İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/450 E. 2021/436 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/450
Karar No
2021/436
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO:2017/450 Esas KARAR NO:2021/436 DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:26/12/2017 KARAR TARİHİ:10/11/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari işleri nedeniyle... şirketi ile bir kısım malların ihracatı üzerine anlaştığını, İstanbul'dan ...'ya yapılacak olan ihracın taşımacılığı için de davalı şirket ile anlaşmaya vardığını, davalı taraf ile ihraca ilişkin konular e-mail yoluyla görüldüğünü, ... (...) teslimatı için anlaşıldığını, taşıma işlemi için Messina gemisinden rezervasyon alınması hususunda anlaşmaya varıldığını ve gemi programına rezervasyonun yapıldığı bilgisi müvekkili şirkete iletildiğini, daha sonra rezervasyonun ... çıkışlı Irine gemisine yapıldığı bilgisi müvekkiline bildirildiğini, İstanbul'dan ...'ya yapılacak olan taşımanın teslimi için süre kararlaştırılmadığını, taşımanın 25 gün kadar sürdüğünü, 30 gün gibi bir süre içinde gecikmeli olarak teslimat yapılacağı bilgisinin kendilerine iletildiğini, taşımanın tüm aşamalarında müvekkilinin bilgilendirilmesi gerekirken, teslim tarihinde gerçekleşebilecek gecikme veya gecikme ihtimaline ilişkin hiçbir bilgi verilmediğini, ...'ya varış tarihinin 22/10/2017 olduğu bilgisi verildiğini, yaşanan gecikmeden dolayı müvekkili şirket yöneticisinin davalı şirket çalışanlarıyla iletişime geçmiş, zararı ve oluşan gecikmeyi önlemek adına konuşmalar yaptığını, sevkiyatın gecikmesinden dolayı ... şirketinin uğramış olduğu zararı müvekkili şirketin hak edişlerinden kesmiş olup, söz konusu zarar miktarı 130.000 Amerikan Doları olduğunu beyanla icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ... A.Ş'nin somut olayda taşıyan sıfatına haiz olmayıp forwarder olarak hareket ettiğini, davacı tarafından yükün alıcısına teslimi için hiçbir süre belirtmeksizin müvekkilinden İstanbul'dan ...'ya gemi yoluyla yapılacak taşımaya ilişkin servisler konusunda forwarderlik hizmeti talep edildiğini, yükün alıcısına teslimine ilişkin hiçbir süre kararlaştırılmadan davacının yükü yükleme lokasyonların ... Limanı'na daha yakın olması, operasyonun kendisi için daha az maliyetli olması, davacının deposundan port'a kadar kara taşımasının daha ekonomik olması, köprü geçiş ücretlerinden tasarruf edilecek olması nedeniyle ve bizzat kendisinin isteği ile İstanbul'dan ...'ya yapılacak olan taşıma ... marifetiyle ... Limanı'ndan ... GEMİSİ tarafından gerçekleştirildiğini, yükün alıcısı tarafından hasarsız olarak ve itirazı kayıt ileri sürülmeksizin taşıyıcıdan teslim alındığını, taşımanın taşıyıcıya ait konişmento ile yapıldığını, yükün geç teslim edildiğine ilişkin gönderilen tarafından taşıyıcıya belirtilen sürelerde hiçbir bir bildirim yapılmadığını ve davacı tarafından bu bildirime ilişkin bir delil sunulmadığını ve yük gönderilen tarafından itirazı kayıt ileri sürülmeden hasarsız teslim alınmış olmakla, gecikme iddialarına dayah dava hakları son bulmuş olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yükün alıcısına teslimine ilişkin hiçbir süre kararlaştırılmadığını, davacının müvekkiline forwarder olarak servis teklifi alınması için yaptığı bildirimlerde hiç bir şekilde süreye ilişkin bir beyan veya talebi de bulunmadığını, taşıyan tarafından dahi yükün teslim süresine ilişkin bir taahhütte bulunulmadığını, somut olayda yükün forwarder olarak hareket eden müvekkilinin zilyetliğine geçmediğini ve bu kapsamda bir ziya veya hasarda gerçekleşmediğini ve davada da bu yönde bir zarar talep edilmediğini, davalının yükün geç teslim edildiği iddialarının doğru olmadığını, davacının, teslim süresinin 25 gün olduğu, bu sürenin normal süre olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, ...'da yükün taşınmasına ilişkin sürede, ambargo ve savaş durumu söz konuşu olduğu tüm dünya tarafından bilindiğini, ambargo ve savaş şartlarında, neye dayalı olduğu anlaşamayan teslim 25 gün kadar südüğü iddiasının kabulü mümkün olmadığını, davacının delil diye sunduğu whatsapp yazışmalarının biran için delil olarak kabul edilse bile firesi ve bozulması söz konusu olmayacak seramik ve benzeri yükün alıcısına belirli bir süre de teslim edileceğine ilişkin bir sözleşme veya davacı taahhüdü bulunduğu konusunda müvekkiline ya da taşıyana yapılmış tek bir bildirim dahi bulunmadığını, iddia olunan zarar tutarının her koşulda fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, takip kötü niyetli ve haksız olmakla İİK mucibince davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınan 20/01/2020 tarihli kök raporda özetle; Tarafların bir teslim süresi kararlaştırmadığı; ancak tedbirli bir taşıyandan teslimin makul olarak istenebileceği sürenin olayda aşıldığı; dolayısıyla geç teslimin söz konusu olduğu, davacı taraf ve davalı taraf defterlerinin sahipleri lehine delil olma özelliğini haiz olduğu, davacının defter ve kayıtları incelendiğinde dava dışı 120.02.001 no.lu ... ... müşteri hesabında davacı adına düzenlenen 130.000 USD DEBİT NOTE'nin müşteri hesabında kayıtlı olmadığı ve bu hesaptan mahsuplaştırılmadığı Faturalarla kayıtları uyumlu olan davacının 31.12.2017 tarihinde, defterlerinde dava dışı 120.02.001 n.olu ...'in müşteri hesap numarasının 278.796,27 TL borç bakiyesi verdiği, yani davacının müşterisinden alacaklı olduğu; 31.12.2017 tarihli davacının kebir ve envanter defterinin kapanış yevmiye maddelerinde davalı ile borç alacak ilişkisinde, 120.01.002 n.olu ...'nun müşteri hesap numarasında davacının 51.800,40 TLalacaklı olduğu; 120.01.013 no.lu ...'nun müşteri hesap numarasında davacının 2.481,27TL alacaklı olduğu; 320.01.005 ... Satıcılar hesap numarasının 31.12.2017 tarihinde davalının 27.724,11 TL alacaklı olduğu; bu üç hesap sonucunda davacının davalıdan kebir veenvanter defterinde 26.557,56 TL alacağı kaldığı; davalı tarafından sunulan yardımcı muavin defter dökümlerinde 120 n.olu ... İnşaat Sanayi ve Ticaret. Ltd.Şti müşteri hesabı ve 320 no.lu ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti satıcılar hesabı 31.12.2017 tarihinde sıfır (0|) bakiye yani davacı ve davalının birbirlerinden alacaklı ve borçlu görünmediği, davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabul etmemesi; davacının ise davalının taşıyan olduğunu ispata yarayacak bir belge sunmamış olması karşısında, davalının dava konusu taşımada taşıma işleri komisyoncusu Sıfalıyla hareket ettiği, davacı, kesin ücret kararlaştırıldığını veya komisyoncunun taşıma işini üzerine aldığını iddia ve ispat etmediğinden davalının sorumluluğunun TTK m.928 uyarınca belirlenmek gerektiği, yükün zıya veya hasarından kaynaklanmayan zararlarda komisyoncunun sorumlu tutulabilmesi için TTK m. 918 hükmünde düzenlenen yükümlülüklerinden birini ihlal ettiğinin ortaya konulması gerektiği; seçilen yükleme limanının taşıma süresini önemli ölçüde etkilemesi dolayısıyla, komisyoncunun bu hususta davalı gönderene bilgi vermesinin gerektiği; böyle bir bilgi vermemişve uyarıda bulunmamamış olmasının. TTK m. 918/4'te düzenlenen“edimlerini yerine getirirken gönderenin menfaatlerini gözetmek” yükümlülüğüne aykınlık olarak değerlendirileceği ve bundan ileri gelen zararlardan sorumlu tutulması gerekeceği,ancak davacının gecikme nedeniyle zarara uğradığını ve uğradığı zararın miktarını kanıtlayamadığına yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tarafların itirazlarının karşılandığı 10/03/2012 tarihli ek raporda özetle; tarafların sözleşme ile yahut daha sonra teslim için belirli bir süre kararlaştırmaları durumunda gecikmenin mevcut olup olmadığının, diğer bir ifadeyle bu sürenin aşılıp aşılmadığının tespiti bir güçlük arz etmediğini, güçlük yaratabilecek husus, taraflar arasında teslim için bir süre kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının belirlenmesi gerektiğini, zira deniz taşımalarında kararlaştırılan tarihler, diğer taşıma türlerine göre farklı bir mahiyet arz etmekte; bu doğrultuda söz konusu tarihlerin teslim süresinin kararlaştırılması şeklinde anlaşılıp anlaşılamayacağı tereddüde yol açabileceğini, geminin varma limanına ulaşması gereken tarihin tahmini olarak tespiti, bir teslim süresinin kararlaştırılmış olduğunun kabulü bakımından yeterli olduğunu, yolculuktaki gecikme ETA süresinin imkân tanıdığı zaman aralığını aşmış ise, taşıyan, kusurlu olması şartıyla, bundan ileri gelen zarardan sorumlu tutulabileceğini, ilk raporda yapılan inceleme neticesinde, dava konusu taşımada makul sürenin aşıldığını, dolayısıyla geç teslimin söz konusu olduğu kanaatine ulaşıldığını, ilk raporumuzun sunulmasından sonra dosyaya bu kanaatin değiştirilmesini gerektiren yeni bir belge ya da bilgi ibraz edilmediğini, aksine davacı tarafından ilk rapordan sonra dosyaya sunulan ve davalı tarafından düzenlenmiş olan navlun faturasında ETA: 25.09.2017, ETD: 05.09.2017 kayıtları yer aldığını, buna göre davalı tarafından düzenlenen faturada geminin limandan tahmini kalkış tarihi 5 Eylül, tahmini varış tarihi ise 25 Eylül olarak gösterildiğini, teslimde gecikmeden söz edebilmek için ya navlun sözleşmesinde teslim tarihi belirlenmiş olmalı yahut olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim gerçekleşmemesi gerektiğini, taşıtanın teslimin belli bir sürede yapılması gerektiğini belirtmiş olması şart olmadığını, aksinin kabulü, gecikmeden sorumluluğun yalnızca bir teslim süresinin kararlaştırıldığı hallere hasredilmesi anlamını taşıdığını, içeriği açıklanmış bulunan faturada ... olarak bir teslim tarihinin kararlaştırıldığı görüldüğünü, dava konusu uyuşmazlıkta eşyanın geç teslim edildiğine ilişkin olarak ilk rapordaki kanaatlerini muhafaza ettiklerini, dosya içeriğinde bulunan e-posta yazışmalarından, davalı şirket yetkililerinin gecikmeden, hatta sorun çözülmediği takdirde yasal yollara başvurulacağından haberdar olduğunu, zararın taşıyana bildirilmemiş olduğundan bahiste, tazminat talep hakkının düştüğünden söz etmenin mümkün olmayacağı kanaatine varıldığını, eşyanın geç teslimi sonucunda meydana gelebilecek zararlar çeşitli olduğunu, ancak sebebi gecikme de olsa, eşyanın maddi varlığında bir bozulma, kötüleşme meydana gelmiş yahut eşya tamamen veya kısmen zayi olmuşsa, söz konusu zarar zıya yahut hasar olarak nitelendirileceğini, davacının, davalının taşıyan sıfatını taşıdığına ilişkin okunabilir navlun faturasının ilk raporun sunulmasından sonra ibraz etmeyi tercih ettiğini, bu tercih dolayısıyla davalının sıfatı ancak ek rapor aşamasında tespit edilebildiğini, davalının düzenlemiş olduğu navlun faturası karşısında dava konusu taşıma işini üstlendiği ve taşıyan sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığından, sorumluluğunun üst sınırının da buna göre belirlenmesi gerektiğini, şu halde davalının sorumluluğunun üst sınırı navlun ücreti kadar olduğunu, bu da dosyaya sunulan navlun faturasına göre 2.150 USD olduğunu, taşıyan olmadığı savunmasında bulunan ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde “forwarder olarak hareket ettiği”ni beyan eden davalının, taşıma işleri komisyoncusu olduğu dikkate alınarak yapılan üst sınır hesaplamasını “hatalı” bularak taşıyanın sorumluluğunun sınırlanmasına ilişkin TTK'nun 1186/6 maddesi hükmünce dayanmasının değerlendirilmesi yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tarafların daha önceki raporlara karşı ileri sürdükleri itirazlar değerlendirilmek üzere aynı bilirkişi heyetinde düzenlenen 18/10/2021 tarihli 2.ek raporda özetle; Davacı tarafın yasal defter ve kayıtlarının mahkeme huzurunda incelenmesi için, 23.06.2021 tarihli ara kararında inceleme günü 13.07.2021 de saat 14:00'da olarak karar verildiğini, belirtilen gün ve saat de inceleme gününe davacı vekilinin katıldığı, davacının inceleme gününe 2017 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterinin ibraz edildiğini, ara kararda 2017 yılından gelen ve bugüne kadar tahsil edilmeyen alacağın tespiti istendiği, ancak sadece sunulan 2017 yılı defter ve belgeleri tekrar incelendiğini, davacının defter ve kayıtları incelendiğinde ... nolu ...'ın müşteri hesabında, davacı tarafından düzelenen faturaların Borçlu olarak kaydedildiği tespit edildiğini, bu hesapta davacının dava dışı 120.02.001 n.olu ...'ın ünvanına düzenlemiş olduğu üç adet toplam 278.796,27 TL olan satış faturasının kayıtlı olduğunun görüldüğü, davacı adına düzenlenen 130.000 USD DEBİT NOTE'nin müşteri hesabında kayıtlı olmadığı bu hesaptan mahsuplaştırılmadığı görülüp tespit edildiğini, 31.12.2017 tarihinde, davacının defterlerinde 120.02.001 n.olu ... 'nin müşteri hesap numarasının 278.796,27 TL- borç bakiyesi verdiğinin tespit ve kontrolü yapıldığını, davacının 2017 yılı noter onaylı yevmiye defterinin kapanış maddesinde 120.02.001 n.olu ... 'nin 278.796,27 TL- borç bakiyesi verdiği tespit edildiğini, 2018 yılına da aynı rakam devredildiğini, davacının dava dışı ...'ın müşterisinden 278.796,27 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Dava; İstanbul'dan ...'ya ihraç edilen malın taşımasındaki gecikme nedeniyle uğranılan zararın tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu taşımanın 4.9.2017 düzenlenme tarihli,... numaralı, deniz yük senedi tahtında ... tarafından fiilen yerine getirildiği her iki tarafında kabulünde olup dosyada çözümlenmesi gereken uyuşmazlık konuları, davalının sözkonusu taşımada forwarder sıfatıylamı hareket ettiği, yoksa taşıyan konumunda mı olduğu, taşıma süresinin önceden kararlaştırırılıp kararlaştırılmadığı, karalaştırılmamış ise makul sayılabilecek bir süre içerisinde yapılıp yapılmadığı, buna göre taşıma süresinde gecikme olup olmadığı ile varsa gecikme bundan dolayı davacının zarar uğrayıp uğramadığı hususlarında toplanmaktadır. Taraf sıfatı dava şartlarından olduğundan öncelikle davalının husumet ehliyeti değerlendirilmelidir.TTK m. 1138/1'e göre Taşıyan, deniz yoluyla eşya taşıma taahhüdünde bulunan kişidir. Uygulamada kullanılan "..." ise TTK m.917' de düzenlenen taşıma işleri komisyoncuna karşılık gelmektedir.Taşıma işleri komisyoncusu TTK m. 917/1'de eşya taşımayı üstlenen kişi olarak tanımlanmıştır.TTK m. 921 uyarınca ücret olarak taşıma giderlerini de içeren tek bedel kararlaştırılmışsa taşıma işleri komisyoncusu taşımaya ilişkin olarak taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olacaktır. Dosyaya sunulan 02.09.2019 tarihli 082512 numaralı navlun faturası dava konusu taşımaya ilişkin olup davalı tarafından davacı ... İnşaat adına kesildiği belirlidir. Bu durumda iş bu navlun faturası karşısında davalı ...' nun dava konusu taşımayı üstlenmiş olduğu değerlendirildiğinden taşıyan sıfatına haiz olduğu kabul edilmiştir. TTK m. 1178/2 uyarınca “Taşıyan, eşyanın ziyar veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, ziya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur." Teslimde