İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/324 E. 2024/533 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/324
- Karar No
- 2024/533
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/324 Esas KARAR NO :2024/533 DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/02/2014 KARAR TARİHİ:16/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalı arasında 01.01.1996 tarihinde bir acentelik sözleşmesi imzalandığını, 03.04.2006 tarihinden itibaren de sözleşmenin aynı şartlarla davacı ... sahibi olduğu diğer davacı ... Turizm Gıda Otomotiv San. Ve Tic. Ltd. Şti. olarak devam ettiğini, buna göre davacının: davalının dağıtımını üstlendiği gönderileri onun adına sözleşmede belirtilen şartlarda dağıtımını yapacağını, davalının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini 01.01.2012 tarihi itibariyle tek taraflı olarak feshettiğini, bu feshin haksız olup hiçbir haklı gerekçeye dayanmadığını, davacının bu fesih sebebiyle, gerek işin yapılması sürecinde uğradığı zarar ziyanın ve yaptığı işin bedelinin kendisine eksik ödenmesi sebebiyle oluşan maddi kayıpların tazmini için iş bu davayı açmaları gerektiğini, Ticari defter incelemesi ile davalının 2011 yıl sonu itibariyle 508.466,59 TL eksik ödeme yaptığını, bunun yanında davalının hak edişlerden haksız ve gereksiz yere fatura öncesinde çeşitli isimler altında kesintiler toplamının 600.000 TL olarak tespit edildiğini, kesintilerin dayanağı olmadığını, ayrıca davalıya dağıttıkları kredi kartlarına ilişkin tazminat adı altında 400.000 TL tutarında bir meblağ ödemek zorunda kaldığını, çünkü davacının çalıştırdığı personelin seçimine ve güvenlik araştırmasının davalı tarafından yapılmakta olduğunu, ayrıca personelden güvenceler aldığını, personelin kusurundan davacıyı sorumlu tutarak zararı iş akdini fesih ederim tehdidi ile davacıya ödettiğini, haksız fesih nedeniyle geleceğe dönük kazanç kaybına uğradığını, bu nedenle 1 yıl için mahrum kaldığı karın tespit ve tazminini talep ettiklerini, davacının bürosunun kendisinden habersiz boşaltılarak el konulduğunu beyanla davalı taraftan alacağının tespitini, bu çerçevede belirlenecek alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, 21 senedir kesintisiz olarak birçok sektörün yanı sıra, ağırlıklı olarak bankacılık ve finans kurumlarının gönderilerini alıcılarına ulaştırmakta olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği üzere, her hak ediş hesapşanmasında, karşı taraf ile adeta bir mutabakat yapıldığını, müvekkili şirketin her türlü talebinin açıkça incelemeleri için sunulduğunu ve bu zımni mutabakat sonrasında davacıların faturalarını düzenlediklerini, her türlü itiraz ve uyuşmazlığın bu safhada hallolmuşken, şimdi birçoğunun içerisinden bir takım evrakların seçilip sunularak bir senaryo kurgusu içerisinde haklılıklarının delili olarak yıllarca sonra dile getirdiklerini, oysaki hesaplamaların haksız olduğunu düşünüyor olsalardı, sözleşmelerini o anda fesih ederler ve dilekçelerinde mübalağa ile sundukları fahiş zararlara uğramayacaklarını, bu basiretli davranıştan o tarihlerde niye imtina ettiklerini merak ettiklerini, müvekkili şirketin acentelik sözleşmesinde belirtilen tek taraflı fesih hakkını kullanmış olup davacıların feshin haksız olduğuna ilişkin iddiasının tarafınca kabul edilmemekte olduğunu, müvekkili şirketin fesih bildiriminin haklı nedenlere dayandığını, davacıların tazminat olarak yapılan kesintilerin haksız olduğuna ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan kesintilerin haksız olmayıp acentelik sözleşmesine dayandığını, davacıların hak edişlerden haksız kesintiler yapıldığı şeklinde iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yapılan kesintilerin acentelik sözleşmesine dayanılarak yapıldığını, davacıların haksız kesinti tutarı adı altında talepte bulunmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; davacılar ile davalı arasında imzalandığı söylenen acente sözleşmesi gereğince üstlenilen hizmetin yerine getirilmesi sırasında davalının 01.01.2012 tarihinde tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğinden bahisle uğranılan zararın giderilmesine yönelik belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, davalı vekilinin davacı tarafın haksız feshi iddiasını kabul etmediği tazminat olarak yapılan kesintilerin haksız olduğuna ilişkin iddiaları kabul etmeyerek kesintileri acentelik sözleşmesine göre yapıldığını ileri sürdüğü anlaşıldı. Mahkememizin 2014/... Esas - 2019/... Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 27/04/2022 tarih ve ... sayılı ilamı ile; "...Davacılar vekili dava dilekçesinde bildirdiği 1.000,00 TL dava değerinin hangi müvekkili ve hangi talebi için ne kadar olduğunu ayrıştırmamış, mahkemece de bu hususta açıklama yapmak üzere bedel artırımına kadar herhangi bir işlem yapılmamıştır. Davacılar vekilince sunulan 02.05.2019 tarihli dilekçede, bu hususta beyanda bulunulmuş, mahkemece de bu beyana göre hüküm kurulmuş ise de, dava dilekçesinde belirtilen 1.000,00 TL dava değerinin neden kabul edilmeyen kısım içinde görülmediği açıklanmayarak hükümde çelişkiye sebebiyet verilmiştir. Mahkemece davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, her bir talep yönünden HMK 110 madde gerekçesinde belirtildiği şekilde ayrı hüküm kurulmaması usul ve yasaya uygun değildir. Ayrıca, davacının mahrum kalınan gelir talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, mahrum kalınan gelir, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedilmesi halinde ileri sürülebilecek nitelikte olup, acentelik sözleşmesinin davalı tarafça feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmadan, bu husus gerekçede hiç tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. Bu hali ile mahkemece yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve değerledirme yapılarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/22-1166 E., 2019/576 K. Sayılı 16.05.2019 tarihli içtihadı da dikkate alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Kabule göre de, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp her iki davacı da davasını ayrı ayrı açabilecekken usul ekonomisi ilkesi gereği birlikte açmış olup esasında iki ayrı dava bulunmaktadır. Bu nedenle davaları reddedilen her iki davacı yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru ise de, davacı şirket yönünden davanın reddedilen kısmına göre davalı lehine eksik vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına...." karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/04/2023 tarih ... sayılı ilamı ile dosyanın mahkememizin işbu dosyası ile birleştirildiği görülmüştür. Mahkememizce toplanan delillere, iddia, savunma ve istinaf bozma ilamına göre bilirkişiler heyetinden alınan 05/06/2024 tarihli raporunda; "..Davacı yan kayıtlarında; Kredi kartı tazmin kesintisinin 2007 yılında 18.088,83.-TL, 2008 yılında 26.855,03.-TL 2009 yılında 13.310.-TL ve 2010 yılında 12.046,47.-TL olmak üzere toplamda 70.300,33.-TL olarak kayıtlandığı,” raporlanmıştır. Davalı tarafından ibraz edilen 2007-2011 yılı detay mizanları ve muavin hesapları üzerinde inceleme yapıldığında; 2008, 2009 ve 2010 yıllarında davacı kayıtlarında yer alan kesinti miktarı davalı hesabındaki kesintilerden daha fazla olduğu ve davalı hesaplarında davacı adına SGK vb ödemelerinde yapılmış olduğu, söz konusu fazla ödemelerin tamamının tespitinin hesap açıklamalarının yeterli olmaması sebebi ile mümkün olmadığı, bu ödemelerin de hesaba dahil edilmesi sebebi ile fon hesabının fazla verdiği, davacının haklı kabul edilmesi ve1/3 kesinti yapılacağı kanaati halinde davalının (toplam 23.433,44.-TL) den sorumlu olabileceği hesaplanmakta olup; takdir Sayın Mahkemenize aittir. Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesine “11. Acentenin Ve İşin Kontrolü” dayanılarak yapılan denetimler sonucunda davacı tarafın acentelik sözleşmesinin “10. İşin Zamanında ve kaliteli yapılmaması” maddesine göre davalı ana firma ... A.Ş. tarafından derhal fesih edilmesinin haklı fesih olduğu kanaatine varıldığı, Acenteden yapılan kesintiler incelendiğinde; Call ... hizmetleri, AÇM SMS hizmetleri kesintilerinin taraflar arasında yapılan sözleşmede yer almadığının tespit edildiği, Acenteden yapılan kesintiler incelendiğinde; Call ... hizmetleri, AÇM SMS hizmetleri kesintilerinin taraflar arasında yapılan sözleşmede yer almadığının tespit edildiği, Acenteden yapılan kesintiler incelendiğinde; Operasyon Cezası, KK ceza ve Cep Telefonu Görüşme Kesintisinin sözleşme ve sektörel uygulamalara uygun olduğu, Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesine “8. Acente Personeli ve 6. Acentenin Tazmin ve Teminat zorunluluğu” göre acente personeli tarafından ana firmanın müşterilerine ait banka kredi kartlarının usulsüz kullanılması nedeniyle oluşan tazminatın taraflar arasında yapılan acentelik sözleşmesine göre acenteye yansıtılmasının uygun olduğu kanaatine varıldığı, Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinde “Acentelik Sözleşmesi Fesih Sebebiyle İleriye Dönük Kazanç Kayıpları” konusunda herhangi bir bilginin tespit edilemediği, taktirin Sayın Mahkemeye ait olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/04/2023 tarih ... sayılı birleştirme kararı ile mahkememiz dosyasıyla aralarında bulunan irtibat nedeniyle dosyaların birleştirilmesine karar verildiği , ... Ticaret Mahkemesine konu davanın müşterilere verilmesi gereken kredi kartlarının davacı şirket personelince yapılan harcamalar sonucu oluşan zararın davalı hak edişlerinden kesilmiş olması sonucunda haksız yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olduğu , davalı vekilinin birleşen dosyada husumete ilişkin itirazın bulunduğu , 6 nolu celsede mahkememizce birleşen dosya .... ATM'nin 2023/122 Esas sayılı dosyanın iş bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği , mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına kaydedilen davada 30/01/2024 tarih ...-... Esas Karar sayılı kararı ile ; davacı, davalı şirketin terkin olduğunu bilmesine bilebilecek durumda olmasına rağmen davayı terkin olmuş şirkete yöneltmiş olduğundan, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği , ancak henüz kararın kesinleşmemiş olduğu UYAP sisteminde yapılan kontrollerde anlaşıldığı, Mahkememizce davacı vekiline ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 27/04/2022 tarih ve ... sayılı ilamı da gözetilerek dava dilekçesinde bildirdiği 1.000,00 TL dava değerinin hangi müvekkili ve hangi talebi için ne kadar olduğunu ayrıştırması için HMK 119/1-Ğ maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmesine, (kesin süre içerisinde cevap verilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebileceğinin ihtarına) karar verildiği , davacı vekilinin 06/11/2023 tarihli beyan dilekçesiyle ; "Dava 1.000 TL dava değeri üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılmış, daha sonra bu bedelin 500 TL si davacı ... 500 TL si davacı ... şirketinin alacağı için olduğu beyan edilmiş, mahkemenin 31.10.2023 günlü ara kararı ile alacağın her kaleminin ayrıştırılarak bildirilmesinin üzerine davacı ... ... ve Tic. Ltd.Şti yönünden alacak kalemleri ; Ödenmeyen alacak 200 TL, Mahrum kalınan kar 200 TL , davacının el koyduğu Malzeme telefon vs.100 TL olmak üzere toplam 500 TL " ; ıslah edilen değer sonrası yapılan ayrıştırma ile ; "Ödenmeyen alacak 31.549 TL ,Mahrum kalınan kar 4.266 TL ,davalının el koyduğu malzeme telefon vs. 14.185 TL olmak üzere toplam 50.000 TL" olarak belirtilmiş olduğu ; Davacı şirket ile davalı arasında 03.04.2006 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesi, davalı tarafça .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ve taraf beyanlarına göre 01.01.2012 tarihinde tek taraflı olarak feshedilmiştir. Fesih ihbarında, sözleşme gereği verilen işlerin zamanında ve gereği gibi yapılmaması, işlerin tarif edilen kalitede yerine getirilmediğinin kontroller sonucu tespit edildiği, bu davranışların sözleşmenin 10. maddesine aykırılık teşkil ettiği nedenleriyle, sözleşmenin 13. maddesinin A bendi uyarınca tek taraflı olarak feshedildiğinin belirtildiği görülmektedir. Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarih ve ... sayılı kaldırma ilamı , kaldırma kararı sonrası mahkememizce yapılan yargılama , aldırılan bilirkişi raporu , davacı vekilince talep sonucunu açıklar beyan dilekçeleri ve tüm dava dosyası bakımından yapılan yargılama neticesinde ; taraflar arasında ayrı ayrı ve birbirini takip eden iki farklı isim adında “Dağıtım Acentelik Sözleşmesi” yapıldığı,sözleşmelerde ana firma olarak ... A.Ş. Acente olarak ... ve ...'nun sahibi olduğu ... Ltd. Şti. olduğu , taraflar arasında yapılan sözleşme zamanları ... ile ... A.Ş. arasında 01.01.1996 yılında franchising sözleşmesi akdedildiği , ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti. arasında 03.04.2006 tarihinde ... A.Ş. Acentelik sözleşmesi akdedildiği , ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti. arasında yapılan acentelik sözleşmesi ... A.Ş. tarafından 01.01.2012 tarihi itibari ile tek taraflı ve derhal fesih hakkı kullanılarak fesih edildiği , mahkememizce özellikle gelen sicil kayıtlarına tarafların beyanlarına göre her ne kadar başlangıçta dava ... ve... Paz San Tic A.Ş. (ünvan değişikliği ile ... Hiz A.Ş. ) aleyhine yöneltilmiş ise de bu şirketin devir yoluyla tüzel kişiliğinin terkin edildiği ve ... A.Ş. Bünyesinde birleştiği anlaşılmakla HMK 124 maddesi uyarınca davada hasmın ... A.Ş. Olduğunun tespitine ve davanın bu davalıya karşı yürütülmesine karar verilmiş ve sonra yine ... A.Ş.'nin ise 30.09.2019 tarihli TTSG'de yayımlanan karara göre unvan değiştirerek yeni unvanının ... Şirketi olduğu anlaşılmakla mahkememizce UYAP sisteminde gerekli düzeltimler yapılarak yargılamaya devam olunduğu ; taraflar arası düzenlenen sözleşmenin feshe ilişkin 13. Maddesinde ; "..., acentenin sözleşme hükümlerinden birine aykırı davrandığını tespit halinde sözleşmeyi süresinden önce tek taraflı olarak ve ihbar Süresiz feshedebilir. ...” in bu nedenle uğrayacağı zararı ayrıca tazmini isteme hakkı da saklıdır." hükmüne yer verildiği , ... A.Ş. acentelik sözleşmesini, acentelik sözleşmesinde yer alan 10. madde (işin Zamanında ve kaliteli yapılmaması) şartlarının acente tarafından karşılanmadığı gerekçesiyle kendisine tanıdığı derhal fesih hakkını kullanarak fesih ettiği , dosya kapsamında yer alan bölge yönetici acente denetim formları ve bölge yönetici raporunda davacı acentenin operasyonel verilerinde iyileşme olmadığına yönelik tespitler , mahkememizce aldırılan dosya kapsamına uygun son tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitler bir arada değerlendirildiğinde ; taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesine “11. Acentenin Ve İşin Kontrolü” dayanılarak yapılan denetimler sonucunda davacı tarafın acentelik sözleşmesinin “10. İşin Zamanında ve kaliteli yapılmaması” maddesine göre davalı ana firma ... A.Ş. tarafından derhal fesih edilmesinin haklı fesih olduğu ,feshin haklı nedenlere dayanması nedeniyle mahrum kalınan gelir, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedilmesi halinde ileri sürülebilecek nitelikte olduğunda , davacıların mahrum kalınan gelir talebinde bulunamayacağı , ödenmeyen alacak bedeli talebi ile ilgili acente personeli tarafından ana firmanın müşterilerine ait banka kredi kartlarının usulsüz kullanılması nedeniyle oluşan tazminatın taraflar arasında yapılan acentelik sözleşmesine göre acenteye yansıtılmasının uygun olduğu ,davacının zararın personelinden kaynaklandığı gerekçesiyle hak edişlerinden kesinti yapılamayacağı hususundaki iddiasının mahkememizce TBK m. 116/2de yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk hükümleri gereği uygun bulunmadığı ve el konulan malzeme bedeli ile ilgili talepleri belirlenebilir nitelikte olup belirsiz alacak davasına konu olamayacağından ve taraflar arasındaki uyuşmazlık acentelik sözleşmesinden kaynaklı olduğundan ve TBK'da acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacaklarda zamanaşımı süresi 5 yıl olduğundan bu taleplerin zamanaşımına uğradığı, davacılardan ... ile davalı arasında başlangıçta akdedilen sözleşmeye davacılardan ... LTD.Şti ile devam edildiği ve davacı ... yönünden davanın ispat edilemediği anlaşılmakla ; davanın tüm davacılar yönünden reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp her iki davacı da davasını ayrı ayrı açabilecekken usul ekonomisi ilkesi gereği birlikte açmış olup esasında iki ayrı dava bulunduğu , bu nedenle davaları reddedilen her iki davacı yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: 1-Davacılar tarafından açılan davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 25,20 -TL ve ıslah harcı 836,80 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 384,00 -TL harcın davacılara iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sarf edilen 170,00 -TL nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ... Turizm Gıda Otomotiv San. Ve Tic. Ltd. Şti den alınarak davalıya verilmesine, 7-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır