İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/703 E. 2024/614 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/703
- Karar No
- 2024/614
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/703 Esas KARAR NO : 2024/614 DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/01/2023 KARAR TARİHİ : 30/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Kanun koyucunun kişilik haklarının korunması bakımından gerçek-tüzel kişi ayrımı yapmadığından tüzel kişilerin de kişilik haklarının mevcut olduğunu, davalının müvekkili hakkında "..." " vb gibi ifadeler ile müvekkilinin ... kanalına verdiği reklam sebebiyle müvekkili hakkında " ... " ifadeler kullandığını ve bu hususlarda hiçbir delillerinin olmadığını, bu nedenle manevi tazminat isteme haklarının bulunduğunu, davalı tarafından müvekkili hakkında gerçeğe aykırı şekilde yapılan açıklamalardan dolayı kişilik haklarının zedelendiğini ve ticari itibarını zedelediğini, Basın Kanunu 13. Maddesi uyarınca; davalı ... ...'in 16/01/2023 tarihli ... kanalı canlı yayınında sarf ettiği açıklamalar ile müvekkilinin kişilik haklarını hedef alması ve kanal sahibi ... A.Ş.'nin haksız fiil konusu açıklamalardan yayımcı sıfatını haiz olması sebebiyle sorumlu olduğunu, her iki davalı bakımından pasif husumetin ve müvekkili şirketin kişilik haklarının ihlalinden dolayı pasif husumetin mevcut olduğunu, müvekkili hakkında açılan herhangi bir soruşturma dosyasının bulunmaması ancak davalı tarafından sarf edilen sözcükler nedeniyle müvekkilinin masumiyet karinesinin zedelendiğini, dava konusu televizyon kanalında sarf edilen açıklamaların ifade özgürlüğünün sınırsız olmaması ve kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü sınırını aştığını, yine dava konusu yayın açıklamalarında müvekkili hakkında gerçek dışı beyanlarda bulunulması ve kamu yararının bulunmamasından dolayı basın özgürlüğü sınırlarının da aşıldığını iddia ederek; 100.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Müvekkili şirkete ait olan ... isimli televizyon kanalında 14/01/2023 tarihinde yayınlanan programda konuk olan ... Genel Başkanı ... ...'nun konuşması sırasında reklam bölümünün hatası sonucu davacı şirkete ait bant reklamının ekranın alt bölümünde sehven kısa süreliğine gösterildiğini, davacı şirket yetkilisi dava dışı ... 'nin sanki müvekkillinin kendileriyle işbirliği yaparak canlı yayın konuğu ... Genel Başkanı ... ...'na komplo kurduğunu ve söz konusu reklamın bilerek yayınlandığını ima eden açıklamalarda bulunduğunu, davacının işbu açıklamalarının gerçeğe aykırı ve iftira niteliğinde olduğunu, dava dilekçesi ekinde görüleceği gibi davacının reklamları ile ilgilenen Donanım Reklam Şirketi'nin reklamlarının özellikle yayın tarihi olan 14/01/2023 tarihinde yayımlanmasını talep ettiğini, bu hususta müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ve müvekkiline karşı komplo olduğunu, bu durumdan dolayı müvekkili hakkında olumsuz haber ve paylaşımlar yapılarak maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin davacının eylemlerine karşı yayın yaptığını ve davacının kendi eylemlerinin sebep olduğu duruma karşı tazminat talep edemeyeceğini, diğer yandan 16/01/2023 tarihli yayının hukuka uygun olduğunu ve sert eleştiri niteliğinde olduğunu, son olarak davacıların 100.000,00-TL manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu iddia ederek; davanın reddini, yargılama masraf ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizden verilen 11/07/2023 tarih ve 2023/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararı, ... Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 2023/... Esas, 2023/... Karar sayılı ve 18/10/2023 tarihli ilamında "Dosyanın incelemesinde, davacı vekilinin 17/05/2023 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosu'na başvurduğu ve 05/07/2023 tarihinde arabuluculuk sonucu yetkisizlik olarak belirtilerek dosyanın kapatıldığı, davacı vekilince 07/07/2023 tarihli dilekçe ekinde v Arabuluculuk Bürosu'nun 2023/... numaralı, 07/07/2023 tarihli arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının sunulduğu, mahkemece 11/07/2023 tarihinde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde belirtilen uyuşmazlıklardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan davalarda, arabuluculuk dava şartı olarak belirlenmiştir. Somut olayda; Manevi tazminat talebiyle davacı tarafça Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, daha sonra görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, mahkemenin ihtaratı üzerine davacı tarafça arabulucuya başvurulduğu ve hüküm tarihinden önce de arabuluculuk tutanağının ibraz edildiği anlaşılmıştır. Görevli asliye ticaret mahkemesince tahkikata ilişkin henüz bir inceleme yapılmadan mahkemenin ara kararı üzerine davacı vekiline muhtıra tebliğ edildiği ve hüküm verilmeden önce bu noksanlığın giderildiği anlaşılmakla, başlangıçtaki noksanlıktan ötürü davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir." gerekçesi ile mahkememizin kararının bozulduğu ve dosyanın Mahkememize iade edilerek dosyanın 2023/ ... Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. DELİLLER: 1-Bilirkişi raporu, 2-... A.Ş.'ne yazılan müzekkere cevabı, 3-Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, Medya Uzmanı Bilirkişi Ve Basın Mevzuatı Uzmanı Bilirkişinin 28/04/2024 Tarihli Raporunda Özetle; Medyaya yansıyan haberler silsilesinin; ... ’ın “... ” diye sunmasıyla başladığı, sonrasında Sayın ...’nun 14/01/2023 tarihinde ...’de ... ’ın yayınındayken ... reklamının alt bant olarak yayınlanmasıyla tartışmanın devam ettiği, ... yetkilisinin ... hesabından bu durumu ‘...’ diye nitelemesiyle ve yayıncı kuruluşun basında ve sosyal medyada linç edilmesiyle alevlendiği, davalı yayıncı kuruluşun, “... ...’le ... Haber Bülteni” isimli program üzerinden o dönemde yaşanan olaylara cevap vermiş ve gelişmelerle halkı bilgilendirmiş olduğu, diğer davalı ... ...’in de 16/01/2023 tarihinde Ana Haber Bülteninde yaptığı konuşmanın; o dönemde yaşanan olaylara cevap ve halkı bilgilendirme niteliği taşımakla birlikte, eleştiri/yorum/değerlendirme kapsamında kabul edilebileceği, eleştiri hakkının haber verme hakkının doğal bir uzantısı olarak kabul edilmesi gerektiği, zira “.../...” ifadesinin sadece ana haber sunucusu anlamına gelmediği, diğer haber bültenlerine nazaran yayın içinde daha çok yorum, eleştiri yaptıklarının sektör teamüllerine göre uygun ve olağan olduğu, belirli bir olayın kamuoyuna aktarılmasının, sektör teamüllerine uygun olabilmesi için, habere konu olan olayın gerçek olması gerektiği, o dönem yaşanan olaylar göz önünde bulundurulduğunda olayların gerçek olduğunun görüldüğü, davacı şirketin internet sitesindeki tanıtımlarına bakıldığında; rapor içinde detaylarıpaylaşıldığı üzere, ... teşkilatlanması tanımının, kurs yeterlilik kriterlerinin, kursiyerlerin eğitim alacakları konuların ve kursun süresinin yer aldığının görüldüğü, diğer taraftan davacı şirketin özel bir kuruluş olduğunun bilindiği, davalılardan ... .. ; “ ... gibi sorular sormuş olduğu, Basın yasasına göre gazetecilerin bu tür soruları sormasının tamamen kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıdığı, davalılardan ... ...’in yaptığı yorum/değerlendirmede; konuşmanın tamamına bakıldığında, basın özgürlüğü ile kişisel haklar gibi iki değer arasında basın özgürlüğü değerinin daha ağır bastığı görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, haksız fiile dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı ... spikeri çalışanının, müvekkili hakkında "...", " ... ", vb. gibi ifadeler ile müvekkilinin ... kanalına verdiği reklam sebebiyle müvekkili hakkında saldırı niteliğinde sözler sarf edildiğini, davalının da bu paylaşımları destekleyerek cevap niteliğinde paylaştığını, populist kaygılarla zarar vermek için hareket edildiğini, davacının illegal bir yapı gibi sunulduğunu, oysa reklam vermenin ticari sözleşme kapsamında olduğunu, itibarının zedelendiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı yan ise alt bant reklam yayınının sehven ana muhalefet liderinin konuşmasına denk geldiğini, ancak bu durumun davacı şirket yetkilisi tarafından kullanılarak ana muhalefete komplo kurulduğu şeklinde lanse edilmesi üzerine cevap niteliğinde paylaşımlar yapıldığını, tazminat gerektirmediğini beyanla davanın reddini dilemiştir. Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015). İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08). Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12.11.2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Mevcut yasal ve içtihadi dayanakları bildirilen uyuşmazlık kapsamında iki tarafın da kabulünde olduğu üzere olayın güncel bir mesele üzerine geliştiği, alt bant reklamının denk geldiği anın taraflarca ve toplum tarafından siyasi bir mesele olarak algılandığı ve tepkilerin de bu yönde geliştiği, mevcut gündemin siyasi seçimlere yönelik olduğu, taraflar arasındaki bu çekişme dolayısıyla dava konusu açıklamanın yapıldığı, açıklamanın içeriği itibariyle doğrudan hakaret suçuna vücut verir bir paylaşım iddiasının veya bu yönde bir ceza soruşturmasının bulunmadığı, paylaşım içeriği itibariyle bu yönde değerlendirilebilecek en ağır ifadenin "küstah" sözcüğü olup Yargıtay kabulüne göre bu sözün hakaret suçuna vücut vermediği, (Yargıtay, 4. CD., 10/01/2024 tarih, 2021/20191E., 2024/235K., Aynı yönde aynı daire; 24/04/2023 tarih, 2021/836E., 2023/17321K.), sarf edilen diğer ifadelerin ağır eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, olay doğrudan basın yoluyla doğup geliştiğinden toplumsal ilgi nedeniyle haber verme hakkı kapsamında olduğu, basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin zikredilen yasal ve içtihadi sınırların aşılmadığı, davacı yararına manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harcın, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Davalı tarafça yapılan 793,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.30/09/2024 Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır