İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/244 E. 2024/811 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/244
- Karar No
- 2024/811
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/244 KARAR NO : 2024/811 DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 17/04/2024 KARAR TARİHİ : 22/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tensip kararı ile birlikte, İ.İ.K. 287. Maddesi muvacehesinde müvekkili şirkete üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, konkordato teklifine ilişkin olarak prosedürün işletilmesi kapsamında müvekkili şirkete bir yıl süre ile kesin mühlet verilmesine, komiser tayinine ve gerekli sürecin yürütülmesine, mühlet boyunca şirket tarafından üçüncü kişilere verilen banka teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine; müvekkillerine ait malvarlıklarının muhafazası için gerekli tedbirler zımnında, şirket malvarlığının korunması amacı ile, konkordato mühletinin sonuna kadar, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere şirkete karşı icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine (ödeme emri gönderilmemesine); işbu konkordato talebinden önce müvekkillerine karşı 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasına; rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasına; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına; mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında, mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasına (İİK m.294/6); şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine; alacaklı bankalardaki şirket hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasına; mühlet ve tedbir öncesinde gönderilen, müstakbel (doğacak) alacakların da haczini içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına; mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve hesaplarda şirket lehine doğacak alacakların şirkete ödenmesine; geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine; konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğinden, şirket malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak şirkete yed-i emin olarak teslimine karar verilmesini talep etmiştir. Dava İİK m.285 vd.hükümlerinden kaynaklanan adi konkordatoya ilişkindir. Mahkememizce davacılar lehine geçici mühlet, akabinde ise kesin mühlet kararı verilmiştir. Yargılamanın devam ettiği aşamada davacılar vekili şirketin borca batık olmadığını, feragat nedeniyle davanın nedeniyle reddini talep etmiştir. Öncelikle davacılar vekilinin talebi İİK m.292/f.2- bend (d) hükmüne dayanmaktadır. Aynı hükmün 2.fıkrasına göre ise "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." Konkordato kurumunu düzenleyen İİK m.285 ve devamından sonra yer alan 12. BAP' da yer aldığı, bu itibarla adı geçen hükümlerin özel hüküm niteliğinde olduğu, buna mukabil 6100 sayılı HMK'nın ikinci bölümünde yer alan ve yargılamaya hakim olan ilkelerden m.30 hükmünün ise genel nitelikte bir usul hükmü olduğu dikkate alındığında öncelikle özel hükmün uygulanması gerektiği yorum bilimi (hermenötik) açısından zorunludur. O halde HMK m.30 hükmünde yer alan düzenlemenin bu açıdan dikkate alınabilmesi mümkün değildir. Bir başka deyişle uyuşmazlık ile ilgili pozitif hukukta özel düzenleme olduğu sürece genel düzenlemelerin uygulanması düşünülemez. Gerek yargısal uygulama gerek doktrin bu konuda uyum içindedir. Yukarıda açıklanan İİK m.291/f.2 ve İİK m.292/f.2 hükmünün emredici nitelikte olduğu, nitekim kanun koyucunun somut olayda olduğu üzere sebebi ne olursa olsun konkordato talebinden feragat edilmesi durumunda mahkemenin duruşma günü açması gerektiğini açıkça düzenlediği sabittir. Bu noktada mahkemeye herhangi bir nedenle takdir alanı ise kesin olarak bırakılmamıştır. Mahkeme hükmünün yorum gerektirmeyecek derecede açık ve kesin olması halinde yapılacak şey kanunun emredici hükmünün yerine getirilmesidir. Mecelle'deki ifade ile "Mevrid-i nasta içtihata mesağ yoktur." Elbette açık hükmün içeriği sert görülse de yine Roma Hukukunda kabul edilen ifade ile " Kanun serttir, fakat kanundur" ( Dura lex sed lex ). Nitekim mehaz niteliğindeki İsviçre İcra İflas Kanunun m.296 b nin bu yönde bir hüküm içermemekle birlikte, 2013 değişikliğinden önceki düzenlemede olduğu gibi mahkemenin yer, gün ve saati belirleyerek duruşma açması ve borçlu ile alacakları dinlemesi, hatta İsviçre İİK ( eski) m. 295 f.5, ( eski) m.308' e de yollama yaptığından, duruşmanın gün, yer ve saatini ilan etmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel Yeni Konkordato Hukuku, Ankara-2009, 2. Baskı sayfa 315 te atıf yapılan kaynak KUKO SchKG- Hunkeler, m. 296b, no. 13, Gilleron, Commentaire, m. 295, no. 24, s.373,) Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK m. 307 hükmünde düzenlenen davadan feragat beyanı, batıklık sebebine dayanan iflasa göre karar verilmesi halini de içinde barındıran konkordato talepleri açısından sıradan bir feragat beyanı olarak nitelendirilemez. Zira talep ile ilgili olan alacaklıların hüküm verilmeden önce feragat talebinde bulunan şirketin batık olup olmadığı noktasında beyanda bulunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Esasen duruşma açılmasının asıl amaçlarından biri de bu nedendir. Zaten kanun koyucu da en azından bu nedenle konkordato talebinden feragat olsa dahi duruşma açılması noktasında emredici düzenleme getirmiştir. Duruşma gün ve saatinin takdir edilmesi sonrası ve duruşma günü icra edilmeden önce komiser heyeti görevlendirilmiştir. Komiser heyeti en son sunmuş olduğu raporunda davacı olan şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumunda olmadığını, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde açıklamışlardır. Esasen daha önce sunulan raporlar dahi bu yöndedir. Kaldı ki mahkememizce ayrıca atanan bilirkişi kurulu dahi davacı şirketin batık olmadığı noktasında 12/11/2024 tarihli gerekçeli ve denetime elverişli raporlarını dahi sunmuştur. Bu şekilde davacı şirketin borca batıklık durumu olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Bu suretle İİK m.292 hükmünde belirtilen şartların oluşup oluşmadığı dahi araştırılmıştır. Alınan konkordato komiser heyeti rapor içeriğine, mevcut dosya kapsamına göre iflasa tabi davacı şirket yönünden konkordato talebinden feragat edilmiş ise de şirketin borca batık olmadığı, bu nedenle şirket hakkında İİK m.292 hükmü çerçevesinde iflas kararı verilmesinin şartının oluşmadığı ortaya çıkmıştır. Davacı vekili konkordato talebinden feragat etmiş olup, vekilin ise feragat yetkisi bulunmaktadır. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacıların, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Bu durumda mevcut feragat beyanı çerçevesinde ve yukarıda yapılan araştırmalar sonucunda iflasa tabi olan davacılar hakkındaki konkordato talebinin sadece feragat nedeniyle reddi gerekir. Yapılan açıklamalar karşısında HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ yönünden, davacının davadan feragat beyanı karşısında davacının konkordato talebinin feragat nedeniyle reddine, 2-Davacı ... ŞİRKETİ hakkındaki kesin mühlet ve tedbir kararlarının 17/10/2024 günü saat 15:00 itibariyle kaldırılmış olduğundan bu konuda yeniden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı ... ŞİRKETİ'ne atanan konkordato komiserlerinin görevine 22/11/2024 günü saat 15:42 itibariyle son verildiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, 4-Davacı hakkındaki konkordato talebinin feragat nedeniyle ret olunduğunun, mühlet kararlarının kaldırıldığının ve konkordato komiserinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirilmesine, 5-İflas şartları oluşmadığından davacı hakkındaki iflas kararı verilmesine yer olmadığına, 6-Bu dava nedeniyle alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 7-Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine, Dair; davacı vekili ile bir kısım alacaklı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta yasal süre içinde ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. Başkan Üye Üye Katip