İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/51 E. 2024/558 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/51
Karar No
2024/558
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/51 Esas KARAR NO : 2024/558 DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/01/2023 KARAR TARİHİ : 16/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-borçlu ile davacı müvekkili şirket arasında imzalanan 26/08/2019 tarihli Alt-İmtiyaz (Franchise) Anlaşması ile davalı-borçluya "..." adresinde kain taşınmazda faaliyet göstermesi için franchise mağazası işletme hakkı verilerek, ticari ilişkinin kurulduğunu, davalı-borçlu tarafından ödenmesi gereken bakiye fatura bedelleri müvekkiline ödenmediğinden aleyhine .. 20. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından, süresinde borca ve ferilerine itiraz edildiğinden takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile, itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan 26.08.2019 imza tarihli alt-imtiyaz (franchise) sözleşmesi gereği, işyerinin davacı şirketin belirttiği şekil şartlarına uygun olması gerektiğinden , müvekkilinin hali hazırda düzeni bulunduğu Güz-Mar market olarak kullandığı iş yerinde tüm tadilatlar ve değişiklikler yapılarak ve tüm masraflar davalı müvekkiline yükletildiği, müvekkilinin sözleşmenin tüm şartlarına uygun olarak yükümlülükleri yerine getirerek, ödemelerini zamanında yaptığını, Davacı şirketin bir süre sonra müvekkilinin işlettiği iş yerine gereğinden fazla ve satışı yapılmayan ürünleri göndererek bunların satışının yapılmasını istediği, müvekkilinin ürünlerin son kullanma tarihlerinin çok yakın olması , marketin bulunduğu yer ve sosyal çevre tarafından ilgili markaların tercih edilmediğini belirtmesine rağmen davacı şirketin , müvekkilinin zaten elinde fazlaca bulunan ürünlere ek olarak yeni ürün gönderimi yapmaya da devam ettiğini, Müvekkili tarafından ürünleri iade etmek istendiğini belirttiğinde de , davacı şirket iyi niyet dışında iade kabul etmediklerini beyan ederek ürünlerin iade edilmediğinden müvekkilinin zarara uğradığını ve davacının franchise sözleşmesini tek taraflı (müvekkile haber verilmeksizin ) olarak fesih ettiğini, Müvekkilinin , davacı şirket tarafından sözleşmenin feshedildiğini ... 20. İcra Dairesinin .. esas sayılı dosyasının 17.10.2022 tarihli ödeme emrinin 17.11.2022 tarihinde kendisine tebliği ile öğrendiğini, Sözleşme imza tarihi 26.08.2019- 17.11.2022 tarihleri arasındaki müvekkili ile davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesini ve davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 20. İcra Müdürlüğü ... E sayılı uyap dosyası, taraflar arasında imzalanan 26/08/2019 tarihli Alt-İmtiyaz (Franchise) sözleşmesi, fatura örnekleri, ticari kayıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf; Taraflar arasındaki alt imtiyaz anlaşması (Franchise) sözleşmesi gereğince davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, davacının davalıya fazla ürün gönderip göndermediği, davalı tarafça iade edilen ürünlerin davacı tarafça kabul edilip edilmediği, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığı hususlarındadır. İlgili ... 