İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/471 E. 2025/265 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/471
Karar No
2025/265
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/471 KARAR NO : 2025/265 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 12/05/2022 KARAR TARİHİ : 09/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların 15/05/2016 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında 2016-2018 dönemi dernek yönetimine seçildiklerini, akabinde ...Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarasıyla kayıtlı ...A.Ş.ile davacı dernek arasında 23/12/2016 tarihli hisse satışı sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin davacı ... temsilen sözleşmenin yönetim kurulunda tartışılmaksızın ve yetki alınmaksızın davalılar ..., ... ve o tarihte imza yetkisi olmayan yedek yönetim kurulu üyesi ... tarafından imzalandığını, yine sözleşmeden üç gün sonra alınan ... tarih ve... nolu yönetim kurulu kararı ile genel kuruldan yetki alınması şartı ile teyiden onaylanmasına karar verildiğini, sözleşmenin 3.9'uncu maddesine uygun olarak davalılar ..., ..., ... ve bu tarihte henüz dernek temsilcisi dahi olmayan merhum ...'nun ... Kurulu'na girdiğini, sözleşmenin teyiden onaylanmasına ilişkin yönetim kurulu kararı olmasına rağmen davacı dernek hesabından ... Hesabına beş farklı tarihte toplam 326.605,00 Avro (1.300.000,00 TL) gönderildiğini, yapılan bu işlemlerin davacının yetkili organı olan genel kurul tarafından onaylanmadan yapıldığını, sözleşmenin imza tarihinden itibaren yaklaşık beş ay sonra 21/05/2017 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda ...A.Ş'nin hisselerinin tamamının alınmasının oy çokluğu ile karar verildiğinin, bundan 45 gün sonra 05/07/2017 tarihinde ... 2. Noterliği'nin... ve ... yevmiye numaralı istifanameleri ile davalılar ..., ..., ... ve ...'ın ...kurulundaki görevlerinden istifa ettiklerini, işbu eylemler sebebiyle bağımsız denetçilerce yapılan incelemeler neticesinde davacı derneğin zararının sabit hale gelip huzurdaki davanın ikame edilmesinin zorunlu hale geldiğini belirterek davanın kabulü ile 1.300.000,00 TL'nin tazminat şeklinde davacıya ödenmesini, zarar kalemlerinin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesini ayrıca kur farkının da davalılara yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın yasal süresi içinde açılmadığını ve zamanaşımına uğradığını, davacı derneğin dava açmakla ehliyeti bulunan organının dernek yönetim kurulu olduğunu, bu sebeple davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen işlemlerin genel kurul tarafından onaylanıp yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, yine müvekkilinin söz konusu işlemlerde imzası ve hatta bilgisi dahi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iddianın zaman aşımına uğradığını, davalı müvekkilinin yönetim kurulundaki görev dağılımı sebebiyle davaya konu hususlardan sorumluluğunun bulunmadığını, davaya konu sözleşmenin A takımında oynamak için yeterince şans bulamayan veya alt yapıdan gelen gençlerin A takımı hazırlanması, yeterince tecrübe kazanması için yapılan bir sözleşme olduğunu, gerek müvekkilinin gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin davacı derneğin genel kurulu tarafından ibra edildiğini ve bu karara ilişkin bir davanın da mevcut olmadığını, yine ortada bir zarar ya da tahsil edilmemiş bir alacak var ise bunun sözleşmede taraf diğer ... A.Ş'den tahsili gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davaya konu iddiaların 2016 ve 2017 yılında gerçekleşip, davanın ise 12/05/2022 yılında açıldığını, bu sebeple zamanaşımına uğradığını, yine davaya konu ödemelerin davacının şimdiki yönetim kurulu başkanı olan ...'nin bilgi ve onayı kapsamında gerçekleştiğini, yine ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için ön görülmüş olan TBK 547 ve 554.maddeler gözetilerek davanın görevsizliği ile görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, yine dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden de davaya konu işlemlerin tacir olan tüzel kişiler arasında yapıldığı ve bu yönden de görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, davaya konu işlemlere ilişkin olarak davacının idari ve mali genel kurulundaki idari ve mali yönden ibra edilmelerine ilişkin kararlara karşı bazı asliye hukuk mahkemelerinde dava olup, yargılamanın devam ettiği, davanın sözleşmeye konu diğer tarafı olan ... Firmasına ihbarının gerektiğini, davacının davaya konu iddiaları nedeniyle uğradığı bir zarar olmadığından, davanın dava şartı yokluğundan reddini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davanın ilk açılmış olduğu mahkeme olan ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/01/2024 Tarih ve ...E. ...K.sayılı kararı ile; "1-Davanın 6100 sayılı HMK.nun 114 maddesi, 1. fıkrası (c) bendi, 115/1-2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 2-Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasası'nın 20/1. Maddesinde belirtilen tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde, dava dosyasının davayı bakmaya görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine," şeklinde hüküm oluşturulmuştur. Görevsizlik kararı ile ilgili davacı