İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/868 E. 2024/616 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/868
- Karar No
- 2024/616
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/868 Esas KARAR NO : 2024/616 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2021 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket Türkiye'nin en köklü markalarından biri olmanın yanı sıra aynı zamanda 700'ü aşkın bayilik ağı ile yine Türkiye'nin en önde gelen akaryakıt dağıtım firmalarından biri olduğunu, müvekkil şirket ile davalı arasında; Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi, eki niteliğinde Protokoller ve Otogaz LPG Bayilik Sözleşmesi akdedilerek, davalı şirkete akaryakıt bayiliği hakkı ve işletmeciliği verildiğini, iş davanın da konusu olan taraflarca akdedilen Protokol hükümleri uyarınca asgari ürün alım taahhüdünde bulunan davalı şirket, sözleşmenin yürürlük süresi boyunca, müvekkil şirketten 4.359 m3 beyaz ürün, 395 ton LPG ve 5 ton madeni yağ satın almayı taahhütte ettiğini, ancak davalı bayi söz konusu alım taahhüdünü yerine getirmediğini, bu husus davalı yana daha önceden de ... 17. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de bildirildiğini, ihtarname ile bayiye asgari alım taahhütlerini yerine getirmediği ve bayilik sözleşmesinin ve protokolün gereklerini yerine getirmesi gerektiği hususları ihtar edildiğini, 29.04.2021 tarihinde müvekkil şirket, ... 17. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile akaryakıt ve otogaz bayilik sözleşmelerini haklı nedenle feshettiğini, müvekkil şirke tarafından aynı ihtarname ile bayinin sözleşmeye aykırı davrandığı belirterek davalı şirkete asgari ürün alım taahhüdünden ve sözleşmenin tek taraflı feshinden kaynaklanan borcunun ödemesi gerektiği hususu ihtar edilmiştir ve davalı şirket temerrüde düşürüldüğünü, sözleşme ve protokoller tarafların birbirine uygun irade beyanları ile imza altına alındığını, dağıtım şirketlerinin bayilerine yapmış oldukları yatırımların geri dönüşü Sözleşmeden bekledikleri faydayı sağlayabilmek; bayi tarafından kendisinden beklenen alımı yapmaması nedeni ile söz konusu menfaatlerinin bir nebze dahi olsun karşılanabilmesi adına, sözleşmelere asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart maddeleri de eklene bilindiğini, dolayısıyla sözleşmede yer alan cezai şart maddeleri, ilgili yasal mevzuatlar çerçevesinde düzenlenmiş olup, karşı tarafın sözleşmenin aksine hareket etmesi sonucuna müvekkil şirketin katlanması beklenmediğini, davalı asgari ürün alım taahhüdüne aykırı hareket ettiğini, bayilik sözleşmelerinde, bayinin sözleşme konusu ürünleri satın alma yükümlülüğü asli yükümlülükleri arasında olduğunu, bayilere sözleşmede kararlaştırılmasa da dağıtıcısından ürün alma mecburiyeti yüklendiğini, bayibasiretli bir tacir olarak protokol süresince perakende standart satış fiyatından 4.359 m3 Beyaz Ürün 395 ton LPG ve 5 ton madeni yağ satın alma taahhütlünde bulunmuş ise de; sözleşme süresi perakende standart satış fiyatından 4.257,219 m3 eksik Beyaz Ürün, 367,149 ton eksik LPG alımı yapıldığını, ve Medeni Yağ taahhüdü bakımından hiç alım yapılmadığını, böylelikle Bayi, sözleşme hükümlerine aykırı davranarak taahhüdünü yerine getiremediğini, dolayısıyla, davalı şirketin erken fesihten kaynaklı ve asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart borcu bulunduğunu, bayinin sözleşmeye aykırı davranması sebebi ile bayi ile akdedilen akaryakıt ve otogaz bayilik sözleşmeleri, bayilik sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olarak bayilik sözleşmesine atıf yapan veya taraflar arasında imzalanmış olduğu takdirde tüm protokol, ek protokol, ariyet sözleşmesi, cari hesap sözleşmesi, otomasyon sözleşmesi ve diğer sözleşmelerin feshedilmesine karar verildiğini, bu kapsamda müvekkil şirket taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme ve protokolleri haklı olarak feshettiğini, taraflar arasında akdedilen Akaryakıt Bayilik Protokol'ün 6.3. Maddesi ve LPG bayilik Protokolünün 5.5. Maddesi uyarınca sözleşmeye aykırılık ve sözleşmenin erken feshine sebebiyet verilmesi nedeniyle Akaryakıt Bayilik Protokolünden kaynaklı 80.000- USD ve LPPG Bayilik Protokolünden kaynaklı 60.000-USD cezai şart borcu muaccel hale geldiğini, sözleşmenin devam etmeyen dönemine ilişkin kar mahrumiyeti alacaklarının doğduğu ve söz konusu alacağın sözleşme maddelerinde düzenlenen hükümler uyarınca talep edebileceği izahtan varesten olduğunu, bu itibarla sayın mahkemeniz tarafından tayin edilecek alanında uzman bilirkişiler tarafından hesaplanacak kar mahrumiyeti alacaklarından şimdilik 1.000,00 - TL nin talep edilmesi gerekliliği hasıl olduğunu, müvekkil şirket defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini ve bunun delil sözleşmesi olduğunu taraflar kabul ettiklerini, taraflar arasındaki bu delil anlaşması kapsamında, az önce izah edilen sözleşme ve protokol maddeleri mucibince, kesin delil teşkil eden müvekkil şirket kayıtlarındaki meblağların davalıdan tahsili gerektiğini, Neticeten; taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokol hükümlerinin ihlali gereği ödenmesi gereken şimdilik 1.000,00 -USD tutarındaki asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart borcunun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokol hükümlerinin ihlali gereği ödenmesi gereken şimdilik 1.000,00 - USD tutarındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı cezai şart borcunun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan devlet bankalarının yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokol hükümlerinin ihlali gereği ödenmesi gereken şimdilik sözleşme ve protokol hükümlerinin ihlali gereği ödenmesi gereken şimdilik 1.000,00-TL tutarındaki kar mahrumiyeti borcunun ise 3095 sayılı değişen oranlı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin dalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, Türkiye akaryakıt pazarındaki tüketicilerin *4,3'ü oranındaki tüketici tarafından tercih edilen bir firma olduğunu, davalı da ağır ilinde, bir asırdır ticaretle uğraşan ve halen bu ticaretine devam edecek kadar ağrılı vatandaşlarca tercih bir firma olduğunu, intifa hakkının 15 yıl süreyle devam edeceği baskısı altında davacı birinin süresi sona ermeden diğer bayilik sözleşmesini imzalatarak 2008 yılında başlayan dikey ilişkiyi 2021 yılına kadar devam ettirdiğini, ayrıca intifa hakkıyla aldığı yetkiyle yetinmeyip davalıdan 70.000,00 TL tutarlı banka teminat mektubu aldığını, 2021 yılına kadar devam etmiş olan bayilik ilişkisini de sürekli “ürün alım taahhüdünü dolduramadığı... doldurulması halde... ceza ile kar kaybı ile yatırım bedelinin iade edilmesi istekli dava açılacağı...” tehditleriyle sürdürdüğünü, davalı da bunlara cevaben “.. bu lokasyonda açılacak istasyonda, bu taahhüdün ifa edilemeyeceğini, sizin görevleriniz bilmeliydi... sizin hatanızdır... ayrıca bayilik verirken, ağrı merkeze ikinci bayilik vermeyeceğinizi taahhüt ettiğiniz halde, sözünüzü tutamadınız verdiniz... bu bayilik satışım yüksek olduğu halde, ikinci bayilik verilmesinden sonra 2. Bayi benim müşterime ortak olduğu için -rakiplerden müşteri elde edemediği için..satışım düştü... satışın düşmesinin müsebbibi olarak beni görüyorsanız... kira vs. adı altında bedel talep etmeksizin istasyonumu size teslim etmek istiyorum. dediğini, davacı bu cevaptan sonra da, ceza isterim ihtarlarını tekrarladıktan sonra nihayetinde 04.2021'de sözleşmeyi fesih ettiğini, akabinde de 70.000,00 TL tutarlı banka teminat mektubunu tazmin ettiğini, tazmin ettiği tutarı alçak iddiasında mahsup etiğine dair halen bir bilgi vermemiş ve de fatura düzenleyerek, göndermediğini, bu nedenle davalı 24.05.2021 tarihli ihtarı ederek “.. irademe aykırı olarak tahsil ettiğiniz 70.000,00 TL'sini, dava hakkım saklı kalmak üzere, 6098/101 gereği, ceza şartı ile kar kaybı iddialarınıza mahsup etmesini rica ederim...”dediğini, davacı, davalının hakkını ... sayılı intifa resmi senediyle elinden aldığını, bu senet sayesinde 15 yıl#6ay süre boyunca davalıyı kontrol etme-bayilik süresini uzatmayı dayatma hakkını elde ettiğini, 15.01.2008 tarihinde başlayan intifa hakkı 02.08.2018 tarihine kadar devam ettiği için, rekabet kurlu kararlarına göre, dikey ilişki kesintisiz devam ettiğini, 02.08.2013 sözleşmesi 02.08.2018'de sona ermeden önce 06.2018'de yani intifa hakkı sona ermeden sonraki sözleşmeyi imzalattırdığını, davalı beyan edildiğini, 06.2018'de başlayıp, 06.2018'de sonra erecek olan sözleşmenin süresi dolmadan 13.06.2019 tarihli sözleşmeyi imzalattırdığını bildirdiğini, bu şekilde hem intifa hakkı hem de süresi dolmadan sonraki imzalatılarak kesintisiz devam eden bayilik sözleşmesiyle taraflar arasındaki dikey ilişkiyi 4054 sayılı yasanın 4. Maddesiyle, 2002/2 sayılı tebliğin 5. Maddesinin açık emrine aykırı hale geldiğini, bu aykırılık Danıştay 13. Dairesinin 13.05.2008 tarihli ve rekabet kurulunun 30.10.2008 tarihli kararı ile açıklanmış ve 18.09.2010 tarihinde yürürlüğe girdiğini, bunlara göre taraflar arasındaki dikey ilişkinin 14.07.2008* 14.07.2013 tarihleri arasındaki 5 yılın haricindeki ve ya 14.07.2008 4 14.07.2018 tarihleri arasındaki 10 yılın haricindeki süreleri 4054 sayılı yasanın 56. Maddesi emri gereği kediliğinden hükümsüz olduğunu, 14.07.2008 tarihinde taşınmazının en geniş hali ile kullanma hakkını davacıya terk etmek zorunda kalmış olan davalı/davacının intifa hakkına istinaden istasyona el koymuş ve kendini istasyondan tahliye etme ve istasyonu üçüncü bir kişiye teslim etme tehdidi altında, sözleşmeleri imzaladığını, bu husus Danıştay 13. Dairesi tarafından 7 numaralı belge olarak ekledikleri kararıyla tespit edildiği için Danıştay emri ile rekabet kurulu intifa haklarının süresini 5 yıla indirdiğini, davalı akaryakıt sektöründe ilk kez davacı ile imzaladığı bayilik sözleşmesiyle girdiğini, 10.05.2021 tarihli ihtarında bahsettiği üzere davacı davalının acemiliğinden yararlanarak hiçbir zaman doldurulamayacak miktarda taahhüt yüklediğini, davacının taahhüt nedeniyle ceza talebi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.2013 tarihli kararına aykırı olduğunu, rekabet kurulu tarafından sözleşmelerin 4054/4 ila 56. Maddesine aykırılığının tespit edilmesi halinde geçersiz sözleşmeye dayanan ceza şartı da batıl olduğunu, sayın mahkemenizce rekabet kurulunun yazılacak müzekkere neticesinde dava dayanağı sözleşmenin ... ila 56 veya ... gereği hükümsüz sayılması halinde hukuk aleminde erken fesih edilmiş olan bir sözleşme kalmayacağını, tamamen davacı hakimiyetinde oluşturulan delillere hukuki problemin çözülmesi istediği 6100/193 emri ile 19. Hukuk dairesi ve hukuk genel kurulunun talimatına aykırı olduğunu, silahların eşitliği ilkesi gereği davalının kayıtlarının da incelenmesi gerektiği Yargıtay tavsiyesi olduğunu, davalı ticari kayıtları incelenmeden verilecek ceza davalıyı ekonomik olarak mahvedeceğini, Neticeten; müzekkere yazılarak, davacının 2008 ila 2021 yılları arasında imzalanan tüm sözleşmelerden örnek göndermesinin istenilmesine ve akabinde dava dayanağı sözleşmenin geçerli sayılığı sayılmayacağının ve davalıya 13.06.2019 tarihli sözleşmeyi, süresinin sonuna kadar ifa etme ödevini yükleyip yüklemeyeceğinin Yargıtay'ca 4054 sayılı yasanın uygulanmasından uzman olarak kabul edilen rekabet kurulundan sorulmasına ve müzekkereye davacıdan celbe dilecek tüm sözleşmeler ile ağrı tapu sicil müdürlüğünden temin edilecek intifa resmi senedinin eklenmesine ve rekabet kurulundan gelecek cevaba göre sözleşmenin tamamının hükümsüz sayılmasına, Yargıtay 13 ve 19. Hukuk Genel kurulunun tavsiyeleri değerlendirilerek, ceza talebinin