İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/441 E. 2024/955 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/441
- Karar No
- 2024/955
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/441 Esas KARAR NO : 2024/955 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/06/2022 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30.09.2016 tarihinde, davalı sürücü ... ...'in sevk ve idaresinde olan ... plakalı ticari minibüs ile yolcu olarak seyahat ederken sürücünün, hızla ve ani bir manevrayla öndeki kamyonu sollamak istemesi üzerine araç savrulmuş bu esnada aracın kapısı açılmış ve müvekkili savrularak minibüsten dışarıya fırladığını, kaza sebebiyle müvekkili hayati tehlike arz edecek şekilde yaralandığını, savcılık soruşturması sonunda .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/... Esas sayılı dosyasıyla davası ikame edildiğini, yargılama neticesinde aracın kapı açma düğmesinin yerinin değiştirildiğini, bu suretle hatalı manevra esnasında sürücünün elinin çarparak kapının açıldığı tespit edildiğini, sanık ... ... kazanın oluşunda asli ve tam kusurlu görülerek sanığın mahkumiyetine karar verildiğini, Müvekkilinin yaralanması nedeniyle geçici ve sürekli olarak iş gücünü kaybettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL geçici, 1000 sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, sigorta şirketinin poliçe limitince maddi tazminattan sorumlu tutulmasını, maddi tazminata davalılar ... ... ve ... ... yönünden 30.09.2016 kaza tarihi, davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden 26.01.2021 (sigorta şirketine talep yazımızın tebliğini müteakip sekizinci iş gününden) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini, 50.000,00TL manevi tazminatın 30.09.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... ... 'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi aleyhine, açılan davanın değeri olarak maddi ve manevi toplam 52.000-TL gösterildiğini, öncelikle huzurdaki davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını, ıslah yoluyla arttırmasına muvafakatlerinin olmadığını, dava konusu olay 30.09.2016 tarihinde meydana gelmiş olup huzurdaki dava ise 17.06.2022 tarihinde açıldığını, iş bu alacak zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davanın kabulü manasında olmamak üzere; tazminat hesaplama yoluna gidilecek ise hesaplamada CSO 1980 tablosunun kullanılması ve teknik faizin %3 olarak esas alınması gerektiğini, davacı yanın avans faizi talebi somut olayın özüne, kanuna ve yüksek mahkeme içtihatlarına aykırı olup, davanın reddi gerektiğini, huzurdaki hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmeksizin bir alacağın varlığından söz edilecek dahi olsa işbu alacak zamanaşımına uğradığını, zira, dava konusu olay 30.09.2016 tarihinde meydana gelmiş olup huzurdaki dava ise 17.06.2022 tarihinde açıldığını, davaya konu aracın müvekkiline ait olduğunu, somut olaya karışan davacı yaya ile sürücü yönünden öncellikle kusuru ve kusur kapsamında sorumluluğunun tespiti gerektiğini, haksız eylem sonucu yaralanma sebebiyle maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zarar belirlenerek ona hükmedilmesi gerektiğini, davacı taraf talep ettiği maddi tazminat alacağını kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ettiğini, ancak davacı yanın huzurdaki davasına konu araz ile kaza arasında uygun bir illiyet bağı bulunmaması nedeniyle davalı müvekkili nezdinde bir alacağı da bulunmadığını, hal böyle iken, davalı müvekkilinin davacıya bir borcu dahi bulunmazken kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinde bulunulmasının kabul edilmeyeceğini, davanın usulden reddini, hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... ... vasisi ... ...'e usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda 30.09.2016 tarihinde davacının, davalı sürücü ... ...'in sevk ve idaresindeki, diğer davalı ... ...'a ait, diğer davalı ... A.Ş. Nezdinde sigortalanmış olan olan ... plakalı ticari minibüs ile yolcu olarak seyahat ettiği esnada sürücünün, hızla ve ani bir manevrayla öndeki kamyonu sollamak istemesi üzerine aracın savrulduğu esnada aracın kapısının açılarak davacının minibüsten dışarıya fırlaması sebebiyle davacıda oluşan yaralanmadan kaynaklı belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL geçici, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, Sigorta şirketinin poliçe limitince maddi tazminattan sorumlu tutulmasını, Maddi tazminata davalılar ... ... ve ... ... yönünden 30.09.2016 kaza tarihi, davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden 26.01.2021 (sigorta şirketine talep yazımızın tebliğini müteakip sekizinci iş gününden) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini; 50.000 TL manevi tazminatın 30.09.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... ... 'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş olduğu görülmüştür. Yargılama esnasında celp edilmiş olan evraklar incelendiğinde kaza sebebiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/... sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma akabinde hazırlanan iddianame uyarınca .