İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/12 E. 2024/1008 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/12
- Karar No
- 2024/1008
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/12 Esas KARAR NO : 2024/1008 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 05/01/2024 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: “40.09.2021 tarihinde; Davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu, müvekkil şirket nezdinde ... no'lu kasko sigortalı olan ... plakalı araçta hasar meydana geldiği; Kazada davalı sigorta şirket nezdinde sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği ve ağır kusurlu olduğu; Müvekkil şirket nezdinde kasko sigortalı ... plakalı araçta oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarının davalının kusuruna tekabül eden kısmının tamamı olan 8.306,43 TL Müvekkil şirket tarafından sigortalısına ödenmiş olduğu; Kaza sonucunda oluşan ve sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için davalı aleyhine ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatılmış ise de, davalının itirazı ile takibin durdurulduğu ve huzurdaki davanın açılması gerektiği; Yukarıda açıklanan nedenlerle ve fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Davalı şirketin itirazının iptali ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına ve ayrıca davalı şirket aleyhine %20 den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi” dava ve talep edilmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı tarafından her ne kadar dava dilekçesinde kaza tarihinin 20.12.2021 olduğu beyan edilmiş ise de; kaza tespit tutanağı ile davacı yan sigortalı araç sürücüsü beyan tutanağı ve alkol raporunda yer aldığı üzere uyuşmazlık konusu kazanın en erken 10.09.2021 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Anılı nedenlerle öncelikle davanın 2 yıllık zamanaşımı yönünden reddini talep ederiz. Aksi kanaatte işbu davanın hak düşürücü süreler içerisinde ikame edilip edilmediğinin araştırılarak davanın reddini talep ederiz. iş bu dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğinden ve davacı tarafından iş bu dava açıkça belirsiz alacak davası olarak ikame edilmediğinden yargılamanın ilerleyen aşamasında davacı tarafça davanın ıslah edilmesi halinde ıslah edilen kısım bakımından 2 yıllık zamanaşımının dolması söz konusu ise iş bu kısma ilişkin talebin zamanaşımı yönünden reddi gerekmektedir. karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası ek 6. maddesi gereğince müvekkil şirkete başvuru yapılması esnasında davacı tarafça ibrazı zorunlu olan belgeler dosyaya ibraz edilmemiştir. Dava dilekçesinde belirtilen ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 31.05.2021/2022 vadeli, ... nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır. Davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, poliçeden dolayı müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına azami 43.000,00-TL ile sınırlıdır. Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları Sigortanın kapsamının belirlendiği A.1.maddesinde “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” düzenlemesine yer verilmiş olup, iş bu davada işletenin sorumluluğunun bulunmadığı hallerde müvekkil sigorta şirketinin de herhangi bir hukuki sorumluluğundan söz edilemeyeceği açıktır. öncelikle dava dilekçesinde davacı aracına sigortalı araç tarafından zarar verildiği iddia edilmiş ise de dosya kapsamı itibariyle iddia edilen zarara sigortalı aracın sebebiyet verdiğine ilişkin hiçbir delil bulunmamaktadır. mahkeme tarafından öncelikle şüpheye yer kalmayacak şekilde oluşan zarara sigortalı aracın sebebiyet verdiğinin tespiti gerekmektedir. Davacı tarafından, müvekkil şirket nezdinde sigortalı aracın kazaya sebep olup olay yerinde durmadan kaçıp gittiği belirtilmişse de; tarafımıza tebliğ edilmeyen bilgi ve belgelere ilişkin itiraz hakkımız saklı kalmak kaydıyla, söz konusu kusur durumunun net olarak ortaya konulmadığı açıktır. Ayrıca dosya kapsamında başkaca bir belge bulunmadığından davacıya ait aracın sigortalımız tarafından hasara uğratıldığından bahsedilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince iddia eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altındadır. Davacı yanın aracında meydana gelen zararın müvekkil şirket sigortalısı aracın kusuru nedeniyle oluştuğunun tespiti gerekmektedir. DAVACI tarafından delil olarak dayanılan kaza tespit tutanağının maddi anlamda herhangi bir ispat gücü bulunmamaktadır. davacı yan sigortalı araç sürücü tarafından imzalanan beyan tutanağını dikkate alınarak tek taraflı beyana göre başkaca hiçbir hukuki delil olmaksızın düzenlenen kaza tespit tutanağının tarafımızca kabulü mümkün değildir. anılı nedenlerle söz konusu iddia olunan kazaya müvekkil şirket sigortalısının sebebiyet verdiği ispat olunamadığından davanın reddi gerekmektedir. kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kazaya müvekkil şirket sigortalısı sebebiyet verdiği kabul edilecek olsa dahi Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.f. Maddesi gereğince sigortalıya karşı dava, rücu ve tüm talep haklarımız saklıdır.1-Tarafımızdan asla ikrara kabul edilmemek suretiyle; davaya sebep kaza en erken 10.09.2021 tarihinde meydana gelmiş olup, kaza tarihinde yürürlükte olan KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi başlıklı B.2. maddesinde; “Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilir. Ancak model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılır. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez. “Eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibariyle benzer hasar/lardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça bedeli ile sınırlıdır. “2.2. Hak sahibi aracının, bu madde uyarınca Hazine Müsteşarlığınca belirlenen ölçütleri karşılayan, dilediği onarım merkezinde onarılmasını talep edebilir. Bu durumda sigortacı, araç kaza tarihi itibariyle anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre ödeme yapabilir” düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece bilirkişi marifeti ile yaptırılacak hasar incelemesinde, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının belirlenmesi, aracın tamirinin ekonomik olmadığının anlaşılması halinde, aracın “trafikten çekilme belgesi” alınarak hurdaya ayrılmasını ve bu belgenin ibrazı şartıyla aracın rayiç değerinden hurda bedelinin mahsup edilerek bulanacak tazminat değerinin ödenmesi gerekecektir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 14.4.2016 tarihinde değişen 90. Maddesi aşağıdaki düzenlemeyi içermektedir. “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Genel şartlarda; hasar tazminatının nasıl hesaplanacağı açıklanmıştır. Hesaplama yapılırken müvekkil şirketin indirim– iskonto hakkının da dikkate alınması talep olunur. Aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının da tespit edilmesi gerekmektedir. Aracın tamiri ekonomik değilise, aracın rayiç ve hurda bedellerinin tespit edilmesi, daha sonra da rayiç değerden hurda bedelinin mahsup edilerek hakedilecek tazminatın belirlenmesi talep olunur. sektör ve yerleşmiş yargıtay kararları da bu yöndedir. poliçede sigorta bedellerine kdv dahil olduğuna dair bir ifade bulunmamaktadır. Onarım ve yenileme farklarının faturalarla ispatı zorunludur. Diğer yandan poliçede KDV klozu mevcuttur. Buna gore sigortalı kıymetler KDV dahil bildirilmiş ise, hasar ödemelerinin KDV dahil olabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda da yapılacak KDV ödemelerinin ancak ve ancak müvekkil şirket adına düzenlenecek yansıtma fatura sonrası yapılacağı düzenlenmiştir. Poliçede sigorta bedellerine KDV dahil olduğuna dair bir ifade bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu kalemin de reddi talep olunur. “Bilirkişi raporunda hasar tespiti KDV hariç ve KDV dahil olarak iki şekilde de yapılmıştır. Ancak onarım ile ilgili dosyamıza herhangi bir onarım ve masraf faturasına dair tespiti sağlayacak belge sunulmadığından hasar bedelinin KDV hariç olarak hesaplanması gerektiği kanaati oluşmuştur…” (... ve...) 4-Davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya ait aracın davaya konu kazadan önceki tüm hasarlarının mahkemece tespiti gerekmektedir. Davacı aracında 10.09.2021 tarihli kaza anında üzerinde bulunan tüm parçaların orijinal olup olmadığının tespiti amacıyla Sayın mahkemenizce davacıya ait arasın eski hasar kaydı bilgileri ile eski hasar kaydı olması halinde eski hasarlı parçaların bildirilmesinin Sigorta Bilgi Gözetim Merkezine yazılacak müzekkere ile celbini talep ederiz. Davacı tarafın faiz talebi yersiz olup, olay haksız fiilden kaynaklanmış olması nedeniyle reddi gerekmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2014 tarih ve ... E., ...K. Sayılı Kararına Göre: “Davacıların desteğinin yolcusu olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı araç ticari nitelikte değil hususi araç olup, asıl zarar verenden istenilemeyecek ticari temerrüt faizinin, onun sorumluluğunu üstlenen davalı sigorta şirketinden de istenemeyeceği, dolayısıyla bu aracın haksız eyleminin de TTK'nın 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına, bu durumda da davalıya trafik sigortalı aracın işleteninden ancak yasal faiz istenebileceğine, kazaya karışan aracın işleteninin hukuki sorumluluğunu üzerine alan davalı sigorta şirketinin de ancak aynı oranda temerrüt faizi istenebileceğine göre, davalı sigorta şirketi bakımından istem gibi avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.” Yargıtay içtihatları ve yasal düzenlemeler gereğince haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğu, ayrıca müvekkil şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında davacı tarafın yasal faiz dışındaki taleplerinin reddine karar verilmesini talep ederiz. Ayrıca belirtmek isteriz ki müvekkil şirketin temerrüdünün başlangıcı KTK’nın 98. ve 99. maddesine göre belirleneceğinden başvuranın faiz başlangıç talepleri de hukuka aykırıdır. Karşı tarafın haksız ve yersiz davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına, 2004 sayılı İ.İ.K. m.67 gereğince müvekkil şirket lehine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Davacı şirkete sigortalı bulunan araca 10/09/2021 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan aracın çarpması ve akabinde olay yerinden kaçtığı iddiasıyla rücuen tazminat isteminden ibaret davadır. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilere rapor aldırtıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu 31/10/2024 tarihli raporunda özetle: "Önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK'nun 84/d. Md. yoluyla: 46/a, 47/c,d, 52/b,c, 56/c,81. Md. ile KT. Yönet. 107. Md. Trafiği akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Şerit İzleme ve Takip Mesafesi, Kazaya karışanlar) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ... plakalı kamyonetin kaza yerini terk eden kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün “%100 oranında Asli ve Tam Kusurlu” olacağı; Trafik Kazası Tespit Tutanağında herhangi bir kural ihlali bilgisine rastlanmayan, buna göre kendi yönünde ve şeridinde seyretmekte iken arkadan gelen araç tarafından çarpılmaya uğradığı sonucuna varılan ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ...' in kazada etkisi olmadığı, alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve “Tamamen Kusursuz” olacağı; Kaza tarihinde ... plakalı otomobilin kasko sigortası olan davacı ...Sigorta Şirketi'nin kurallar gereği araç sürücüsü dava dışı ...' in kusur oranı ve sigorta kapsamına göre sorumlu olacağı; Ancak yukarıda açıklanan şekilde adı geçen sürücünün “Tamamen Kusursuz" olacağının tespit edildiği; Aynı kaza tarihinde ... plakalı kamyonetin sigortası olan davalı Allianz Sigorta A.Ş.' nin ise ( KTK' nun 91. Md. sigorta) kurallar gereği aracın kaza yerini terk eden kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün kusur oranı ve sigorta kapsamına göre sorumlu olacağı; Rücuya tabi onarım bedeli yönünden ... plaka sayılı aracın hasar bedelinin iskontolu olarak %18 KDV dahil olmak üzere 8.306,43 TL olarak yerinde ve uygun olduğu, riziko tarihinde dava konusu aracın marka ve modeli ile tipine uygun şekilde piyasa rayiçlerinde olduğu, Aracın hasar niteliği dışında herhangi bir tespitin ekspertiz raporunda yer almadığı, bu bağlamda da ekspertiz raporunda yer alan tespitlerin yerinde ve uygun olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Zamanaşımı itirazı yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde; "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154. maddesinde; "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davalı tarafça kazanın 10/09/2021 tarihinde gerçekleşmiş olması nedeniyle alacağın zamanaşımına uğradığı iddia edilmiştir. Davaya konu kazaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağının incelenmesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği belirtilmiştir. Dolayısıyla somut olayda uzatılmış zamanaşımı olmadığı sabittir. TBK 72 uyarınca zamanaşımı süresinin başlaması için davacı tarafın zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihin tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda trafik kazasına karışan davalı sürücüsü olay yerini terk etmiş olması nedeniyle davacı tarafça kaza tarihi itibariyle tazminat yükümlüsü öğrenilemediğinden kaza tarihinden zamanaşımının başladığını kabul etmek mümkün olmamıştır. Bu sebeple davacı taraf dosya içeriğine göre en erken ekspertiz raporunun kendisine iletildiği tarih itibariyle tazminat yükümlüsünü öğrenmiştir. Bu doğrultuda ekspertiz rapor tarihinin 06/11/2021 olması ve arabulucuya başvurma tarihinin 20/10/2023 olması nedeniyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Aksi düşünülecek olsa dâhi davacı tarafça davalı aleyhine 21/06/2023 tarihi itibariyle icra takibine girişilmiş olması nedeniyle zamaşımının TBK 154 uyarınca kesileceği ve yine arabuluculuk başvuru tarihinin 20/10/2023 olması sebebiyle zamanaşımının dolmamış olduğu anlaşılmış olup işin esası bakımından taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesine geçilmiştir. Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede; Tarafların sigortalıları arasında gerçekleşen trafik kazasının ...üzerinde ... yönünde seyreden ... plaka sayılı aracın arka kısmına aynı yön ve istikamette seyreden ... plaka sayılı aracın ön kısmı ile çarpması ve olay yerinden uzaklaşması şeklinde meydana geldiği polis memurlarınca tutulan kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamında toplanan deliller ile sabittir. Dolayısıyla olayın oluş şekli dikkate alındığında davalı taraf sigortalısının kazanın meydana gelişinde %100 kusurlu olduğu bilirkişi raporu ile de sabittir. Bu kapsamda davacı sigortalısının aracında meydana gelen hasar bedelinin %18 kdv dahil olarak 8.306,43 TL olacağı bilirkişilerce tespit ve hesap edilmiştir. Kaza ile hasar arasındaki illiyet bağı da kurulmuş olup davanın bu miktar yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir. İşlemiş faiz yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı tarafından 20/12/2021 tarihinde mektup gönderildiğinden bahisle bu tarih itibariyle takip tarihine kadar işlemiş faiz hesap edilmiş olsa da davalı tarafça kendilerinden 30/12/2021 tarihi itibariyle tazminat talep edildiği bildirilmiştir. Somut olayda davacı taraf hangi tarih itibariyle davalıdan tazminat talep ettiğini ispat edememiş olup davalının talebin kendisine ulaştığını ikrar ettiği tarihten 8 gün sonrası üzerinden takip tarihine kadar işlemiş faiz mahkememizce re'sen hesaplanmış olup işlemiş faiz miktarı bu miktar yönünden kabul edilmiş fazlaya ilişkin kısımları ise reddedilmiştir. Açıklanan tüm bu sebeplerle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davalı tarafından ... 27. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 8.306,43 TL asıl alacak ve 1.075,28 TL işlemiş faiz olmak üzere takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacağın % 20'si olan 1.876,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 640,86 TL harçtan peşin harç olarak alınan 427,60 TL'den mahsup edilerek bakiye 213,26 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın kısmen kabul edilen 9.381,71 TL üzerinden hesaplanan ve yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 9.381,71 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın red edilen 32,29 TL üzerinden hesaplanan ve yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olan 32,29 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 640,86 peşin harç ve 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.068,46 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 70,00 TL tebligat, posta gideri ile 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.070,00 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 7.989,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 3.088,80 TL'sinden davalı tarafın, 31,20 TL'sinden davalı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına, 9-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır