İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/441 E. 2024/923 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/441
- Karar No
- 2024/923
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/441 Esas KARAR NO : 2024/923 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2024 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının ..., ... ve ... plakalı araçları ile 26/04/2022 - 14/03/2023 tarihleri arasında ücret ödemeksizin, işletme hakkı müvekkili şirkette olan... otoyolundan ihlalli geçiş gerçekleştirdiğini, davanın konusunu oluşturan ihlalli geçişlerden doğan müvekkilinin alacaklarının, davanın ikamesine binaen, CD ekinde sunulduğunu, İhlalli Geçiş Kayıtları, İhlalli Geçiş Görüntüleri ve Provizyon Sorgu Sonuçlarının CD ekinde dosyaya sunulduğunu, geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait 6001 s.k. m.30/5 hükmünün getirdiği yasal cezanın ödenmemesi üzerine ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalının borcu olmadığı gerekçeleriyle icra takibine itiraz ettiğini, davalının itirazının mesnetsiz olduğu ve ücretli geçiş noktasından, ücret ödemeksizin ihlalli geçiş sağlamak suretiyle, işletmeci müvekkiline borçlu hale geldiğini, davalının müvekkilinin işletmiş olduğu 3. Köprü ve bağlantılı Otoyolundan geçiş yapmadığı yönünde bir savunması da bulunmadığını, geçiş bedelinin ödendiğinin ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalının geçiş ücretlerini ödemediğinde sabit olduğunu, icra takibine itiraz eden davalı borçlunun itirazında haksız olduğunun açıkça anlaşıldığını, alacağın likit olduğunu, bu nedenle, müvekkili lehine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin devamına, icra takibinin geçiş ücreti ve gecikme cezası olmak üzere asıl alacak ile bu alacağa takip tarihinden önce işlemiş faiz yönünden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davalı borçlu tarafından icra takibine haksız bir şekilde itiraz edildiğinden icra takibine konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalıya dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir cevap dilekçesinin sunulmadığı görülmüştür. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası, ... Arabuluculuk Bürosunun... sayılı arabuluculuk son tutanağı, ihlalli geçişlere ilişkin provizyon kayıtları, ihlalli geçiş kayıtları, araçların OGS / HGS kayıtları, trafik tescil kayıtları, davalının tacir sıfatının araştırılmasına yönelik olarak ... Ticaret Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı ve Halkalı Vergi Dairesi Başkanlığına yazı cevapları celp edilmiş incelenmiştir. Dava, 6001 sayılı Kanundan kaynaklanan köprü ve otoyol geçiş ücretlerinin tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda değerlendirme yapılması zorunludur. Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevi Kanunla belirlendiğinden görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen Mahkemece nazara alınması zorunludur. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik açılan işbu itirazın iptali davasının, TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Nispi ticari dava bakımından, davacının ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davalının da tacir olması zorunludur. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir (21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı). Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN ve BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Davalı ...'nın tacir sıfatına yönelik yapılan araştırmalar kapsamında ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı uyarınca davalının 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço esasına göre defter tutan kimselerden de olmadığı tespit edilmiştir. Yine, davalının ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadığı, gerçek kişi ticari işletmesinin dahi bulunmadığı, hatta herhangi bir defter tutma mecburiyetinin olmadığı belirlenmiş, hasılı davalının tacir sıfatının olmadığı anlaşılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; davalıya ait aracın ticari araç olması, mahkememizi görevli hale getirmez. (İSTANBUL BAM 37. HD. ...E....K.). Az yukarıda kapsamlı şekilde tarif edildiği üzere; Mahkememiz ticari davalarda görevli olup, 6102 s. TTK' da görev; "ticari iş ( yahut araç)" e göre değil, "ticari dava" esasına dayandırılmıştır. Kaldı ki, celp edilen trafik tescil kayıtları uyarınca, ihlalli geçişe esas dava konusu tüm araçların kullanım amacının "hususi" olduğu görülmüştür. Bu halde, eldeki davanın mutlak ticari davalardan olmaması, ayrıca davalının tacir sıfatının bulunmaması sebebiyle nispi ticari dava da söz konusu olmadığından somut uyuşmazlığın çözümünde işbu dava ticari bir dava olmadığı için Asliye Ticaret Mahkemelerinin / Mahkememizin görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-HMK.'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine, 3-HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-Harç, yargılama gideri, vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 25/12/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır