İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/142 E. 2024/142 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/142
Karar No
2024/142
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/142 Esas KARAR NO : 2024/142 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 01/12/2022 KARAR TARİHİ : 27/02/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun 23.04.2022 tarihinde 2013 model ... marka, ... plakalı aracıyla ...'e doğru yola çıktığını, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü yolu mevkiinden ... istikametine doğru giderken km 170'e geldiği esnada lastiğinin patladığını, akabinde direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjde bulunan çelik bariyerlere aracının ön kısımları ile çarpması sonucu tek araçlı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, araç içindeki hava yastığının açılmadığını, aracın ön kısmının tamamen parçalandığını, müvekkilinin şans eseri hayatta kaldığını, hava yastığı açılmayan aracın ayıplı mal olarak nitelendirilebileceğini, müvekkilinin psikolojik olarak derinden sarsıldığını, manevi anlamda zarara uğradığını beyan ederek ayıplı çıkan otomobil bakımından sözleşme bedeli ile taraflarınca yapılan masrafların, gizli ayıplı mal nedeniyle oluşan doğrudan ve diğer zararların yasal faizi ile birlikte şimdilik 20.000-TL maddi tazminatın ve 20.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu araç 2013 tarihinde satın alındığını, huzurdaki dava ise 27.02.2023 tarihinde ikame edildiğini, 6502 sayılı kanunda öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi fazlasıyla geçirildiğini, davacı taraf huzurdaki dava kapsamında davacı tarafından mevzuat uyarınca öngörülen sürelerde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının 01.03.2023 tarihli ara karar uyarınca açıklamış olduğu talepleri iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında olduğunu, davacının iddia ettiği husus gerçek olsa bile hava yastığının açılmaması kaynaklı herhangi bir zarar meydana gelmediğini, araçta var olduğu iddia olunan ayıp ile zarar arasında bağlantı bulunmadığını, hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. Davalı Mercedes vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı yana HMK 119 ve 120 maddeleri kapsamında talep sonuçlarını belirlemesi için kesin süre verilmesine karşın davacı, 16/03/2023 tarihli beyanında bu hususta bir belirleme yapmadığını, talep sonucunu somutlaştırmadığını, bu nedenle davanın tahkikata geçilmeksizin HMK 119/2 hükmü gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davacının davalılara, araçta mevcut olduğunu iddia ettiği ayıp nedeniyle husumet yönelttiğini, TBK 219 gereğince satılan maldaki ayıplardan sorumluluk münhasıran satıcıya ait olduğunu, davaya konu aracı davacıya müvekkili satmadığından pasif husumet sıfatı bulunmadığını, davacı aracı 2013 yılında satın aldığını, bu tarihten itibaren süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, aracın trafiğe çıkışı ile birlikte iki yıllık garanti süresi 2013 yılında başlamış ve 2015 yılında dolduğunu, bu tarihlerde aracın gerek yasal ve akdi garanti süresi dolduğunu, 10 yıldan bu yana kullanılan ve davacının bakım yükümlülüğünde bulunan araç lastikleri nedeniyle müvekkili şirketin bir sorumluluğunun olmayacağını, davacının talep sonucunu belirlemediğinden davanın açılmamış sayılmasını, dava şartı yokluğu ve ilk itirazlarımız doğrultusunda veyahut esastan davanın reddini talep etmiştir. İşbu dava 01/12/2022 tarihinde Tüketici Mahkemesine hitaben sunulmuş olan dilekçe ile açılmakla ... 11. Tüketici Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapıldığı, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda "... plaka sayılı aracın dosya kapsamında bulunan faturadan anlaşılacağı üzere davacı limited şirket adına kayıtlı olduğu, diğer davacının da şirket yetkilisi olduğu, davalıların da anonim şirketi olduğu, dolayısıyla tarafların tacir oldukları, 6502 sayılı Kanun kapsamında her iki tarafın da tüketici vasfı taşımadıkları, mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin TTK 4. ve 5. maddeleri gereğince İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla," görevsizlik kararı verildiği, süresi içerisinde gönderme talebinde bulunulmakla dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, ayıplı olduğu iddia edilen araçtan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargılama esnasında her ne kadar davacı tarafa HMK m.119 hükmü