İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/125 E. 2025/332 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/125
- Karar No
- 2025/332
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/125 Esas KARAR NO : 2025/332 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2024 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil hakkında ... Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmıştır.... Satış Anonim Şirketi tarafından başlatılan takip ... adresindeki 2031414561 sözleşme nolu abonelik nedeniyle ... tarihleri arasındaki elektrik borçlarının ödenmediği gerekçesiyle başlatılmıştır. Müvekkil hiçbir şekilde varlığında haberdar olmadığı, abonelik sözleşmesini imzalamadığı ve fiilen de hiçbir şekilde kullanmadığı abonelik nedeniyle huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olmuştur.Yapılacak1-Müvekkilin ... sözleşme nolu abonelik nedeniyle başlatılan ... Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin... sayılı icra dosyası ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, Tedbirsiz ve özensiz davranarak gerekli denetim görevini yerine getirmeyen ve kötü niyetli ve haksız olarak icra takibi başlatan davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama gieri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına dair karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Davacı dava dilekçesinde herhangi bir vakıadan bahsetmemiş hangi icra dosyasından borçlu olmadığının tespitini izah edememiştir. Bunun yanında davacı dava dilekçesinde herhangi bir dava değeri de belirtmemiştir.İlgili kanun ve yönetmeliklerin amir hükümleri ile yukarıda verilen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ilamı uyarınca Müvekkil kurum ile elektrik abonelik sözleşmesi imzalayan ve daha sonra bu sözleşmeye aykırı davranan davacı, müvekkil şirkete karşı sözleşme gereği aykırı davranışlarından sorumlu tutulacaktır. Sunulan kararlarda ilgili sorumluluğun mirasçılara dahi yansıtıldığına dikkat çekmek isteriz. Açıkladığımız sebeplerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerekmektedir. Davacı vekilinin iddiaları mesnetsizdir ve iddiasını ne ispat edebilmiş ne de açıklayabilmiştir. Hal böyleyken davacının haksız davasının reddi gerekmektedir. davanın usul ve esas yönünden reddine, kötü niyet tazminatı, yargılama gider ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." savunmuştur. Dava; İİK 72. Madde uyarınca menfi tespit talebine ilişkindir. Davacının tacir olup olmadığına ilişkin olarak ... Vergi Dairesine, ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabında davacının gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı ve ... Vergi Dairesi'den gelen cevabi yazıda davacının mükellef kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir. HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, her ne kadar davalı taraf tacirse de, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre davacının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre davacının mükellef kaydının bulunmadığı, davacının tacir olmadığı, dolayısıyla tacirler arasında bir davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, görev dava şartı eksikliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden REDDİNE, 2-Davaya bakmaya görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 3-6100 sayılı HMK nın 20. maddesi uyarınca, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde davacılar tarafından yapılacak müracat halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4-Tarafların yukarıda belirtilen süre içerisinde başvarmamaları halinde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına, 5-6100 sayılı HMK nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve gider avansı gibi hususların görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/04/2025 Katip ¸e-imza Hakim ¸e-imza