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/... Esas sayılı dosyasında yargılama yapılmış olduğu, yargılama neticesinde davalı sürücü ... ...'in taksirle yaralama suçundan dolayı kusurlu bulunarak neticeten 3.000,00 TL adli para cezasına çarptırıldığı, yargılama esnasında UYAP sisteminin vermiş olduğu uyarı kapsamında davalının cezaevinde olduğu anlaşılmakla yazılan müzekkerelere cevaben davalının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas sayılı dosyası kapsamında "...... ...'in KISITLILIK ALTINA ALINMASINA, T.M.K.’nun 419/son maddesi uyarınca kendisinin annesi ... ...'in VELAYETİ ALTINDA BIRAKILMASINA," karar verilmiş olduğu görülmekle ... ...'e yasal temsilci olarak gerekli tebliğ işlemleri yapılmıştır. Davalıların zamanaşımı itirazları bakımından yapılan incelemede; TBK'nın 72. Maddesinin "(1) Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." şeklindeki düzenlemesi, 2918 sayılı KTK.'nun 109 maddesinin "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." şeklindeki düzenlemesi ve diğer düzenlemeler birlikte incelendiğinde somut olay bakımından; olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu sebeple olay tarihi olan 30.09.2016 tarihi ile dava tarihi olan 17.06.2022 tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımına yönelik itirazların reddine karar verilerek yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup bu maddeye göre vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiştir. Yerleşik yargıtay içtihatları, TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik ve bakıcı giderine ilişkin zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Nitekim mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2511 Esas, 2021/2452 Karar Sayılı İlamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6271 Esas, 2020/8104 Karar Sayılı İlamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2156 Esas, 2022/1585 Karar Sayılı, 21/10/2022 Tarihli ilamı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2933 Esas, 2023/1562 Karar Sayılı, 21/09/2023 Tarihli ilamı da bu yöndedir. Yargılama esnasında tarafların kusur oranlarının tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda; -Sürücü ... ...' in % 100 ( yüzde yüz ) oranında kusurlu olduğu, -Yolcu ... ...' nin kusursuz olduğu mahkememize bildirilmiştir. Alınan kusur raporu akabinde davacı asilin maddi tazminat taleplerinin değerlendirilebilmesi amacıyla ... Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesinden alınan raporda özetle; "... kızı, 13.04.1955 doğumlu ... ...’nin 30.09.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında, fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla; 1) Tüm vücut engellilik oranının % 0(yüzdesıfır) olduğu, 2) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç ) aya kadar uzayabileceği" Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan kusur ve maluliyet raporu akabinde davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilebilmesi amacıyla dosya aktüerya uzmanı bilirkişisine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından tanzim edilen 29.06.2024 tarihli kök raporda; ATK mütalaasında, Geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, belirtilmektedir. İstirahat süresinde kazazede %100 oranında malül sayılır. Rapor tarihi itibariyla davacının, asgari ücret üzeri kazancı ispatlanmadığı için karar tarihine en yakın parametreler dikkate alınacak olup, 17.002,00 TL net asgari ücret baz alınacaktır. -17.002,00TL x 3 ay x %0 malül kusur oranı x %100 maluliyet oranı = 51.006,00-TL bilinen geçmiş İstirahat Dönemi zararıdır. Şeklinde bir hesaplama yapılmış olup işbu hesaplama akabinde davacı vekili tarafından celse arasında 22.07.2024 tarihinde sunulan bedel arttırım dilekçesi ile birlikte "1.000,00 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatımızı 50.006,00 TL artırarak 51.006,00 TL'ye yükseltiyoruz." şeklindeki beyanları uyarınca dava değerinin arttırılmış olduğu görülmüş ise de bilirkişi tarafından kaza tarihi itibariyle asgari ücretin bilinmekte olması ve kaza tarihinden sonraki 3 aylık süreçteki verilere esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken güncel veriler ile geçici iş göremezlik zararının hesaplanmasının yanlış olması sebebiyle bilirkişiden ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup 20.09.2024 tarihi itibari ile ibraz edilmiş olan ek raporda özetle; Sayın Mahkeme ara kararında, kazanın meydana geldiği 30.09.2016 tarihinden itibaren +3 aylık süredeki asgari ücret de göz önünde bulundurularak seçenekli olarak ek rapor tanzim edilmesini hükmü kurmuştur. Kaza tarihinde asgari ücret net 1.300,99 TL dir. Buna göre, 1.300,99 TL x 3 ay x %0 malul kusur oranı x 100/100 maluliyet oranı = 3.902,97 TL bilinen geçmiş İstirahat dönemi zararıdır. Şeklinde hesaplama yapılmıştır. Davaya konu kaza sebebiyle alınan ATK kusur raporu, maluliyet raporu, aktüerya raporu bir bütün olarak incelendiğinde; davacının kalıcı bir iş göremezliğinin, maluliyetinin bulunmaması sebebiyle 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin ise kaza tarihi itibariyle bilinen asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama uyarınca 3.902,97 TL üzerinden talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup bu tutarın davalı sigorta şirketinin poliçesi kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile birlikte " ... Sigorta A.Ş. Yönünden 26.01.2021 (sigorta şirketine talep yazımızın tebliğini müteakip sekizinci iş gününden) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi" talebinde bulunulmuş ise de buna ilişkin dosyaya herhangi bir belgenin ibraz edilmemiş olduğu, dosyaya sunulan hasar dosyası evrakları incelendiğinde davacının başvurusunun 21.01.2021 tarihinde ihbar edildiği bildirilerek aynı tarihte hasar dosyasının açıldığı anlaşılmakla emsal mahiyetteki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar Sayılı, 04/02/2020 Tarihli "... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda dosyada herhangi bir ödeme olmadığı, başvuru tarihi olan 21.01.2021 + 8 iş günlük süre eklenildiğinde 9. Gün olan 03.02.2021 tarihi itibari ile davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmüş olduğu görülmekle hükmedilen maddi tazminat bakımından faizin başlangıç tarihi bu tarih kabul edilmiş olup sürücü, işleten ve zmms poliçesi kapsamında sigorta şirketinin meydana gelen olaydan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması sebebiyle bu şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacının manevi tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede; Anayasanın 5 12, 17, 20 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu manevi tazminat davası açılacak halleri MK 240/11, 25, 85 ve devamı maddeleri ile TBK 56 ve 58 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 56 md.si maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup Fiziki (maddi) kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiş, anılan maddenin 2.fıkrasında ,ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. TBK'nın " Manevi Tazminat" başlığını taşıyan 56. Maddesine göre " (1) Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. (2) Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." Haksız bir eylem yüzünden çekilen ruhsal eylem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulacağının varlığı kabul edilen olgulardır. TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına da amaç edinmemiştir. Tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü 7/7 sayılı İBK'nın gerekçesinde takdir olunacak tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. İşbu davada alınan kusur raporunda davalı sürücünün %100 oranında kusurlu atfedilmiş olması, her ne kadar ATK Maluliyet raporunda gelinen güncel durum itibariyle herhangi bir kalıcı sakatlığın bulunmadığı belirtilmiş ise de kazanın akabinde 21.11.2026 Tarihinde ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan ve ceza dosyasına dayanak teşkil eden doktor raporunda davacının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmış olduğunun tespit edilmesi hususları bir bütün olarak incelendiğinde olayın meydana geliş şekli de göz önünde bulundurulduğunda davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 1-Davacının sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinin reddine, 2-Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kısmen kabulü ile 3.902,97 TL'nin davalı ... Şirketi A.Ş. Yönünden temerrüt tarihi olan 03.02.2021 tarihinden itibaren, davalılar ... ... ve ... ... yönünden ise kaza tarihi olan 30.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 3-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 30.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 4-Alınması gerekli olan 1.974,36-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 605,21-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.369,15-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... AŞ'nin sorumlu olduğu tutar 184,83-TL) alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan peşin harç olarak yatırılan 605,21-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... AŞ'nin sorumlu olduğu tutar 81,70-TL) alınarak davacıya verilmesi, 6-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 92,20-TL ( başvurma, vekalet harcı ) davetiye, posta gideri: 1.601,75-TL, bilirkişi ücreti: 2.500,00-TL, ATK Fatura bedeli: 4.173,00-TL olmak üzere toplam: 8.366,95-TL yargılama giderinin %28,3 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 2.367,85-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... AŞ'nin sorumlu olduğu tutar 319,66-TL) alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 7-Maddi tazminat talepleri bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 3.902,97-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Maddi tazminat talepleri bakımından davalı ... A.Ş. Ve davalı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 3.902,97-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş. Ve davalı ... ...'a verilmesine, 9-Manevi tazminat talepleri bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 25.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Manevi tazminat talepleri bakımından davalı ... ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 25.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ...'a verilmesine, 11-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00TL'nin %28,3 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 384,88-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ... AŞ 51,96TL'sinden sorumlu olması kaydıyla); 975,12-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 12-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.