İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/480 E. 2024/697 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/480
Karar No
2024/697
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/480 Esas KARAR NO : 2024/697 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/07/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 20/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile Davalı borçlu ... arasında akdedilmiş bayilik sözleşmesi ve bu kapsamda uzun süredir devam eden ticari iş ilişkisi olduğunu, borçlu ...'in itiraz ettiği icra takibimiz ile cari hesap alacağından kaynaklanan alacaklarının tahsil edilmek istendiğini, müvekkili şirket tarafından Davalı/Borçlu'ya cari hesap alacağı olan 414.476,98 TL'nin tahsili amacıyla ... 9. İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı icra takibi başlatıldığını, borçlunun tebliğ almış olduğu ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve icra takiplerinin icra müdürlüğü tarafından durdurulduğunu, işbu davayı açmadan önce uyuşmazlığı barışçıl yollardan çözmek amacıyla 17.06.2022 tarihinde tarafımızca arabuluculuğa başvurulduğunu ancak arabuluculuk sürecinin de olumsuz sonuçlandığını, müvekkilinin, dünya enerji ve petrol piyasasının en önemli oyuncularından biri olarak Lukoil markası altında ülkemizde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin faaliyetlerini ayni ve nakdi destek sunarak desteklediği bayileri aracılığıyla sürdürdüğünü, ... ile Davalı ... arasında 09.02.2015 tarihinde ‘‘...’’ adresindeki akaryakıt istasyonunun işletilmesi için Standart Bayilik Sözleşmesi, Çerçeve Protokol, Ürün Alım Taahhütnamesi ve bu sözleşmelerin çeşitli eklerinin imzalandığını, davalı tarafın yetki itirazının yerinde olmadığını, işbu dava konusu olan ve ifa edilmesi gereken para borcu götürülecek borçlardan olup, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra dairesinin de yetkili olduğunu, işbu durumda kanun gereği icra takibinin İstanbul İcra Müdürlükleri'nde başlatılmasında hiçbir hukuki engel bulunmadığını, davalının borcunun bulunmadığına ilişkin itirazının gerçeği yansıtmadığını, faiz yönünden yapılan itirazların haksız olduğunu, İcra takibinde faiz, borçlunun temerrüde uğratıldığı takip tarihinden itibaren işletilmek üzere her iki tarafın tacir olması sebebiyle ticari temerrüt faizinin talep edilerek açıldığını, borçlu ..., itirazında haksız olup kötü niyetli olduğunu, davalının icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini, işbu sebeple Yargıtay'ın itirazın likit bir alacağa (alacağın doğumu anında muayyen olan alacağa) karşı yapılmış olması halinde bu itirazın haksız olduğunu kabul ettiğini, dava konusu olan bayilik sözleşmesi ve ekleri ile ilgili düzenlenen cari hesap alacağından kaynaklanan alacağın likit olduğunu beyan ederek, davanın kabulünü, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak yapmış olduğu borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının iptalini ve takibin kaldığı yerden devamını, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazın nedeni ile %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 27/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Açılan dava dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporundan müvekkilimin e-devletinden tesadüfen haberdar olunduğunu, ayrıca, kayıtlar incelendiğinde iş yerinde daimi çalışana tebliğ edildiğinin ifade edildiğini ancak müvekkiline ait şuanda herhangi bir işyeri bulunmadığını, yine davacı şirket tarafından açılan farklı davalar ile ilgili de benzer şekilde müvekkilinin eskiden işlettiği akaryakıt istasyonunun adresine usulsüz tebligatlar yapıldığını ve taraflarınca sonradan haberdar olunduğunu, bu dosya kapsamında dava dilekçesi ile duruşma zabıtlarının da müvekkiline tebliğ edilmemiş olup bu sebeple de daha öncesinde taraflarınca vekalet sunulmadığını, aynı şekilde mevcut dava dosyasına konu ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında da usulsüz tebliğ yapıldığını ve icra dosyasının kesinleşmesi üzerine taraflarınca İcra Hukuk Mahkemesi'ne şikayet başvurularının kabul edildiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, işbu itirazın konusu olan 01.01.2024 tarihli bilirkişi raporundan da açılan davadan da 24.01.2024 tarihinde haberdar olunduğunu, dava dilekçesinin müvekkiline herhangi bir şekilde tebliğ edilmediğini ve UYAP üzerinden yapılan incelemede her ne kadar tebliğ mazbatasında müvekkilinin çarşıya gittiği Ulaş isimli bir kişiyi tebligatın yapıldığı ifade edilmiş ise de öncelikle müvekkiline ait açık bir adres bulunmadığı gibi tebligatı aldığı iddia edilen Ulaş isimli kişinin de müvekkili tarafından tanınmadığını, müvekkilinin hali hazırda bir işyeri adresi bulunmadığı gibi bu halde ikamet adresine tebligat yapılması gerektiğini ve bu durumda da tebligatın kendisinin neden bulunmadığının da şerh düşülmek suretiyle bir yakınına tebliğ edilmesi gerektiğini, dolayısıyla müvekkilinin kendisine yapıldığı iddia olunan tebligatın usulsüz olduğunun aşikar olduğunu, müvekkiline ait ticari defter ve belgelerin müvekkilden istenmeksizin dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi sebebiyle yalnızca davacı tarafın sunmuş olduğu ticari defter ve belgeler incelenmek suretiyle bilirkişi raporu hazırlanmış olup, kesinlikle müvekkiline ait defter ve belgeler de incelenmeksizin hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda da yer alan kayıtlardan da görüleceği üzere davacı şirketin müvekkiline haksız bir şekilde çok yüksek miktarda vade farkı altında faiz uygulamak suretiyle icra takibi başlattığını, bilirkişi raporunda da bu hususta ekstrenin incelendiği ve vade farkı talep edilebilmesi için fatura düzenlenmesi gerektiğini ve faturanın da olmadığının ifade edildiğini, yine davacı şirket tarafından müvekkiline karşı açılan ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası kapsamında müvekkili tarafından tüm ticari ve defterlerin sunulduğunu, bilirkişinin yalnızca davacı tarafın kendi kendine oluşturmuş olduğu cari hesap ekstresi dikkate alınarak yazdıkları 11.996,07 TL borç olduğu tespiti yaptığını, ancak davacı ... ile davalı ... arasında 09.02.2015 tarihinde imzalanan Standart Bayilik Sözleşmesi bulunmakta ve davacı şirketle söz konusu sözleşmeler imzalandıktan sonra, müvekkiline ait petrol bayisine gaz tesisatı yapıldığını ve faturası da cari ekstreye işlendiğini, bedelinin müvekkilce ödendiğini, ekonomik kriz sebebiyle 2016 yılı 10.ayında müvekkile ait petrol bayisi tamamen kapandığını, işleyemez hale geldiğini, daha sonrasında devam den pandemi sebebiyle ekonomisini toparlayamamış ve petrolü tekrar aktif hale getiremediğini, Petrol bayisinin kapanmasının hemen akabinde davacı şirket hem fatura etmiş olduğu ariyet malzemelerin tamamını (gaz tesisatı, pompaları, jeneratörü, fiyat panosunu ve giydirmesini ) söküp alıp petrolü boşalttığını ancak daha önceden tüm bu malzemeleri fatura etmesine rağmen yıpranma bedelini düşmek suretiyle müvekkilinin cari hesap ekstresinden tekrar geri alması sebebiyle düşmesi gerekirken düşmediğini, dolayısıyla davacı şirketin müvekkilden tekrar tekrar tahsil ettiği alacağına vade işletmek suretiyle ve işlettiği vade farkına da ticari temerrüt faizi uygulayarak tahsil etmeye çalıştığını, mahkemece yapılacak yeni bir bilirkişi incelemesi ile de cari hesapta ariyet malzemelerden kaynaklı faturanın bulunduğunu, süresinden önce geri alınmasına rağmen müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkiline haksız bir şekilde çok yüksek miktarda vade farkı uygulandığı ve aslında müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığının anlaşılacağını, müvekkiline ait akaryakıt istasyonundan tüm ariyet malzemelerin teslim alındığına ilişkin olarak belgelere de dilekçe ekinde yer verildiğini, ariyet malzemelerin tamamını teslim alan ve sundukları belgelerin de ismi bulunan otomasyon görevlisinin Yaşar Erdoğan'ın da tanık sıfatıyla beyanın alınmasını işbu dilekçe ile talep ettiklerini beyan ederek, davanın reddini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi raporu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, ... Mal Müdürlüğü yazı cevabı, Gelir İdaresi Başkanlığı yazı cevabı, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ... Sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 01/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Ticari defterleri üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucunda; Davacı tarafa ait 2015 , 2016 , 2017 , 2018 , 2019 , 2020 , 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapı Davacı tarafın , kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 11.996,07 TL alacaklı olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklı hazırlanan faturalar ile vade farkından kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereği davalı şirkete mal verildiği ancak davalı tarafından bedelinin ödenmediği ve uyuşmazlığın bu ilişkiden kaynaklı fatura alacağından ve vade farkı alacağından kaynaklı hizmetin verilip verilmediği ile alacağın olup olmadığına dayandığı anlaşılmaktadır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi gereğince davacının davalı yana akaryakıt sağlamayı, davalı yanca da bedelinin ödenmesi gerektiği taahhüt edilmiş, davalı yanca gerekli ödemeler yapılmadığı noktada davacı yanca ihtarname keşide edildiği, alacağın ödenmemesi üzerine ... 9. İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı icra takibi başlatıldığı, borçlunun itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve işbu davanın yapılan itirazın iptali amacıyla açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Yukarıda kapsamda Mahkememizce öncelikle alacağın varlığı için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, karar verilmiştir. Bu kapsamda hazırlanan 01/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; " Davacı tarafa ait 2015 , 2016 , 2017 , 2018 , 2019 , 2020 , 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapı Davacı tarafın , kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 11.996,07 TL alacaklı olduğu," tespiti yapılmıştır. Bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmiştir. Öncelikle ... 11.ATM ... Esas sayılı dosyasının akıbetinin sorularak UYAP sisteminden istenilmesine, karar verilmiş ve dosyamıza celp edilmiş ve dava dosyasının tarafların iddiaları ve savunmaları kapsamında, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında geçerli bir sözleşme bulunup bulunulmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği 01.01.2024 tarihli rapor ile davalının ticari kayıtlarının incelendiği ... 11.ATM ... Esas sayılı dosyasında yer alan talimat raporunun da dikkate alınarak, davacının alacağının bulunup bulunmadığı, davacının vade farkı talebinin yerinde olup olmadığı hususunda rapor hazırlanmak üzere dosya 3 kişilik heyete tevdiine, karar verilmiştir. 10/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Mali açıdan kök raporda yapılan tespitlerle ilgili bir değişiklik ve/veya ekleme yapılması gerekmediği, taraflar arasındaki ilişki doğrultusunda davacının döküm listesinden 46.211 ton mal alındığı görülmekte ise de satılan ürünlerin karşılığında bu miktarların ödendiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, şayet Muhterem Mahkemece, 46.211 ton mal alındığı, satılan ürünlerin karşılığında bu miktarların ödenmediğine kanaat getirilir ise; sözleşme hükümleri doğrultusunda davacı tarafından gecikme faizi talep edilebileceği, 09.02.2015 tarihli 5 yıl süreli Bayilik sözleşmesinde yer alan her yıl için 220 ton ürün alımı taahhüdüne ise, yalnızca 46.211 ton mal alındığı sonucuna varılması halinde, aykırı davranıldığının söylenebileceği," tespiti yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme gereği Davalı ... ile Davacı ... ile 09.02.2015 tarihinde 5 yıl süreli Bayilik sözleşmesi imzalamış olup her yıl için 220 ton ürün almayı/satmayı taahhüt etmiş, davacının döküm listesinden 46.211 ton mal aldığı, davacı ...Ş. ise 16.12.2016 tarihli Beyoğlu 13. Noterliği ile ...'e iletilmek üzere 20 884.132,31 TL akaryakıt ücreti, 11.996,07 TL otogaz borcunun 7 gün içerisinde ödenmesini ihtar etmiş, bayilik sözleşmesinde mevcut olan %0,4'lük faiz uygulamasını esas alarak 09.02.2015 ile 08.02.2016 tarihleri arasındaki sözleşme yılında eksik alınan 80.759 ton ürün için cezayı şartı talep ederek 8883,49 dolar bedeli 13.04.2016 tarihinde Beyoğlu 11. Noterliği kanalıyla ...'e tebliğ edilmiştir. Ancak davalı yanca bu miktarların ödendiğine dair bir belgeye rastlanılmamış, sadece ... AŞ.'nin 28.08.2016 tarihli 3100 kg gaz teslimine ilişkin 11.839,05 TL faturası ile 21.09.2016 tarihli 133.07-TL'lik vade farkı faturası görülmüştür. ... 11.ATM ... Esas sayılı dosyasında yer alan 05.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı ... (Vergi No: ...) ile davalı ... (Tc No: ...) arasındaki ticari ilişkinin varlığının olduğu, 2015 ve 2016 yılları Ticari Defterlerinin Açılış Tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, 2015 ve 2016 yılları Kapanış Tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, Defterlerin Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul kanunu hükümlerine göre usulüne uygun tasdikleri yaptırılıp tutulduğu, Belgelerin Defterlere İşlendiği, bir birlerini teyit ettiklerini ve davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin defterlere yansıtıldığı, Davalı ...; Davacı ... Şirketinden Sözleşme Tarihi 09.02.2015 Tarihinden Son Alım Tarihi 28.08.2016 Tarihleri arasında 46.211 Kg Otogaz Ürünü Satın aldığı," rapor edilmiştir. Taraflar arasında 09.02.2015 tarihli “Standart Otogaz Bayilik Sözleşmesi"nin imzalandığı müşahede edilmiştir. Davacı, davalının sözleşmeye aykırı eylemlerde bulunduğunu, akaryakıt alımlarına ilişkin ödemeleri gerçekleştirmediğini, buna bağlı olarak satın alınan ürünlere ilişkin alacak ve vade farkı talebi olduğunu ileri sürmüştür. Sözleşmenin ilgili maddeleri incelendiğinde “Satışlar” başlıklı 4. Maddenin k bendinde açıkça düzenleme yapılmıştır. Bilirkişi raporunda 46.211 ton mal alındığı, satılan ürünlerin karşılığında bu miktarların ödenmediğine kanaat getirilir ise; sözleşmede yer alan "BAYİ'nin ...'dan aldığı ürün bedelini ödememesi, geç ödemesi, eksik ödemesi hallerinde ... işbu sözleşmeyi fesh edip etmemekte serbest olacak ve her üç halde de ... alacakları için günlük %0,4 (binde dört) gecikme faizi talep etmeye her türlü takipte bulunmaya ve BAYİ'ye ait nezdinde bulunan teminatları paraya çevirmeye yetkilidir." hükmü doğrultusunda davacı tarafından gecikme faizi talep edilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda gerek dava dosyamızda yapılan bilirkişi incelenmesinde gerekse de ... 11.ATM ... Esas sayılı dosyasında yer alan 05.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalının aldığı akaryakıt bedelini ödemediği anlaşılmakla davanın bu yönüyle kabulü gerekmiştir. Kural olarak fiyat farkı, vade farkı ya da kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ve faturaya konu malların baştan itibaren satımının bu şekilde yapılmış olması gerekir. Dolayısıyla vade farkı istemlerinde teamülün olup olmadığı da önemlidir. Taraflar arasında vade farkı alacağını öngören sözleşme hükmü bulunmakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların vade farkı alacağına yönelik teamülen satıldığını gösteren kayıt bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının vade farkı talep etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla açılan davanın vade farkı alacağı kapsamında reddi gerekmiştir. Davalının icra takibine kabul edilen alacak yönünden haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE, Davalının ... 9.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 11.996,07 TL asıl alacak ile bu alacağa takip tarihi olan 27/06/2022 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-İİK mad. 67/2 uyarınca kabul edilen asıl alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 11.996,07 TL alacağın %20'si olan 2.399,21 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 819,45 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 477,75 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 341,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 11.996,07 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 27.560,95 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranlarına göre hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 473,08 TL'sinin davalıdan 1.086,92 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına, 7-Davacı tarafından yapılan 477,75 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 11.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 322,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 12.631,15 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinini yüzüne karşı, davalının yokluğunda kabul edilen ve reddedilen kısım yönünden miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı. 26/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/480, K. 2024/697, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-480-e-2024-697-k-df5c60b6d2c7