İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/272 E. 2024/626 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/272
Karar No
2024/626
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/272 Esas KARAR NO : 2024/626 DAVA : Ticari Şirket (Sermaye Koyma Borcuna İlişkin) DAVA TARİHİ : 06/05/2024 KARAR TARİHİ : 06/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Sermaye Koyma Borcuna İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yönetim işleri ve kayyımlık görevinin ilgili KHK gereği ... ye devredildiğini, sonrasında ilgili KHK uyarınca ...' nın ilişkili olduğu Başkan yardımcılığı makamı tarafından yönetim kurulu oluşturulduğunu, 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı olağanüstü hal kapsamında bazı düzenlemeler yapılması hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair kanunun 19. Maddesi gereği müvekkili şirketin açılacak iş bu dava bakımından harçtan muaf olduğunu, davalının müvekkiline karşı sermaye arttırımı sonucunda taahhüt ettiği sermaye payı borcunu süresi içinde yerine getirmediğini ve temerrüde düştüğünü, Müvekkili şirketin, elektrik enerjisi üretim tesisi kurulması, işletmeye alınması, kiralanması, elektrik enerjisi üretimi, üretilen elektrik enerjisinin ve/veya kapasitesinin müşterilere satışı ile iştigal ettiğini, Şirketin sermayesinin Şirket Anasözleşmesi'nde 50.000,00TL olarak belirlendiğini, söz konusu sermayenin her biri 25,00TL değerinde ve 2.000 hisseden oluşması öngörüldüğünü, 28.10.2011 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırımına gidilerek şirketin sermayesi, 32.000.000,00 TL'ye yükseltildiğini ve sermayenin her biri 16.000,00 TL olan 2.000 hisseden oluşması kararlaştırıldığını, ... A.Ş.'nin 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin 32.000.000,00TL olan sermayesi yeniden artırılarak 51.056.000,00TL olduğunu, Şirketin işbu sermayesinin beheri 1,00TL değerinde 51.056.000 adet nama yazılı paya bölünmesi kararlaştırıldığını, işbu sermaye artırımında davalı ...'ın 1.920.000,00TL sermaye tutarı karşılığında 1.920.000 pay ve % 3,7606 pay oranına sahip olduğunu, önceki sermayeyi teşkil eden 32.000.000,00TL tamamen ödendiğini, artırılan 19.056.000,00 TL ortaklar tarafından sahip oldukları paylar oranında nakden ve her türlü muvazaadan ari olarak tamamen taahhüt edildiğini, nakden taahhüt edilen sermayenin 1/4'üne denk gelen 4.764.000,00 TL sermaye artırımının tescilinden önce ödendiğini, kalan 3/4'e karşılık gelen 14.292.000,00 TL'nin 24 ay içinde ödenmesi ilgili pay sahiplerince taahhüt edildiğini, ancak öngörülen 24 ay içinde ödenmediğini, bunun üzerine, Yönetim Kurulu tarafından 16.05.2014 tarihinde usulüne uygun olarak alınan karar gereği davalıya gönderilen ... . Noterliğinin 05.01.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödenmeyen sermaye payı borçlarının 16.01.2017 tarihi mesai saati bitimine kadar ödenmesi ihtar edildiğini, usulüne uygun olarak alınmış Yönetim Kurulu Kararına dayanan ve noter kanalıyla tebliğ edilen söz konusu ihtarname üzerine, davalı tarafından bakiye sermaye payı borcu yerine getirilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 329. maddesi gereğince anonim şirketlerde pay sahipleri bakımından tek borç ilişkisi kabul edildiğini, ortağın şirket karşısındaki asli borcu taahhüt etmiş olduğu payların karşılığını şirkete ödemekte olduğunu, Pay sahipliğinden kaynaklanan borcun anonim şirketteki pay sahipliği devam ettiği sürece zamanaşımına uğramayacak olması da anonim şirketlerde sermayenin korunması ilkesinin bir gereği olduğunu, pay sahiplerinin şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermayeyi şirkete getirmeleri gerektiğini, ancak bu sayede sermayenin sağlanması ilkesi gerçekleştirilmiş olacak ve şirket amacına ulaşacağını, bu nedenlerle sermaye koyma borcundan kaynaklanan 540.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 16/05/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermaye arttırım kararı alınmış ve pay sahiplerine taahhüt edilen pay miktarını ödemek için 24 ay süre verildiğini, söz konusu süre 16/05/2016 tarihinde son bulduğunu, mahkemece de bildiği gibi TBK 147/4 hükmü uyarınca ortaklık sözleşmesinden doğan veya ortaklık ile ortaklık arasındaki her türlü davanın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı şirket söz konusu alacağın en geç 16/05/2021 tarihine kadar talep edebilir olduğunu, bu nedenle söz konusu alacak zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin müvekkili yönünden ıskat hakkını kullandığını, davacı şirketin müvekkiline ... Noterliğinin 05/01/2017 tarih ve ... yevmiye numarası ile sermaye taahhütlerinin yerine getirilmesi amacıyla ihtarname keşide ettiğini ve sermaye taahhüdünü yerine getirmesinin talep edildiğini, ... Noterliğinin 04/07/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ikinci ihtarı ile de şirket yönetiminin 14/06/2019 tarih ve 2019- ... kararı ile TTK 461 hükmü uyarınca sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen pay sahibini ıskat edeceğini bildirdiğini, davacı şirketin kendi beyanı ile yönetim kurulu kararı alındığını ve ticaret sicile tescil edildiğini müvekkiline bildirildiğini, ... tarihli ticaret sicil gazetesine bakıldığında, ilanın başlığının "Rüçhan Hakkı - İhtar- Iskat" olduğunu, söz konusu yönetim kurulu kararı ve ihtarname uyarınca davacı şirketin müvekkiline katılmadığı sermaye taahhüdü oranınca ıskat hakkını kullanmayı seçtiğini, ıskat hakkını kullanmayı seçen davacı şirketin tekrar müvekkili aleyhine işbu davayı ikame etmesinin hem hukuka hem de alınan ... numaralı yönetim kurulu kararına aykırı olduğunu, davacı şirketin 7 numaralı yönetim kurulu kararlarını özellikle dosyaya ibraz etmediğini, dolayısıyla davacı şirketin müvekkiline ıskat etme hakkını kullanmakla artık tekrar başa dönerek sermaye koyma borcunu talep etmesi açıkça hakkın kötüye kullanıldığını, seçimlik haklarından dilediğini kullandıktan sonra diğerini kullanmak ve akabinde tekrar ilk talebine dönmesi konusunda sınırsız bir yetkisi bulunmadığını beyanla, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle, aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Deliller toplandıktan sonra bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkememizce seçilen bilirkişi heyetinin 02/10/2024 tarihli raporunda özetle; "Davalı ...'ın, davacı ...Ş. Firmasının 1.920.000,00 TL Sermaye tutarı, 1.920,00 Pay adedi- 963.7606 Pay Oranı ile hissedarlarından birisi olduğu; ödenmemiş bakiye sermaye borcunun bulunduğu ve bunun 540.000,00TL olduğu, 21.05.2016 tarihi itibariyle davalı temerrüdünün gerçekleşmiş olduğu, temerrüt tarihi olan 21.05.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesine göre, belirlenen avans faizinin uygulanması gerektiğini, davalı pay sahibi ...'ın taahhüt etmiş olduğu sermaye payını ödeme hususunda davacı şirkete karşı sorumlu olduğunu" bildirilmiştir. Bilirkişi raporu yeterli görülmüş ve itirazlar red edilmiştir. Başka mahkemelerden benzer konuda verilmiş ve davacı tarafından emsal olarak dayanılarak sunulmuş karar örnekleri mahkememizce incelenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalının daha önce ortağı olduğu şirketin sermaye arttırımında taahhüt ettiği sermaye bedelini ödemediği iddiası ile alacak istemine ilişkindir. Davalının, şirket ortağı olduğu 16/05/2014 tarihinde sermaye artırımına katıldığı, 1/4 oranında peşin ödediği, kalan 3/4 oranına isabet eden 540.000,00TL'yi hala ödemediği konusunda ihtilaf bulanmamaktadır. Davacı şirketin ortaklarıyla ilgili yapılan cezai kovuşturma sonunda davalı adına kayıtlı hisselerin Yargıtay ... Ceza dairesinin 23/01/2023 tarihli 2021/... Esas, 2023/... Karar sayılı ilamı ile müsadere edildiği, kararın kesin olduğu ve davacının pay sahipliğinin son bulduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket yönetimi değiştikten sonra ödeme çağrısı ve ıskat ihtarı yapılmış ise de, ıskat yapılmadığından davalının ıskat nedeniyle davanın reddi gerektiği savunması üzerinde durulmamıştır. Anonim şirket pay sahipliği için kural olarak sermaye koyma şartı bulunmaktadır. İstisna olarak, kurucular için bedelsiz pay veya intifa senedi verilebileceği TTK'da düzenlenmiştir. Sermaye koyma hususuna ilişkin düzenlemede, %25 peşin, kalanı 4 ay içinde şirkete ödenmesi gerektiği, sermaye artırımına katılan pay sahipleri için de aynı hususun düzenlendiği görülmektedir. Davacı da, %25'ini peşin yatırmış, kalan kısmı yatırmamıştır. Taahhüt edilen sermaye bedeli ödenmediği takdirde şirket, sermaye bedelinin faiziyle birlikte tahsilini istemek veya ödenmeyen pay bedeli nedeniyle ilgili pay sahibini ıskat ederek, boşa çıkan payları başkası alabilecektir. Şirket tasfiye edildiğinde, ortaklara dağıtılacak bir tasfiye payı olması halinde, her ortağın ödediği sermaye miktarıyla orantılı ödenecektir. Somut olayda, davalının sermaye borcu sabit olmakla birlikte, davacı şirketteki hisseleri ceza davası sonunda müsadere edildiği için, davacı tasfiye payı alamayacaktır. Şirketin alacaklarına karşı ise ancak taahhüt ettiği sermaye bedeli ile sorumlu olacaktır. Şirkete karşı sorumluğu ancak pay sahipliği devam ettiği sürece devam edecektir. Iskat veya payların devri halinde sermaye koyma borcu sona erecektir. TTK'nın 501/2. Maddesi kıyasen uygulandığında davalının borcunun sona erdiğini kabul etmek gerekir. TTK'nın 501. Maddesine göre- (1) Bedeli tamamen ödenmemiş bulunan nama yazılı bir payı iktisap eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan pay bedelini ödemekle yükümlü olur. (2) Şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimse, payını başkasına devrettiği takdirde, bedelin henüz ödenmemiş olan kısmı kendisinden istenemez; meğerki, şirketin kuruluşu veya esas sermayenin artırılması tarihinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas etmiş ve payı iktisap eden kimse paydan doğan haklardan yoksun bırakılmış olsun. (3) Payını devreden kimse ikinci fıkra hükmüne tabi değilse, iktisap edenin pay defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olur. Bu yasal düzenleme karşısında ve ceza mahkumiyetinin gelecek ekonomik avantajların da müsaderesini içermediğini göre, pay sahipliği sona erdirilen davalının artık borcundan da kurtulduğu, kendisinden iştirak taahhüdüne konu paranın istenemeyeceği, artık davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-Davacının davasının, pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL karar harcı pişin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/11/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/272, K. 2024/626, T. 06.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-21-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-272-e-2024-626-k-c1a8db94782d