gereğince verilen süre kapsamında talep sonucunun açıklanması istenilmiş ise de davacı tarafça sunulan 15.03.2023 tarihli beyan dilekçesinin mahkememizin ara kararının bir kısmını karşılar mahiyette olduğu anlaşılmakla işbu kez davacı tarafa HMK m.31 hükmü kapsamında yeniden süre verilerek talep sonucu açıklığa kavuşturulmuş ve bu doğrultuda her ne kadar dava dilekçesi içeriğinde aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de yargılama esnasında ibraz edilmiş olan beyan dilekçeleri ile birlikte aracın uhdelerinde kalarak ayıp oranında bedelden indirim talebinde bulunduklarının beyan edilmiş olması sebebiyle bu kapsamda yargılama yapılmıştır. Somut olayda davacılar vekili tarafından sunulmuş olan dava dilekçesi ve talep sonucunun açıklanmasına yönelik dilekçeler bir bütün olarak incelendiğinde; davacı şirket adına kayıtlı, diğer davacı ...'nun sevk ve idaresindeki 2013 model ... marka, ... plakalı aracın 23.04.2022 tarihinde seyir halinde iken lastiğinin patlaması sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjde bulunan çelik bariyerlere aracının ön kısımları ile çarpması sonucu tek araçlı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini kaza akabinde araç içindeki hava yastığının açılmadığını, aracın ön kısmının tamamen parçalandığını, hava yastığı açılmayan aracın ayıplı mal olarak nitelendirilebileceğini, davacı sürücünün psikolojik olarak derinden sarsıldığını, manevi anlamda zarara uğradığını beyan ederek ayıplı çıkan otomobil bakımından sözleşme bedeli ile taraflarınca yapılan masrafların, gizli ayıplı mal nedeniyle oluşan doğrudan ve diğer zararların yasal faizi ile birlikte şimdilik 20.000-TL maddi tazminatın (Kaza Sonrası Çekme Masrafı, Araç Nakliyesi: 2.000,00- TL, Yediemin Masrafı: 2.000,00-TL , İkame Araç Bedeli: 2.000,00-TL, Aracın Pert Olmasından Kaynaklı Denkleştirme Bedeli: 4.000,00-TL, Sözleşmeye Dayalı Aracın Gizli Ayıp Bedeli: 10.000,00-TL olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı şirkete verilmesini; 20.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı asile verilmesini talep ve dava etmiş olduğu görülmüştür. Türk Borçlar Kanununun 209 ve devamı hükümlerinde taşınır satışı düzenlenmiştir. Bu kapsamda kanunun 219. Maddesinin "(1) Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. (2)Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü ile aynı kanunun 227. Maddesinin "(1) Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. (2)Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. (3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. " şeklindeki düzenlemeleri somut olay bakımından uygulanması gereken düzenlemelerdir. Kural olarak satılan malda meydana gelecek ayıptan satıcı ve garanti veren distrübütör olarak sorumludur. Davaya konu aracın faturası incelendiğinde 27.06.2013 tarihinde davalı ... tarafından davacıya satışının yapılmış olduğu, diğer davalı...'in garantör sıfatının bulunduğu ancak satım tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre göz önünde bulundurulduğunda davalı ...'in garantör sıfatının devam etmediği; nitekim davacı tarafça buna dair herhangi bir garanti belgesinin ibraz edilmemiş olduğu görüldüğünde davacıların davalı ...'e husumet yöneltemeyecekleri kanaatine varılmakla işbu davalı bakımından davanın pasif husumet yokluğunda reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı satıcı Kolumanın sorumluluğu bakımından yapılan kontrolde işbu davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmakla öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. TTK'nın 23. Maddesinin " (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. ... c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. " şeklinde düzenlemesinin atfıyla TBK'nın 231. Maddesinin "(1) Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. (2) Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." şeklindeki düzenlemesi uyarınca kural olarak işbu davada uygulanması gereken zamanaşımı süresi 2 yıl olup TBK m.231/2 hükmünden davacının yararlanıp yararlanmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğinden yargılama esnasında celp edilmiş olan tüm evraklar, tarafların beyanları, dosyaya ibraz edilmiş olan deliller bir bütün olarak incelenmek ve davaya konu aracın başında mahallinde HMK m.218 hükmü kapsamında bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 trafik kazaları ve motorlu araç sigortaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine ve 1 borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup "Bilirkişiden takdiri mahkemeye ait olmak üzere dosya arasına celp edilmiş olan tüm evraklar, hasar dosyası, poliçe şartları ve yönetmelik hükümleri de göz önünde bulundurulmak sureti ile davaya konu aracın markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutu da irdelenmek suretiyle kaza tarihi itibariyle aracın 2. el rayiç değerinin tespiti ile kaza tarihinde hasarlı aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, hasarın onarım bedelinin tespiti; ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle gerçek zararın tespiti, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise ayıpsız mislinin bedelinin ne kadar olacağı yönünden ayrıntılı, denetime elverişli aracın güncel halini gösterir fotoğraflar ile birlikte davacının davaya konu kaza sebebiyle aracın çekme masraflarının, dava tarihine kadarki yediemin masraflarının, sözleşmeden kaynaklı gizli ayıbın bulunması halinde söz konusu ayıp bedelinin ne kadar olacağı, davaya konu aracın kaza sonucu kullanılamaz hale (pert) geldiğinin tespit edilmesi halinde davacının aynı nitelikte emsal yeni bir aracı satın alması için geçecek olan sürenin tespiti ile davacının bu süre içinde kendi aracını kullanmış olması halinde yapacağı yakıt, amortisman payı vs. gibi zorunlu giderleri mahsup edilerek, emsal aracın bu süredeki kiralama bedelinin tespiti hususunda ve dosya kapsamında davacının her bir talebi bakımından ayrı ayrı hesaplama yapılarak söz konusu araçtaki hava yastıklarının açılmamasının hangi sebepten kaynaklandığının tespit edilerek söz konusu ayıbın gizli ayıp olup olmadığının, TBK m.231 hükmü uyarınca satıcının ağır kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti ile davacının davalılardan alacak talebinde bulunup bulunamayacağı, bulunabilecek ise ne kadar talep edebileceği hususlarında rapor tanzim edilmesi" talebinde bulunulmuş ve bilirkişi tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; Maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre; ... Ltd. Şti. adına tescilli olan davacı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ... marka aracın yerleşim yeri dışında olan kaza mahallinde 23.04.2022 günü saat 15:29’da ... ili ... ilçesi ... Köyü mevkiinde sürücü beyanına göre lastiğinin patlaması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile orta refüjdeki çelik bariyerlere çarpması neticesinde tek taraflı maddi hasarlı bir trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kaza sonucunda ... A.Ş.’ne ait olan 5 boy (20 metre) çelik bariyer hasarı meydana gelmiştir. Dava dosyasına ait mahkemece talep edilen araç üzerinde keşif yapmak amacıyla davacı tarafa ait olan 2013 model ... marka, ... plakalı aracın karıştığı 23.04.2020 tarihli tek taraflı trafik kazasında direksiyon içine yerleştirilmiş olan sürücü hava yastığının açılmamasından ötürü gerekli şartların sağlanmasına rağmen hava yastığının açılmamasının araçta ayıplı durum ihtiva ettiği iddiasıyla açılan davada ... plakalı aracın kaza sonrası hasarlı haliyle ... adresinde 05 Aralık 2023 Salı, Saat: 09:30’da keşif yerinde bilirkişi ... incelemelerini gerçekleştirmek üzere hazır bulunmuştur. Keşif yeri olan otoparktaki görevliler tarafından aracın belirtilen adreste bulunmadığı, yaklaşık 3 ay önce aracın davacı tarafından kimliğini bilmedikleri birine satıldığını ve aracın ... dışında olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca davacı veya vekili ile davalı veya vekili keşfe gelmemişlerdir. Yaklaşık 1 saat kadar keşif için mahkemenin belirttiği ...adresinde beklenmiş ve kimsenin iştirak etmemesinden dolayı ... davaya konu olan araç üzerinde herhangi bir inceleme yapılamamış olup (yeni sahibi tarafından aracın tamir ettirilme olasılığı ile hasarlı halini inceleme imkanı ortadan kalkarak) dava dosyalarındaki beyanlar, delil niteliğindeki belgeler ile kaza yeri ve hasarlı araç fotoğraflarından yola çıkarak değerlendirilme yapılacağı hususu mahkeme katibine bildirilmiştir. Kaza fotoğraflarındaki hasarlı bölgelerle ekspertiz raporunda çıkartılan ve değişimi gerekli görülen parça listesinin birbiriyle uyumlu oldukları, aynı zamanda kazanın oluşum şekli ile ... plakalı araçtaki hasarın söz konusu kazadan dolayı meydana geldiği kanaatine varılmıştır. Yapılan incelemede kaza tarihi itibariyle tamirhanenin verdiği değişen parça nitelik ve parça maliyetleri iskontosuz olarak doğru yazılmıştır ve işçilik giderleri de makul ölçülerdedir. Yapılan kontrollerde TCMB’sının ilgili tarihteki Euro/TL çapraz kurları dikkate alınarak hesaplamalar yapılmıştır (https://www.tcmb.gov.tr/kurlar/kurlar_tr.html). Buna göre KDV hariç ve iskontosuz şekilde parça değişimi ve onarımı tutarı 65.056,23 TL, işçilik masrafları 14.943,78 TL ve toplam onarım tutarı ise KDV ve ekspertiz masrafları hariç olarak 80.000 TL şeklinde hesaplanmıştır. Davacıya ait ... plakalı aracın hasar bedelinin rayiç bedeline oranı yaklaşık %18 olup bu oranın %25’in altında olması nedeni ile onarımı sonrasında KTK’na göre değer kaybı sınırları içerisinde kalması, hasarlı aracın kaza sırasında devrilme, takla atma vb büyük çaplı ve aracın geneline etkiyen bir hasarla karşılaşmamış olması; tavan sacı, arka, sağ ve sol yanlarında kapı, cam ve diğer kaporta bölgelerinde hasar olmaması; hasarın ağır olmakla birlikte sadece aracın ön kısmında, sağ ve sol ön-yan kısımlarında yoğunlaşması nedeniyle motorunun, aktarma organlarının ve ön şasi bölgesinin tamamen yenilenmesi ile eski haline ekonomik sayılabilecek orandaki masrafla geri döndürülebilmesi makul görülmektedir. Ancak araç sahibi tarafından onaylanarak araç perte ayrılmıştır. Aracın trafik sigortacısı davacı araç sahibine hurda haldeki değeri olan sovtaj miktarını yani 450.000-80.000= 370.000 TL’yi ödeyerek aracı teslim almıştır. Aracın tamiri ekonomik olmakla birlikte araç sahibi ile sigorta şirketi perte ayrılması konusunda anlaşmışlar. Rayiç bedel üzerinden hasar bedeli düşülerek sovtaj değeri doğru olarak tespit edilmiştir. Kaza sonrası araçtaki hasarı gösteren fotoğraflardan anlaşıldığı üzere; aracın ön tarafından hasar gördüğü, radyatörlerin hala bağlantılarında ve yerinde olduğu, her ne kadar ekspertiz raporunda ön şasi kollarında parça değişimi yapılması gerektiği belirtilse de ön kaputun ezildiği bölgeler dikkat alındığında ivme sensörünün harekete geçmesi için en önemli kriter olan ön şasi kollarına kadar ulaşabilen deforme edici bir hasarın oluşmadığı ve kabin kısmında hasar oluşmadığı; ana hasarın ön tampon, panel, radyatör vb. mekanik ve plastik parçalar ile motor kaputu ile ön çamurluk kısmında bulunduğu şeklinde tespit edilmiştir. İvme sensörünün gerekli negatif ivmeyi almaması ve buna bağlı olarak hava yastığının açılmamasındaki ana neden ise trafik kazası esnasında ... plakalı aracın lastiğinin patlaması ve sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda ilk darbeyi aracın solundaki çelik bariyerlerden almasıdır. İlk darbe karşıdan değil de sol-ön kısımda yer alan esnek yapıdaki çamurluktan aldığı, çarpışmadan doğan enerjinin büyük kısmının sol-ön çamurluk tarafından gelen darbe neticesinde sönümlendiği ve bu şekilde aracın tam önüne denk gelen ikincil darbelerin şasi uçlarına iletilmesi ile hava yastığının tetiklenmesi için gerekli ivme değerinin altında kalması ile neticelendiği düşünülmektedir. Dava konusu kazada aracın görmüş olduğu darbelerin yukarıda açıklanmış olduğu üzere gösterdiği haliyle; yeterince şiddetli darbenin ön şasi kollarından ya da kabin kısmının yanlarından alınmamış olup, aracın sağ ön çamurluk kısmından hafif şiddette darbe aldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla öndeki ve yandaki hava yastıklarının açılmamış olması normal olup hava yastıkları ile ilgili üretimden kaynaklı herhangi bir gizli ayıba delalet eden bir hususa rastlanmamıştır. Davacının aracının hava yastıklarının trafik kazası sonucunda açılmaması üzerine aracın gizli ayıplı olduğu iddiasına istinaden gizli ayıplı bir durumun söz konusu olmadığı ve birincil çarpışmanın teri ve araçtaki hasar durumu göz önüne alındığında hava yastıklarının açılmamasının herhangi bir handikaplı durum yaratmadığı ve hava yastıklarının çalışma prensibi gerekli ilgili vakada doğru şekilde çalıştığı tespit edilerek davacının tahsis edebileceği herhangi bir bedelin olmadığı, Hava yastıklarının ayıpsız olduğu tespiti karşısında, ayıba dair ilgili TTK ve TBK hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağı, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. İşbu hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar tarafından davalı ...'