20. İcra Müdürlüğü ... E sayılı uyap dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 26/08/2019 tarihli Alt-İmtiyaz sözleşmesinden kaynaklanan 68.353,00 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Tanık deliline dayanıldığından tanıklar dinlenilmiştir. Davacı tanığı ... yeminli beyanında: " Ben Bizim toptan şirketinin ... franchise sisteminin ...'daki bölge yöneticisiyim. Davalı benim...'da bölge yöneticiliğine başlamamdan önce bizim toptan satış mağazaları ile franchise sözleşmesi imzalamış yaklaşık 1 yıl kadar önce ben ...'da franchise sistemi bölge yöneticisi olarak işe başladım. Daha öncesinde bizim toptan şirketinin mağaza açılış sorumlusu olarak çalışıyordum. Bizim toptan satış mağazaları tarafından davalının işlettiği markete mal satılıyordu. Davalı belli bir süre sonra carisinde büyük bir yükseliş meydana geldi. Davalı şirketten aldığı malların bedelini belli bir süre ödemeyince şirket tarafından sözleşmede yer alan hüküm gereği sözleşmenin feshi yoluna gidildi. Sözleşmenin feshine ilişkin belge benden sonra bölge yöneticisi olarak işe başlayan Hıdır Buldu tarafından davalıya imzalatılmak için davalıya götürüldü. Ancak davalının ilgili belgeyi imzalamaktan imtina ettiğini biliyorum. Ben belli bir dönem ...'da Bölge yöneticiliği yaptım. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir. " demiştir. Davacı tanığı ... yeminli beyanında; "Ben davacı ...bayi satış yöneticisi olarak görev yapıyorum. Davalı ile ilgili cari hesaptan kaynaklanan bir ihtilafat mevcuttur, davalı ürün iadesi hakkı bulunduğundan bahisle mahsup hakkı kullanmak istemektedir. Ancak taraflar arasındaki sözleşmede sadece yaş gıda ürünü olarak tabir ettiğimiz şarküteri ve manav ürünlerinin iadesi mümkündür. Biz bunların iadesini de yaptık. Bunun dışındaki ürünlerin iadesini sözleşme çerçevesinde kabul etmiyoruz: zira bunların son kullanma tarihleri uzundur ve iade kabul etmiyoruz. Uzun zamandır da davacı davalıdan ürün almamaktadır" demiştir. Davacı tanığı ... yeminli beyanında: " ... benim çalıştığım ..Satış Mağazaları şirketinin eski bayii idi, ... tarafından bizim şirketimize son kullanma tarihi geçmiş olan ürünlerin kendisine verildiği şeklinde bir şikayet oldu, ancak bu şikayeti ürünlerin verilmesinden bir - bir buçuk yıl sonra yapmıştı, başlangıçta bildirim yapmış olsaydı zaten ürünlerin geri alınmasını gerçekleştirirdik, aradan geçen uzun zaman nedeniyle ürünlerin bizim şirketimiznden verilen ürünler mi olduğu, yoksa başka bir yerden mi alındığı hususunu tespit etmemiz mümkün değildir, 2022 senesinde tam olarak hatırlayamadığım bir tarihte bayilik ilişkisi feshedildi, ne sebeple sözleşmenin feshedildiğini bilmiyorum, sözleşmeyi kimin feshettiği hakkında da bilgim yoktur, bildiğim kadarıyla fesih tarihinden sonra bahsettiğim şikayet söz konusu oldu." demiştir. Davalı tanığı ...yeminli beyanında: " Ben davalının eşi olurum. Ben eşimle beraber markette çalışmaktayım. Davacı bizim toptan firması bizim talebimiz olmadan bize mal göndermiştir. Normalde toptancı geldiği zaman markette eksik olan ürünlerin listesini yazdırırız ve sonrasında bize mal gönderilir. Davacı şirket tarafından son zamanlarda talebimiz olmadan ürünler gönderildi. Gönderilen ürünlerin son kullanma tarihleri geçmek üzereydi. Son kullanma tarihleri çok yakındı. Davacı şirket tarafından bize bu ürünlerin satılması gerektiği söylenmiştir. Ancak son kullanma tarihlerine çok kısa bir süre kaldığından ürünleri satamadık. Bu nedenle bunları çöpe atmak zorunda kaldık. Bu nedenle büyük bir zarara uğradık. Davacı şirket tarafından karşılıklı olmadan tek taraflı olarak sözleşme fesih edilerek sonrasında tabela kaldırılmıştır. Sözleşmenin neden fesih edildiğini ben bilmiyorum. Franchise sözleşmesi imzalandıktan sonra işlettiğimiz markette davacı tarafından değişiklikler yapılması söylendi. Değişiklikler tabela, afiş, ışıklandırma, reklam afişlerinin yapılmasıydı. Ancak davacı bizim toptan şirketi tarafından bu değişiklikler yapılmayıp masraflar da bizim tarafımızdan karşılandı. Az önce anlattığım zarar miktarı yaklaşık 70 - 80 bin TL kadardır." demiştir. Davalı