İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/228 E. 2024/897 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/228
Karar No
2024/897
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/228 Esas KARAR NO : 2024/897 Karar DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 06/10/2021 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10.10.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ....'ün 30.01.2018 tarihinde .... ve .... ile birlikte 10.000,00 TL esas sermayeli ... Limited Şirketini kurduklarını, kuruluşta %5 hisseye sahip müvekkilin payının karşılığı 500,00 TL'nin ödendiğini, kuruluştan sonra 24 ay içinde ödenmesi gereken esas sermaye bedeli ödeme borcunun da müvekkili tarafından ....Bankası'na ödendiğini açıklamış, sonrasında 17.08.2018 tarihinde şirketin ticaret ünvanının ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak değiştirildiğini, esas sermayenin ise 250.000,00 TL'ye çıkarıldığını, payların değerinin artması neticesinde müvekkilin payına karşılık gelen 12.000,00 TL'lik ödemesinin de müvekkili tarafından 24.07.2020 tarihinde ... Bankası ..... Şubesi'nden eksiksiz olarak yapıldığını, 06.01.2021 tarihinde müvekkilinin payının tamamını hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte ....'ya devredildiğini, devir sonrasında müvekkili ile .... arasında tarafların birbirlerine karşı hiçbir hak ve alacaklarının kalmadığına ve birbirlerini ibra ettiklerine dair protokol imzalandığını beyan etmiş; müvekkilinin davalı şirketteki paylarını devrettikten sonra 07.06.2021 tarihinde .... Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi'nin kurucu ortağı olduğunu, halihazırda söz konusu şirkette %50 pay sahibi olduğunu, birinci şirketin ticaret ünvanı müvekkilinin soy isminin ilk 3 harfi olup 2. şirketin ticaret ünvanı ise direkt olarak müvekkilinin soy ismi ile başlamakta olduğunu, müvekkilinin 02.08.2021 tarihinde ....'daki paylarının bedelini ödemek isterken yanlışlıkla parayı ....'nin hesabına "Sermaye Ödemesi ... adına" açıklaması ile gönderdiğini, gerek isim benzerliği gerekse el alışkanlığından ötürü müvekkilinin tamamen yanlışlıkla parayı....'ye gönderdiğini, ...'ye paranın yanlışlıkla gönderildiğini ve gönderdiği paranın iade edilmesi gerektiğini ifade etmeye çalışsa da genel kurul üyesi ....'nın oralı olmadığını ve ...'nin müdürü ....'nun ".... dava aç al alabilirsen, bu parayı sana vermiyoruz, davayı da uzatırız, şirketi de tasfiye ederiz hiçbir şey alamazsın, ortağın ... da payını devretsin paranı geri gönderelim..." gibi ifadelerde bulunduğunu beyan etmiş, davalı şirkete ihtar çekildiğini, ancak paranın iade edilmeyeceğine yönelik cevap ihtarnamesi keşide edildiğini, en sonunda paranın iadesi için tarafımızca Küçükçekmece ... İcra Dairesi Müdürlüğü'nde .... Esas No'lu dosya ile icra takibi yapıldığını, davalı tarafından icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: Asliye ticaret mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkeme olup huzurdaki davaya görev yönünden itirazlarının bulunduğunu,. mahkemenin göreve ilişkin yaptığı inceleme sonucunda görevsiz olduğu sonucuna ulaşması ve görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, yukarıda esas numarası yazılı Sayın Mahkemeniz dosyası davalı tarafça İtirazın İptali konulu olarak 06/10/2021 tarihinde açıldığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak müvekkiline karşı açtığı Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı icra takibine itiraz ettiklerini, bu sebeple huzurdaki dava açıldığını, ancak icra takibinde olduğu gibi huzurdaki dava da haksız ve mesnetsiz olduğunu, normal şartlarda banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerektiğini, huzurdaki davada banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni de mevcut olduğunu, ayrıca davacının da müvekkilinin firmaya borcu bulunduğunu, aksini ispat yükü davacı tarafa ait olduğunu, izah edilen sebeplet neticesinde de davacı tarafından açılmış olan HAKSIZ DAVANIN REDDİ gerektiğini, arz ve izah edilen sebepler neticesinde, fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davacı tarafından açılan haksız davanın reddine, Küçükçekmece .... icra müdürlüğü .... e. sayılı icra dosyasında takibin iptaline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyetinin 17/10/2022 tarihinde mahkememize sunduğu raporda: "Ticari defterlerdeki kayıtlar ile taraflar arasında yapılan ibra protokolü esas alındığında, davacının herhangi bir sermaye borcunun bulunmadığı, dava konusu havalenin sehven sonucunun kabul edilmesi gerektiği, Bu nedenle sebepsiz zenginleşen davalının, dava konusu havale miktarını reeskont faiziyle birlikte davacıya iade etmekle yükümlü olduğu, Bu nedenle icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu, icra inkâr tazminatı şartlarının da oluştuğu, "sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; Alacaklı davacının davalı hakkında 18/03/2023 tarihinde 88.750,00-TL asıl alacak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiilen ödeme tarihine kadar asıl alacağı işleyecek yıllık faizi ve değişen oranlardaki faizi ile borçludan tahsilini talep ettiği, ödeme emrinin borçluya 23/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; davacının davalının sebepsiz zenginleştiği iddiası ile davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı üzerine itirazın iptali talebi hakkındadır. Davacı dava dilekçesinde; davalı şirkette eskiden pay sahibi olduğunu ancak icra takibine konu para transferinden önce davalı şirket ortaklığından ayrıldığını, sehven isim benzerliği sebebiyle yeni kurulan ortağı olduğu başka bir şirkete para transfer edecekken davalı şirkete parayı gönderdiğini, davalı şirkete herhangi bir sermaye koyma borcunun bulunmadığını ve ayrıca davalı şirketin kendisini ibra ettiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Davacının davalı şirkete sermaye taahhüdü borcunun bulunduğunu, söz konusu ödemenin de sermaye taahhüdü borcu sebebiyle gönderildiğini, sehven gönderilme iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının davalı şirketin eski ortaklarından olduğu sabit olup, bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. 6102 sayılı Kanun'un limited şirketlere ilişkin 573. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." İlgili hükümden görülebileceği üzere limited şirket ortağının şirkete karşı tek borcu taahhüt ettiği esas sermeye payını ödemek olup, istisnaların şirket sözleşmesinden öngörülmesi halinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri de söz konusu olabilecektir. Davalı cevap dilekçesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülüğünden bahsetmemiş olup, şirket sözleşmesinde bu yönde bir hüküm de öne sürülmemiş olup, davaya konu uyuşmazlık sermaye taahhüdünün ödenip ödenmediği veya ödenmesi gerekip gerekmediği hususundadır. Limited Şirketlerde esas sermaye payının devrine ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 592. Maddesi ise şu şekildedir: "(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. (3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. (4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir. (5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır. (6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. (7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır. " Bu bağlamda icra takibine konu paranın davalı şirkete gönderilmesi öncesinde davacının davalı şirketteki hisselerini davalı üçüncü kişiye yazılı noter onaylı sözleşme ile devrettiği, devrin şirket tarafından tanındığı ve pay defterine işlendiği ve ayrıca ticaret sicilde ilan edildiği ve ilanın TTSG'de bulunduğu dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 592. Maddesindeki usule uygun olarak davacının paylarını dava dışı üçüncü kişiye devri hususunda herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığı, şirket tarafından devralanın ödeme gücü şüpheli görülerek pay devrine onay verilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket davacının devrettiği paylara ilişkin esas sermaye borcunun bulunduğunu davacı tarafından gönderilen paranın bu sebeple gönderildiğini savunmuş olup; 6102 sayılı Kanun'un limited şirketlere ilişkin 585. Maddesindeki düzenleme şu şekildedir: "Esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu, ifa etmemenin sonuçları, bedelleri tamamen ödenmemiş payların devri hususlarında bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır." 6102 sayılı Kanun'un bedeli tamamen ödenmemiş payların devrine ilişkin 491. Maddesinde ise şu düzenleme bulunmaktadır: "(1) Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşsin. (2) Şirket, sadece, devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise ve şirketçe istenen teminat verilmemişse onay vermeyi reddedebilir." İlgili hükümden görülebileceği üzere bedeli tamamen ödenmemiş payların iradi olarak ancak şirketin onayı ile devredilebileceği, şirketin ise yalnızca devralanın ödeme yeterliliğinin şüpheli olması veya istenen teminatın verilmemesi halinde devri reddedebileceği açık bir şekilde belirtilmiştir. Bu bağlamda davaya konu somut olayımızda davalı şirketin davacının payları devretmesini onay vermemesinin söz konusu olmadığı, davalı şirketin payların devrini onayladığı ve ticaret sicil gazetesinde tescil ettirdiği sabittir. Bu halde devrin sonuçlarına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 501. Maddesi gündeme gelecek olup, bedeli tamamen ödenmemiş payları devralanın durumu ile ilgili hüküm şu şekildedir: "(1) Bedeli tamamen ödenmemiş bulunan nama yazılı bir payı iktisap eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan pay bedelini ödemekle yükümlü olur. (2) Şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimse, payını başkasına devrettiği takdirde, bedelin henüz ödenmemiş olan kısmı kendisinden istenemez; meğerki, şirketin kuruluşu veya esas sermayenin artırılması tarihinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas etmiş ve payı iktisap eden kimse paydan doğan haklardan yoksun bırakılmış olsun. (3) Payını devreden kimse ikinci fıkra hükmüne tabi değilse, iktisap edenin pay defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olur." Davaya konu somut olayımızda davalı şirket yönünden 501. Maddenin ikinci fıkrasındaki istisnanın söz konusu olmadığı ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda 501. Maddenin 1. ve 3. Fıkrası gözetilmelidir. Buna göre payını devreden kimse payın devrinden itibaren bedeli tamamen ödenmemiş hisseler yönünden esas sermaye borcunu ödemekten kurtulacak olup, söz konusu borçtan sorumlu olan ise payı devralan kişi olacaktır. Nitekim yukarıda belirtildiği üzere davacı payını dava dışı üçüncü kişiye devretmiş olup, söz konusu devir davalı şirket tarafından TTSG'de ilan edilmiştir. Bu sebeple davacının pay devrini usul ve yasaya uygun olarak yaptığı ve şirket tarafından devrin onaylandığı tarih itibariyle esas sermaye borcunu ödemekten kurtulduğu ve payı devralanın sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu noktada davacının davalı şirkete işbu davaya konu sebepsiz zenginleşme olduğu belirtilen para transferini yaptığı tarihte davalı şirkette pay sahibi olmadığı, para transferinden çok önce payını devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 501. Maddesinin 1. ve 3. Fıkrası gereğince esas sermaye borcundan artık devralanın sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı şirketin davacının esas sermaye borcunun bulunduğu bu sebeple paranın davacıya iadesinin gerekmediğine dair savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının davalı şirket adına tahsilatlar yaptığını ve şirkete vermediğini bu sebeple borcunun bulunduğunu iddia etmiş ise de söz konusu iddiayı cevap dilekçesinde öne sürmediği, nitekim davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede de söz konusu iddianın öne sürülmediği, ayrıca davalı şirketin davacıya verdiği 22.01.2021 tarihli ibranamedeki imzanın da davalı şirket tarafından inkar edilmediği, söz konusu ibranamede davalı şirket ile davacının birbirlerinde herhangi bir hak ve alacaklarının kalmadığını beyan ederek birbirlerini ibra ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda söz konusu ibraname uyarınca da davacının davalıya borçlu olmadığı, davalının iddiasının aksine davacının paranın gönderildiği tarih itibariyle davalı şirkete yönelik herhangi bir esas sermaye borcundan sorumluluğunun bulunmadığı zira davacının para transferinden önce paylarını devrederek ortaklıktan ayrıldığı ve davalı şirket tarafından pay devrine onay verilerek tescil edildiği ve davacının esas sermaye borcuna dair sorumluluğunun kalmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya gönderilen "sermaye ödemesi .... adına" açıklamalı 02.08.2021 tarihli para transferinin davalı lehine sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile 88.750,00-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından takip dosyasında 853,00-TL yasal faiz oranı ile işlemiş faiz talep edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince sebepsiz zenginleşmede temerrüt tarihi sebepsiz olarak zenginleşilen tarih olarak belirlenmiştir. Bunun istisnası sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olması olup, davalı şirketin davacıyı ibrası gözetildiğinde ve davacının payını devretmiş olması sebebiyle sermaye borcundan sorumlu olmadığını bilmesi gerektiği anlaşılmakta olup, davalının iyiniyetli olarak kabulü mümkün görülmemiş, bu sebeple temerrüt tarihi 02.08.2021 olarak belirlenmiştir. 88.750,00 TL asıl alacak için 02.08.2021 tarihinden başlayan %9 Faiz Oranı ile Sabit Faizli olarak takip tarihi olan 14.09.2021 tarihine kadar olan hesap tablosu şu şekilde olmalıdır: Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi Gün Faiz Oranı Faiz Tutarı 02.08.2021 14.09.2021 43 %9 940,99-TL Bu bağlamda davacı tarafından talep edilen faiz miktarının 853,00-TL olduğu ve ilgili hesaplamadan fazla olmadığı anlaşılmakla davalının işlemiş faize yönelik itirazı ile birlikte yasal faiz talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olduğu ve tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen 88.750,00-TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 17.750,00-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı takip dosyasında davalının itirazının 88.750,00-TL asıl alacak ve 853,00-TL işlemiş faiz ile işleyecek faiz oranı yönünden İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20 oranında hesaplanan 17.750,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 6.120,78-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.082,18-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.038,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 1.141,48‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 3.563,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/228, K. 2024/897, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-228-e-2024-897-k-85fa77a63cf7