İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/900 E. 2025/839 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/900
Karar No
2025/839
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/900 Esas KARAR NO : 2025/839 Esas DAVA : Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2024 KARAR TARİHİ : 07/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/10/2025 Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas, ... Karar 10/07/2025 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosyanın Mahkememize gönderildiği, dosyanın Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmekle davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... Hayvancılık Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin davalılar tarafından Manisa ilinde bulunduğu iddia edilen çeşitli ada ve parsel zeytinlik arazilerin müvekkiline satışı sonrasında müvekkiline satılan iş bu zeytinlik arazilerin davalı ... Hayvancılık Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Şirketi Limited şirketine kiralanması ve kira süresi sonunda davalı şirketin sözleşmelerde belirtilen tarihlerde sözleşme konusu zeytinlik arazilerini geri satın alacağı konusunda anlaştığını, müvekkili tarafından bütün ödemelerin banka havalesi ile amerikan doları üzerinden ve zamanında (sözleşmenin imzalanması sırasında) yerine getirildiğini ancak bu ödemeler davalı şirket hesabına değil şirketin yetkilisi olan diğer davalı ...’nun talebi ve yönlendirmesi üzerine kendi şahsi hesaplarına yapıldığını, müvekkili tarafından sözleşmelere ilişkin tüm edimlerin sözleşme imzalanmadan önce ya da sözleşmenin imzalanması sırasında yerine getirilmiş olmasına rağmen davalıların sözleşme hükümlerine aykırı davranarak çeşitli bahanelerle edimlerini yerine getirmekten kaçındığını, davalı tarafın sözleşmenin gerekliliklerine uymadığını, geri alma taahhüdünü yerine getirmeyen davalıların ödemesi gereken geri alım bedellerini de müvekkiline halen ödemediklerini, davalıların kötü niyetli olduklarını, bahsi geçen sözleşmelerin tamamı müvekkilinin maddi olarak zarar görmesine sebebiyet verdiğinden ve davalıların dolandırıcılık kasıt ile hareket etmesi nedeniyle davalılar hakkında nitelilikli dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunduklarını, davalının müvekkilnie karşı ve sosyal medya hesaplarından Türkiye'den ayrılacağını beyan etmesi, davalı hakkında yakalama kararı bulunması akabinde davalının .... Havalaanında yakalandığını, davalının kaçma eğilimde olduğunu, sözleşmeye konu meblağın çok yüksek olduğunu beyanla davalının taşınır/taşınmaz mallarının sistem üzerinden tespit edilip taşınmazlar üzerine ü.ünkü kişielre devir ve temlikinin önlemesi için ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacize karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın 10.000 USD bedelli olarak açılan kısmi dava olduğu ifade edildiğini, sonuç kısmında ise eldeki davanın 1000 USD bedelli açıldığı ifade edildiğini, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, yetki ve görev itirazında bulunduklarını, kira ilişkisine dayanan alacak iddialarını değerlendirme yetkisi taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkisinde olduğunu, huzurdaki davanın tarafları tacir olduğunu, Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, ilgili satış sözleşmelerinin resmi şekilde yapılmadığını, dolayısıyla işbu sözleşmelere itibar edilmesi mümkün olmadığını, davacı yan söz konusu taşınmazların maliki konumunda olmadığını, talep edilen alacaklar temerrüt şartı yerine getirilmediği için muaccel nitelikte olmadığını, davacı taraf Suriye vatandaşı olduğunu, mevzuatımız gereği Suriye uyruklu kimselerin taşınmaz edinmeleri mümkün olmadığını, davacı taraf söz konusu engeli bildiği için dava konusu sözleşmelerin harici şekilde yapılmasını talep ettiğini, taraflar arasındaki yazışmalarda davacının hiçbir zamanda müvekkilinden bir alacağı olduğuna ve ödenmesi gerektiğine dair bir mesajına rastlanılmadığını, davacı tarafın eldeki sözleşmelerin aslını ibraz etmediğini, ilgili sözleşmelerin aslında bizzatihi davacının kendisinin sözleşmelerden feragat ettiğine ve hiçbir hak talebinin kalmadığına dair yazılı beyanatı mevcut olduğunu, davacının bu el yazılı beyanının tercüme edilmediği sadece matbu bilgisayar yazılarının tercüme edildiği belgeyi dayanak olarak sunduğunu, alenen kötüniyetli olan bu davranışın kabulü mümkün olmadığını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava, inanç sözleşmesine dayalı alacak iddiasına ilişkindir., Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce davaya bakmaya görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. (HMK 114/1-c) Asliye Ticaret Mahkemesinin görevini düzenleyen 6102 sayılı TTK.'nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca özel yasalarda Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin belirlemeler dışında bir ihtilafın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olabilmesi için o ihtilafın ya Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir husustan kaynaklanması ya da her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında; uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olarak belirlenmiş ve davalı vekilinin savunmaları da dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmiştir. Davacının tacir olduğuna ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge olmadığı gibi davacı tarafından bu yönde bir iddiada da bulunulmamıştır. Davacı vekili tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde davalılardan biri ticaret şirketi olsa da aynı durumun davacı müvekkili için geçerli olmadığı belirtilmiştir. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sor. ve ... kar. sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin soruşturma dosyasında; davacının Türkiye'ye yerleşmek için yatırım arayışında olduğu ve bu nedenle davalı ...'na para gönderdiği, davalı ...'nun da şüpheli sıfatıyla alınan beyanında davacının kendi üzerine düşen hakkını tam aldığını ayrıca şirketinde de 1000 adet hissesinin olduğunu, bu hisselerinin bir kısmının arsa karşılığı olarak verildiğini bir kısmının davacı tarafından nakit olarak alındığı ifade edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında davacının davalı şirkette hissesi olmadığı bildirilmiştir. Adi ortaklık, bir ticari işletmeyi işletmek şeklinde olabileceği gibi esnaf işletmesi veya hiç bir işletme olmaksızın bir kaç kişinin muhtemel kazancı paylaşmak amacıyla emeklerini ve mallarını bir araya getirme şeklinde de olabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18/09/2018 tarih 2016/18805 Esas 2018/8661 Karar sayılı ilamında "Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Hal böyle olunca, adi ortaklık sözleşmesinin konusunun ticari iş olması adi ortakların birbirlerine karşı açtıkları davanın ticari dava olduğunun kabulü için yeterli değildir. (İstanbul BAM 37.Hukuk Dairesi 2019/276-2019/1504 esas karar; İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi 2019/220-2019/191 esas karar) Davacının davalı şirkette gizli ortaklığının bulunup bulunmadığı, ortaklık payı veya kar payı talep edip edemeyeceğine ilişkin adi ortaklıktan kaynaklanan taleplerin de adi ortaklık TTK'da düzenlenmediğinden, malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekecektir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; davacının tacir sıfatının bulunmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgisi olmadığı bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında davalı savunmaları da dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmişse de davalı savunması doğrultusunda davacının ticaret sicilde gözükmeyen gizli şirket ortaklığının bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlığın da adi ortaklık hükümleri gereği Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesi gerekeceğinden mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- Görevli Mahkemenin Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA ; 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararına karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine; GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi.07.10.2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/900, K. 2025/839, T. 07.10.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-900-e-2025-839-k-57429ba033a0