tanığı ... yeminli beyanında: " Davalı benim ablamın eşi olur. Ben eniştem ...'in işlettiği markete arada yardım amacıyla giderdim. Sigortalı olarak çalışmam markette yoktur. Davalı ...davacı şirketin istediği bütün değişiklikleri marketinde gerçekleştirmiştir. Tabelasından cihazına, raf, teknik donanım ve ne gerekli ise yapmıştır. Yapılacak değişikliklerin masrafını bizim toptan şirketi tarafından karşılanacaktı. Ancak bu hususta tam bilgi sahibi değilim. Ayrıca davacı ... şirketi tarafından eniştemin talebi olmadan markete ürünler gönderildiğini biliyorum. Enişteme fazla gelen malların neden gönderildiğini sorduğumda "Kota olduğunu, ürünlerin satılması gerektiğini" söyledi. Ancak eniştem ürünlerin kendilerinin istemediği ürünler olduğunu bana söylemiştir. Gelen ürünlerin son kullanma tarihleri yakındı. Ürünleri bildiğim kadarıyla geri de almadılar. Eniştem tarafından ürünlerin geri iadesi talep edildi. Ancak davacı tarafça bu kabul edilmemiştir. Bundan kaynaklı eniştemin işlettiği market zarara uğramıştır. Sözleşme tek taraflı olarak fesih edilmiştir. Karşılıklı bir anlaşma bulunmamaktadır. Sözleşmenin neden fesih edildiğini bilmiyorum. Yaklaşık tahminimce 80 Bin TL'lik bir zarar oluşmuştur." demiştir. Tanıklar dinlendikten ve deliller toplandıktan sonra ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesi için dosya Mali Müşavir Bilirkişi ...ve Medeni ve Borçlar Hukuku ABD Öğretim Üyesi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti mahkememize sunmuş oldukları raporlarında özetle;1. Davacı tarafın elektronik defter tuttuğu ve defterlerin beratlarının süresi içerisinde yapılmış oldukları, ticari defterlerde takip tarihi ile 60.734,09 TL alacak kaydının bulunduğu, 2. Davacının, davalıdan ... 20. İcra Müdürlüğü ... E Sayılı Dosyası ile 68,353,00 TL talep ettiği ancak talep edilen faiz tipi ve oranı hakkında bilgi vermediği, 3. Davacının işlettiği iş yerine gereğinden fazla ve satışı yapılmayan ürünleri göndererek bunların satışının yapılmasını istediğini, davalının ürünlerin son kullanma tarihlerinin çok yakın olması, marketin bulunduğu yer ve sosyal çevre tarafından ilgili markaların tercih edilmediğini belirtmesine rağmen davacı şirketin, davalının zaten elinde fazlaca bulunan ürünlere ek olarak yeni ürün gönderimi yapmaya da devam ettiğini” ileri sürdüğü, 4. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. 10. ve 11. maddeleri nazara alındığında davacının ürünleri temin etmesinin davalı alt imtiyaz sahibinin siparişleri üzerinden gerçekleştirileceğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davacının davalıya ürün temin etmesi ancak ve ancak davalının talebi üzerine mümkün olabileceği, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 9.madde hükmü ile davalıya asgari sipariş koşulu yüklenmişse de anılan hükümde herhangi bir miktarın yazılı olmadığı, 5. Dosyaya mübrez belgelerden davalının fazla mal gönderildiğine dair iddiası kapsamında davacının fazla mal gönderip göndermediğini, davalının sipariş geçip geçmediği ve dolayısıyla davacının sipariş fazlası ürün teslimatı yapıp yapmadığını tevsik eden herhangi bir belgeye rastlanılamadığı, ancak davalı tarafından geçilmiş bir sipariş bulunmasa veya davacı tarafından fazla ürün gönderilmiş olması ihtimalleri davalının bu ürünleri iade etmediği sürece bu ürünlerin bedellerinden sorumlu olacağının ifade edilebileceği, 6. Mali yönden yapılan incelemede davacının davalıdan takip tarihi olan 14.10.2022 tarihi itibariyle 60.734,09 TL alacaklı olduğu yevmiye defterine işli olduğunun tespit edildiği, bu noktada şunu da ifade edelim ki salt fatura kesilmesinin maddi hukuk bağlamında fatura alacağına hak kazanıldığı sonucunu doğurmayacağı, zira burada tespiti gereken hususun faturaya konu hizmetin verilip verilmediğine ilişkin olduğu, dolayısıyla mali anlamda davacının, davalıdan 60.734,09 TL alacaklı olabileceği ifade edilebilecekse de dosyaya her ne kadar davalı taraf dosyaya ürünlerin bozuk olduğuna ilişkin dosyaya sadece bir kısım fotoğraf sunmuşsa da davalının kullanım tarihi geçmiş ürünlerin davacıya iade edilmek istediğine ilişkin davacıya yapılan ihtar, herhangi bir yazılı evrak ve/veya elektronik yazışma belgesine rastlanılmadığından heyetimizce davacının davalıya ürün gönderdi ise bu ürünlerin davalının siparişi üzerine mi gönderildiği ve fazla ürün gönderiminin sağlanıp sağlanmadığı yönünde bir değerlendirmenin yapılamadığı, 7. Ancak Sayın Mahkemece her ne kadar sipariş verilmemiş olsa da, faturalara konu malların davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından da bu malların kabul edilerek iade edilmediği kanaatinde olunması durumunda davalının, fatura konusu bedellerini (sağlanan hizmet karşılığı olarak) davacıya ödemekle yükümlü olduğunun ifade edilebileceği; bu ihtimalde davacının cari hesapta 60.734,09 TL alacaklı olduğunun belirlenmesi ile davacının 60.734,09 TL alacaklı olabileceği ve bu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekeceğinin ifade edilebileceği, sonuç ve kanaatinde olunduğunu, bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi...Esas,... Karar Sayılı Kararı ) Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; Ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup verilen kesin süreye rağmen davalı taraf ticari defter ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 60.734,09 TL alacağın defterlerde kayıtlı olduğu görüldüğünden yapılan inceleme sonucu talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Dosyada bulunan belgelerden davalının fazla mal gönderildiğine dair iddiası kapsamında davacının fazla mal gönderip göndermediğini, davalının sipariş geçip geçmediği ve dolayısıyla davacının sipariş fazlası ürün teslimatı yapıp yapmadığını tevsik eden herhangi bir belgeye rastlanılamadığı, davalı tarafın ürünlerin bozuk olduğuna ilişkin iddiasına yönelik bir kısım tanıkların ürünlerin son kullanma tarihlerinin yakın olduğunu beyan etmişlerse de kullanım tarihi geçmiş ürünlerin davacıya iade edilmek istediğine ilişkin davacıya yapılan ihtar veya bir belge bulunmadığı görülmüştür. Davaya malların davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından da bu malların kabul edilerek iade edilmediği anlaşıldığından Davanın KABULÜ İLE; Davalının ... 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 60.734,09 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 60.734,09 TL alacağın %20'si olan 12.146,81 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; Davalının ... 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 60.734,09 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, 2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 60.734,09 TL alacağın %20'si olan 12.146,81 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 4.148,74 TL ilam harcından peşin yatırılan 695,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.453,32 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 695,42 TL peşin harç, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 550,00 TL tebligat ve müzekkere giderlerinden oluşan toplam 4.925,32 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/10/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/51, K. 2024/558, T. 16.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-51-e-2024-558-k-d6122bec49f1