İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/557 E. 2025/382 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/557
Karar No
2025/382
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/557 Esas KARAR NO : 2025/382 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/07/2024 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, davalılardan ... yetkili bayisi diğer davalı ...'den ... plakalı ... model ve marka aracı ... tarihinde müvekkil iş yerinde perde montaj işlerinde kullanmak amacıyla satın aldığını, müvekkilin aracı satın almasından bir süre sonra ise aracın arıza uyarısı vermesinden ötürü aracı yetkili servise götürdüğünü, ancak yetkili bayi tarafından müvekkilin aracında meydana gelen garanti kapsamındaki arıza giderildiği belirtilse de araçta meydana gelen arızanın giderilmediğini, müvekkil ise yargılamaya konu aracı ticari faaliyetlerini sürdürmek amacıyla satın almış olup aracın arıza durumu sürekli olarak devam ettiğinden ticari faaliyetleri sekteye uğradığını bu nedenle de kazanç kaybına uğradığını, müvekkil yargılamaya konu aracı sıfır olarak almasına rağmen araçta meydana gelen sürekli arızaların ve hasar durumunun tespiti amacıyla davalı yetkili bayininde taraf olduğu Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../... Değişik İş sayılı dosyasında aracın hasar ve arıza durumunun tespiti, araçtaki değer kaybının belirlenmesi ile yasal sorumluluğun tespiti amacıyla delil tespiti başvurusunda bulunulduğunu, Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../... Değişik İş sayılı dosyasında alınan ... tarihli bilirkişi raporunda da aracın gizli ayıplı olduğu tespit edildiğini, araçtaki giderilemeyen arızanın nedeninin hatalı üretimden kaynaklanmasından ötürü ise işbu dava da aracın üretici firması konumunda olan ... ile müvekkilin aracı satın almış olduğu yetkili bayi müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu araç ... tarihinde satın alındığını, işbu dava ise ... tarihinde yaklaşık 4 yıl sonra açıldığını, bu itibarla, her şeyden önce davanın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda, araç ... tarihine satın alınmış olmasına karşın hak düşürücü süre mahiyetine olan ihbar sürelerine davacı tarafça uyulmadığını, dava konusu aracın satıcısı, müvekkil şirketlerden ... olmayıp, müvekkil şirket dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla, müvekkil şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün olmayıp, davanın her halükarda husumet yönünden müvekkil şirketlerden ... lehine reddi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, yazılan müzekkere cevapları ve sunulan servis kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce mahallinde icra edilen keşif akabinde dosyamız rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti raporunda özetle; aracın güncel piyasa rayicinin ... TL ve dava tarihi itibariyle piyasa rayicinin ... TL olduğu, keşif esnasında yapılan tespitlerde araçta krank kasnak arızası olduğu, bu arıza ile ilgili yetkili servisten alınan fiyatta aynı parçaya ait yeni bir parça kodunun olduğu, dolayısıyla fabrikasyon imalat hatalı olduğu düşünülen eski KRank kasnak gergi parçasının iptal edilerek yerine yeni parça koduyla yeni ürünün yetkili servis tarafından yedek parça teklifi olarak verildiği, aracın birden fazla kez arızası sebebiyle aynı yedek parçalarının değiştiği ve bu parçaların krank kasnak ve alternatör olduğu (krank kasnağının servis kayıtlarında belirli aralıklarla 4 kez değiştiği ve alternatörün 1 kez değiştirildiği tespit edilmiştir), arızaların giderilebilir nitelikte olduğu, arızaların giderilmesi için gerekli yedek parça ve işçilik bedelinin kdv dahil ...-TL olduğu, bu arızalar sebebiyle davacı tarafın araçtan gerekli faydayı sağlayamadığı, araç üzerinde oluşan bu arızaların önceden bilinmesinin mümkün olamayacağı, sonradan araç kullanılırken ortaya çıkabilecek arızalar olduğu dolayısıyla ayıplı olarak değerlendirileceği, ayıbın gizli ayıp olduğu, aracın onarımının daha ekonomik olacağı, araç satın alım bedelinden ayıp oranında yani ...