İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/852 E. 2025/67 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/852
Karar No
2025/67
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/852 Esas KARAR NO : 2025/67 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 28/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 08/09/2017 tarihinde ... yetili satıcısı olan 2 nolu davalıdan sıfır olarak satın alınmış olan ... plaka sayılı ... model aracın belli bir süre kullandıktan sonra kapısında paslanma ve çürümeler oluşmaya başlamış olduğunu, bu kapsamda davalı tarafından aracın boyanması teklif edilmiş olduğunu, ancak bu kapsamda sıfır km olan bir araçta değer kaybı oluşacağı ve aracın değerinde düşünme meydana geleceğini, bu nedenle araçta gizli ayıp bulunduğunu, sadece paslanan çürüyen yerlerin boyanmasının çözüm olmadığını, davalıların araçtaki ayıptan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ayrıca 1 nolu davalı ... tarafından internet siteleri ve satış reklamlarında 2 yıl mekanik, 3 yıl boya ve 12 yıl paslanmazlık garantisi olduğunun belirtilmiş olduğunu, aracın periyodik bakımlarının yetkili serviste yaptırılma zorunluluğunun bulunmadığını, aracın ticari olmasının seçimlik haklarını kullanmasına engel olmadığını, bu vs. nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL değer kaybı, ve 500,00 TL hasar onarım bedelinin davalıya başvurulduğu tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu aracın üreticisi, ithalatçısı ya da satıcısı olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, kaldı ki araçta gizli ayıp bulunmadığını, servis kayıtlarına bakıldığında aracın yaklaşık 7 yıl ve 85.000 km boyunca kullanılmış olduğunu, 13/07/2020 tarihinden sonra herhangi bir servise girişin bulunmadığını, bahsedilen şikayete rağmen aracın kullanımına devam edilmiş olduğunu, aracın 07/07/2020 tarihli sağ yan panelde imdat çıkış kolu yananda paslanma var şikayetinin bulunduğunu, garanti kapsamında kısmi/sınırlı boya uygulanabileceği davacıya söylenmesine rağmen kabul edilmemiş olduğunu, davacının servis onarım teklifini kabul etmeden 3 yıl boyunca kullanımına devam etmiş olduğunu, davacı tarafından sorunun büyümesine neden olunmuş olabileceğini, aracın düzenli olarak 15.000 KM de bir bakıma girmesi gerektiğini, ancak aracın bakımına yönelik servis kayıtlarının bulunmadığını ve davacının iddiasını ispatlayamamış olduğunu, gerekli müdahale edilmediği için oluşumun devam ettiğini, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 1 nolu davalının ... marka sıfır km araçların satışını yapmakta olduğunu müvekkilinin ise servis hizmeti ve 2. El araç alım satım ve kiralama işi ile iştigal ettiğini, davacı tarafından 143.788,00 TL bedel ile 08/09/2017 tarihinde satın alınmış olduğunu, söz konusu aracın servise getirildiği hususunun doğru olmadığını, aracın ilk plakasının ...olduğunu, daha sonra ...olarak değiştirilmiş olduğunu, 02/07/2020 tarihli ruhsatında plakanın ... olarak gözüktüğünü, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu aracın müvekkiline getirildiğini ve boyama teklif edildiği hususunun doğru olmadığını, aracın sadece 07/07/2020 tarihinde ... servis girişinin bulunduğunu, aracın periyodik bakımlarının yapılmamış olduğunu, paslanmanın kullanım nedeni ile meydana gelmiş olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, aracın ticari araç olduğunu, bu nedenle 6502 sk değil, 6098 TBK ve 6102 TTK uygulanması gerektiğini, araçtaki paslanma ve çürümenin periyodik bakım yapılmamasından kaynaklı olduğunu, zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... tarafından hazırlanan 01/08/2024 tarihli bilirkişi raporu, ... tarafından hazırlanan 17/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden ... hakkında 2017 vergilendirme döneminden itibaren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 178. maddesine istinaden 2. sınıf tacir olduğu ve İşletme Hesabı Esasına göre defter tuttuğu görülmüş olup 2017 yılından itibaren dairemize ibraz edilen gelir vergisi beyannameleri, ayrıca ... vergi kimlik numaralı "..." isimli adi ortaklığı bulunmakta olup 2018,2019,2020 ve 2021 yılı gelir vergisi beyannameleri, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden ... plakalı araca ait poliçe ve hasar bilgisi, eksper rapor bilgisi, kaza tespit tutanağı bilgisi, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği'nden ... T.C. kimlik numaralı davacı ...'ın 27.03.2006 tarihinde ... Odası'na kayıt olduğunu ve kaydının 23.05.2023 tarihinde kapattığı, ayrıca, aynı sicil numarası ile davacı ...'