İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/66 E. 2025/992 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/66
- Karar No
- 2025/992
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/66 Esas KARAR NO : 2025/992
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/08/2017 KARAR TARİHİ : 18/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda; TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "... 14. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip dosyası açıldığını, müvekkillerinin davalı firmaya herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla icra takibinden ve takip dayanağı senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takip sırasında müvekkillerinden icra kanalı ve baskısıyla tahsil edilen paraların istirdadına, icra takibinin dava sonucu verilen karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, davalı aleyhine %40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil Şirket ile davacılardan ... arasında imzalanmış olan 27.03.2010 tarihli Acentelik Sözleşmesi, Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü, Cari Hesap Sözleşmesi niteliğindeki Ek Protokol ve Alt Kira Sözleşmeleri ile Müvekkil Şirkete ait ... Şubesi Acente olarak devredilmiş ve işletmesine bırakılmıştır. Davacı ile müvekkil şirket arasındaki acentelik sözleşmesi sona erince, müvekkil şirketin acente adına yapmak zorunda kaldığı diğer ödemelere istinaden de davacılar, müvekkilim şirkete uğranılan zararlara karşılık icra takibine konu senedi vermiştir. Senet vadesinde ödenmediği için Müvekkilim yasal hakkını kullanmak suretiyle bu senedi icra takibine koymuştur. Senet davacının iddia ettiği gibi teminat senedi değildir. Bu senet, müvekkil şirketin Acente adına ödeme yapmak durumunda kaldığı ödeme kalemlerinin toplamı için Acente tarafından müvekkilime verdiği senettir. Senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir kayıt yoktur. Davacının iddiaları asılsızdır.Dikkat edileceği üzere Acentelik Sözleşmesinin imzalanma tarihi 27.03.2010 iken, senedin düzenleme tarihi 05.01.2017’dir.Yani senetlerin düzenleme tarihinin sözleşmenin düzenleme tarihi ile ilgisi bulunmamaktadır.davalı vekilince sunulan delillerin incelenmesinde teftişin yapıldığı dönem ve tespit edilen zarar ile takibe konu işbu senedin tanzim tarihlerinin birbirini tuttuğu görülmektedir. Senedin tanzim tarihi 02/02/2017 olup, HMK'nın 200.maddesi uyarınca teminat maksadıyla düzenlendiğini, davacılar yazılı delil ile ispat etmekle mükelleftir. Davacılar tarafından takip konusu senedin teminat senedi olduğunu tevsik edici herhangi bir yazılı belge sunabilmiş değildir. Davacılar vekilince senetteki yazı, meblağ ve tarihler üzerinde yazılma zamanlarının tespiti bakımından teknik inceleme talep edilmiş ise de, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının da yazılı delille ispatı gerektiğinden istemi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre davacılar teminat iddiasını ispat edemediğinden, delil listelerinde açık bir şekilde yemine de dayanmadıklarından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Gerekçeleri ile reddetmiştir. Belirtmek gerekir ki icra takibine konu senet tüm unsurları ile Kambiyo Senedini haiz şartları taşımakta olup, davacıların yaptığı tüm itirazlar haksız ve kötü niyetlidir. Dolayısı ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine, haksız davanın külliyen reddine, davacılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini " talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan esas dava, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebep ile feshedildiği iddiasıyla sözleşmeden kaynaklı alacakların ve davalı tarafından yapıldığı iddia edilen haksız kesintilerin tazmini isteminden ibaret olduğu anlaşıldı. Mahkememiz dosyası ile birleşene ... 16. Asliye Ticaret Mahkmesi'nin ... Esas... Karar sayılı dosyasında ise ... 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatılan kambiyo senedine dayalı icra takibine konu senet sebebiyle menfi tespiti istemi ve icra dairesine ödenen paranın istirdadı isteminin yerinde olup olmadığı istemine ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiye rapor aldırtıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Taraflar arasında tazminat talebiyle (acentelik sözleşmesinden kaynaklanan) görülmekte olan dava kapsamında tarafıma tevdi edilen dosya ve ekleri ile Davacıya ait muhasebe kayıtları üzerindeki incelemeler sonucu yapılan tespitler aşağıda bölümler halinde belirtilmiştir. Raporun IV/B Bölümünde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere; Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü Cari Hesap Sözleşmesi'nde; devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan acenteye pay verilmek suretiyle, acentenin performansına dayalı olarak kâr elde etmesine ikân sağlanacağı Dolayısı ile acentenin devir cirosunda artış sağlayamaz ise gelir elde edemeyeceği, ancak masrafların ... tarafından karşılanması nedeniyle ciro artışı olmasa bile zarar etmeyeceği, Yukarıda belirtilen masraf kalemlerinin her (6) ayda bir ... tarafından gözden geçirileceği, bu gözden geçirme sonucu söz konusu masraf kalemlerinde yürürlükteki mevzuat, yurt genelinde uygulanan tarifelerdeki birim fiyat değişimleri gibi hukuki dayanaklardan veya iş artış/eksilişinden doğan zorunlu değişimlerin oluştuğu anlaşılır ise bu değişimlerin masraf tutarlarına etkilerinin ... tarafından hesaplanacağı, Acentenin de fikri alındıktan sonra söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişin masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai kararın ...'ya ait bulunduğu hususlarına yer verildiği, Raporun IV/C Bölümünde Hesaplanan Zarar Tutarı Acentelik Sözleşmesi Hükümleri gereğince; Davalı Kargo Şirketince masraf güncellemesi yapılması gerektiğinin Mahkeme tarafından da kabul edilmesi halinde; Raporun IV/C-2. Bölümünde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere Davacı tarafından karşılanan 44.383.45 TL, cari hesap şeklinde borçlanılarak sağlanan 16.753.95 TL olmak üzere toplam 61.137.40 TL'lık işletme gideri ile, Raporun IV/C-3. Bölümünde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere Davalı Kargo Şirketince Davacı adına düzenlenen hak ediş tutarlarından mahsup edilen 4.832.60 TL'lık gider yansıtmasının Davacı zararı olarak kabul edilmesinin gerektiği, Raporun IV/D Bölümünde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere; 02.01.2017 ihtar tarihi itibariyle Davacının Davalı Kargo Şirketinden 9.872.80 TL tutarında alacağının bulunduğu, Dosyaya sunulan belgelere göre; fesih tarihi itibariyle Davacının işçilik hakları konusunda herhangi bir tespit yapılmasının mümkün bulunmadığı Acentelik Sözleşmesinin; 39. Maddesinde sözleşmeden kaynaklanan istisnasız tüm yükümlülüklerin teminatını oluşturmak üzere ...'ya 30.000.00 USD tutarında, ilk takvim yılının son günü vadeli bir teminat senedinin verileceğinin, Vade sonunda söz konusu teminat senedinin icraya konulmasını gerektiren bir sebebin doğmaması ve yeni bir teminat senedinin ...'ya verilmesi halinde eski senedin acenteye iade edileceğinin hüküm altına alındığı, Bu sözleşme hükümlerine göre; 30.000.00 USD'lık teminat senedinin iade edilmesi yönündeki talebe ilişkin takdir yetkisinin Mahkemeye ait bulunduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Sayın Mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haklı sebebe dayalı olarak sona erdirilmiş olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen davacının taleplerinin incelenmesi sureti ile devam Davalının sözleşmeye aykırı davranışı ile masraf güncellemesi yapmaması sebebi ile şimdilik 10.000 TL...” talebi yönünden: Bilirkişi SMMM ...'nın davacı ...'un ticari” defterlerini incelenmesinde düzenlemiş olduğu 01.03.2013 tarihli Kök ve 26.04.2024 tarihli Ek rapor içeriğinden, davacının 2010, 2011,2012,2013, 2014 ve 2015 yıllara ilişkin ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, 2016 ve 2017 yılların ticari defterlerini ibraz ettiği ve yevmiye defterinin kapanış noter onayı yapılmadığı anlaşıldığı, Davacı defterlerini inceleyen Bilirkişi SUMM ..., Kök ve Ek raporunda; Davacının 2016 yılı ticari defterlerinde bir takım tespitlerde bulunmuşsa da, davacı firmanın toplam giderleri ne kadar olduğu, acente devir sırasında belirlenen giderlerin ne kadar olduğu ve bu tutarın ne kadarı davalı ... tarafından karşılandığı, ne kadarı karşılanmadığına ilişkin bir çalışma yapılmadığı, Davacı tarafta masraf güncellemesi yapılmadığından uğradığı zarara ilişkin bir çalışma ve dayanak belgeler dava dosyasına sunmadığı, Dolayısıyla davacı tarafın iddia ettiği 2010-2017 yılları arası masraf güncellemesi zararın tarafımızca tespit edilip, hesaplanması mümkün olmadığı, Davalı firma tarafından sözleşmesel ilişkinin devamı sırasında davacının hak edişinden kesintisi yapılan işçilik alacakları ile işten çıkartılan işçilerin kıdem tazminatı ve sair işçilik alacağı ödemeleriyle davacı tarafından davalının rutin uygulaması gereği bakiye hak edişinden nezdinde çalışan personellere ilişkin kıdem tazminatı kesilmesini engellemek amacıyla yaptığı kıdem tazminatı ödemeleri talebi yönünden: Davalı ..., — davacı cari hesabına 29.05.2017 tarihinde “Acentelik Dönemi Kıdem Tazminatı” açıklaması ile 17.701,45 TL borç kaydı düzenlediği, diğer bir değişle davacıyı borçlandırdığı, davacı, davalı ... defter kayıtlarında 29.05.2017 tarihinde 18.737,50 TL borçlu iken, bu kayıtla borcu 36.438,95 TL'ye yükseldiği, Taraflar arasındaki sözleşmenin “Personel yapısı ve sorumlulukları” başlıklı 26. maddesinden de anlaşılacağı üzere bahse konu personellerin sözleşme tarihi olan 27.03.2010 tarihinden önceki personel masraflarından davalı, sonraki personel masraflarından ise davacının sorumlu olduğu, bahse konu tazminat kalemleri incelendiğinde yılların 2013 ve 2015 yıllarına ilişkin olduğunun anlaşıldığı, ancak bu bedellerin devir tarihinden önce mi sonra mı olduğu dosyaya mübrez belgelerden anlaşılamadığı, bu yönü ile şayet devir tarihinden sonra ise bu bedellerden davacı sorumlu olacak iken; önce ise davalı sorumlu olacağından davacıya iadesinin gerekeceği, Davalı tarafından kesintisi yapılan hasar tazminleri yönünden: Dosyaya mübrez belgelerden davalının, davacının hak edişlerinden “hasar tazmin bedeli ” açıklaması ile toplam 6.570,89 TL kesinti yapıldığı, ancak bahse konu hasarların gerçekleştiği dolayısıyla davalının bu bedellerin tazmininde haklı sebebe dayanıp dayanmadığının anlaşılamadığı, bu yönü ile şayet hasar tazmin bedelleri haklı sebebe dayanıyor. ise bu bedellerden davacı sorumlu olacak iken; haklı sebebe dayanmıyor ise davalı sorumlu olacağından davacıya iadesinin gerekeceği, Davalı tarafından yapılan faiz kesilmesi talebi yönünden: Davacının hak edişlerinden “faiz” açıklaması ile toplam 6.420,76 TL kesinti yapıldığı, şayet hasar tazmin bedelleri haklı sebebe dayanıyor ise bu bedellerden ve dolayısıyla faizlerden davacı sorumlu olacak iken; haklı sebebe dayanmıyor ise davalı sorumlu olacağından faiz adı altında tahsil edilen bedellerin de davacıya iadesinin gerekeceği, Davalı tarafından davacı hak edişinden yapılan müşteri fatura ke: talebi yönünden Davacının hak edişlerinden “Hukuka İntikal Eden Müşteri, Mal Bedeli, Mükerrer Müşteri Havalesi-Pos Çekimi, Hesaplara Ulaşmayan Müşteri Havalesi-Pos ve Karşılıksız Çek Tahsilatı” açıklama ile toplam 25.105,66 TL kesinti yapıldığı, Yapılan kesintiler açısından yapılan incelemelerde tazminat kesintisi anlamında yapılan kesintilerin Davalı şirket yetkililerince yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde belirlenen hatalara yönelik olarak acente tarafından yapılan kusurlar, delil incelemeleri neticesinde karar verilmekte ve bu hatalar acenteden kaynaklı olanları var ise kusur oranında yansıtmalar yapılır, acente kusuru olması halinde acentenin hak edişinden kesinti yapılarak müşteri mağduriyeti yaşanmaması adına tazminat ödemeleri gerçekleştirildiğinden, acenteden yapılan kesintiler haklı olup, yapılan bu kesintilere itirazlar doğru olmayacağı, aynı zamanda tazmin ödemelerine yapılan itirazlar farklı bir dava konusu olarak ele alınıp tüm tutanaklar ve kayıtların ele alınması ile karar verilmesi gereken bir durum olduğu, bu yönü ile şayet Sayın Mahkemece yapılan kesintilerin haklı sebebe dayandığı kanaatinde olunması durumunda bu bedellerden davacı sorumlu olacak iken; haklı sebebe dayanmıyor ise davalı sorumlu olacağından tahsil edilen bedellerin de davacıya iadesinin gerekeceği, Birleşen Dava Kapsamı Davacıların, bahse konu senedin sözleşme teminatı olarak verildiğini iddia ettiği, bir senedin teminat senedi niteliğini haiz olabilmesi için senedin üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı açık bir şekilde yazılması veyahut sözleşmede teminat senedinin vasıf ve unsurları belirtilerek açıkça atıf yapılması gerektiği; ancak dosyaya sunulan senet metini incelendiğinde, senedin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, ancak asıl dosya davacısı ile davalı arasında akdedilen 27.03.2010 tarihli sözleşmenin “Teminat” başlıklı 39. maddesinde senede dair bir düzenlemenin yer aldığı, Bu açıklamalardan sonuçla her ne kadar bahse konu senedin üzerinde teminat amacı ile verildiğine dair bir ibare bulunmamakta ise de tarafların imzasını içerir sözleşmede bahse konu senedin hangi amaçla verildiği ve birleşen dosya davalısı ....'un da sözleşme hükmüne uygun olarak kefil olarak senede imza attığının anlaşıldığı, bu yönü ile Kambiyo senetleri borç ilişkisinden soyut olsa da dava konusu yönünden teminat amacıyla verildiği ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ile bağlantılı olduğunun düşünüldüğü, bu kabulde şayet davacının davalıya karşı bir sorumluluğu (borç tazminat vs.) var ise davalının bu senede dayalı olarak tazmin yoluna gidebileceği, şayet davacının davalıya karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de davacının senet nedeniyle sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, Buna karşın Sayın Mahkemece, dava konusu senedin davacı tarafça düzenlendiği ve fakat teminat amacıyla verilmediği kanaatinde olunması halinde davacının senede dayanan borçtan sözleşme ilişkisinden soyut olarak sorumlu olacağının ifade edilebileceği, şayet davacının davalıya karşı bir sorumluluğu (borç, tazminat vs.) var ise de davalının bu sorumluluktan bağımsız olarak senedin tazmin yoluna gidebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin sunmuş oldukları ek raporda özetle :" Davalı şirket, ticari defterlerinde davacıdan 52.222.63,TL alacaklı olduğu, diğer bir değiş ile davacı ... 52.222,63 TL borçlu olduğu, Davacı ...'un işvereni olduğu ... Sosyal Güvenlik Merkezinin ...tarihli yazısı ve eki İşyeri Bilgileri yazısından; ...'un SGK sistemine İşveren olarak alınışı için 14/04/2020 tarihinde müracaatı ile 15/04/2010 tarihinde sitem içerisine alındığı, çıkışı da 31/10/2017 tarihi olduğu, Çalışma Başlangıç Sigortalı Sayısı: 7 kişi olarak bildirildiği, Davacı tarafın rapora ilişkin itirazlarına ise, itiraz ve beyanlarına dayanak olabilecek herhangi bir belge sunulmadığından, kök rapordaki tespitlerimde bir değişiklik söz konusu olmadığı, Tarafların kök rapora karşı itiraz ve beyanlarından, kök rapordaki tespit ve görüşümüzde bir değişiklik getirmediği, Davacının masraf güncellemesi talebi yönünden Sayın Mahkemece ilgili Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında davacının masraf güncellemesi talep edemeyeceğinin ifade edilebileceği, İşçilik alacaklarına dair kök rapordaki görüşümüzün muhafaza edildiği, Teminat senedinin teminat amacıyla verilip verilmediğine ilişkin itirazlar bakımından kök rapordaki görüşümüzün muhafaza edildiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Esas dosya bakımından yapılan değerlendirmede; Davacı acente özetle davalı firma tarafından karşılanması gereken artan işletme faaliyetlerinin davalı tarafından karşılanmadığı, işçilik davaları nedeniyle davalının işçisi olan kişiler lehine hükmedilen tazminatların davacıdan kesildiği ve bakiye hakedişlere bloke konulduğundan bahisle taraflar arasında sözleşmenin haklı olarak feshedildiği iddia edilmiştir. Davalının taraf olduğu emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı ilamında özetle; "Dava, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi ve acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesinin 4. Maddesinde düzenlenen masraf kalemlerinde güncelleme yapılmadığı iddiasıyla masraf kalemlerinde güncelleme yapılarak bedellerinin hesap edilip artışların tahsili talebiyle açılan alacak davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı tarafça; davalı kargo şirketi ile akdedilen acentelik sözleşmesinin ek protokolü cari hesap sözleşmesinin 4. maddesine göre bir takım masrafların 6 ayda bir güncelenerek davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, belirlenen masrafların zaman içerisinde artığını, davalının artan masraflar nedeniyle güncelleme yaparak kendisine ödemesi gerektiği halde güncelleme yaparak yapması gereken ödemeyi yapmadığını ve bu suretle davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Taraflar arasında 02/01/2012 tarihinde süresiz acentelik sözleşmesi ve aynı tarihli cari hesap sözleşmesi akdedilmiş ve devir masraf tutanağı tutulmuştur.Devir masraf tutanağı ile yukarıda dökümü bulunan masraf bedeli 12.649,00 TL. + KDV 'nin ... tarafından acenteye ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalı muhataba ... 10.Noterliğinden çekilen ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; 02/01/2012 tarihli sözleşmeye dayalı olarak ... Şubesinin mevcut aylık masraflarının ödenmeyen kısmının talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacı muhataba ... 41 Noterliğinden çekilen ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin feshedildiği ihtaren bildirilmiştir. Davalı tarafından davacı muhataba ... 41 Noterliğinden çekilen ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; davacı tarafından ... 10.Noterliğinden çekilen ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameye cevap verilmiştir. Sözleşmenin 38 maddesinde fesih koşulları düzenlenmiştir. Madde hükmün de;'' İş bu sözleşme, ilgili hükümlerde belirtilen ve tarafların haklı nedenle fesih haklarını kullanabilecekleri hallerde, fesih iradesinin karşı tarafa tebliğini takip eden gün sona erecektir.” düzenlemesi yer almaktadır. Davacı taraf, Acentelik sözleşmesinin feshi vb. gibi bir ihtilafın söz konusu olmadığını, taleplerinin sözleşme süresince kendilerine verilmesi gereken bedellerin verilmemesi nedeni ile tahsiline ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesinin acentelik ücretinin hesaplanması başlıklı 4. Maddesinde;'' ……… İş bu sözleşmenin temel mantığı; Acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesidir. Bu amaçla Acenteye bağımsız tacir sıfatıyla devredilecek “...” şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık gideri tespit edilecek ve bu gider; devir sonrasında da ... tarafından Acenteye düzenli olarak ödenecektir. Böylece Acentenin devir nedeniyle zarara uğraması önlenmiş olacaktır. Aynı şubenin devir cirosunda, devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan acenteye pay verilmesi suretiyle de, acentenin performansına dayalı olarak kar elde etmesine imkan sağlanacaktır. Dolayısıyla; “Acente”, devir cirosunda artış sağlayamazsa gelir elde edemeyecek, ancak masrafları ... tarafından sağlandığı için, ciro artışı oluşmasa dahi zarar etmeyecektir. Bu temel mantık çerçevesinde; ... tarafından Acenteye yapılacak ödemeler şu esaslarla belirlenecektir. Devre konu ... şubesinin, devir tarihi itibariyle giderleri, ana başlıklar itibariyle aşağıdaki kalemlerden oluşmaktadır: 1-Personel Özlük hakları, İaşe ve SSK Giderleri, 2-Kira, aidat ve stopaj giderleri, 3-Basılı evrak, kırtasiye ve poşet giderleri, 4-Yakıt Giderleri, 5-Elektrik, su, telefon ve ısınma giderleri, 6-Acentelik sözleşmesinde belirtilen sigorta primleri, 7-Araçların ve demirbaşların bakım ve onarım giderleri, Devir tarihi itibariyle; devre konu ... şubesinin mevcut aylık masrafları ... tarafından belirlenecek ve bu aylık masraf tutarı taraflarca tutanak altına alınacaktır. Yine bu aşamada; devre konu ... şubesinin devir cirosu da; devir tarihindeki veriler esas alınarak ... tarafından belirlenecek ve bu tutar da taraflarca tutanak altına alınacaktır.Bu belirlemeler yapılırken, ... Kargonun muhasebe kayıtları esas olacaktır. Bu aşamada Acentenin görüşünün alınmasına da özen gösterilecektir. Tutanak altına alınan devir cirosu, devir sonrasındaki herhangi bir takvim ayında sabit kalır veya azalırsa Acente, bu aylar itibariyle; sadece tutanak altına alınan aylık masraf tutarını almaya hak kazanacak ve bu aylara ait acentelik ücreti; söz konusu masraf tutarına eşit olacaktır. (Acentelik sözleşmesinin 38 madde hükümleri (feshe ilişkin) her halukarda saklıdır.) Yukarıda belirtilen masraf kalemleri, her 6 ( altı ) Ayda bir ... tarafından gözden geçirilecektir. Bu gözden geçirme sonucunda; söz konusu masraf kalemlerinde, yürürlükteki mevzuat, yurt sathında uygulanan tarifelerdeki birim fiyat değişimleri gibi hukuki dayanaklardan veya iş artış / eksilişinden meydana gelen zorunlu değişimlerin oluştuğu anlaşılır ise, bu değişimlerin masraf tutarına etkileri ... tarafından hesaplanacaktır. Acentenin de fikri alındıktan sonra ; söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişlerin, masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai karar mercii ... olacaktır....'' Hükmü düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince tarafların ticari defterleri inceletilmek suretiyle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan 21/10/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda;'' ....Tarafların incelenen 2012-2016 yılları ticari defter ve belgelerine göre, davacı tarafından davalı taraf adına 31/01/2012 ile 28/02/2012 tarihlerinde her biri 13.677,38 TL., 31/03/2012 tarihinde 14.748,82 TL. Ve 30/04/2012 ile 20/12/2016 tarihleri arasında her biri 14.925,82 TL. Bedelli masraf faturası kestiği, her iki tarafında ticari defterlerine işlediği, davacı tarafça 2017 yılı ticari defterlerinin ibraz edilmediği, davalı tarafın 2017yılı ticari defterlerine göre davacı tarafın davalı adına 18/05/2017 ile 24/05/2017 tarihlerinde her biri 14.925,82 TL. Bedelli masraf faturası kestiği ve davalı tarafın ticari defterlerine işlediğinin tesbit edildiği, davacı taraf talebinin, davalı şirketin giderlere katkıda bulunması bulunması gereken tutar farklarına dayalı olarak bakiye alacağının bulunduğu iddiasına dayandığı, davacının, acentelik sözleşmesi sürecinde, bu sözleşme kaynaklı alacağı bulunduğunu ortaya koyamadığı, davacının aylık düzenlediği gider faturalarının davalı ticari defter kayıtlarında yer aldığı, cari hesap ilişkisinde davalı kayıtlarının kendi lehine alacak bakiyesini yansıttığı,'' yönünde görüş ve kanaatte bulunmuşlardır. Kök bilirkişi raporuna davacı vekilinin itiraz etmesi üzerine mahkemece heyette bulanan mali müşavir bilirkişiden devir masraf tutanağında yer alan masraf kalemleri güncellenerek hesaplama yapılması talep edilmiş ve alınan 18/07/2019 tarihli 1.ci ek raporda;''...fatura kesilen tutar ile güncellenmiş tutar arasındaki farkın 98.979,23 TL. Olduğu,'' belirtilmiştir. Tarafların ek bilirkişi raporuna itiraz etmeleri üzerine mahkemece kök rapor tanzim eden bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış ve 22/05/2020 tarihli 2.ci ek raporda;''...Davacının iddia ettiği gibi güncelleme alacağı iddiasının sabit olmadığı, kök rapor sonuç ve kanaatlerini değiştirecek yeni bir sonuç ve kanaat hasıl olmadığı, '' belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi kök ve 2.ci ek raporundaki tesbitler doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 40 Maddesinde; ''taraflar arasındaki çekişmelerde ... Kargonun defter ve kayıtları geçerli ve kesin delil olacaktır,'' hükmü düzenlenmiştir. HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; Davacı vekili tarafından mahkemenin kabulüne yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda bu iddialar değerlendirilmiştir. Taraflar arasında akdedilen ve sözleşmenin eki niteliğinde olan cari hesap protokolünün 4. Maddesinde; '' .... Yukarıda belirtilen masraf kalemleri, her 6 ( altı ) Ayda bir ... tarafından gözden geçirilecektir. Bu gözden geçirme sonucunda; söz konusu masraf kalemlerinde, yürürlükteki mevzuat, yurt sathında uygulanan tarifelerdeki birim fiyat değişimleri gibi hukuki dayanaklardan veya iş artış / eksilişinden meydana gelen zorunlu değişimlerin oluştuğu anlaşılır ise, bu değişimlerin masraf tutarına etkileri ... tarafından hesaplanacaktır. Acentenin de fikri alındıktan sonra ; söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişlerin, masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai karar mercii ...’ya ait olacağı hükme bağlanmıştır. Bir başka ifade ile taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin eki niteliğindeki cari hesap protokolünün 4. maddesi gereğince acentenin masraflarının belirlenmesi yetkisi münhasıran davalı ...’ya ait olduğu düzenlenmiş olup bu düzenleme uyarınca davalı Şirket tarafından masraf güncellemesi yapılma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunda da, sözleşme gereği davacının düzenlediği tüm masraf faturaları davalı tarafça ticari defter kayıtlarına alındığı, davacı lehine bir alacak oluşmadığının belirtildiği, dosya kapsamına ve bilirkişi heyet raporundaki tesbitlere göre davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmakla; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Dolayısıyla tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde emsal mahiyetteki istinaf kararları ile sabit bulunduğu üzere davalı şirketin masraf güncellemesi yapma zorunluluğunun bulunmadığı ve davacının buna dayanan feshinin haksız fesih olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca yine davacı tarafından işçilik alacakları nedeniyle yapılan kesintiler ve blokeler nedeniyle de sözleşmenin haklı olarak feshedildiği iddia edilmiş ancak iddiasını ispata yarar bilgi ve belgeler mahkememize sunulmamıştır. Nitekim bilirkişilerce de tarafların sözleşmesinin 26. Maddesi uyarınca acentenin halen mevcut personellerinin devir tarihine kadarki döneme ait işçilik alacaklarının davalı tarafından devir tarihinden sonraki işçilik alacaklarının ise davacı tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığı, bahse konu tazminat kalemlerinin devir tarihinden önceye mi yoksa sonraya mı olduğuna ilişkin dosya kapsamına sunulan belgelerden anlaşılamadığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla şayet devir tarihinden önceki işçilik alacaklarına ilişkin davalı tarafından bir kesinti yapılmış ise bunu ispat külfeti altına olan davacı taraftır. Buna rağmen davacı tarafça ispat külfeti yerine getirilememiş olduğundan feshin haksız fesih niteliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacı tarafça haklı fesih nedeniyle davalıdan; masraf güncellemesi yapılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini, hasar ödemeleri ve faiz kesintileri nedeniyle uğranılan zararın tazmini, işçilik alacakları nedeniyle uğranılan zararların tazmini ve müşteri fatura kesintilerinin tahsili talep edilmiş olsa da davalı tarafça emsal alınan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere masraf güncellemesi yapma zorunluluğu bulunmaması nedeniyle bu sebeple uğranılan bir zararın tazminin talep edilemeyeceği, işçilik alacaklarının sözleşme hükümlerine göre davalının sorumluluğunda bulunduğunun ispat edilemediği, hasar ödemeleri ve faiz kesintileri ile birlikte müşteri fatura kesintileri yönünden de davacı tarafın haklılığını ispat edemediği anlaşılmakla tazminat talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Esas dosya bakımından teminat senedinin istirdatı, birleşen dosya bakımından ise teminat senedine dayanak olarak başlatılan icra takibinden borçlu bulunmadığının tespiti bakımından yapılan değerlendirmede; Emsal mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E ... K sayılı ilamında özetle; "1. 