İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/359 E. 2024/827 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/359
- Karar No
- 2024/827
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/359 Esas KARAR NO : 2024/827 DAVA : Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararının Geçersizliğinin Tespiti İstemli DAVA TARİHİ : 06/12/2023 KARAR TARİHİ : 14/11/2024 Mahkememizin 2023/795 Esas, 2023/848 K. sayılı kararı İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 2024/601 Esas, 2024/690 K. sayılı kararı ile kaldırılmakla dosya yukarıda belirtilen sıraya kaydedildi, yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu olan, kiracısı bulunduğu ve “...” olarak bilinen yapıların yıkılarak yerine konut yapılması konusunda mülk sahibi ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında bir anlaşma imzalanmış ve 06.01.2023 tarihinde kamuoyuna açıklandığını, 27.01.2023 tarihinde ... firması tarafından keşide edilen bir ihtarname ile ilgili yapılarda bulunan kiracıların ilgili işyerlerini tahliyesi amacıyla kiracılara noter marifetiyle ihtar çekildiğini, müvekkili firmaca bu ihtara karşı olarak tahliye talebinin hukuki haklı bir sebebe dayanmaması sebebiyle karşı bir ihtar çekilerek müvekkili tarafından ilgili işyerinin tahliye edilmeyeceği karşı tarafa bildirildiğini, bu durum üzerine yaklaşık 6 ay süre geçtikten sonra ... A.Ş. tarafından ...Ltd. Şti.’ye başvurulmuş ve hazırlanan rapor bu firma tarafından 28.07.2023 tarihli bir dilekçe ile ... Belediyesine sunulmuş ve “riskli yapı tespit raporu” çıkarılmak suretiyle ilgili yapılar tahliye edilerek yıkılmak istendiğini, davacı firma ...'de kiracı sıfatıyla bulunmakta ve halen davalı tarafa kira ödediğini, ilgili yapı için alınmış olan yıkım kararı sonrasında kiracılar tahliyeye zorlanmakta ve ilgili yapı kullanılamaz hale getirildiğini, müvekkili davacı firma kira sözleşmesinden kaynaklanan haklarını kullanamamakta olduğunu ve zarar gördüğünü, ilgili yapının riskli yapı olduğuna dair alınmış olan rapor gerçeğe uygun olmadığını, yine gerçeğe uygun olmayan bu raporun dayanak olduğu yıkım kararı ve tahliye kararı da hukuka uygun olmadığını belirterek Riskli Yapı" kararına dayanılarak ... A.Ş. Tarafından ...'nin yıkılmasına ilişkin olarak alınmış olan yönetim kurulu kararının dayanağının hukuka uygun olmaması ve gerçeği yansıtmaması sebebiyle yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, ...'nin "Riskli Yapı" olmadığının yukarıda belirtilen raporlarla sabit olmasına rağmen ... Şti. 'ne başvurulmak suretiyle ilgili yapılar hakkında rapor alınmasına ilişkin alınmış ... A.Ş. Yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, ...'de kiracı olarak bulunan firmaların tahliyesini de içeren ... A.Ş.'nin 06.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararının hukuka aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğunun tespitini ve iptaline, yıkım kararına neden teşkil eden ... Şti.'nin ...'ye ilişkin olarak hazırlamış olduğu riskli yapı raporunun hukuka aykırı olması ve gerçeği yansıtmaması nedenleriyle iptaline, keşif ve bilirkişi incelemesine kadar yapıya dair yıkım iş ve işlemlerinin durdurulması ve bina içindeki yıkıma ilişkin döküm işlemleri konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bilirkişi raporu ve keşif sonucunda yapının riskli yapı olmadığının tespiti halinde dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararının devam ettirilmesini, ... Belediye Başkanlığının ... tarih ve ...sayılı yazısında ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarihli ve ... sayılı evrakında belirtilen “... tarafından binaların depreme karşı dayanıklılık durumu incelettirilerek 17.09.2021 tarihinde teknik rapor düzenlendiği ve raporda binaların riskli olmadığının belirtildiği” raporun ... Belediyesinden ve ... Fakültesinden istenerek dosyaya delil olarak eklenmesini, ... 3. İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında bulunan “... Bölümünce 25.10.2021 tarihli” hazırlanan raporun ve dosyanın mahkemesinden istenerek dosyaya delili olarak eklenmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21.12.2023 tarihli dilekçe ile kiracı sıfatının bulunduğunu belirterek anonim şirket yönetim kurulu kararlarının geçersizliğini tespitine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sürecinde kiralananı tahliye etmek zorunda kaldığı için maddi ve manevi zarara uğradığını ,dava açma hakkının bulunduğunu bildirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın işbu davada taraf ehliyeti olmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, mahkememiz tarafından davacı tarafa müvekkili şirkette pay sahibi olup olmadığı konusunda beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiğini ancak davacı tarafın pay sahipliğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, dolayısıyla davacının iptal davası açma hakkı bulunmadığının sübuta erdiğini, bu kapsamda davacı tarafın müvekkili şirketin yönetim kurulu kararının iptalini isteme hakkı bulunmadığının izahtan vareste olduğunu, iptal talebinin 1 aylık hak düşürücü süre içinde yapılmadığını, davacı tarafın da belirttiği üzere müvekkili şirketin iptali talep edilen kararının 06.01.2023 tarihinde Kamuoyu Aydınlatma Platformunda yayınlandığını, davanın ise 06.12.2023 tarihinde açıldığını, bu kapsamda davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığının da sabit olduğunu, taşınmazı tahliye eden davacı tarafın dava açmakta hukuki menfaatinin olmadığını, davacı tarafın yönetim kurul kararının yokluğuna ilişkin hiçbir talebi olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde butlan ve tazminat talebinin olmadığını, davacı tarafın 6306 Sayılı Kanun kapsamında riskli raporu alabilmesi veya riskli yapı raporuna itiraz edebilmesinin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerden ve istinaf aşamasında arz ve izah edilen ve resen tespit edilecek nedenlerle fazlaya ve zarar ve ziyana ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı tutarak; müvekkili şirkette pay sahibi olmayan, taşınmazı tahliye eden ve 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında müvekkiline herhangi bir tazminat davası açmayan ve yine bu yasa kapsamında hiçbir talepte bulunmayan davacı tarafın davasının öncelikle husumet ve/veya hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine, davanın TTK 460/5 maddesi kapsamında bir aylık hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeniyle reddine, malik veya malikin kanuni temsilcisi olmaması nedeniyle 6306 Sayılı Yasa kapsamında riskli yapı raporu talep edebilmesi veya bu rapora itiraz edebilmesi mümkün olmayan davacı tarafın davasının esastan reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı taraftan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçe ekinde sunulan ... 31. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile dava dışı .... A.Ş tarafından davalıya, 21.11.2018 tarihli kira sözleşmesine konu bağımsız bölümün tahliye edilmesi gerektiğinin ihtar edildiği, davacı tarafından dava dışı... A.Ş 'ye ... 19. Noterliği'nin ...tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile tahliye gerekçesinin sözleşmeye ve kanuna aykırı olduğunun bildirildiği, işbu davanın 06.12.2023 tarihinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde, davacının 21.11.2018 tarihli kira sözleşmesine istinaden kiracı sıfatının bulunduğu beyan ettiğinden ve davacı da kiralananı tahliye etmek zorunda kaldığı için maddi ve manevi zarara uğramasından kaynaklı zarara uğradığını bu nedenle alacaklı olduğunu iddia ettiğinden davacının taraf sıfatının bulunduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davacı tarafından delil olarak bildirilen ve celbi istenilen ... 3. İdare mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına sunulan 25.10.2021 tarihli ... Bölümü Bilirkişi Öğretim Üyesi ... imzalı raporda özetle; incelemeye konu binaların 8 bloktan oluştuğu ve ... adresinde ve 307 pafta 1961 ada 1,2,3,5,14,15,16,17 parsellerde yer aldığı, yapıların taşıyıcı sistem elemanları üzerinde yapılan gözlemde ciddi yapısal hasara rastlanılmadığı, yapıların zamanında ruhsatsız yapılmasına rağmen 2005 yılında güçlendirme projeleri doğrultusunda güçlendirildikleri, yapılan hesapların o günkü güncel yönetmeliklere uygun olduğu, yapının henüz ekonomik ömrünü doldurmamış olduğu, yapıldığı yıldan bu yana çeşitli depremlere maruz kalmasına rağmen herhangi bir ciddi yapısal hasara rastlanılmadığı ancak can ve mal güvenliğinin sağlanabilmesi için bodrum katlardaki kaynakların düzeltilmesinin tavsiye edildiği, taşıyıcı elemanlardaki korozyonun temizlenmesi ve varsa kesit kayıplarının giderilmesi gerektiği, ileride yaşanabilecek şiddetli bir deprem sonrasında yapıları kullanmaya devam etmek için yapıların mevcut duvarlarının tekrar incelenmesi gerektiği yönünde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmıştır. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı, davalı anonim şirketin 06.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararına konu taşınmazdaki yapının riskli yapı olmamasına rağmen bu yönde karar alınmasının sağlanıldığını , davalı tarafın kazanç elde etmek amacıyla riskli yapı olmayan taşınmazla ilgili yıkım kararı aldığını, yıkım kararı alınmasına dayanak rsikli yapı tespit raporunun gerçeğe aykırı olduğunu, davacının bu sayede harç ve teminat muafiyetinden yararlanacağını, riskli yapı olmayan yapı ile ilgili alınan yıkım ve tahliye kararının geçersiz olduğunu iddia etmiş, davalı ise Bakanlık tarafından lisanslandırılmış dava dışı şirket tarafından riskli yapı olduğu tespit edilen taşınmazı tahliye eden davacının 6306 sayılı yasa kapsamında itiraz hakkının bulunmadığı, davanın reddi gerektiği yönünde savunmada bulunmuştur. Uyuşmazlık, anonim şirkete ait taşınmazdaki mevcut yapının yıkımına ve yapıdakilerin tahliyesine dair alınan yönetim kurulu kararının 6102 sayılı TTK 391. kapsamında batıl olup olmadığına ilişkindir. Davacının delil olarak dayandığı ... 3. İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına sunulan teknik rapora itibar edilmesi halinde yönetim kurulu kararına konu yapının, 1999 yılında meydana gelen depremden önce ruhsatsız olarak inşa edildiği, birden fazla deprem gördüğü, yapıda 2005 yılında ...kontrolünde güçlendirme projelerine uygun güçlendirme yapıldığı, yapının ekonomik ömrünü henüz tamamlamadığı ancak bodrum katlardaki kaynakların düzeltilmesi, taşıyıcı elemanlardaki korozyonun temizlenmesi ve varsa kesit kayıplarının giderilmesi gerektiği, ileride yaşanabilecek şiddetli bir deprem sonrasında yapıların kullanılmaya devam edilmesi için mevcut duvarlarının tekrar incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. O halde, deprem öncesinde ruhsatsız şekilde yapılmış ve deprem sonrasında güçlendirme projesi ile güçlendirilmiş bir yapının deprem yönetmeliğine göre riskli yapı olmadığının kabulü halinde yönetim kurulunun bu yapı ile ilgili yıkım ve tahliye kararı almasının eşitlik ilkesine aykırı olup olmadığı, şirket yapısını bozucu nitelikte olup olmadığı ve pay sahibinin haklarını ihlal eder nitelikte olup olmadığını değerlendirmek gerekecektir. Davacı pay sahibi veya yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi alınan bu kararın eşitlik ilkesine aykırı olmadığı ve pay sahibinin haklarını ihlal eder nitelikte olmadığı açıktır. O halde deprem yönetmeliğine göre riskli olmadığı iddia edilen bu yapı ile ilgili alınan yıkım ve tahliye kararının şirket yapısını bozucu yani sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, anonim şirketin temel yapısına uymayan nitelikte olup olmadığı değerlendirilmelidir. 6100 sayılı 187. maddesinde belirtildiği üzere delil, davanın çözümüne etkisi olabilecek ve münhasıran çekişmeli konuları ispat edebilmek için gösterilir.Herkes tarafından bilinen vakılarla ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz ve ispatın konusu olmaktan çıkarlar.Somut davada , davalı şirkete ait taşınmazdaki yapının deprem yönetmeliğine göre riskli bir yapı olmamasına rağmen davalının kazanç elde etmek ve harç ve teminat muafiyetinden faydalanmak amacıyla riskli yapı olduğuna dair rapor tanzim ettirdiği iddia ve ikrar edilmiş olup 06.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararının şirketin menfaatine olacak şekilde alındığı çekişmeli olmaktan çıkmıştır. 6100 sayılı TTK 391.maddesinin düzenleniş amacı m.379,380,384 ve 399.maddelerinde şirketin sermayesinin,malvarlığının ve sürekliliğinin korunmasını sağlamaktır.6102 sayılı TTK 391/1-b maddesi, anonim şirket sermayesinin ve malvarlığının, şirketin zarara uğramasına neden olacak şekilde elden çıkarılmasını önlemek amacıyla düzenlenmiştir.Davacı dava dilekçesinde, davalı şirketin kazanç elde etmek amacıyla riskli yapı olmayan bir yapı hakkında yıkım kararı alındığını iddia etmiştir. Davalı şirket yönetim kurulu kararının, davalı şirketin sermayesini ve malvarlığını azaltacak nitelikte bir karar olduğu iddia edilmemiş anılan kararın şirketin menfaatine olacağı ikrar edilmiş olduğundan 06.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararının geçersiz sayılmasını gerektiren bir durumun varlığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 269,85 TL'den 427,60 TL maktu harcın mahsubu ile 157,75 harcın davacıdan alınıp hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/11/2024 Başkan Üye Üye Katip