İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/228 E. 2025/269 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/228
Karar No
2025/269
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/228 Esas KARAR NO : 2025/269 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, ... ve ... marka araçların yetkili satıcısı ve servisi olup bu marka araçları satmakta ve bu araçlara yetkili servis hizmeti vermekte olduğunu, davalı sigorta şirketi ile davacı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca, davalı sigorta şirketinin kasko sigorta teminatı altında bulunan ve/veya davalı şirket tarafından onarımı talep edilen araçların kasko sigorta teminatına giren bir rizikonun gerçekleşmesi sonucu hasarlı olarak davacı şirket servisine başvurması halinde, davalı şirket tarafından yaptırılacak ve/veya onaylanacak ekspertiz çerçevesinde azami özen ve dikkat gösterilerek onarımının yapılması, bunun karşılığında davacı şirkete bedelinin ödenmesinin kararlaştırılmış olduğunu, tarafların uzun süredir devam eden ticari ilişkileri, davalı sigortalısı olan araçların davacı şirket servisinde onarımının yapılmasına rağmen fatura bedellerinin ödenmemeye başlaması ile bozulmaya başlatıldığı, davacı şirket vadesi geçen ödemelerin, cari mutabakat kapsamında ne zaman yapılacağı ile ilgili sigorta şirketi ile görüşmeler yürütmüşse de sonuç alamayınca davalı şirkete ... 4. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve ... tarihli ihtarnamesini (... barkod numarası ile) keşide ederek hem 12.11.2024 tarihi itibariyle fesih ihbarında bulunduğunu, hem de alacakların ödenmesini ihtar ettiğini, ilgili ihtarnameye davalı şirkete 14.11.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, böylece davalı şirketin bu tarih itibariyle temerrüde düşürüldüğünü, davalı şirket ihtarname ile kendisine verilen süre içerisinde ödeme yapamayınca davalı şirket aleyhine icra takibine girildiğini, çünkü taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davalı şirket, onarımlara ilişkilerin belgelerin kendisine ulaştırılmasını takiben 30 gün içerisinde davacı şirkete fatura bedellerini ödemekle yükümlü olduğunu, takibe girişildiğinde davacı şirket elinde onarımı tamamladığını, -sigortalıya araç teslimi yapılmış- davalı şirketin sigortalısı araçlara dair muhtelif tarihlerde dosya kapanışı yapılan takibe konu 12 adet fatura bulunduğunu ve bu faturaların ödeme vadesinin geçtiğini, davacı şirkete sunulan delillerde 6 numaralı delil olarak dayanılan faturaya konu araçların onarımlarının yapıldığına ve müşteriye aracın teslim edildiğine dair iş emri kapanış formları ile de onarımları tamamlandığını ispat eder mahiyette olduğunu, takibe konu edilen ekte Mahkeme dikkate sunulan 12 adet faturaya konu onarım hizmetleri, davacı şirket tarafından hasar dosyaları kapsamında bedeli davalı sigorta şirketince ödenmek üzere sağlanmış ve dosya kapanışları yapıldıktan sonra faturalar tanzim edilerek davalı şirkete iletildiğini, aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen ve ihtarnameye rağmen davacı şirket ödeme alamayınca vadesi geçmiş bu faturalara konu alacaklar için ... 15. İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra takip dosyası kapsamında takip başlatmak mecburiyetinde kaldığını, icra takibi kapsamında düzenlenen ödeme emri 13.12.2024 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı borçlu icra takibinden doğan borca ve fer'i'lerine 16.12.2024 tarihinde itiraz ettiğini, takip böylece durduğunu, açıklanan sebeplerle davalı, vadesi geçmiş fatura alacağını/davacı şirketin sigortalı araçları onarmasına rağmen hak edişini ödemediği için takibe yaptığı itirazda haksız olup itirazın iptalinin gerekmekte olduğunu, icra takibi açıldıktan sonra 29.11.2024 tarihinde davalı borçlu şirketin, davacı şirket hesabına 56.237.00 TL ödeme yaptığını ve bu ödeme icra dosyasına haricen tahsilat bildirimi olarak bildirildiğini, ancak yapılan ödemenin tahsil harcı borçluya ait olduğundan ve tahsil harcı borçlu tarafından ödenmediğinden icra müdürlüğü tarafından hesapta güncelleme yapılamamış olduğunu, ancak davacı şirketin anılan miktarı tahsil ettiğinden takibin, takip çıkışından haricen tahsil edilen bedel düşüldükten sonra kalan 1.126.442,53 TL üzerinden devam etmesi taleplerinin mevcut olduğunu, davaya konu alacak ve taleplerle ilgili arabuluculuk başvuruda bulunmuş iseler de anlaşmaya varılamamış olduğunu, davacı şirket alacaklarının ödenmesi amacıyla davalı sigorta şirketi ile görüştüğünde davalı şirket yetkilileri bir denetimden geçtiklerini ifade ettiklerini, bunun üzerine açık internet kaynaklarından yapılan araştırmalarda, davalı şirketin batık durumda olduğu, kendi sigortalılarına dahi ödeme yapamadığı ve neredeyse tüm anlaşmalarının feshedildiğini öğrenilmiş olduğunu, böylece davacı şirket alacaklarının tahsilinin bu yargılama neticesinde imkansız hale gelmemesi için ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, davaya konu edilen faturaya dayalı alacakların, vadesi geçmiş alacaklar olduğunu ve rehinle teminat alınmadığını, açıklanan tüm bu nedenlerle dava neticesinde davacı şirketin haklarına halel gelmemesi açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK.'da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan teminatsız olarak, aksinin kabulü halinde ise asgari oranla takdir edilecek teminat karşılığında, karşı taraf dinlenmeksizin ivedi olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etme zorunluluklarının doğduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davacı şirketin rehinle temin edilmemiş muaccel 1.126.442,53 TL para alacağı için borçlu karşı şirketin menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK.'da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan teminatsız olarak, aksinin kabulü halinde ise asgari oranla takdir edilecek teminat karşılığında, davalı şirket dinlenmeksizin ivedi olarak ihtiyati haciz konulmasını, davanın kabulü ile, ... 15. İcra Dairesi'nin...sayılı İcra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile 1.126.442,53 TL üzerinden takibin aynen devamını, likit alacağa karşı haksız itirazı nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 15.İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyası, taraflar arasında akdedilen ticari hizmet alım sözleşmesi, fatura suretleri, cari hesap dökümü, ... 4.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve ... tarihli ihtarnamesi, iş emri formları, arabuluculuk son tutanağı, celp edilmiş, incelenmiştir. Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile " ...6100 sayılı Yasanın yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarının bu sözleşmede bulunduğu, sözleşmenin 19.maddesinde "Bu sözleşme ve eklerinin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlığın çözümünde İstanbul Mahkemeleri yetkilidir" denilmek sureti ile kesin yetki halinin doğduğu, kesin yetki hallerinin Mahkemece resen değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alındığından yetkisizlik kararı verilmiştir. ..." şeklinde oluşturulan gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmiştir. Öncelikle, mahkememizin yetkili mahkeme olup olmadığı noktasında, hatta bu husustan da önce aslında ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen yetkisizlik kararının mahkememizi bağlayıcı nitelikte olup olmadığının tartışılması zorunludur. Eldeki dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olup, mahkemenin yetkisi kamu düzenine ilişkin değildir ve kesin yetki durumu bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, yetkinin kamu düzeninden ve kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (HMK 19/1). Nitekim, yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartıdır. (HMK 114-1-ç). Ancak, somut olaydaki gibi yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, davalı tarafından cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan davalı, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (HMK 119/2.). Ne var ki, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesinde yetki sözleşmesi yapılmasının "kesin yetki" hallerinden biri olduğunu kabul ederek resen yetkisizlik kararı vermiştir. Halbuki, yetki sözleşmesi "kesin yetki" hallerinden biri değildir. Bu çerçevede, mahkemece resen yetkisizlik kararı verilemez. Bilakis, yetki sözleşmesi kesin yetki hallerinden / kuralı olmadığından davalı tarafından cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde ve ilk itiraz olarak ileri sürülmesi zorunludur. Somut olayda, dava dilekçesi dahi davalıya tebliğ edilmeden hukuka aykırı şekilde resen yetkisizlik kararı verilmiştir. 6100 s. HMK 19.maddesine ve açık hükmüne muhalefet edilerek verilen yetkisizlik kararı mahkememiz açısından bağlayıcı nitelikte değildir. Kaldı ki, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme (emredici yasa hükmü uyarınca) yetkili hâle gelir. (HMK 19/4). O halde, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden, taraf teşkili dahi sağlanmadan, davalının yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunup sunmayacağı beklenmeden, yasal süre içinde cevap dilekçesi sunulması halinde ise davalının yetki ilk itirazında bulunup bulunmayacağı dahi belirlenmeden, dosya üzerinden ve sanki kesin yetki hali / dava şartı varmışcasına, davalının cevap dilekçesinin ve yetki ilk itirazının bulunmadığı ayrıca kesin yetki halinin bulunmadığı davada, resen yetkisizlik kararı verilemez. Bu durum, Anayasanın 37. maddesinde düzenlenen "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz" hükmüne, kamu düzenine ve hasılı doğal hakim güvencesine de açık aykırılık teşkil etmektedir. Yasal düzenlemelere bakıldığında: 6100 sayılı Kanun'un “Yetki sözleşmesi” başlıklı 17 nci maddesi şöyledir:“Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” 6100 sayılı Kanun'un “Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları” başlıklı 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “(1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. (2) Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.” 6100 sayılı Kanun'un “Yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19 uncu maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.” hükümlerini ihtiva etmektedir. Yargı uygulamasına bakıldığında; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi ... E.... K. sayılı ilamında: "Dosya kapsamından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta kesin yetki durumu bulunmadığı ve davalı tarafça cevap dilekçesi ile birlikte yetki itirazında bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede yetkili mahkeme belirlenmiş olsa dahi yetki itirazı, bir ilk itiraz olarak ileri sürülebilir; mahkeme yetkisizliğini kendiliğinden (re'sen) nazara alamaz. Bu durumda uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı Susurluk Sulh Hukuk Mahkemesince sonuçlandırılması gerekmektedir." Yargıtay 5. Hukuk Dairesi ... E. ... K. sayılı ilamında: "Taraflar.. bir yetki şartı veya ayrı bir yetki sözleşmesi ile başka bir yer mahkemesinin yetkili olduğunu kararlaştırabilirler. Tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. 6100 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin 2 inci bendine göre yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacaktır. Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. 6100 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. ...Dosya kapsamından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta kesin yetki durumu bulunmadığı ve davalı taraflarca cevap dilekçesi ile birlikte yetki itirazında bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede yetkili mahkeme belirlenmiş olsa dahi yetki itirazı, bir ilk itiraz olarak ileri sürülebilir; mahkeme yetkisizliğini kendiliğinden (re'sen) nazara alamaz. Bu durumda uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesince sonuçlandırılması gerekmektedir." Yargıtay 5. Hukuk Dairesi ... E. ... K. sayılı ilamında: "Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. HMK'nın 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. (Y. 11. HD ... E. -...K.) Somut olayda, davanın davalıya sipariş edilen malların bedeline karşılık verildiği iddia edilen çekler karşılığı mal teslim edilmediği iddiası ile açılan menfi tespit davası olduğu, kesin yetki durumu bulunmadığı ve taraflar yetki itirazı ileri sürmediğinden, davanın ilk açıldığı ... Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili hale gelmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı ... Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp çözümlenmesi gerekmektedir." şeklindedir. Hem anılan Yasal düzenlemeler hem de konuya ilişkin yerleşik (merci tayini) içtihatlar uyarınca, her ne kadar ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinde yer alan yetki şartı düzenlemesinin "kesin yetki" olduğu kanaatiyle dosya üzerinden ve resen yetkisizlik kararı ile dosya mahkememize gönderilmiş ise de; Yetki sözleşmesinin geçerli olduğu hallerde tarafların ancak yetki sözleşmesiyle kararlaştırılan mahkemede dava açabilecekleri, bu şekilde yetkili kılınan mahkemenin yetkisinin münhasır yetki olduğunun doktrin ve yargı kararlarıyla belirtildiği, münhasır yetki ile kesin yetkinin aynı anlama gelmediği, münhasır yetkili mahkemeden farklı bir mahkemede dava açılması halinde bu durumun mahkemece resen dikkate alınamayacağı, cevap dilekçesinde usulüne uygun ileri sürülmüş yetki itirazı bulunmadıkça resen yetkisizlik kararı verilemeyeceği, somut olayda taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinde yetki şartı ile yetkili mahkemeyi belirledikleri, uyuşmazlığın temeli itibariyle mahkemenin yetkisinin resen nazara alınacak kesin yetki hallerinden olmadığı, başka bir anlatımla davalı tarafından cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş bir yetki itirazının bulunması gerektiği, ancak eldeki dava dosyasında dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediği, davalının cevap dilekçesi dahi sunmadığı, mahkemece aslında kesin yetki hali olmamasına rağmen dosya üzerinden 6100 s. HMK 17.maddesinin kesin yetki hali kabul edilerek hukuka ve usule aykırı şekilde resen yetkisizlik kararı verildiği, hasılı ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesine davalı tarafıdndan yasal süre içerisinde sunulmuş yetki itirazı bulunmadığından ve mahkemece resen yetkisizlik kararı verilemeyeceğinden gerekçesiyle karşı yetkisizlik kararı verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-Yetki şartının / sözleşmesinin kesin yetki hallerinden olmaması, kesin yetki kuralı olmadığından resen yetkisizlik kararı verilememesi ve davalının usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş bir yetki itirazı da bulunmaması karşısında Mahkememizin KARŞI YETKİSİZLİĞİNE, Davanın usulden Reddine, Yetkili mahkemenin davanın ilk açıldığı ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine, 2-... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasındaki yetkisizlik kararı nedeniyle farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde olan ilk derece mahkemeleri arasında olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 21. ve 22. maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 36/3. maddesi uyarınca merci tayini için dosyanın Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yetkili mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 21. ve 22. maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 36/3. maddesi uyarınca merci tayini için dosyanın Yargıtay 5. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/04/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/228, K. 2025/269, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-228-e-2025-269-k-c2f0b3b46b94