İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/351 E. 2026/220 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/351
Karar No
2026/220
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/351 Esas KARAR NO :2026/220

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:10/06/2024 KARAR TARİHİ:31/03/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ''... Sınırları Dahilinde Muhtelif Hizmet Binaları Tesisler Parklar İkmale Kalmış İşler Kentsel Tasarım İşleri, Atık Aktarma İstasyonları, Katı Atık Depoları, Mezarlıklar Vb Yapım Bakım Onarım Ticari İşi'' konulu sözleşme imzalandığını, işbu ticari işe ilişkin olarak 31.03.2023 tarihli 1 no'lu hakediş raporundan anlaşılacağı üzere taraflar patlayıcı madde kullanmadan çimento harçlı kagir ve horasan inşaatın yıkılması, 19 cm kalınlığında taşıyıcı olmayan bimsbeton duvar blokları ile duvar yapılması, 3 cm kalınlığında renkli mermer levha ile dış temizlik yapılması gibi tahdidi olarak sayılan toplam 89 adet iş yapımı konusunda anlaştıklarını, müvekkili şirket sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği halde davalı şirket sözleşmeden doğan bakiye borcunu ödemekten imtina ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan işbu alacağından kaynaklı .... İcra Müdürlüğü 2023/... E. sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız itiraz ederek durmasına neden olduğunu, davalının itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'de aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı firmayla da Mersin ilindeki projede çalışılmış ve bu projedeki iş kapsamında sözleşme imzalandığını, ancak davacı firmanın icra takibinde belirtmiş olduğu 406.217,84 TL 14.04.2023 faiz başlangıç tarihli fatura toplam alacak 415.240,88 TL'lik tutarı kabul etmediklerini, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalan 17.11.2022 tarihli sözleşmede belirtilen iş kapsamında işlerin tamamlanması akabinde ödemeler davacı firmaya yapıldığını, söz konusu ödemelerin yapıldığına ilişkin hesaplar ve ticari defterler incelendiğinde davacının hiçbir alacağının kalmadığının anlaşılacağını, davacının talep ettiği bedelin haksız olduğunu, müvekkilden talep edilen alacağın gerçek ve mevcut bir alacak olmadığını, davacının davasının reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan eser sözleşmesinden kaynaklı davacı yüklenicinin davalıdan olan bakiye hakediş alacağının tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; Taraflar arasında akdedilmiş olan ''... Sınırları Dahilinde Muhtelif Hizmet Binaları Tesisler Parklar İkmale Kalmış İşler Kentsel Tasarım İşleri, Atık Aktarma İstasyonları, Katı Atık Depoları, Mezarlıklar Vb Yapım Bakım Onarım Ticari İşi'' konulu eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı tarafından düzenlenen 1 nolu hakedişe dayalı fatura sebebiyle davalı aleyhine 406.217,84 TL fatura bedeli- asıl alacak, takip öncesi işlemiş 9.023,04 TL faiz olmak üzere toplam 415.240,88 TL üzerinden başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra-inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ile birlikte taraflar arasındaki sözleşme kapsamında işin tamamlandığı, geçici veya kesin kabulün yapılmadığı ancak davalı tarafından davacıya ödemenin yapıldığının iddia edilmiş olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacı tarafa asıl alacak miktarına ilişkin olarak beyanda bulunmak üzere HMK m.31 hükmü uyarınca verilen süre kapsamında sunulan beyan dilekçesi ile birlikte "hak edişten kalan 307.606,43 TL bulunması ve 24.611,41 TL teminat olarak yatırılmış olması sebebiyle toplam 331.217,84 TL alacağımızın olduğu anlaşılacaktır. Davalı şirketin kendi sunmuş olduğu muavin defterleri ile işbu beyanımız sabittir. Hatta ki 331.217,84 TL alacağımız ile davalı şirket tarafından 27/06/2023 tarihinde ödenen 75.000,00 TL birlikte hesaba katıldığında toplam alacağın 406.217,84 TL bulunduğu, bu tutarında söz konusu icra takibimizdeki asıl alacak tutarımızdır." şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme, dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmeleri niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, sözleşme gereğince yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi taahhüt eder. Bu haliyle uyuşmazlığın, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan, 6098 sayılı TBK'nın 470 v.d. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri gereğince çözümlenmesi gerektiği anlaşılmakta olup davalı tarafın sunmuş olduğu cevap dilekçesi kapsamında davacı tarafından işin tamamlanıp teslim edildiği noktasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamakta olup davalı tarafça bedelin ödendiğinin iddia edilmiş olması sebebiyle ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilerek tarafların tacir olmaları sebebiyle ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacının ticari defter ve belgelerinin yargı çevremiz dışarısında olması sebebiyle talimat mahkemesi aracılığı ile alınan raporda özetle; Şirket E-Defter kapsamında bulunduğundan noter tasdikine tabi değildir. Sadece Envanter defteri tasdike tabi olup süresinde tasdiki yapılmıştır. Defterler usulüne uygun tutulmuş olup, sahibi lehine delil niteliğindedir. Dava konusu olan alacağın dayanağı faturalar defterlere kayıtlıdır. Düzenlenen Fatura temel fatura olup fiyat farkı faturası değildir. İade faturası bulunmamaktadır. Davalı şirketin düzenlemiş olduğu 31/03/2023 tarihli 1.Nolu Hakedişe istinaden fatura düzenlenmiş olup, davacının kayıtları ile davalıya ait dosyada bulunan muavin hesaptaki borç alacak birbirini teyit etmekte olup icra takip tarihi itibariyle 381.606,43 TL.sı alacak ile 24.611,41 TL.sı teminat olmak üzere, 406.217,84 TL.sı alacak davacının yevmiye defterinin 31/12/2023 tarihli kapanış fişinde ve defter kayıtları ile sabittir. İcra takip tarihi itibariyle 406.217,84 TL.sı davacının alacağı vardır. Davalı şirket 27/06/2023 tarihinde 75.000.- TL.sı ödeme yapmıştır. Şeklinde yapılan tespitler mahkememize bildirilmiştir. İşbu rapor akabinde talimat mahkemesinden alınan rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itiraz süresi dolduktan sonra dosyanın yargı çevremiz içerisinde bulunan 1 mali müşavir ve 1 ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisine tevdine karar verilmiş ve kök rapor hazırlanarak mahkememize ibraz edilmiş ise de davalı tarafından icra takibinden sonra yapılan ödemenin bulunduğu hususu da dikkate alındığında işbu heyete 1 icra hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı dahil edilerek seçenekli hesaplama uyarınca rapor tanzim edilmiş olup mahkememize ibraz edilen raporlarda özetle; davacının düzenlediği 1. Nolu hakediş faturasından (556.217,84 -TL) , davacıya yaptığı ödemeler (150.000 TL + 75.000 TL =) 225.000 TL ve teminat hesabına kesilen 24.611,41 -TL düşüldüğünde davacının cari hesapta 306.606,43 -TL ALACAĞININ olduğu (farklı bir ifade ile davalının bu tutarda BORÇLU olduğunun) kayıtlı olduğu, Sözleşmeden taşeron firmanın alacağı bedel anlaşılmamakla birlikte, 31.03.2023 tarihli 1 no'lu hakediş raporu incelendiğinde, tarafların patlayıcı madde kullanmadan çimento harçlı kagir ve horasan inşaatın yıkılması, 19 cm kalınlığında taşıyıcı olmayan bimsbeton duvar blokları ile duvar yapılması, 3 cm kalınlığında renkli mermer levha ile dış temizlik yapılması gibi tahdidi olarak sayılan toplam 89 adet iş yapımı konusunda anlaştıkları görülmektedir. Tarafların hakedişin konusu ya da işin zamanında tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarında herhangi bir muvazaaları bulunmamaktadır. Taşeron Aslanay firmasınca yapılan imalatların hakedişe bağlandığı, hakedişe ilişkin ve hakedişle uyumlu olduğu gözlemlenen tek bir fatura düzenlendiği, faturanın her iki firmanın da kayıtlarında bulunduğu, faturada ya da hakedişte fiyat farkı adı altında herhangi bir açıklamanın bulunmadığı müşahede edilmiştir. Taşeron...firmasınca yapılan imalatların hakedişe bağlandığı, hakedişe ilişkin ve hakedişle uyumlu olduğu gözlemlenen tek bir fatura düzenlendiği, faturanın her iki firmanın da kayıtlarında bulunduğu, faturada ya da hakedişte fiyat farkı adı altında herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, hal böyleyken, ...irması tarafından hakedişe bağlanan ve faturalandırılan imalatların taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen işe ait olduğu biçimde yorumlanmış olup, fiyatların içine giydirilmiş bir takım fiyat farklarının olup olmadığının kontrolünün tarafımızca yapılamadığı, Davalının Takip Tarihi 22/06/2023 itibariyle 381.606,43 -TL. borçlu olduğu, Teminat hesabında (teminatın çözülme şartları gerçekleşmesi halinde ise) %5 Teminat 24.611,41 TL teminat borcu olacağı, Davalının Takip tarihinden sonra 27.06.2023 tarihinde davacıya bankadan 75.000 -TL ödeme yaptığı. Takibe geçilen toplam 415.240,88 TL üzerinden yapılan hesaplama neticesi davacı- alacaklının 27.06.2023 tarihi itibarıyla 404.191,97 TL, 10.06.2024 dava tarihi itibarıyla 533.066,82 TL , 406.217,84 TL asıl alacak miktarı üzerinden yapılan hesaplama neticesi davacı- alacaklının 27.06.2023 tarihi itibarıyla 393.810,95 TL (raporun içerisinde yapılan hesaplamada 393.810,95 TL belirtilmiş olmasına rağmen raporun sonuç bölümünde maddi hata yapılarak 398.810,95 TL denilmiş ise de mahkememizce doğru hesaplama dikkate alınmıştır), 10.06.2024 dava tarihi itibarıyla 522.370,-TL , 381.606,43 TL asıl alacak miktarı üzerinden yapılan hesaplama neticesi davacı- alacaklının 27.06.2023 tarihi itibarıyla 365.455,81 TL, 10.06.2024 dava tarihi itibarıyla 486.269,25,-TL Alacağı bulunduğu kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı tarafın işi tamamladığı noktasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamakta olması sebebiyle davacının teminat kesintisinin iadesine hak kazandığı, bu doğrultuda davalı tarafından işin başlangıcında yapılan 150.000,00 TL avans ödemesinin mahsubu akabinde takip tarihi itibari ile 406.217,84 TL tutarında faturadan kaynaklı alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi bakımından yapılan incelemede; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2025/1096 Esas, 2025/1243 Karar Sayılı, 01/09/2025 Tarihli " Dava; üç adet faturaya dayalı bakiye alacağın ve işlemiş faizin tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. ... TTK'nın 1530.maddesi; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. TTK. m. 1530 borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve faize hak kazanmasını öngörür. Ancak; TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerine uygulanmaz. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı) Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda taraflar arasında yazılı bir mal tedarik sözleşmesinin olmadığı gibi geçerli olan eser sözleşmesinin sözleşmenin "Ödeme Usulü ve Şartları" başlığını taşıyan 6. Maddesinin F. Bendi kapsamında "... Taşerona yapılacak herhangi bir ödemenin gecikmesi halinde hiçbir şekilde temerrüt veya gecikme faizi / zammı ya da ceza bedeli uygulaması yapılmayacaktır." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, TTK 1530. Maddenin uygulanma koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacının takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. İtirazın iptali davası yukarıda açıklandığı üzere takip ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan icra takip tarihi itibariyle belirlenen asıl alacak ve temerrüt faizi ile ferîleri, borçlunun takip tarihindeki sorumlu olduğu miktarı gösterir. Borçlunun takibe itirazından sonra yasal süresi içinde itirazın iptali davası açılması ve bu dava açılana kadar borçlu tarafından icra dosyasına ihtirazi kayıt konulmadan yapılan ödemeler veya alacaklının şahsına ya da onun gösterdiği üçüncü kişiye (kabul edilmek koşulu ile) haricen yapılan ödemelerin bulunması durumunda ise ödeme rızaen yapılmış olduğundan borçlunun bu ödemeler yönünden itirazından vazgeçtiğinin kabulü gerekmektedir. Ödemelerin alacaktan mahsubunda ise; takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve ferîleri toplamından mahsubu öncelikle 6098 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. Bir başka deyişle, her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri uygulanıp bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı bulunmalıdır. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarih ve 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı "... Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır. Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının takip tarihi itibari ile davalıdan yalnızca 406.217,84 TL asıl alacak bakımından talepte bulunabileceği, takipten sonra davalı tarafından davacıya haricen ödeme yapılmış olması sebebiyle TBK m.100 hükmü doğrultusunda ödeme tarihi olan 27.06.2023 tarihi itibarıyla 393.810,95 TL alacaklı bulunduğu, davanın bu miktar üzerinden açılması gerektiği kanaatine varılmakla;

27.06.2023 Tarihli Hesap Takip Miktarı 406.217,84 TL Tahsil Harcı %4,55 16.772,91 TL Masraf 263,50 TL Vekalet Ücreti 3/4 44.902,86 TL İşlemiş Faiz 653,84 TL Toplam Borç 468.810,95 TL Ödeme 75.000,00 TL Bakiye Borç 393.810,95 TL

Bilirkişi raporunun bu hesaplaması doğrultusunda davalının yapmış olduğu ödeme akabinde takibin tüm ferilerinin ödenmiş olduğu, hatta asıl alacak miktarından da (406.217,84 TL - 393.810,95 TL=) 12.406,89 TL'lik ödemenin yapılmış olduğu görülmekle davacının bu miktar bakımından dava açmasında hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu, anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 393.810,95 TL 'nin %20'si oranında olan 78.762,19 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 393.810,95 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına, -Davacının takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine, -Takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 406.217,84 TL Asıl alacak talep edebileceğinin kabulü ile icra müdürlüğünce kapak hesabının bu doğrultuda oluşturularak icra takibinden sonra işbu dava açılmadan önce davalı tarafından 27.06.2023 tarihinde yapılmış olan 75.000,00 TL ödemenin TBK m.100 hükmü uyarınca infaz aşamasında icra müdürlüğünce değerlendirilmesine, -Bu doğrultuda bakiye 393.810,95 TL asıl alacağa 27.06.2023 tarihinden tahsil tarihine kadar ticari temerrüt faizi işletilmesine, 2-İcra takibinden sonra ancak işbu dava açılmadan davalı tarafından yapılan ödemenin mahsubu akabinde 12.406,89 TL yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, 3-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 393.810,95 TL 'nin %20'si oranında olan 78.762,19 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Alınması gerekli olan 26.901,23-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 7.091,28-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 19.809,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 7.091,28-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 488,40-TL (başvurma ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 457,00-TL, bilirkişi ücreti 23.500,00-TL olmak üzere toplam: 24.445,40-TL yargılama giderinin %94,8 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 23.174,24-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 63.009,75-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 21.429,93-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin %94,8 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 2.957,76-TL'sinin davalıdan, kalan 162,24-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/351, K. 2026/220, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-351-e-2026-220-k-fe679405fb59