gecikme ise TTK m. 1178/4'te, “eşya, navlun sözleşmesinde belirlenen boşaltma limanında açıkça kararlaştırılmış olan süre veya açıkça kararlaştırılmış bir süre yoksa, olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim cdilmediği takdirde teslimde gecikme olduğu varsayılır”şeklinde açıklanmıştır.Taşıtanın, teslimin belli bir sürede yapılması gerektiğini belirtmiş olması şart değildir. Teslimde gecikmeden söz edebilmek için ya navlun sözleşmesinde teslim tarihi belirlenmiş olmalı yahut olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim gerçekleşmemelidir. Dosya içeriğinde bir teslim süresinin belirlendiğine ilişkin kesin bir kanıt bulunmadığından, eşyanın olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilip edilmediği değerlendirilmelidir. Bu şekilde süre hesaplanırken taşımanın gerçekleştirileceği güzergâh yani rotası ve geminin teknik özellikleri göz önünde bulundurulacaktır. ... firmasının internet sayfasında ... Limanı'ndan Katar'ın Hamad Limanı'na (...) sefer süresinin 28 gün olarak ilan edildiği bilirkişi rapordaki açıklamalardan anlaşılmaktadır. Davalı taraf yükün alıcısına yaklaşık 44 günde teslim ettiğini ileri sürmektedir. Davacı ise yükün 22 Ekim 2017 tarihinde ...'da olacağının bildirildiğini iddia etmektedir. 27 Eylül 2017 saat 10:22'de gönderilen e-postada, davalı davacıya varış tarihini 22 Ekim olarak bildirmiştir. Konişmentoya göre yük 4 Eylül 2017'de gemiye yüklenerek aynı tarihte limandan hareket etmiştir. Eğer yük 22 Ekim'de ... Limanı'nda indirildi ise taşıma süresi 48 gün olmaktadır. Fiili taşıyan ...'nin ... Limanı'ndan aynı taşıma için ilan ettiği süre 17-20 gün olup ...'nin ... Limanı'ndan aynı taşıma için ilan edilen süre ise 35 gündür. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının fiili taşıyanın internet sayfasındaki taşıma sürelerini takip etmesi beklenemez isede davalının ister akdi taşıyan sıfatı ile, ister taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket etmiş olsun, bu taşıma sürelerini takip edip taşıtana bildirmesi kendisinden beklenen bir durumdur. Taşıma süresi 35 gün üzerinden besap edildiğinde dahi 13 gün daha uzun sürerek yolculuk 48 günde tamamlanabilmiştir. Yurt dışındaki ... firması tarafından davacıya gönderilen ihtarnamelerde de sevkiyatın yaklaşık bir ay geciktiği bildirilmiştir. Dolayısıyla, dosya kapsamına göre dava konusu taşımada makul taşıma sürenin aşılarak yükün tesliminde geciktirilmiş olduğu sonucuna varılmıştır. TTK m. 1185/5 uyarınca eşyanın teslimindeki gecikmenin, gönderilen tarafından, teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak altmış gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmesi ggerekmektedir. Dosya içeriğinde bulunan e-posta yazışmalarından, davalı şirket yetkililerinin gecikmeden, hatta sorun çözülmediği takdirde yasal yollara başvurulacağından haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede artık zararın taşıyana bildirilmemiş olduğundan bahiste TTK m. 1185/5 uyarınca tazminat talep hakkının düştüğünden söz etmenin mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır. Zira TTK m. 1185 hükmünün amacı, taşıyanın zarar iddiasından ve muhtemel tazminat talebinden vaktinde haberdar olmasını böylelikle olayın nasıl gerçekleştiğini açıklayacak delillere zamanında ulaşmasını temin etmektir. Açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde, davacının kanıtlanabilen ve gecikme ile uygun illiyet bağı içinde olan zararını davalıdan talep edilebileceği değerlendirilmiştir. Eşyanın geç teslimi sonucunda meydana gelebilecek zararlar çeşitlidir. Ancak sebebi gecikme de olsa, eşyanın maddi varlığında bir bozulma, kötüleşme meydana gelmiş yahut eşya tamamen