-TL kadar indirim yapılabileceği şeklinde görüş bildirmişlerdir. Söz konusu bilirkişi heyet raporunda varılan tespitler 6100 sayılı HMK'nın 282. maddesi uyarınca mahkememizce serbestçe değerlendirilmiştir. Tüm bu tespitler ve deliller neticesinde incelenen dosyamız kapsamında; Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan ayıplı araç nedeniyle yenisi ile değiştirilmesi istemine ilişkindir. Sözleşme ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Yasanın 8. Maddesinde ayıplı mal tanımlanmış olup, yasanın 11. Maddesinde ise, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Ne var ki, tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır. 6502 sayılı Yasa 11/3. maddesinde “Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.” düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı Yasanın 83/1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır. Görüleceği üzere yasa koyucu, 11. maddenin birinci fıkrası ile tüketicinin seçimlik haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan “ücretsiz onarım” ve “malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi” seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına almıştır. Bu düzenleme ile paralel mahiyette olan bir düzenlemeye de 6098 sayılı TBK’nun 227/3. maddesinde yer verilmiş olup, buna göre; “Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.” denilmektedir. Her iki düzenlemede esas olarak kullanılan seçimlik hakkın ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da hakime yüklemiştir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/929 Esas, 2020/2698 Karar sayılı kararı.). Yargıtay'ın istikrar kazanan uygulamasında; seçimlik hakkın kullanılmasının ayıbın niteliğine göre iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, tarafların hak ve menfaatlerine göre aşırı bir dengesizliğe yol açıp açmayacağının mahkeme tarafından takdiri ile diğer seçimlik hakların tüketiciye kullandırılmasının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu anlamda 6502 sayılı yasanın 56/3 maddesine göre; tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hâllerinde 11 inci maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere; ayıplı mal sebebiyle tüketici, somut olayda da olduğu gibi iş bu seçimlik haklarını satıcı, ithalatçı veya üreticiye karşı birlikte kullanabilecektir. Bu doğrultuda yukarıda açıklanan sebeplerle, tüm dosya kapsamında toplanan deliller ve yine yukarıda izah olunan nedenlerle üst yargı denetimine elverişli mahiyette olduğu kanaatine varılan tespitlerine itibar edilen bilirkişi heyet raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davalılardan sıfır olarak alınan davaya konu ... plakalı ... model araçta tespit edilen arızaların birden çok yaşandığı ve davacının araçtan beklediği ana faydayı elde edemeyeceği, davaya konu aracın birden fazla kez arızası sebebiyle ayıplı olduğu, araçta bulunan ayıbın zamanla ortaya çıkması ve ilk bakışta fark edilemeyecek nitelikte olması nedeniyle gizli ayıplı olduğu, oluşan ayıbın, davalı yetkili servis tarafından garanti (ücretsiz onarım) kapsamında tamiratı yapılarak ayıbın giderilmiş olduğu, lakin araçta ayıbın tekrar ortaya çıktığı ve tespit edilen nitelikli ayıbın davacı tüketicinin bu araçtan beklediği faydayı ortadan kaldırdığından, iş bu ... plakalı ... model aracın misliyle değişimin de davalılar bakımından orantısızlık oluşturmayacağı kanaatine varılmış, davalı ithalatçı şirket ile davalı satıcı şirketin aynı yasal düzenlemeler kapsamında davacıya karşı söz konusu bu seçimlik hak yönünden müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Sonuç olarak, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, yukarıda belirtili mevzuat hükümleri, delil tespit dosyası ve tüm bilirkişi raporları içerikleri hep birlikte nazara alınarak, davacı yanın aracında tespit edilen bu ayıpların nitelikleri anlamında, davalı satıcı ve üretici, ithalatçı şirketlerden bu aracın misli ile değişim talebinin hakkaniyete uygun olduğu, dava konusu aracın herhangi bir kazaya karışmadığı, dava konusu aracın satış/fatura bedeli olan ... TL üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücreti takdir edildiği, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirmeyeceği kanaatine varılmış ve anılan sebeplerle dava konusu aracın müteselsilen davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesi yönünde davacının davasının kabulüne dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; Davaya konu ... plakalı, ... marka, ... model, ... şasi nolu, ... renkli ... aracın ayıplı olduğunun TESPİTİ ile, Davaya konu aracın takyidatlarından ari olarak ve nakliye bedeli davalı tarafça müştereken ve müteselsilen karşılanarak, aynı marka ve modelde AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE, ayıplı aracın ise davacı tarafından davalılara teslimine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harcın ve ... TL tamamlama harcının mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL, ... TL tamamlama harcı ve ... başvuru harcı olmak üzere ... TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri uyarınca, arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Artan gider avansının karar kesinleştikten sonra ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/557, K. 2025/382, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-557-e-2025-382-k-328ee4c03c43