İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/601 E. 2024/128 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/601
Karar No
2024/128
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/601 Esas KARAR NO:2024/128 DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:22/09/2021 KARAR TARİHİ:07/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak 01.10.2017 tanzim ve 31.10.2017 vade tarihli 1.100.000,00-TL tutarlı bono olduğunu, bononun müvekkilinin iradesi korkutmak sureti ile sakatlanarak zorla imzalatıldığını, müvekkilinin banka kredisi ile aldığı ve halen ikamet ettikleri ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 3006 ada, 5 parselde bulunan 22 nolu bağımsız bölüm taşınmazına haciz konulduğunu, söz konusu taşınmazın satış işlemlerinin .... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat dosyasında devam ettiğini, müvekkilinin yurt dışında olması nedeniyle ...'te yaşayan emekli babası ... ...'dan da zorla 2 adet bono alınarak, bonolardan birisi için .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, haklarında şikayetçi olmamaları için müvekkillerinin tehdit edildiğini, bu nedenle bir süre şikayetçi olmayan müvekkillerinin hukuki süreci başlatmak üzere ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... nolu soruşturma sayılı dosyasından soruşturma başlatıldığını, gerek tarafların ekonomik durumu, aralarında ilişki, borç miktarı, borcun vadesi ve kaynağı göz önüne alındığından her yönü işbu borçlanmanın hayatın olağan akışında izahı mümkün olmadığını, işbu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile işbu dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız olarak veyahut teminat mukabilinde icra takibinin durdurulmasını, icra dosyasına gelen paraların alacaklıya verilmemesini, müvekkilinin .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi kapsamında borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu senedi bilerek ve isteyerek hiçbir baskı altında kalmadan kendi hür iradesi ile imzalayarak davalı tarafa verdiğini, davacının senedi ödeyemeyeceğini anlayınca önce uyduruk bir suç duyurusunda bulunduğunu ardından da mesnetsiz iddialar ile huzurdaki davayı açtığını, savcılığın davacı tarafın iddialarının dayanağının olmadığını tahkikat evrakı ile anladığını ve herhangi bir adım atmadığını, davacı tarafın olaya inandırıcılık katmak için abisi ... hakkında da suç duyurusunda bulunduğunu, davacının abisi ...'un kapalıçarşıda uzun yıllardır altın ticareti ile uğraştığını, davacının ise abisi ile gizli bir ortaklık yaptığını, ...'un 2016 yılının sonlarına doğru piyasaya olan yüklü miktardaki altın ve nakit borçlarını ödeyemez hale gelince piyasadan topladığı 50-60 kilo has altın ve nakit para ile ortadan kaybolduğunu, davacının ise her ne kadar gemilerde çalışmış ise de abisi ... ile gizli bir ortaklık içeren ilişki içinde olduğunun herkes tarafından bilindiğini, davacı tarafın bahsettiği ... ... ise davalı müvekkilinin halasının oğlu olup ... ile tanışıklığının yaklaşık 20 yıla dayandığını, ... ile ... ... arasında zaman zaman para ve altın alışverişi olur ve bu alışverişin tamamen güven esasına dayandığını, müvekkilinin uzun yıllardır inşaatlara çelik kapı, ferforje ve demir ürünleri sağlayan bir firmayı kardeşi ... ile işlettiğini, tefeci, çete lideri vs. olmadığını, ...'un 2016 yılının sonlarına doğru dava dışı ... ... 1.100.000,00-TL borç istediğini ve ... ...'ın paranın bir kısmını ...'tan alarak ...'a 5-6 aylığına elden verildiğini, paranın geri ödenmesi için gereken zaman geçtiği halde ...'un parayı kardeşine verdiğini, o ... ödeme yapacağını söyleyerek sürekli oyaladığını, bunun üzerine ... ...'ın ...'a verilmek üzere 1.100.000,00-TL'lik senet istediğini, bunun üzerine davacının bu durumun problem olmadığını, senedi düzenleyip vereceğini beyan ettiğini, bu nedenlerle davanın reddi ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Mahkememizin 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen tanık ... beyanında; "... çocukluk arkadaşımdır 1980'den beri tanımaktayım, aynı zamanda aile dostuyuz, ... 2017 yılında ticari anlamda zora girmişti, davacının ise denizde çalıştığını biliyorum, kendisini ara sıra görürüm, 2017 yılında birkaç sefer ...'un tehdit edilerek iş yerinde para istendiğine şahit oldum, ben ...'da matbaacıyım, haftada bir iki kez ...'nın iş yerine giderdim, 2017'deki bir olayda iki kişi geldi para istedi, ...'un parası olmadığı için ölümle tehdit ettiler, ticari bir olayla ilgili alacaklılarmış, alacak meselesine ilişkin bir bilgim yoktu, yine bir başka tehdit olayında yine iki kişi gelip tehdit edip para istemişlerdir, gelen kişilerden birinin ismi ...'dı, isminin konuşma sırasında öyle hitap edildiği için öğrendim, ... konuşurken abisinin ... olduğunu söylüyordu, alacak meselesinin ne olduğunu bu olayda da bilmiyorum, bu olay 2017 yılında olmuştu, yaz aylarıydı, bu ikinci olay nedeniyle bir kilo altını ...'ya borç olarak verdim, başkaca bir olaya şahit değilim, bonoya ilişkin bir görgüm yoktur, sadece zorla imzalatıldığına ilişkin bilgim vardır, davacının ticari bir faaliyetinin olduğunu bilmiyordum, bir kilo altını şu ana kadar almış değilim resmi bir evrakla borç vermediğim için takipte başlatmadım," şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen tanık ... beyanında; "...'la 15-20 senedir ticari hayat nedeniyle tanışmaktayız, ... altın imalatı sektöründe çalışmakta, bende altın ihracatı sektöründe çalışmaktayım, haftanın iki üç günü sipariş vermeye ...'un dükkanına gideriz, bir gittiğimde alışık olmadığımız bir kalabalık vardı, dükkanın girişindeydi kalabalık, ne olduğunu sorduğumda, sorma acayip şeyler oluyor şeklinde beyanda bulundu, en son gittiğimde masaya vurma gibi olaylar vardı, ... beni yaktınız, benimle ne alakası var benimle niye uğraşıyorsunuz, bana sizin ticaretiniz ters gelir şeklinde beyanda bulunduğunu duydum, karşı taraf kimdi aradaki mesele neydi bilmiyorum, davacıyı da ...'un abisi olarak bayramdan bayrama merhaba olarak tanışırız, kendisi gemiciydi, maddi durumu maaşlı çalışan biriydi, daha sonra ... sipariş almak için geldiğinde kendisine sıkışıklığın varsa yardım edelim şeklinde beyanda bulunduğumda, başıma gelenleri sorma zorla evrak imzalatıldı, dedi, o kalabalık o muydu diye sorduğumda başkaca da esnaflar olduğundan dolaylı o güne ilişkin bir cevap vermedi, olayın tam ayrıntısını da bilmiyorum, ben ...'yla çalışmaktayım, ...'nın ortak olduğunu bilmiyorum, ortak olsaydı bilirdim, çünkü açık hesapla çalışıyorum, senedin ... tarafından verildiğini ve zorla verildiğini bu olaylardan çok sonra duydum," şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen tanık ... beyanında; "Benim asıl ticaretim ... ... ileydi, senet ... adına düzenlenmiş bu kişi ...'ın teyze oğlu olmaktadır, zaten ... kendi adına hiçbir şey almazdı, ... da ... altın alıp yurt dışına götürüp sattığını söylerdi bana parasını gönderirdi, söylediği kişilere vermemi isterdi bende paraları dağıtırdım, daha sonra bu kişilerin Kapalıçarşı esnafı olmadığını öğrendim, bende böyle bir işe girmem dedim, sonrasında beni borçlu duruma soktular, gayrimenkullerimi devretmemi istediler, 3 taşınmazı 2-3 gün içerisinde devretmek zorunda kaldım, çünkü çok baskı yiyordum, takip altındaydım, sıkıştırılıyordum, tehdit ediliyordum, bu konuların açığa çıkmamasını istiyorlardı, daha sonra ..., babası ve ben Safranbolu'ya babamın yanına gittik, babamdan senet vermesini istediler babam kabul etmedi, daha sonraki tarihlerde ben babamı bir şekilde ikna edip İstanbul'a getirdim, İstanbul'da babamdan zorla senet aldılar, bu da yetmedi abim yurtdışındaydı, abim yurt dışından döndüğünde abimden almam gerektiğini söylediler, abimden böyle bir şey isteseydim vermeyecekti, abimin evine gittim, annem rahatsız diyerek abimi evden çıkarttım, giderken dükkana uğrayacağımı söyledim, malum şahıslar dükkandaydı, abimi tehditvari orada da arbede de oldu, abime orada senet imzalattılar, sonra onlar gitti, bunlar dükkana gelmeye devam ettiler, ben fason iş yapıyordum, yani başkalarından altın alarak imalat yapıyordum, bunların buna da el koyacaklarını düşündüm, dükkanı kapatmak zorunda kaldım, telefonumu değiştirdim, tehditler devam ediyordu, tehditler 6 ay devam etti, senet imzalatıldığında ... yoktu ve ...'de yoktu, senet imzalatıldığında ..., ... ve ... diye birisi vardı, abim yurt dışında gemici 2000-2500 Dolar maaş alabileceğini tahmin ediyorum, benim 40 tane çalışanım onca mal varlığım var, bana ortak olamaz, olsa dükkanıma alırım, bu senedi imzalamazsan buradan kardeşini de seni de çıkaramazlar diye tehdit ettiler, bellerinde silah vardı, silahta gözüküyordu" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 06/04/2023 tarihli celsesinde dinlenen tanık ... beyanında; "... Kuyumcuyum, davacının kardeşi ...'u kuyumcu yapan kişi benim, ...'un bir çok kişiye borçlu olduğunu ve senet verdiğini biliyorum, davaya konu senede ilişkin bilgim yok, ancak ...'un işyerindeyken ... bana senindemi alacağın var dedi, bende ödeyecek misin ki soruyorsun deyince ödeyeceğiz ki burdayız diye cevap verdi bende sor ...'ya ne kadar alacağım varmış diye cevap verdim, benim ...'den alacağım cüzi miktardadır, kendisi yurt dışında olduğu için eşi gelip benden borç para almıştı daha sonra ... de benden borç para aldı, ... annesi ile benim annem teyze çocuklarıdır, ayrıca ... ve ben ortak iken benden habersiz olarak ... ile ... ... birlikte mülk almışlar, ... ve benim ...'da ayrı ayrı iş yerlerimiz vardı, aynı zamanda ben ...'de de yerim vardı, vezirhanı kapattım, ... ile birlikte ...'ta C1 blokta ortaklaşa imalat atölyesi yeri açtık, bu iş yerinden dolayı benim de alacağım doğdu, ne senet var ne sepet var, alacağın yok dese ne yapabilirim" şeklinde beyanda bulunmuştur. İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında 01.10.2017 tanzim tarihli 1.100.000,00-TL bedeli senetten kaynaklanan 1.100.000,00-TL asıl alacak, 1.763,01-TL işlemiş faiz, 87,70-TL ihtiyati haciz alacağı, 440,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti alacağı olmak üzere toplam 1.102.290,71-TL için ... tarafından borçlular ... ve ... aleyhine takip yapıldığı görülmüştür. ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; ... ve ... ...'un senet gaspı, tefecilik, ölümle tehdit, organize suç örgütü kurma, bedelsiz senedi işleme koyma suçlarından ..., ... ..., ... ve ...(soyadı bilinmiyor) hakkında şikayetçi oldukları, delil yetersizliği nedeni ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek kesinleştiği görülmüştür. .... Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı ... ..., davalının ..., davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni boşanma olup davanın kabulü ile tarafların boşanmasına karar verildiği görülmüştür. Dava; icra takibine konu korkutularak irade fesatıyla imzalatıldığı iddia edilen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır. İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/... Esas 2014/... Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Menfi tespit davalarında her ne kadar ispat yükü kural olarak alacaklıya ait ise de alacaklının dayandığı kıymetli evrakın karşılıksız olduğunu ispat yükü, kıymetli evraka konu borcun kaynağının son bulduğu (ödeme-ibra-takas) hallerini ve kambiyo senedinin iradeyi sakatlayan nedenlerle geçersiz olduğunu ispat yükü davacı borçluya düşer. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı borçlu aleyhine açılan icra takibine dayanak 1.100.000,00-TL bedelli senedin davacının tehdit ve korkutulmak sureti ile iradesi sakatlanarak imzalatıldığını ileri sürmüş ve maddi vakıanın her türlü delille ispat olunabileceği anlaşılmakla taraf tanıkları dinlenmiş, tüm deliller celp olunmuştur. TBK'nın 39. Maddesi gereği "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını" bildirmesi veya verdiği şeyi geri istemesi gerekmekte olup, davacı tarafın bu bir yıllık süre içinde CBS'na suç duyurusunda bulunarak bu iradeyi gösterdiği ve bu nedenle hak düşürücü serinin geçmemiş olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği gibi iradeyi fesada uğratan sebeplerden biri olarak düzenlenen korkutma haksız fiil içerdiğinden ve hukuksal vaka niteliğinde olduğundan her türlü delille ispat edilebilir bir durumdur. Korkutma eylemi haksız fiil niteliği taşıdığından ispat yükü bu durumu ileri süren davacı tarafın üzerindedir. Davacı tarafın korkutma yolu ile iradesinin fesada uğradığını ispat için delil olarak Davacı ve dava dışı babasının şikayeti üzerine açılan...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; ... ve ... ...'un senet gaspı, tefecilik, ölümle tehdit, organize suç örgütü kurma, bedelsiz senedi işleme koyma suçlarından ..., ... ..., ... ve ...(soyadı bilinmiyor) hakkında şikayetçi oldukları, isnada yönelik somut bir delil elde edilemediği, delil yetersizliği nedeni ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek kesinleştiği, aynı dosyada 30/03/2023 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile de şüphelilerin müşteki iddiası dışında tefecilik yapmak suçunu işlediklerine dair somut bir delil bulunmadığından kamu adına KYOK kararı verildiği görülmüştür. Dava konusu senede atılan imzanın davacıya ait olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyamızda tanık olarak bildirilen -davacının kardeşi ... hariç- diğer tanıkların davaya konu senedin zorla ve tehditle imzalatıldığına dair görgüye dayalı bilgi sahibi olmadıkları gibi, davalının davacıya bu hususta baskı yaptığı yönünde de beyanları olmamıştır. Yine dosya kapsamındaki davacı beyanlarından ve 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen davacının kardeşi tanık ...'un "...abimi tehditvari orada da arbede de oldu, abime orada senet imzalattılar....bu senedi imzalamazsan buradan kardeşini de seni de çıkaramazlar diye tehdit ettiler, bellerinde silah vardı, silahta gözüküyordu..." şeklindeki beyanda bulunmuş ise de iddia edilen olaylara dair kamera görüntüsü ya da başka delil bulunmadığı, iş bu tanık ...'un dava dışı müşteki ...'in oğlu ve davacı ...'in kardeşi olduğu, keza soruşturma dosyasında da şüpheli ...'nın diğer şüphelilerden bazılarıyla olan çeşitli ilişkileri nedeniyle onlara borçlandığı ve borçları nedeniyle müştekilere akrabalık ilişkisi nedeniyle bir şekilde imzalattığı senetleri şüphelilere verdiği kanaatine varıldığı anlaşılmakla, davalı ile husumetli olan ve davacının kardeşi olan tanık ...'nın davacı iddialarını desteklemeye yönelik soruşturma ifadelerinin davacının ifadesinin aksine ayrıntıları içermediği gibi tanık ...'nın beyanının kendi içinde iş yerine gittiklerinde ... ve ...'in zaten iş yerinde olup olmadığı konusunda da çelişkili olup ve zaten bu hususlara ilişkin soruşturmanın delil yetersizliğinden takipsizlikle sonuçlandığı anlaşılmakla davacı iddiasını ispata yeter netilikte olmadığı anlaşılmıştır. Davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını ispat yükü altında olduğu, davacı senedin cebir ve şiddet altında zorla alındığını iddia etmiş olmasına rağmen bu iddiasını ispat edemediği, soruşturma kapsamının incelenmesinde de kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Davacı davasını ispat edememiş olup konusu suç teşkil eden iddialarla ilgili yemin teklif edilemeyeceğinden davacıya yemin delili hatırlatılmamıştır. Davacının iddiasını ispat edememesi nedeni ile davanın reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, -Yasal koşulları bulunmadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine, 2-Alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 18.785,25-TL harçtan mahsubu ile bakiye 18.357,65-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 151.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/03/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/601, K. 2024/128, T. 07.03.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-601-e-2024-128-k-8fdcb4ebd8fa