İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/666 E. 2025/752 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/666
- Karar No
- 2025/752
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/666 Esas KARAR NO : 2025/752 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2024 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle;"Müvekkil şirketçe takibe konu cari hesabında içeriğini oluşturan e- faturalar davalı tarafa tebliğ olmuştur. Davalı şirket işbu faturalardan itiraz etmediği gibi ödeme de yapmamıştır. Bu kez davalının fatura bedellerinin neticesinde oluşan cari ve bakiye faturalarının ödememesi üzerine başlatılan icra takibine itiraz eden davalı şirketle arabuluculuk safhasında anlaşma sağlanamamıştır. Dolayısıyla tarafımızca işbu davanın açılması hâsıl olmuştur ve bahse konu haksız itirazın iptali gerekmektedir. Şöyle ki; Müvekkil şirket uzun yıllardan binek ve ticari araç yedek parça malzemelerinin ithalatı ve ihracatı faaliyetleri sürdürmektedir. Müvekkil şirket yine bu ticari faaliyetleri çerçevesinde davalı tarafın talep ettiği bahse konu alacağımızın temelini oluşturan faturaların içeriğinde ki mal ve ürünlerin satışı konusunda davalı tarafla anlaşmıştır. Müvekkil şirketçe ekte sunduğumuz irsaliye yerine geçer faturalar davalı firmaya tebliğ olmuş ve davalı taraf işbu faturalara itiraz etmemiştir. Esasen bu haliyle müvekkil şirket üzerine düşen edimi yerine getirmek suretiyle davalı tarafın talep etmiş olduğu ürünleri davalı yana teslim etmiştir. “Müvekkil şirketin davalı tarafın talep ettiği mal ve ürünleri eksiksiz ve tam olarak teslim etmiş ancak karşılığında davalı tarafça ekte sunduğumuz fatura bedelleri ödenme neticesinde 910.056,49 TL cari alacak mevcut hale gelmiştir. Bunun üzerine müvekkil şirketçe alacağının tahsili amacıyla, .... İcra Müdürlüğü nezdinde davalı şirkete karşı 2023/.... sayılı icra takibi başlatmış bulunulmaktadır. Ancak davalı borçlu işbu icra takibine itiraz etmiş ve takip durmuştur. Tarafımızca ticari dava şartı arabuluculuğa başvurulmuş ancak İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2024- ... / 2024-... dosya no'lu dosyasında anlaşma sağlanamamıştır. Tarafımızca başlatılan icra takibine itiraz dilekçesinde böyle bir borcunun olmadığını beyan eden davalı haksızdır. Belirtilen cari hesapta yer alan bakiye faturalar davalı tarafça ödenmemiştir." şeklindeki tüm bu beyanları ile; Borçlunun icra takibine karşı yaptığı haksız itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; "Davacı tarafından, müvekkil şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak iş bu icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğundan yasal süresi içerisinde tarafımızca borca itiraz edilmiş ve takip durdurulmuştur. Davacı, bu kez de itirazımızın iptali ve takibin devamı için huzurdaki haksız davayı ikame etmiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde mal ve ürünleri eksiksiz ve tam olarak teslim ettiğini belirtse de; iş bu husus gerçek dışıdır. Şöyle ki; Müvekkil şirket, malların eksik ve ayıplı olarak teslim edildiğini öğrenir öğrenmez davacı tarafa ihtarname keşide etmiştir. İş bu ihtarnamede müvekkil şirket, dava konusu araç parçalarının ayıplı ve eksik olduğunu belirtmiştir. Davacı tarafa tebliğ edilen ihtarnameden sonra; davacı taraf, müvekkil şirketle sağlıklı bir iletişim kurmamış olup; müvekkil şirketi ticari zarara uğratmıştır. Taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde müvekkil şirkete herhangi olumlu bir geri dönüş yapılmamıştır. Bu nedenle müvekkil şirket, ayıbı öğrenir öğrenmez davacı tarafa; “diğer seçimlik hakkımızı saklı tutarak satılanı zararımızı karşılamanız kaydıyla, geri vermeye hazır olduğumuzu ve sözleşmeden dönme irademizi tekiden iş bu ihtarname ile tarafımıza iletiyoruz. " şeklinde ihtar edilmiştir. Davacı taraf, müvekkil şirket tarafından kendisine verilen işi, ayıptan ari ve zamanında teslim etmemiştir. Bu husus tanık beyanlarıyla ispatlanacaktır. “Davacı, müvekkil şirkete fayda sağlamanın aksine maddi ve ticari zarara neden olmuştur. Öyle ki davacı tarafından bahse konu fatura bedeli karşılığı iş yapılmamış, müvekkil şirket davacıdan böyle bir fayda sağlamamıştır. İddia edildiği gibi müvekkil şirketin, davacıya karşı bahse konu fatura veyahut başkaca bir borcu bulunmamaktadır. “Müvekkil şirket, muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirmiş bulunmaktadır. Ancak tek başına bu husus fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamamaktadır. Asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkil şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerekmektedir. Aşağıda belirtilen emsal Yargıtay kararları da bu yöndedir. “...Faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı taktirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar. Bu durumdan, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabul edildiği anlaşılmaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir. Ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamaz. Faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklıdır. “...Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- mündericatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur . Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin 6762 sayılı TTK'nın 23/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarihli ve 2011/15-472 E., 2011/608 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Belirtilen Yargıtay kararları doğrultusunda, davacının öncelikle müvekkil şirket ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına uygun ifayı / faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işi eksiksiz ve tam olarak müvekkil şirkete teslim ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlamalı, faturayı dayanaklandırmasıdır. Aksi halde tek başına faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiş olması yazılı işin yapılarak müvekkile teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermez. Ayrıca belirtmeliyiz ki davacı tarafından iş tamamlanmadığından hak ediş de bulunmamaktadır. Bu nedenle müvekkil şirketin temerrüde düşürülmesi ve fatura tarihi itibariyle faiz işlemesi de kabul edilemez. Davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan bu davada müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu mevcut değildir. Davacı taraf, haksız olarak müvekkil şirketten alacağı olduğunu iddia etmektedir. Zira davacı taraf, davaya konu icra takibinde de alacağın varlığına dair somut bir delil sunulmadan kötü niyetli olarak icra takibi başlatmıştır. Tüm bu gerekçeler dahilinde öncelikle zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi ve işbu alacağın zamanaşımına uğraması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu sebeplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, işbu iddiaların hem usul hem de esas açısından bakıldığında hukuki gerçeklikle bağdaşmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebepler doğrultusunda işbu davanın reddi gerekmektedir. " şeklindeki beyanları ile tüm bu arz ve izah edilen nedenler ile; Öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise müvekkil şirket hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın 9620'sinden az olmamak üzere tazminata mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 910.056,49-TL cari hesap alacağı olmak üzere toplam 910.056,49TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 29/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 03/01/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 21/08/2025 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacının İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak değerlendirilmekle birlikte nihai karar sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Davalı taraf ise ticari defterleri ile ticari defterler kayıtlarına esas teşkil eden davalı taraf adına tanzim edilmiş olan tüm faturalar ile davacıya yapılan ödemelere ait bilgi ve belgeler ile davacıya ait cari hesap bilgileri ibraz etmediği, bu nedenle davalı tarafa ait ticari defterlerde davacıya ait borç ve alacak tutarının doğruluğu ve gerçekliği hakkında somut değerlendirme yapılamadığı, Davacının ibraz edilen ticari defterlerinde, icra ve dava konusu yapılan faturaların davacının ticari defterinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle icra ve dava lan faturaların bakiye tutarından dolayı davalıdan 910.056,49-TL alacağı olduğu, Davalı taraf ise ticari defterleri ibraz edilmediğinden faturaların davalı ticari defterlerinde yer alıp almadığı yönünden inceleme tespit ve değerlendirme yapılamadığı, Faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği, fatura içeriği hizmet veya malın davalı tarafça alınıp alınmadığı, Davalı taraf davacı tarafından tanzim edilen faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediği gibi faturalarda yazılı mal / hizmetleri teslim almadığı yönünde yasal süresi içinde herhangi bir itirazı da olmadığı, dava dosyasında bu yönde herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, fatura içerikleri yasal süresi içinde itiraz edilmediğine göre fatura içeriklerinin davalı tarafından kabul edildiğini karine getirildiği, Dava dosyasına ve tarafımıza ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davalının; ....icra dairesinin 2023/... E dosya numarası ile aleyhine yapılan icra takibi dolaysıyla, icra takip dosyasına yaptığı itirazın ispata muhtaç olduğu, değerlendirildiği, görüş ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının alacağın tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce tüm delillerin toplandığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının tetkik edilmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, buna göre mahkememizce öninceleme duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalıya işbu duruşma tutanağının ihtaratlı olarak tebliğ edildiği, inceleme gün ve saatinde davalı hazır olmadığı gibi mazeret de bildirmediği, ön inceleme duruşmasında davalıya "defter ve belgelerin sunulmaması halinde defterlerin incelenmesi talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve HMK md. 220/3 uyarınca duruma göre ticari defter ve kayıtların içeriği konusunda karşı tarafın delil ve beyanlarına itibar edilebileceğin ve HMK md. 222/3 gereği diğer yasal şartların varlığı halinde karşı tarafın defterlerinin lehine delil olarak kabul edileceği ihtar edildiği" buna rağmen kendisine verilen kesin süre ve ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye sunmadığı, incelemenin sadece davacı defterleri üzerinden yapıldığı, davacının ticari defterlerindeki kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğu, ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222, TTK 64 uyarınca) sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu anlaşılmış, davalı taraf davacı lehine delil olan davacının defterlerindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamamıştır. (Md. 222/3 son) Davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği, her ne kadar davalı tarafça hak düşürücü süre ile eksik ve ayıplı ürün teslim edildiği iddiasında bulunulmuş ise de davalının borca itiraz dilekçesi davacı(alacaklıya) tebliğ edilmediğinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşılmakla bu yöndeki itirazın reddine, eksik ve ayıplı ürün iddiasına yönelik ihtarname dışında hiçbir bilgi ve belge sunulmadığından bu yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmemiştir. Dava değeri nazara alındığında HMK 200 vd. Maddeleri gereği davalının tanık dinlenilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak davacı eksik ve ayıplı mal iddiasında bulunmuş ancak bu iddialarını somutlaştırmamış ve açıklamamıştır, soyut olarak ayıplı ve eksik mal teslim edildiği iddiasında bulunulduğundan bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 182.011,29 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Karar ve ilam harcı 62.165,95-TL nin peşin alınan 10.991,21-TL den düşümü ile kalan 51.174,74-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan11.418,81- TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 6.720,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 139.407,90-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır