İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/778 E. 2025/759 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/778
Karar No
2025/759
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/778 Esas KARAR NO :2025/759 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:18/04/2025 KARAR TARİHİ:04/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; Davalıya karşı, müvekkili şirket tarafından dağıtımı sağlanan elektrik enerjisinin kaçak olarak kullanıldığının tespitine ilişkin yetkili memurlar tarafından H/332509 seri numara kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini ve enerji piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği kapsamında fatura tahakkuk ettirildiğini, söz konusu fatura tutarları bakımından davalı/borçlu aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2020/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını bu takibin borçlunun itirazı üzerine durdurulduğunu, dava konusu alacağın davalının haksız fiilinden kaynaklı başlatıldığını, uyuşmazlığın kaçak elektrik tüketiminden kaynaklandığını, bu nedenle davanın kabulüne, .... İcra Dairesi'nin 2020/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı yanın %20’den aşağı olamamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde belirtilen adreste kullanılan elektriğe ait abonelik sözleşmesinin müvekkiline ait olmadığını, keza elektriğin kaçak kullanıldığına dair kaçak kullanım tutanağı da yapılmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle beraber kaçak kullanım tutanağı düzenlenmiş olsa dahi bu hususta müvekkilinin herhangi bir bilgisi ve görgüsü de bulunmadığını, bu hususta da imzası alınmadığını, zira kaçak elektrik tutanağı tutulurken tutanakta ayrıca abone, kullanıcı ya da bunların temsilcisine de imzalatılması gerektiğini, anılan bu sebeple söz konusu borcun usulsüz olduğu gerek yargı kararlarıyla gerekse de ilgili kanun ve yönetmelik uyarınca da sabit olduğunu, müvekkilinin alacaklının icra takibinde belirttiği adreste ikamet etmiyor olduğunu bu adresle ilişiği de bulunmadığını, görevli mahkemelerin tüketici mahkemeleri olduğunu öncelikle davanın görev yönünden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan kontrolde işbu dava 18/04/2025 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunulan dava dilekçesi ile birlikte açılmakla .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapılmış olduğu, mahkemesince 30/09/2025 tarihinde verilen görevsizlik kararının tarafların istinaf etmemesi üzerine 21/10/2025 tarihinde kesinleşmiş olduğu, aynı tarihte davacı vekili tarafından dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi isteminde bulunması üzerine dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. Fıkrasının "(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki düzenlemesi, Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin 1. Fıkrasının "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindeki düzenlemesi ve HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114 ve 115. Maddeleri uyarınca re'sen yapılan inceleme sonucunda zorunlu arabuluculuğa tabi işbu dava bakımından davacı vekiline dava açılmadan önce yapılan arabuculuculuk görüşmelerine ilişkin olarak son tutanağın mahkememize ibraz edilmesi için kesin süre verilmiş olup mahkememize ibraz edilmiş olan evrak incelendiğinde son tutanağın 28/10/2025 tarihinde düzenlenmiş olduğu, bu hali ile dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadığı gibi Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararından sonra dosya mahkememize tevzi edilmeden önce dahi arabuluculuk yolunun tamamlanmamış olduğu, dosyanın mahkememize geldikten sonra arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olduğu görülmüş olup 6325 Sayılı Yasanın 18/A.2 fıkrasının emredici nitelikteki düzenlemesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden, sonradan arabuluculuğa başvurulmuş olmasının da bu eksikliği gidermeyeceği anlaşıldığından emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 2022/2051 E., 2022/1549 K., İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2023/708 E.2023/724 K., İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi 2022/2664 E., 2022/2566 K. Sayılı ilamları da göz önünde bulundurularak davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş olup ayrıca benzer mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2023/708 Esas 2023/724 Karar Sayılı ilamı da göz önünde bulundurulduğunda dava açıldığı tarihten sonrasında mahkememizce davacı tarafa arabulucuya başvurulması için bir süre verilmeksizin arabuluculuğa başvurulduğu ve Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeme yapıldığı anlaşıldığından, ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderinden sayılacağı ve davacının aynı taleple davalıya yeni bir dava açıp açmayacağının belli olmaması karşısında, söz konusu arabuluculuk ücretinin eldeki davada hüküm altına alınması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının 6100 Sayılı HMK m.114/2 hükmünün atfıyla 6324 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2.Fıkrası uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcının başlangıçta dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 11.674,97-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/11/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/778, K. 2025/759, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-778-e-2025-759-k-4fb60140926e