İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/80 E. 2025/467 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/80
- Karar No
- 2025/467
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/80 Esas KARAR NO : 2025/467 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/02/2025 KARAR TARİHİ : 16/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yaklaşık 30 yıldır iş güvenliği ve iş sağlığı hizmeti veren bir firma olduğunu, davalı borçlu şirketin, yapımını üstlendiği Bursa Çekirge 750 Yataklı ...Devlet Hastanesi...Yapım işi kapsamındaki kanunen zorunlu olan İş Güvenliği ve İş Sağlığı hizmetlerini müvekkil şirketten aldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.1 maddesinde davalı şirketin fatura bedellerini, faturanın kesildiği ayı takip eden ayın ilk haftasında ödeyeceği kararlaştırılmış olmasına rağmen davalı borçlu şirketin 31/03/2024 tarihli fatura bedelini ödemediğini, davalı şirketin hizmet aldığı halde fatura bedellerini ödememesi üzerine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fatura bedeli olan 3.260,11- TL'nin tahsili talebi ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun borca kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itiraz üzerine duran icra takibinin devamı için huzurdaki davayı açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, görüşme neticesinde anlaşma sağlanamadığını, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabul edilerek davalı-borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, likit alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. DELİLLER: İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, taraflar arasında akdedilen 07/03/2024 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi, fatura, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında bulunan ticari ilişki ve sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen 31.03.2024 tarihli ...numaralı faturadan kaynaklı oluşan 3.260,11-TL tutarındaki alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne göre tebliğ edilmiştir. Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 25/11/2024 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine icra takibinin 08/10/2024 tarihinde 3.260,11-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra olarak yapıldığı ve davalının icra müdürlüğüne sunmuş olduğu 18/10/2024 tarihli dilekçesi ile yasal 7 günlük süre içinde borcun tamamına, faize ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğu ve itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Mali Müşavir bilirkişi... tarafından hazırlanan 21/05/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre; "Dava konusu, taraflar arasında bulunan ticari ilişki ve sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen 31.03.2024 tarihli ... numaralı faturadan kaynaklı oluşan 3.260,11 TL tutarındaki alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, görülmekle sahibi lehine delil olma vasfi Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen; 31.03.2024 tarihli ... numaralı faturanın davacı muhasebe kayıtlarında işlem görülmüştür. Bu faturalar 120 hesap kodu altında kaydedilmiş olup düzenlenen faturalardan kaynaklı, davacının takip tarihi (08.10.2024) itibarıyla davalıdan 3.260,11 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, Davalı yan 28/04/2025 günü saat 14:00'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belge ibraz etmediği, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturanın E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, Yapılan incelemeler neticesinde, davacının ticari defterlerinde yer alan faturanın, taraflar arasında mevcut ticari ilişkiye ve akdedilen sözleşmeye dayanarak düzenlendiği ve bu faturanın iş güvenliği Mart 2024 hizmet bedeli karşılığında oluşturulduğu, faturanın davalı yana teslimine ilişkin sunulan herhangi bir somut belgeye rastlanmadığı, buna karşılık davalı yanın takipten önce yasal süre içerisinde ilgili faturalara yönelik somut bir itirazı görülmediği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacı tarafından düzenlenen takibe konu faturanın geçerliliği ile kabul edilip edilmeyeceği hususunda yapılacak hukuki değerlendirme ve sonucuna göre bir karar verilmesi, tamamen Sayın Mahkeme'nin takdirine bırakıldığı, Netice olarak, raporda yapılan incelemeler doğrultusunda, davacının davasında haklı görülmesi halinde, davacı yanın ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu 31.03.2024 tarihli ... numaralı faturadan kaynaklı davacının takip tarihi (08.10.2024) itibarıyla davalıdan 3.260,11 TL alacaklı olduğu," şeklinde rapor düzenlenmiştir. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamı birlikte düşünüldüğünde; Taraflar arasında iş güvenliği ve iş sağlığı verilmesine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturanın düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturanın e-fatura niteliğinde olduğu, davacının ticari defterlerinde yer alan faturanın, taraflar arasında mevcut ticari ilişkiye ve akdedilen sözleşmeye dayanarak düzenlendiği ve bu faturanın iş güvenliği Mart 2024 hizmet bedeli karşılığında oluşturulduğu, davalı yanın takipten önce yasal süre içerisinde ilgili faturaya yönelik somut bir itirazının görülmediği, tüm bu hususlar bir arada, faturalara itiraz olmadığı, faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı şirket, davacı şirkete borçlarının bulunmadığı yönünde icra takibinde itirazda bulunmuş ise de davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturadan dolayı 3.260,11 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulü ile; davacı tarafça açılan davanın kabulü ile; davacı tarafın başlattığı İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı yüklenmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si (652,00 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 3.260,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 615,40-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 82,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.813,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra davacı tarafa resen iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda dava değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır *Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.