İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/815 E. 2024/693 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/815
Karar No
2024/693
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2023/815 Esas KARAR NO:2024/693 DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:19/12/2023 KARAR TARİHİ:09/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/02/2023 tarihli sözleşme ile "..." işi yapılacağına dair sözleşmenin müvekkili ... ve ... tarafından karşılıklı olarak imzalandığını, müvekkilinin sözleşmede belirtildiği gibi 15/02/2023 tarihinde 100.000,00 TL ödeme yaparak işe başlanmasını davalılardan talep ettiğini, akabinde işin yarılandığını davalılardan öğrenip 15/03/2023 tarihinde 50.000,00-TL ödeme yaptığını, işin teslimi olarak kararlaştırılan 15/04/2023 tarihinde müvekkilimin tüm ihtarlarına rağmen, "bugün, yarın teslim edeceğiz" denilerek işin teslimi yapılmadığını, bunun üzerine müvekkilinin 01/11/2023 tarihinde ödenen bedellerin faizi ile birlikte iadesi için .... İcra Müdürlüğü aracılığıyla icra takibi başlattığını, davalıların işbu icra takibine ilişkin olarak düzenlenen ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini,, fakat sözleşme içeriğine itiraz edilmediğini, ödeme işleminin de süresi içerisinde yapılmadığını belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili icra müdürlüğünün ... İcra Müdürlüğü olduğunu, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde açılması nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, .... İcra Müdürlüğünün ... FE. Sayılı dosyası ile; "74.02.2023 Tarihli ve 240.000 TL bedelli sözleşme"ye istinaden müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, gerek icra dosyasında ödeme emrine eklenen gerekse huzurdaki davada dava dilekçesine eklenen sözleşme incelendiğinde müvekkilin söz konusu sözleşme ile hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığı açıkça görüleceğini, kaldı ki davacı taraf dava dilekçesinde de sözleşmenin davacı ve diğer davalı ... arasında akdedildiğini açıkça ifade ettiğini, hal böyleyken sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkilin bir sorumluluğunun bulunmaması sebebiyle davanın konusu da göz önüne alındığında tarat sıfatının bulunmadığının açıkça görüldüğünü, mahkeme önünde, maddi hukuka dayalı hakkına dair ihtilafın çözümünü ve himayesini isteyen kişi davacı, kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişi de davalı olup davacının dava konusu hakkın sahibi, davalı ise hakka uymakla yükümlü olan ve bu hakkı ihlal ettiği ileri sürülerek kendisine karşı himaye istenen kişi olduğunu, bir davada, davacı ve davalı sıfatının kime ait olduğu tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlendiğini, dava dilekçesinde, davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen tarafsa da bu kişilerin gerçekte hakkın sahibi veya kendisine karşı hakkın himayesi istenmesi gereken kişiler olmadıkları belirlenirse, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddi gerektiğini, husumetten ret kararı üsüle ilişkin bir karar olmayıp: davada taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını belirleyen esasa ilişkin bir karar olduğunu belirterek, icra takibinin yetkisiz yerde açılması nedeniyle usulden reddine, ayrıca davanın esasının incelenmesi halinde pasif husumet yokluğu sebebiyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili icra müdürlüğünün ... İcra Müdürlüğü olduğunu, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde açılması nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkil i ... ile davacı ... arasında her ne kadar ... Sözleşmesi akdedilmişse de söz konusu sözleşme bir baskı kalıp sözleşmesi olduğunu, sözleşmeye göre davacı tarafından belirlenen tarihlerde müvekkil ...'ya ödeme yapılacağı ve bu şartlarda işe başlanacağı kararlaştırıldığını, görüldüğü üzere aymı anda ifanın belirlenmediği sözleşmelerde önce ifa yükümlülüğü bulunan tarafın sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getireceğinin açık olduğunu, ancak müvekkili tarafından her şeye rağmen sözleşme gereği ürün tamamlanmış ve teslime hazır hale getirildiğini, davacı tarafından ürün görülmüş testi dahi yapıldığını, ancak davacı taraf tamamen haksız ve kötü niyetli olarak özel istek ve sipariş üzerine yaptırmış olduğu ürünü teslim almamış ve sözleşme bedelini ödemekten kaçındığını, gerek sözlü gerek yazılı olarak ürünün tamamlandığı davacı tarafa bildirilmişse de davacı taraf ürünü teslim almaktan imtina ettiğini, ilk olarak müvekkil her türlü baskı işlemleri için kalıp oluşturduğunu ve kalıp yaptığını, kişilerin isteği üzerine baskı makinelerinde çalışmak üzere kalıp üretimi yaptığını, ancak müvekkili sadece baskıda kullanılacak metal kalıbı yapmakta olup baskı işi ile ilgilenmediğini , çalışma alanında da zaten baskı bölümü bulunmadığını, buna ilişkin olarak davacı tarafın özel istekleri doğrultusunda bir baskı kalıbı tasarlanmış ve bunun üzerinde çalışma yapıldığını hatta öyle ki müvekkil hemen bu kalıbın yapım işlemlerine başladığını, işlemler sırasında dahi davacı tarafından birçok farklı talep iletildiğini müvekkil ise bu taleplerin hepsini yerine getirdiğini, fakat bu baskı kalıpları sadece bir makineye uyumlu olarak yapılmış olup kalıbın tesliminden sonra yapılacak iş baskıcı ile ilerlediğini, kalıbın tamamlanması ile birlikte yine davacının baskı işi için anlaşmış olduğu dava dışı 3. Kişi olan ... unvanlı şirkette de kalıbın denemeleri bizzat davacının da bilgisi ve isteği ile yapıldığını, birçok kez denemeleri de yapılan kalıba ilişkin başkaca yapılacak bir işlem kalmamasına rağmen davacı taraf kalıbı teslim almadığını ve kalıbı teslim almadığı gibi ödemeleri de yapmadığını, son olarak davacı tarafından müvekkile Whatsap üzerinden 23.10.2023 tarihinde ürünün hazır olup olmadığını sormuş müvekkil tarafından ürünün hazır olduğu bildirilmişse de yine de ürünü teslim almayarak haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlattığını ve akabinde işbu davayı ikame ettiğini, müvekkilinin işinin sadece kalıp yapmak olup onun haricinde baskı işi ile hiçbir ilgisi ve yükümlülüğü bulunmadığını, Sözleşmede de zaten yapılacak işin detayları yazıldığını, tüm bunlara rağmen davacı taraf keyfi olarak yaptırdığı işin mali sonuçlarından kurtulmak için haksız bir biçimde dava yoluna başvurduğunu, Müvekkil tüm bu süreçlerde gerek malzeme gerek işçilik masrafları sebebiyle fazlaca zarar ettiğini ve bu iş sebebiyle mağduriyeti giderek arttığını, Davacı taraf ise kötü niyetli olarak bu davayı açarak müvekkilinin maddi ve manevi olarak mağduriyetini arttırdığını ve müvekkilinin hak ettiği alacağına kavuşmasına da engel olduğunu, Müvekkilin uğramış olduğu zarar ve sözleşme bedelinin tahsiline ilişkin tüm yasal haklarını saklı tuttuğunu, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak başlattığı icra takibine istinaden davacının asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın, davaya konu icra takibinin yetkisiz yerde açılması sebebiyle usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması ve davanın esastan incelenmesi halinde esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davacı ile davalı ... arasında 14/02/2023 tarihinde akdedilen ... Dürüm Kalıp Sözleşmesi ile kararlaştırılan işin teslim edilmediğinden bahisle sözleşmeye göre ödediği toplam 150.000,00-TL'nin davalılardan tahsiline ilişkin .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Davacı ve davalılar gerçek kişi olup, ön inceleme duruşmasında gerçek kişi davacı ve davalılar açısından tacir araştırması yapılması hususunda ara kararlar oluşturulmuş, İstanbul ... yazı cevabında; davacı ve davalıların gerçek kişi ticari işletme kayıtlarının bulunmadığı bildirilmiş, Vergi dairesi yazı cevabında ise; davacı ile davalı ...'in potansiyel mükellefiyet kaydı olduğu ayrıca davalı ...'in de şirket ortaklığı/ yöneticiliği bulunduğu bildirilmiştir. Gelen yazı cevaplarına göre davacının ve davalıların Ticaret Sicil Müdürlüğünde tacir kaydının bulunmadığı belirlenmiş, vergi dairesi yazı cevabında da davacı ve davalıların bilanço usulüne göre defter tuttuklarına dair bir cevap bulunmamakta olup, potansiyel mükellefiyet hususu tarafların tacir sayılması için yeterli olmamakta, vatandaşlara vergi kimlik numarası tahsis edilerek onlar da potansiyel mükellefiyet olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca emsal niteliğinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. HD 18/12/2023 tarih 2023/1396 esas 2023/3417 karar sayılı ilamında; potansiyel mükellefiyet kaydına ve şirket ortaklığına dayanarak asliye hukuk Mahkemesinin ticarete görevsizliği ve asliye ticaret mahkemesinin tacir kaydı olmaması nedeniyle karşı görevsizliği üzerine menci tayinine ilişkin kararında, "... ilgili kurumlara yazılan yazı cevaplarına göre, gelir vergisine tabi mükellefiyet ve ticaret scil kaydı olmayan davalının tacir olmadığı, salt şirket ortaklığı bulunmasının, tacir olarak kabulü için yeter olmadığı, davanın mutlak veyahut nisbi ticari dava olmasını gerektirir yanının bulunmadığı,..." gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Mahkememiz işbu dosyasında, ... ve Vergi Dairesi yazı cevaplarının içeriği, alıntılanan emsal kararda değinildiği şekilde olup, tarafların tacir olmaması ve ticari işletmelerinin de bulunmaması nedeniyle davanın nispi ticari dava niteliği bulunmamaktadır. Ayrıca uyuşmazlık taraflar arasında akdedilen 14/02/2023 tarihli ... dürüm kalıp sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, uyuşmazlığın niteliği gereği mutlak ticari davalardan da olmadığından uyuşmazlığın çözümlenmesinde genel Mahkemelerin görevli olduğu anlaşıldığından, Mahkememiz görevli olmadığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine, Dair, davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/815, K. 2024/693, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-815-e-2024-693-k-3fcb4a9d1432