ın 04.07.2014 tarihinde ... sicil numarası ile ...'na kayıt olduğu ve bu kaydının halen devam ettiği tespit edildiği, ....Anonim Şirketi'nden hasar dosyası belgeleri ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, dava konusu aracın gizli ayıplı olarak satıldığı iddiasıyla satıcı ve üretici/ithalatçı davalılara karşı açılan onarım bedeli ve değer kaybı istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu aracın davacıya gizli ayıplı olarak satılıp satılmadığı, ayıbın süresi içerisinde bildirilip bildirilmediği, davacının aktif husumet ehliyetinin ve davalıların pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, dava konusu alacağın muaccel olup olmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 219.maddesine göre; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Aynı yasanın 222 maddesinde; "Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur."denmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun madde 223'e göre; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." TBK'nın 225.maddesi uyarınca; "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." Aynı Kanun'un 227.maddesine göre; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir .Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." 6098 Sayılı TBK'nın 228/2.maddesi uyarınca; " Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir." Öncelikle belirtmek gerekir ki dava konusu aracın ayıplı olarak davacıya satılmasıyla birlikte davacının hak ve alacaklarının satış tarihi itibariyle muaccel hale geleceği, dava konusu aracın şasi numarasına göre dava tarihinde de davacı adına kayıtlı olduğu, 6098 sayılı TBK uyarınca davacının ayıp nedeniyle talepte bulunabileceği ve aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından aracın paslanması ve boyasının çürümesi nedeniyle gizli ayıplı olduğu iddiasıyla değer kaybı ve onarım bedeli talebinde bulunulduğu, tanzim edilen bilirkişi raporu ile, aracın 08/09/2017 tarihinde davacı tarafından satın alındığı, paslanma ve çürüme şikayetlerinin ilk kez 08/07/2019 tarihinde yapıldığı, aracın 12 adet servis kaydının bulunduğu, muhtelif bakımlarının serviste yapıldığı, henüz 62.862 kmdeki bir araçta paslanma ve çürüme başlamasının hayatın olağan akışına ve teknik teamüllere uygun olmadığı, kullanıcı hatasından bahsedilemeyeceği, çürümenin yapılan inceleme tarihi itibariyle bulunduğu ve sunulan fotoğraflara nazaran büyümüş olduğu, ilerleme sebebiyle bunların birçok yere sirayet edebileceği, henüz boya garanti süresin devam ederken hasarların ortaya çıktığı ve gizli ayıp olarak kabul edilebileceği, aracın boyanması için gereken masrafların 30.000,00-TL olacağı ve değer kaybının ise 27.000,00-TL olacağı kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Aracın paslandığının tespit edildiği ilk tarihin, satın aldıktan iki yıl sonra olduğu, ilk tespit tarihi olan 08/07/2019 tarihinde davalılara ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi sonraki servis kayıtlarında da tespit edilen bu pas ve çürüme tespitleri sebebiyle davalılara ihbarda bulunulmadığı, oysa davacının satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, oysa davacının üzerine düşen ihbar yükümlülüğünü davalı Mez Şirketi'ne bildirerek makul süre içinde yerine getirdiğine dair herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığı, bu durumda satılanı bu haliyle kabul etmiş sayılması gerektiği anlaşıldığından Mez Şirketi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davalı (imalatçı/ithalatçı) ... Servis ve Tic. A.Ş. yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2018 gün ve ...Esas ...Karar sayılı vb. diğer yerleşik uygulamalarında da belirtildiği üzere, satış tarihi itibarı ile uyuşmazlığa uygulanması gereken 6502 sayılı Yasa'nın 11/2., 56/3. maddeleri ve 6502 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan 13/06/2014 gün ve 29029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 8. ve 9. maddeleri hükümleri kapsamında, (6502 Sayılı Yasanın 56/3 maddesinde bahsi geçen koşulların oluşması haricinde) üretici ve ithalatçının tüketici tarafından sadece misli ile değişim ve onarım talep edilmesi ve misli ile değişime veya onarıma karar verilmesi durumunda, satıcı ile birlikte müteselsil sorumlu olacakları hüküm altına alınmış olup, eldeki davada misli ile değişimin talep edilmediği, bu nedenle işbu davalı ithalatçının, diğer davalı satıcı ile birlikte bedelde indirimden müteselsilen sorumlu olmadığı anlaşıldığından, bu davalıya karşı açılan davanın husumetten reddine karar vermek gerekmiş (... Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar) ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davacı tarafından davalı ... Şirketi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı tarafından davalı ... Şirketi aleyhine açılan davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan peşin alınan 269,85-TL peşin harç ve 957,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.226,85-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 611,45-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan 5.211,25-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... Şirketi tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı ... Şirketi tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalılar dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve dava sebebi tek ve ortak olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin, e-duruşma ile katılan davalı ... Şirketi vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı ... Şirketi yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025 Katip Hakim

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/852, K. 2025/67, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-852-e-2025-67-k-a263b67f49ab