vekilinin istinaf başvurusu söz konusu olmuş ise de İstanbul BAM 4.HD 17/07/2024 T. ...E. ...K.sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ve kesin olarak karar vermiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlarının temyiz edilemeyeceği HMK 362/1-c maddesinde düzenlenmek suretiyle bölge adliye mahkemesinin bu konuda verdiği kararın kesinliği vurgulanmıştır. Görevsizlik kararının istinaf yolu incelemesi ile davaya bakacak mahkeme kesin olarak belirlenmiş olacaktır. Bu kesin belirlemeye rağmen daha sonra yeniden mahkemenin görevli olup olmadığının Yargıtay'ca tartışılıp farklı bir sonuca varılabilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı) Dava dosyasının 02/08/2024 tarihi itibariyle mahkememize tevzi olunması sonrası 09/08/2024 tarihi itibariyle dava dosyası tekli hâkimde görülmeye başlanmış, 08/01/2025 tarihi itibariyle dava konusu nedeniyle dosyanın mahkeme heyeti tarafından görülmesi noktasında ara karar oluşturulmuş, akabinde dava mahkememiz heyeti tarafından görülmeye başlanmıştır. Bu çerçevede mahkememiz heyeti tarafından görülen dava, adı geçen davalılar aleyhine 6102 sayılı TTK m.553 hükmüne dayalı olarak açılmış yönetici sorumluluk davasıdır. Zaten bölge adliye mahkemesinin kararı da bu yöne ilişkindir. Öncelikle davada tartışılması gereken, zorunlu arabuluculuk dava şartının TTK m.553 hükmüne dayalı olan somut davada gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Belirtmek gerekir ki mahkememizce hükmün oluşturulduğu tarihe kadar davalılar vekillerinin davanın arabuluculuğa tabi olduğu yönünde bir beyan ve itirazı olmasa dahi bu hususun resen ele alınması gerekmektedir. 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü gözetilmelidir. Nitekim somut dava dilekçesindeki talebin konusunun, bir miktar para alacağının ödenmesine dönük tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır. 6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesindeki "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Davanın asliye hukuk mahkemesinde açılmış olduğu tarih itibariyle arabuluculuğa başvurulması beklenemez. Esasen dava dosyasının ticaret mahkemesine intikal etmesinden önce dahi arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki dava açılmasının usul hukuku açısından en önemli sonuçlarından biri davanın açıldığı yani harcın yatırılmış olduğu tarihteki hale göre usuli durumun takdir edilmesidir. Yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere, 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulması, anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan ve usulden reddine karar verilecektir. Bu noktada belirtmek gerekir ki davacının dava açtığı aşamada davanın ticari dava olup olmadığını gözetmesi, incelemesi, nitelendirmesi ve bu şekilde dava açması büyük önem arz etmektedir. Davacıdan kaynaklanacak usuli hatanın doğal olarak usuli sonuçları ortaya çıkacaktır. Zira kanun koyucu, davanın ticari dava olması durumunda arabuluculuğa başvurulmasını zorunlu tutmuştur. Davacının görevsiz mahkemede dava açmış olması halinde ise davacı lehine telafi edici bir usuli imkan öngörülmemiştir. Kaldı ki davanın görevsiz mahkemede açılmış olması da davanın ticari dava olduğu gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır. Somut olayda ticari dava olduğu açık olan davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararından sonra ve dosya mahkememize intikal etmeden önce dahi arabuluculuğa başvurulmadığı, dava tarihinin davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı tarih olduğu, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A-2 fıkrasına göre dava açılmadan önce, arabulucuya başvurulmadığının sabit olduğu anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğundan dolayı ve usulden reddolunması gerektiği açıktır. (Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına dair Yargıtay 11.HD 26/09/2023 T. ...E. ...K.sayılı kararı, Yargıtay 6.HD 26/09/2023 T....E. ...K.sayılı kararları) Yapılan açıklamalar karşısında, davacının davalılar aleyhine açtığı tazminat alacağı davasının, arabulucuya başvurmaksızın açılmış olması karşısında 6102 sayılı TTK.m.5/A hükmüne atfen ve 6325 sayılı Kanuna eklenen m.18/A hükmü nedeni ile dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davalılar aleyhine açtığı alacak davasının, arabulucuya başvurmaksızın açılmış olması karşısında 6102 sayılı TTK.m.5/A hükmüne atfen ve 6325 sayılı Kanuna eklenen m.18/A hükmü nedeni ile dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine, 2-Yönetici sorumluluk davası nedeniyle alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin olarak yatırılan 22.200,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 21.585,35‬ TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden ve aynı nedenle red kararı oluşturulduğundan, AAÜT gereği 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara tek olarak verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde gider avansının iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere Av. ..., Av. ..., ... huzurunda diğerlerinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/471, K. 2025/265, T. 09.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-471-e-2025-265-k-8b8a4ee9243e