İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/821 E. 2024/911 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/821
- Karar No
- 2024/911
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/821 Esas KARAR NO : 2024/911 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/04/2024 KARAR TARİHİ : 23/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan dosya incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 150.000,00-TL tutarında bono ile kambiyo senetlerine özgür haciz yolu ile takip başlatıldığını ancak söz konusu icra takibine dayanak bono üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nazara alındığında öncelikle teminatsız olarak .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas Sayılı icra takibinin durdurulmasını, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, davalının alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Türk Ticaret Kanunun'nun 4. Maddesinde belirtilen zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, davacının müvekkili lehine; 05.01.2024 düzenleme tarihli, 09.01.2024 vade tarihli, 150.000,00-TL bedelli senedi düzenleyip müvekkiline verdiğini, senet alacağının vadesi gelmesi ile muaccel hale geldiğini, buna rağmen keşideci davacı ve kefilinin senet borcunu ödemediğini, davacıya karşı .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, takibin dayanak belge bir kambiyo senedi olduğunu ve miktar bakımından da senetle ispat gerektiren yasal miktarın üzerinde olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini iddia ederek; hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine; 150.000,00-TL asıl alacak, 450,00-TL bono komisyonu ve 5.273,63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 155.723,63-TL borcun ödenmesi amacıyla 08.02.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçlu ...'e çıkartılan ödeme emrinin 19.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, diğer borçlu ... 'a çıkartılan ödeme emrinin 22.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, süresi içerisinde itirazda bulunulmadığından takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davalının cevap dilekçesine ek olarak davacının da dayandığı araç kiralama sözleşmesini sunduğu, bu sözleşmedeki borçluların senet keşidecisi ve kefil (aval) ile aynı kişiler olduğu, davalının sunduğu tanık listesindeki tanık ile açıklanması istenen maddi vakıanın da araç hasarına ilişkin olduğu, davacının da uyuşmazlığı araç kiralama sözleşmesine dayandırdığı, taraflar arasında senedin ardındaki temel ilişki konusunda uyuşmazlık bulunmadığı gibi farklı bir hukuki ilişkinin de bildirilmediği, bu haliyle uyuşmazlığın araç kiralama sözleşmesine dayalı senet kapsamında borçsuzluk iddiasından doğduğu, bono nedeniyle mutlak ticari dava bulunsa da temel ilişkinin kira ilişkisinden kaynaklandığı, borçsuzluk iddiasının kira ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla; mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Gerekçesi Ve Ayrıntısı Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2. maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, 3-6100 sayılı Yasanın 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 23.12.2024 Katip ... Hakim ... e-imza e-imza