2004 sayılı Kanun'un 167 nci maddesinin birinci fıkrasına göre alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapabilmesi için alacağının mutlaka bir kambiyo senedine bağlı olması gerekir. 2004 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin 3 ve 170/a maddesinin birinci fıkrasına göre kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine başvurarak, takibe dayanak senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep edebilir. Aynı Kanun'un 170/a maddesinin ikinci fıkrasına göre süresinde yapılmak kaydıyla borçlu tarafından başka bir şikâyet veya itirazda bulunulması ile bu husus icra mahkemesince kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınır. Bu inceleme sonucunda icra mahkemesi takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı kanısına varır ise icra takibinin iptaline karar verir. Ancak 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesinin son fıkrasına göre her ne suretle olursa olsun imza inkârı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz. 2. Diğer taraftan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte borca itirazın düzenlendiği 2004 sayılı Kanun'un “İtirazın incelenmesi” başlıklı 169/a maddesinin birinci fıkrası; “İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.” hükmünü içermektedir. 3. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte ödeme emrine itiraz icra mahkemesine yapılır. Borçlunun icra mahkemesine yaptığı itiraz, borçlunun borcu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. İmzaya itiraz dışındaki bütün itirazlara borca itiraz denir; borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.778, 883). 4. Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hem de 6102 sayılı Kanun'da kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 sayılı Kanun md. 778, 818; 6762 sayılı Kanun md. 690, 730). 5. 6102 sayılı Kanun'un 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777 nci maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır. 6. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s.451). 7. Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere 6762 sayılı Kanun'un 688 inci maddesinde belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme ve faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez. 8. Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (..., Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s.329- 330). 9. Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır; sonuçta bu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz (Hüseyin Ülgen vd., Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015, s.148). 10. Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve ... Esas,...Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve ...Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. 11. Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 20.06.2001 tarihli ve ... Esas,... Karar; 24.02.2010 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 28.03.2018 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 11.02.2020 tarihli ve ... Esas, ...Karar ile 23.02.2021 tarihli ve... Esas, ...Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir (2004 sayılı Kanun'un 169/a maddesinde öngörülen) belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. 12. Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Örneğin "hisse devrinin teminatıdır", "...ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır", “eseri ... tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir" şeklindeki kayıtlar. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) def'i vardır. Bu defi mutlak def'i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerekir. 13. Bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını 2004 sayılı Kanun'un 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir. Bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def'i olup, 6102 sayılı Kanun'un 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu definin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. 14. Borçlunun takibe konu bononun teminat bonosu olduğu şeklindeki beyanı borca itiraz niteliğindedir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku 2. C. İstanbul 1997, s.1715). 15. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise 2004 sayılı Kanun'un 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 23.02.