ın aracın satışında ayıplı davrandığı, aracın gizli ayıplı olduğu, davalının ağır kusurlu olduğunun ispatlanamamış olması sebebiyle TBK m.231/2 hükmünün uygulanma yeri bulunmadığı kanaatine varılmış, mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2018/8 Esas, 2019/3441 Karar Sayılı, 01/10/2019 Tarihli "... Dava ticari satımdan kaynaklanan ayıplı ifa nedeni ile alacak istemine ilişkin olup, istinaf açısından uyuşmazlık konusu, HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere itiraz verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Taraflar tacir olup akdi ilişki ticari niteliktedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. TTK’nun ticari satışlara ilişkin 23. maddesi ile 6098 sayılı TBK'nun 231. maddesinde ticari satışlarda ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin 2 yıl olacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, araç davalı şirketten 19/10/2012 tarihinde satın alınmıştır. Dava konusu araç için satıcı tarafından 2 yıllık garanti verilmiş olsa dahi davanın garanti süresi içinde açılması gerekirken bu sürenin geçirildiği dosya kapsamı ile sabittir. Bunun yan sıra aracın ruhsat tarihinin 22/10/2012 olduğu, gizli ayıp olduğu iddia edilen arızanın ise 05/06/2016 tarihinde ortaya çıktığı, eldeki davanın 07/09/2016 tarihinde açıldığı gözetildiğinde araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse bile TTK'nın 23/1.maddesinin yollamasıyla uyuşmazlıkta uygulanması gereken TBK'nın 231. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresi de geçmiştir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur ( Benzer mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 04/06/2018 tarih, 2016/18340 Esas 2018/3179 Karar ve 01/03/2018 tarih, 2016/15925 Esas 2018/1064 Karar sayılı ilamları)." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davaya konu aracın satım tarihi olan 27.06.2013 tarihi ile dava tarihi olan 01.12.2022 tarihi arasında geçen süre göz önünde bulundurulduğunda davacı araç maliki ... Ltd. Şti.'nin davalı ...'a yöneltmiş olduğu maddi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığına karar verilmiştir. İşbu davada davacı şirketin maddi, davacı asilin ise manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalarının ayrı birer dava mahiyetinde olması, zorunlu dava arkadaşlığının bulunmaması sebebiyle ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplaması yapılması gerekmiş olup ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. Maddesinin 2. Fıkrasının "(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindeki hükmü uyarınca her bir davalının reddedilen sebebinin ayrı olması sebebiyle ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacı ...LTD. ŞTİ'nin maddi tazminat talepleri bakımından; -Davalı ... ŞİRKETİ'ne yöneltmiş olduğu davasının pasif husumet yokluğundan reddine, -Davalı ... A.Ş.'ye yöneltmiş olduğu davasının zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-Davacı ...'nun manevi tazminat talepleri bakımından; -Davalı ... ŞİRKETİ'ne yöneltmiş olduğu davasının pasif husumet yokluğundan reddine, -Davalı ... A.Ş.'ye yöneltmiş olduğu davasının esastan reddine, 3-Alınması gerekli olan 427,60-TL karar ilam harcının başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 683,10-TL harcçtan mahsubu ile artan 255,50-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 4-Yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasına, 5-Davacı ... LTD. ŞTİ'nin reddedilen maddi tazminat talepleri bakımından ; a-Davalı ...Şirketi yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı .. LTD. ŞTİ'nden alınarak davalı . Şirketi'ne verilmesine, b-Davalı ... yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ... LTD. ŞTİ'nden alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 6-Davacı ...'nun reddedilen manevi tazminat talepleri bakımından; a-Davalı ... Şirketi yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalı .... Şirketi'ne verilmesine, b-Davalı ... esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900TL vekalet ücretinindavacı ...'ndan alınarak davalı ...A.Ş.'ye verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.680,00-TL'nin davacılardan alınarak hazineye irad kaydına. 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 9-Davalının yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesis edilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı şirketin maddi tazminat talepleri bakımından KESİN, davacı ...'nun manevi tazminatları bakımından gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/02/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/142, K. 2024/142, T. 27.02.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-142-e-2024-142-k-aa98df823989