veya kısmen zayi olmuşsa, söz konusu zarar zıya yahut hasar olarak nitelendirilir. Bu çerçevede gecikme zararı ile ifade edilmek istenen, eşyanın maddi varlığında bir kötüleşme meydana gelmeksizin ortaya çıkan ekonomik nitelikteki kayıplardır. Dolayısıyla gecikme ile uygun illiyet bağı içindeki tüm zararların, üst sınıra kadar olmak kaydıyla TTK 'nın 1178 ve devamı maddelerine göre taşıyandan talep edilmesi mümkündür. Davacı vekili tarafından, taşıma konusu malzemenin müvekkilinin yurt dışında yapımını üstlendiği işte kullanılmak üzere ihraç edildiğini, taşımadaki gecikme nedeniyle işveren ... şirketinin müvekkiline ihtarnameler gönderdiğini, daha sonrada gecikmeden kaynaklanan zararlarını yansıtmak için 130.000 USD tutarında ...(borç makbuzu) düzenleyerek müvekkilinin hakediş alacağından mahsup ettiğini, bu şekilde müvekkilinin130.000 USD zarara ugradığını ileri sürmektedir Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dava dışı ... şirketinin davacıya gönderdiği ihtarnamelerde, malların ...'ya sevkıyatında bir aydan daha uzun bir süre gecikme olduğu, bundan dolayı ortaya çıkan maliyetlerin davacıya yansıtılacağını bildirerek, sözkonusu maliyetler nedeniyle davacı adına 130.000 USD bedelli ... (Borç Makbuzu) düzenlediği görülmüştür. Sözkonusu belgeler, taşımanın yaklaşık bir ay gecikmeli olarak yapıldığını, bu nedenle mal sevkiyatındaki gecikmeden dolayı davacının yüklenicisi olduğu ... firmasının artan maliyetlerini davacıya yansıtmak için borç makbuzu düzenlediğini ortaya koymaktadır. Ancak davacının bu konudaki zararının ispatı bakımından borç makbuzunun düzenlenmiş olması tek başına yeterli değildir. ...'da belirtilen 130 000 USD'nin ödendiğini gösteren ödeme belgesinin sunulması yada bu tutarın davacının hakediş alacağından mansup edildiğinin davacının ticari defterlerinde görülmüş olması gerekmektedir. Davacı vekili herhangi bir ödeme belgesi sunamadığından, iddia edilen mahsuplaşmanın olup olmadığının tespiti amacıyla tacir olan davacının ticari defter kayıtlarının incelemesine karar erilmiştir. Muhasip bilirkişi tarafından davacının ticari defterleri üzerinde yapılan iki ayrı inceleme sonucunda, düzenlenen 20.01.2020 ve 01.10.2021 tarihli raporlarda özetle; ... firmasının düzenlediği ...'da geçen 130.000 USD'nin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca davacının bu firmadan olan alacağından 130.000 USD'nin mahsuplaştırılmadığı, davacının ... firması adına düzenlediği satış faturalarından dolayı 278.796,27 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, muhasebe açısından fiili olarak yapılan her işin belgesinin günlük şekilde ticari defterlere işlenmesi gerektiği davacı adına düzenlenen 130.000 USD tutarlı Debıt Note'un müşteri hesabında kayıtlı olmadığı ve bu hesaptan mahsuplaştırılmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. Bu durumda davacı, taşıma süresindeki gecikme nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmekte ise de, iddia ettiği zararını herhangi bir ödeme belgesi yada ticari defter kayıtları ile ispatlayamamış olduğundan, davacının davasının bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın REDDİNE, 2-Peşin alınan 6.158,40 TL harçtan, karar harcı olan 59,30 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 6.099,10 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3- Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 42.812,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 100,00 TL posta giderinin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/11/2021 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/450, K. 2021/436, T. 10.11.2021, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-450-e-2021-436-k-0b597aa3400c