatura kesildiğini, davalının cari hesap sebebiyle davacıya borcu olduğunu bu sebeple davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının bu takibe itiraz ettiğini belirterek davalının takibe yaptığı itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf ise davacının edimlerini usulüne uygun, olarak zamanında eksiksiz yapmadığını, davacının hakediş alacağının olmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturaya itiraz edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. ... 20.İcra Müd. ...esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... Ltd. Şti, Borçulunun dosyamız davalısı ... A.Ş. Olduğu,alacak kaleminin 359.929,00 TL 04/07/2022 vade tarihli cari hesap alacağı, 16.773,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 376.702,00 TL olduğu, borçlunun icra takibine 27/10/2022 tarihli itiraz dilekçesi ile gönderilen ödeme emrine, ödeme emrinde belirtilen borca, faize ve tüm fer’ilerine, yasal süresi içinde itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacının davalıya hizmet verdiği hususunda taraflar arasında itilaf olmayıp, itilaf davacının sunduğu hizmetin ayıplı olup olmadığı ve bu hizmet sebebiyle davacının davalıdan hakediş alacağı sebebiyle cari hesap alacağının olup olmadığı noktasında toplanmış olup davalı taraf yapılan hizmetin ayıplı olduğunu iddia ettiğinden ayıp hususunda ispat külfeti davalı tarafın üzerindedir. Davacı taraf ise davalıdan cari hesap alacağı olduğunu ispatlamak durumundadır. Mahallinde 22/12/2023 tarihinde keşif icra edilmiş ve keşif sonucunda bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 14/01/2024 tarihli raporda Mahalde yapılan keşifte ... deri sanayinde kain dava konusu taşınmazda inşai imalatların tamamlandığı görülmüştür. Taşınmazın inşaat seviyesinin 6100 olduğu tespit edilmiştir. Taşınmaz fabrika nitelikli olup, fabrikada çalışmanın başladığı görülmüştür. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı tarafından icra takibine konu ettiği 357,00TL'nin 5 nolu hakediş için düzenlenen 1.035.780,40TL'lik fatura bedelinden bakiye kaldığı, ancak davalı tarafından davacının işi yarım bıraktığı, eksik ve kusurlu imalatların olduğunu ileri sürerek icra takibi yapılan borca itiraz ettiği, Heyetimizce yerinde yapılan tespitte inşaatın %100 olarak tamamlanmış ve fabrikanın faaliyette olduğu tespit edilmiş olduğundan, davalı tarafından giderilen eksik ve kusurlu işlerin dökümü ve ödemelerin belgelerinin dosyaya sunulmadığı, Dosyaya atanan mali müşavir bilirkişilerin eksik ve kusurlu işlerle ilgili harcama belgelerini tespit etmeleri durumunda ve davacı tarafında 357.000,- TL'ödemenin dayanağı olan 5 nolu hakedişi ile davalı tarafından yarım bırakıldığı ve kusurluolduğu ileri sürülen iş kalemlerinin neler olduğunun dosyaya sunulması durumunda heyetimizce değerleme yapılabileceği şeklinde rapor ibraz etmişlerdir. Dosya mali müşavir bilirkişiye gönderilmiş olup mali müşavir bilirkişi dosyaya sunduğu 03/09/2024 tarihli raporda davacı taraf 2022 Mali Yılı yasal ticari defterleri, muavin cari hesap kayıtları,cari hesap dayanağı e- fatura,hakkediş raporları,yasal belgeler,tutanak belgeleri,ödeme yapılmış tediye makbuzlarındaki çeklerle ilgili yapılan çekler dökümleri, davacı kayıtları dava dosyasına sunulmuş bulunulmaktadır.Dava dosyasına mübrez belge,bilgi,takip dosyası,davacı taraf 2022 mali yılı ticari defter belgeleri,hakkediş tespit rapor ve tutanakları muavin cari hesap belgeleri sınırlı olarak yapılan tek tek tespitinceleme ve değerlendirmeler neticesinde; a) Dava konusunun,davacının,davalı şirket ile olan okul inşaatı ile ilave hakkedişle ilgili ticari ilişki dolasıyla oluşan bakiye kalan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yüri 20.10.2022 tarihli İstanbul 20.İcra Müdürlüğünün 2022/26847 Esas sayılı dosya ile takip konusu 04.07.2022 Vade Tarihli Carihesap bakiyesi Asıl 359.929,00 TL. takibe yapılan davalının (borçlu) itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, b) Davacının 2022 yılı ticari defterlerinin tüm yasal kayıtlar davacı (alacaklı) GİB Bs-Ba bildirimleri şirket lehine kesin delil olma özelliğine haiz olduğu, c) Davacının ...ŞTİ. 2022 Mali Yılı Yasal Ticari Defterlerine göre; ilamsız takip itibari ile davacının Davalı ...A.Ş. Tarafından ... 20.İcr'a Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosya ile takip konusu 04.07.2022 Vade Tarihli Cari hesap bakiyesi Asıl 359.929,00 TL.*16.773,00 TL.ile birlikte 376.702,00TL. (Ticari Temerrüd Faizi) TBK 100.Md) ile birlikte Alacaklı olduğu, 20.10.2022 takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek ticari-reeskont avans yasal faiz ve ferilerini talep edebileceği,yönünde rapor ibraz etmiştir. Mali müşavir bilirkişi dosyaya sunmuş olduğu 12/01/2025 tarihli ek raporda olarak davalının bilirkişi raporuna karşıyapılan itirazların kök rapordaki tespit ve görüşlerimizi değiştirecek nitelikte olmadığı,netice itibari ile ; a) Dava konusunun,davacının,davalı şirket ile olan okul inşaatı ile ilave hakkedişle ilgili ticari ilişki dolasıyla oluşan bakiye kalan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü 20.10.2022 tarihli ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosya ile takip konusu 04.07.2022 Vade Tarihli Cari hesap bakiyesi Asıl 359.929,00 TL. takibe yapılan davalının (borçlu) itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, b) Davacının 2022 yılı ticari defterlerinin tüm yasal kayıtlar davacı (alacaklı) GİB Bs-Ba bildirimleri şirket lehine kesin delil olma özelliğine haiz olduğu, c) Davacının ...ŞTİ. 2022 Mali Yılı Yasal Ticari Defterlerine göre; ilamsız takip itibari ile davacının Davalı ...A.Ş. Tarafından ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile takip konusu 04.07.2022 Vade Tarihli Cari hesap bakiyesi Asıl 359.929,00 TL.*16.773,00 TL.ile birlikte 376.702,00TL. (Ticari Temerrüd Faizi) TBK 100.Md) ile birlikte Alacaklı olduğu, 20.10.2022 takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek ticari-reeskont avans yasal faiz ve ferilerini talep edebileceği,yönünde rapor ibraz etmiştir. Yaplan keşifte inşaatın %100 oranında tamamalndığı anlaşılmış olup, davalı tarafın eksik ve kusurlu olarak yapılan işlere ilişkin sunduğu harcama belgelerde değerlendirilerek yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde mali müşavir bilirkişinin kök ve ek raporunda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 359.929,00 TL. Cari hesap ve 16.773,00 TL faiz olmak üzere ile 376.702,00TL alacaklı olduğunun rapor edilmesi karşısında HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edileceği de dikkate alındığında davacı taraf üzerine düşen ispat külfetini yerine getirerek davalıdan icra takibine konu ettiği cari hesap alacağının olduğunu ispatlamıştır. Taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesidir. Yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici istenen özellikte eseri meydana getirmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Tarafların anlaşırken bedel kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceği biliniyorsa veya bilinmesi gerekiyorsa eser sözleşmesinin bulunduğu kabul edilir. Davalı taraf davacının ediminin ayıplı olduğunu iddia etmektedir. Eser sözleşmesinde ayıp, gizli veya açık ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk başta gözle görülemeyen veya basit bir muayene ile anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıp türüdür. Başka bir anlatımla, eserin teslim alınması ve basit muayene neticesinde görülebilen ayıplar açık, görülemeyenler ise gizli ayıplardır. Şöyle ki, mülga 818 sayılı BK’nın 359/1. maddesi uyarınca, açık ayıplardan dolayı yüklenicinin sorumlu tutulabilmesi için iş sahibinin “işlerin olağan akışına göre” o şeyi muayene edip, ayıpları yükleniciye bildirmesi gerekir. Kanundaki muayeneden kasıt, gözle veya elle yapılan ve işin bünyesine nüfuz edilemeyen bir incelemedir. Örneğin: sıva, badana ve boya işçiliğindeki kalite veya açıkça göze çarpan ayıplı malzeme, el veya gözle yapılabilecek basit bir incelemede saptanabilecek kusurlar açık ayıptır. Gizli ayıplar ise, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde eserin yapısıyla ilgili olan ve eserin kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır ( Aydemir, E.: Eser Sözleşmesi ve İnşaat Hukuku, 2009, s. 240). Gizli ayıplar da, ayıp ortaya çıktığında veya iş sahibi tarafından öğrenildiğinde yükleniciye bildirilmesi gerekir. Bu yönden eserin hiçbir itiraz ileri sürmeden teslim alınması iş sahibini bu yöndeki hakkını kullanmaktan yoksun bırakmayacağı gibi yükleniciyi de sorumluluktan kurtarmayacaktır. Yargıtay 15. HD.'nin 30.05.2019 T ...E ...K sayılı kararında Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından gerçekleştirildiği karine olarak kabul edilmektedir. Yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalâtlar belirlenmiş ise bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğünde, teslim, fesih ya da terkten sonra karine iş sahibi ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye aittir. Somut olayda davalı taraf davacının edimlerini zamanında yapmadığını ve sözleşmeye uygun olarak yapmadığını iddia etmektedir. Davalı taraf dosyaya sunduğu ... 25. Noterliğinin .. tarhli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya işlerin tamamlanmaması sebebiyle hakediş alacağının doğmadığı yönünde ihtarname çekmiş ise de yapılan keşifte işlerin %100 oranında bitirilmiş olduğu tespit edilmiştir. Dosyada davalı tarafın eksik yapıldığını iddia ettiği işlere ilişkin bir tespit olmadığı gibi eksik yapıldığı iddia edilen işlerin başka bir firma tarafından yapıldığını gösterir bir delil de bulunmamaktadır. Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda mahkememizce işlerin davacı tarafından eksiksiz yapıldığı kanaatine varılmış ve alınan bilirkişi raporları ile de davacının takip tarihi itibariyle 359.929,00 TL. Cari hesap ve 16.773,00 TL faiz olmak üzere ile 376.702,00TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış ve davacının davasının kabülüne, Davalının ... 20. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 359.929,00 TL asıl alacak, 16.773,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 376.702,00 TL üzerinden devamına, asıl alacak 359.929,00 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranındaki 71.985,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, A-Davalının ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 359.929,00 TL asıl alacak, 16.773,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 376.702,00 TL üzerinden devamına, asıl alacak 359.929,00 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, %20 oranındaki 71.985,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 25.732,51-TL harçtan peşin alınan 4.263,18-TL harcı 287,00 TL tamamlama harcı ile icra takibi açılırken alınan peşin harç olan 1.883,51-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.298,82-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcının 4.263,18-TL peşin harcın ve 287,00 TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan toplam 4.000-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 19.217,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 60.272,32-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL bedelinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 8-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/04/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır "Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."