reddine, bayilik sözleşmesinin geçersizliği tespiti halinde davanın talebin ... ila ... emri gereği ret edilmesine veya Yargıtay 19. Hukuk dairesinin ceza talep edebilmek için sözleşmenin feshinin haklı olması tavsiyesi gereği her ili talebin ret edilmesine, davalı tarafından dosyaya sunulacak olan delillerinde incelenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 03/10/2022 tarihli bilirkişi heyet raporu, ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 26/04/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu, ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 15/12/2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporu, ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 26/03/20224 tarihli bilirkişi heyet ek raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arısına alındı. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, bayilik sözleşmesinin feshine dayalı cezai şart, kâr mahrumiyeti ile alım taahhüdüne dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Somut Uyuşmazlığa İlişkin; Davacı ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında 13/06/2019 tarihinde beş yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmenin konusunun davacı ve davalı bayinin geçerli lisanslarına istinaden akaryakıt ve davacı tarafından üretimi, dağıtımı ya da tedariki yapılacak olan sair ürünlerin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde ve sözleşme süresince bayi tarafından yalnızca davacıdan tedarik edilmesi ve tüketicilerin kullanımına sunulmasından ibaret olduğu, sözleşmenin eki mahiyetinde olan protokol ile davalı bayinin asgari ürün alım taahhüdünün kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalı bayinin asgari ürün alım taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle ... 17.Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile protokol gereğinin yerine getirilmesi hususunun ihtar edildiği, davacı tarafından ... 17.Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin ve sözleşmenin feshinden kaynaklanan borcunun ödenmesi gerektiğinin bildirildiği, ancak sözleşmesinin feshine dayalı cezai şart, kar mahrumiyeti ile alım taahhüdüne dayalı cezai şart istemlerinin ödenmemesi sebebiyle davacı tarafından davalı bayi aleyhine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı bayiinin asgari alım taahhüdü taraflar arasında ayrıca düzenlenmiş olan protokolün 4.4.maddesinde kaleme alındığı, buna göre bayi perakende standart satış fiyatından olmak üzere protokol süresince 4.359 m3beyaz ürün, 395 ton LPG ve 5 ton madeni yağı satın almayı taahhüt ettiği, bu taahhüdün ihlali halinde uygulanacak cezai şartın aynı protokolün 4.5.maddesinde düzenlendiği; bayinin satın almadığı beher m3 beyaz ürün için 102 USD, beher ton LPG için 26 USD, beher ton madeni yağ için 2.000 USD cezai şart bedelini ödemeyi taahhüt ettiği, sözleşme ve protokolle sözleşmenin feshi halinde kar mahrumiyeti dahil sair zararlar ile 80.000 USD ve 60.000 USD cezai şart ödeme hususunun kararlaştırıldığı görülmüştür. Yıllık Asgari Alım Taahhüdüne Uymama Halinde Öngörülen Ceza Koşuluna İlişkin; Hukuki niteleme mahkemeye ait olup, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya sözleşme eki taahhütnamelerde yer alan yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri 6098 sayılı TBK'nın 179/1. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 179/2.maddesinde; "Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179/2.maddesinde bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nın 179/2.maddesi emredici yapıda olmayıp, düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740). 6098 sayılı TBK'nın 179/2.maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/01/2013 Tarih 2012/19-670 Esas 2013/171 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 24.05.2016 Tarih ... Esas ... Karar, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 17/09/2014 Tarih ... Esas ...Karar). Dosya kapsamında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar ile, ilk sözleşmenin kurulduğu tarihten bu yana davacı tarafından ürün alım taahhüdünün yerine getirilmediği, eksik ürün alım taahhüdünün yerine getirilememesi sebebiyle davacı tarafından davalı şirkete ihtarnameler gönderildiği, bu itibarla çekince koyarak sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam ettiği anlaşıldığından davacı tarafın ceza koşulunu talep edebileceği, karşı tarafta önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğine dair haklı güven oluşturulduğunun kabul edilemeyeceği, toplam beyaz ürün, lpg ve madeni yağ alım tutarlarından eksik kalan kısımlar için talep edilebilecek cezai şart bedelinin 453.667-USD olduğu, ancak söz konusu cezai şartın ödenmesinin davalı tarafın ekonomik ve ticari mahvına ve iflasına sebep olacağı kanaatinin bildirildiği tespit edilmiştir. Davacı tarafından sunulan değer artırım dilekçesinde yıllık eksik ürün alım taahhüdünden kaynaklı cezai şart bedeli olarak 15.000,00-USD alacak talep edildiği, bilirkişi raporu ile tespit edilen cezai şart bedelinin ise 453.667-USD olup davalı şirketin yıkımına sebep olacağı, öyleyse Yargıtay kararları gereği talep edilen bedel üzerinden 6102 sayılı TTK'nın 22.maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 182.maddesi dikkate alınarak indirim yapılması gerektiği, Mahkememizce bu doğrultuda talep edilen toplam 15.000,00-USD üzerinden 4/5 oranında indirim yapılarak takdiren 7.500,00-USD yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen cezai şart talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bayilik Sözleşmesinin Feshine Dayalı Cezai Şarta İlişkin; Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona ermesinde davalı eksik ürün alımından kaynaklı olarak sözleşme ve protokol hükümleri gereği kusurlu olup, bu nedenle feshe bağlı taleplerin davalıya ileri sürülmesi mümkündür. Davacı bu kapsamda, sözleme ve ek protokol gereğince taahhüt edilen asgari alım tutarının yerine getirilmemesi nedeniyle ek protokolle belirlenen cezai şartı talep ettiği gibi, sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şartı da istemiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri gereği davacı tarafın davalıdan talep edebileceği cezai şart miktarının 80.000,00-USD, protokol uyarınca ise 60.000,00-USD olduğu, davacı tarafından sunulan değer artırım dilekçesinde sözleşmenin feshinden kaynaklı cezai şart bedeli olarak 15.000,00-USD alacak talep edildiği, bilirkişi raporu ile tespit edilen cezai şart bedelinin ise 140.000,00-USD-USD olup davalı şirketin yıkımına sebep olacağı, öyleyse Yargıtay kararları gereği talep edilen bedel üzerinden 6102 sayılı TTK'nın 22.maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 182.maddesi dikkate alınarak indirim yapılması gerektiği, Mahkememizce bu doğrultuda talep edilen toplam 15.000,00-USD üzerinden 4/5 oranında indirim yapılarak takdiren 7.500,00-USD bayilik sözleşmesinin feshine dayalı cezai şart talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kâr Mahrumiyetine İlişkin; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ile, belirli süreli bayilik sözleşmesinin bayi tarafından süresinden önce haksız feshedilmesi halinde kâr mahrumiyeti talep edilebilecek ise de, kâr mahrumiyeti zararı tespit edilirken, dağıtıcı davacının aynı bölgede yeni bir istasyon kurup kurmadığı, yeni bir bayi ile sözleşme yapıp yapmadığı, yeni istasyon kurulmamış ve yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmamış ise aynı bölgede dava konusu sözleşme ile aynı şartlarda bayilik sözleşmesi yapılması için gerekli makul sürenin ne olacağının saptanması gerektiğinin kabul edildiği, ayrıca sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığının tespitinin gerekli olduğu bilinmektedir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, ... Esas ... Karar). Somut olayda, davacının o bölgede sözleşmenin normal bitiş süresine dek yeni bir bayilik sözleşmesi yaptığına dair dosya kapsamına göre delil olmadığı, EPDK uygulamaları, Yargıtay emsal ilamları ve emsal kararlarda kabul edilen prensipler gereğince davacı şirketin sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde yeniden bir bayi kurabileceği ve işletmeye başlayabileceği kanaati ile Mahkememizce 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre re'sen yapılan hesaplama neticesinde 21.226,43-TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin talebinin 12.818,88-TL olduğu dikkate alınarak kar mahrumiyeti talebinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm Dosya Kapsamına İlişkin; 6102 sayılı TTK'nın 22.maddesi gereğince, kural olarak tacirin cezai şarttan indirim yapılmasını talep hakkı bulunmasa da, cezai şart tacirin iktisaden mahvını gerektirecek derecedeyse tenkise karar verilebilecektir. Davalının incelenen mali durumuna göre, davalının bilançosunda görülen öz kaynaklar ve dönem karına göre cezai şart tutarının iktisaden mahvına neden olacağı belirlenmiştir. Davalı vekilinin cezai şarttan tenkis yapılması talebi de yerindedir. Diğer yandan 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinde; "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." hükmü yer almaktadır. Somut olayda taraflar tacir olup, hükmedilen cezai şart da sözleşmede yabancı para cinsi üzerinden kararlaştırılmıştır. Bu nedenle hükmedilen cezai şart alacağına yasal faiz değil 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi uygulanması gerekmektedir (İstanbul Bölge Adiye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar). Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi heyet kök ve ek raporları, re'sen yapılan hesaplamalar, yerleşik içtihatlar, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve protokol hükümleri dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalının ticari iktisadi durumu ve ticari hayatının yok olacağı hususu da nazara alınarak takdiren 4/5 oranında indirim yapılmakla 3.000,00-USD tutarındaki yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen cezai şart alacağının temerrüt tarihi olan 07/05/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının ABD Doları ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalının ticari iktisadi durumu ve ticari hayatının yok olacağı hususu da nazara alınarak takdiren 4/5 oranında indirim yapılmakla 3.000,00-USD tutarındaki bayilik sözleşmesinin feshine dayalı olan cezai şart alacağının temerrüt tarihi olan 07/05/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının ABD Doları ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-12.818,88-TL tutarındaki kâr mahrumiyeti alacağının temerrüt tarihi olan 07/05/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2 maddesi gereğince TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı değişen oranlı faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 4-Kabul edilen dava değeri (90.707,28-TL) üzerinden alınması gereken 6.196,21-TL harcın başlangıçta peşin alınan 435,90-TL peşin harç ve 15.828,00-TL ıslah harcı toplamı olan 16.263,90-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 10.067,69-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 5-Davacı taraftan tahsil edilen 6.196,21-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 23.982,50-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 5.407,90-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 3.000,00-TL yargılama giderinin davanın red oranına göre hesaplanan 2.323,52-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 48.733,04-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, a)Davanın kabul oranına isabet eden 207,65-TL'sinin davalıdan, b)Davanın red oranına isabet eden 1.112,35-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024 Katip Hakim