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararında da benimsenmiştir. 16. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak bononun 13.07.2017 düzenleme ve 21.09.2018 vade tarihli, 450.000,00 TL bedelli olduğu, lehtarın alacaklı ... Ltd. Şti., düzenleyenin borçlu ...Tic. ...olduğu, senedin üzerinde teminata ilişkin bir kaydın yer almadığı, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen 13.07.2017 tarihli ... İşleri Alt Yüklenici Ana Sözleşmesinde borçlunun alt yüklenici olarak anıldığı, sözleşmenin "Avans, avans teminatı ve kesin teminat" başlıklı 7 nci maddesinin "....Bu sözleşmenin konusu olan işlerin tam ve eksiksiz yapılması amacıyla alt yükleniciden alınacak kesin teminat 450.000 TL tutarlı teminat senedi olacaktır. Alt yüklenici nitelikleri bu maddede yazılı kesin teminatı iş bu sözleşmenin imzalanması sırasında müteahhite teslim eder." şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. 17. Bu durumda 13.07.2017 tarihli sözleşme ile takip konusu senedin tarafları ile düzenleme tarihinin aynı olduğu, sözleşmede belirtilen teminat senedinin miktarı ile takip konusu senedin miktarının da aynı olduğu gözetildiğinde bu hâli ile 2004 sayılı Kanun'un 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısının kanıtlandığının ve belirtilen 13.07.2017 tarihli sözleşmenin içeriğine göre senedin teminat amacıyla verildiğinin, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiğinin kabulü gerekir. 18. Hâl böyle olunca direnme kararının açıklanan nedenlerle onanması gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Taraflar arasındaki 27/03/2010 tarihli sözleşmenin teminat başlıklı 39. Maddesinde acentenin sözleşmenin imza tarihinde ... Kargoya 30.000,00 USD tutarlı ve sözleşmenin ilk takvim yılının son günü vadeli bir teminat bonosu düzenleyerek vereceği hüküm altına alınmıştır. Ancak davacı tarafından istirdatı ve birleşen davacılar tarafından menfi tespit talep edilen senedin incelenmesinde keşide tarihinin 05/01/2017 olduğu ödeme tarihinin 06/02/2017 olduğu senedin üzerinde teminat olduğuna dair bir ibare bulunmadığı ve birleşen dosya davacısı ...'un kefil olduğu, esas dosya ve birleşen dosya davacısı ...'un keşideci olduğu ve davalı ...'nun ise lehtar olduğu anlaşılmıştır. Emsal olarak alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere senedin teminat senedi olabilmesi için senedin üzerinde neyin teminatı olduğuna dair bir ibare bulunması ya da sözleşme ile senedin bağlantısının ispat edilmesi gerekmektedir. Sözleşme ile senedin bağlantısının ispat edilebilmesi için sözleşmenin tarafları ile senedin taraflarının aynı olması, sözleşmede bildirilen miktar ile senedin miktarının aynı olması ve sözleşme tarihi (ya da sözleşmede senedin düzenleneceğinin öngörüldüğü tarih) ile senedin düzenleme tarihinin aynı olması gerekmektedir. Somut olay bakımından her ne kadar sözleşmenin tarafları ile senedin tarafları ve sözleşmede bildirilen miktar ile senet üzerindeki miktar aynı olsa da sözleşmenin 27/03/2010 tarihli olduğu, teminat senedinin sözleşme tarihi itibariyle davalıya verileceğine ilişkin düzenleme bulunmasına rağmen takibe konu senedin keşide tarihinin 05/01/2017 olması nedeniyle sözleşme ile senedin bağlantısının ispat edilemediği anlaşıldığından esas dosya bakımından istirdat talebinin, birleşen dosya bakımından ise menfi tespit taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Esas dava ve birleşen ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davalarının ayrı ayrı REDDİNE, *ESAS DAVA AÇISINDAN; 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 426,94 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 1.796,77 TL'den mahsup edilerek fazla alınan 1.608,31 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek hâlinde davacı ...'a iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 4.500,00 TL Bilirkişi ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 130.213,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, *BİRLEŞEN DAVA AÇISINDAN; 6-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.280,82 TL ve tamamlama harcı olarak alınan 1.460,00 TL'den mahsup edilerek fazla alınan 2.125,42 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek hâlinde davacılara iadesine, 7-Davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL posta-tebligat ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 9-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. maddesi gereğince dava değeri olan 157.977,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/11/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır